quant

  • 6666
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

kömür sobası

saçından ayak tırnağına kadar boylu boyunca orta direk simgesidir kömür sobası. başka ısınma teknolojisi yok iken, şekli şemali, büyüklüğü, çelikten mi yoksa gri-bronz renkteki incecik tenekeden mi yapıldığı, uyuyan* mı yoksa doldur boşalt taktiğiyle mi çalıştığı vb nitelikleri ile içinde bulunduğu evin ailesinin ekonomik durumu hakkında çok büyük ipuçları verirdi. şimdi binbir türlü ısınma yolu ile parametreler arttı ve kimin eli kimin cebinde, kim rüşvet alıyor, kim kaçakçılık yapıyor, kim devleti soyuyor bilemez olduk. aslında biliyoruz ama buradan höykürürsek götümüzün derinliklerinde sert şeyler hissetme ihtimalimiz çok yüksek. o yüzden zararsız konular hakkında atıp tutuyoruz. şöyle ki;

simtaş en ünlü markasıdır. üzerinde kabartma şeklinde logosu bulunur. yüzde doksanı koyu kahverengi renktedir. taban yarıçapı r=25cm, yüksekliği h=80cm olan bir silindir(korkmayın öss sorusu değil) şeklindedir. bazıları, taban kenarı a=60cm, yüksekliği h=80cm olan dikdörtgenler pzirmasının içine oturtulmuştur. koruma amaçlıdır bu. daha çok hali vakti biraz daha iyi olan aileler sahiptir buna. haşmetli görünür. içi bire bir aynı olmasına rağmen, bu korumalı olanlar sanki daha iyi ısıtacakmış gibi bir izlenim yaratır. sümme haşa yalandır, palavradır. bu kahverengi simtaşlar "uyuyan güzel" ismi ile mükafatlandırılmışlardır satıcılar tarafından. çünkü altında bulunan hava alma deliğinin genişliği ayarlanabilmektedir. bu yüzden deliği tamamen kapattığınızda yaklaşık bir-iki saat süre ile içindeki közü korur. tekrar açtığınızda, aldığı oksijenle birlikte alevlenerek, tekrardan yanmaya başlar. tabi içinde bişi varsa. bu ayar fasilitesi(sözlükte işinize yaramaz. bakmayın öyle) "amaaan çok yandı, çok sıcak oldu" şikayetlerinizi de kaale alır, "yarım ayar" gibi bir opsiyonu vardır;

- yavrum altını kıs bakiim sobanın, sabaha bişi kalmıcak*
- tamam yaa...bişi izliyorum...çekil önümden...
- yarım ayar yap
...
- hşşş çocuuum kıstın mı sobanın altını?
- !!!
- körolmayasıca! o kadar da söledim sana... al işte bi gram ateş kalmamış içinde... sabah kim hazırlıcak şimdi bunu... ha! cevap ver!
- (yusuf yusuf)...anne napıyosun yaa... ne diye kapattın şimdi televizyonu
- izlenmicek!

*anne, sabahın köründe, soğukta, elleri buz tutarken o kovayı hazırlamanın ne kadar zor olduğunu bildiği için, sabaha altını açınca, az çok ısı versin, öğlene doğru kova yenilenebilsin ister.

iki çeşit daha kömür sobası vardır. biri "boyanan" diğeri de "fırın gözü" olarak bilinir. "boyanan"; gri benzeri bir renktedir. "boyanan" olarak adlandırılmasının nedeni de budur. çünkü her kış bitiminde üzerindeki boyalar sıcaklık nedeniyle çıkar, dökülür. metali oldukça incedir. vurunca "tin tin" ses gelir. daha ziyade ekonomik zorluklar içinde yaşayan ailelerin evlerinde ikamet eder. "fırın gözlü"ler ise ortadan ikiye ayrılmıştır. bir tarafı ateşin yandığı yerdir. diğer tarafı da yanan ateşi alet ederek kendini fırın zanneder. ekmek pişirilir, kestane pişirilir, yemek ısıtılır. üzerinde ise banyo için ısıtılan sular bulunur, çaydanlıklar, büyük tencereler içinde. ama bu "fırın gözlü" sobanın en önemli özelliği fırın bölmesinin kapağında, elini kesmiş, diğer elindeki kanlı bıçakla ters ters bakan pala remzi resmi olmasıdır. çocukluğumuza işlemiş, sobanın yakıcı(cıs) olmasının yanına tuz biber ekmiştir. zaten, "bi gün, böle odanın içinde salak salak koştururken ayağım takılacak, yüzüm bu kaynar şeye yapışacak" korkusu ile yaşamaktadır ufacık bünye. bir de o korkutucu nesnenin üzerine, elinde kanlı bi bıçak olan, bi parmağı kopmuş, kanları akmakta olan palabıyıklı amca karikatürü koyma fikri hangi sadist insan evladından çıkmıştır, büyük merak konusudur. pezemenkler!

iki gıdım hava ile yerin fersah fersah altında, yüzündeki karalar, baretindeki fener ile madencilerin sağlıklarını tehlikeye atarak çıkardığı bir madendir kömür. kömür sobası da bunun bilincindedir. yaktığı madenin kıymetini bilir. ayrıca bahçeden, ormandan getirilen, kırılmış dallar, yıkılmış ağaçlar da yakıtıdır bu sobanın. o odunların da nasıl zorluklar içinde getirildiğini bilir, eşek sırtında, yayan... kömür sobası güzel şeydir...

ordan burdan toplanan odunlar öyle rastgele bi köşeye atılmaz. emekli babaların en çok sevdiği uğraşlar haline gelirler bu küçük odun parçaları. hergun belli saatte kalkarak odunların bir kısmını kırarlar. hepsini bir günde kırmazlar, emekli olduğu gerçeği ile uzun bir süre karşılaşmamak için. en azından yapıcak işleri olur;

- hanım yarın beni erken kaldır...
- o niye bey... emekli oldun...yat işte öğlene kadar...
- emekli memekli olmadım ben! işim var diyorum kadın!

o odunlar teker teker itina ile 25cm uzunlukta kesilir. kesildikten sonra bir güzel sıralanır. asker gibi*. kesilen odunlar, helezonik bir şekilde örülerek bir kule yapılmış ve ortaya bir sanat şahaseri çıkmıştır. emekli baba pek tabi bu şaheserinin üzerine titrer. yıkılması, yağmurdan ıslanıp gevşemesi gibi etkenleri engellemek için seferber olur. şaheserin üzerine kedi oturur, kıçına süpürgenin sapını yiyerek, havada taklalar atarak uzaklaşır. anne soba kovasını hazırlamak için odun kulesinin yanına yaklaşır, baba hemen arkadan bi yerden çıkagelir;

- ne o!?
- bişi yok be manyak! soba hazırlıcam...
- nası hazırlıcan?
- baya hazırlıcam... böle böle böle(hırsla odunları kovaya atar) koycam odunları kovanın içine... alla halla nizamettin delirteceksin beni!
- huuuooop dur dur dur...dur bakiim... öle konmaz onlar... bak böyle en üstten alıcaksın... altlardan alıp bozmucaksın...
- pesuphanallah!!!

bu kömür sobalarının kurulması(installation) da çok zordur. o geçen kıştan kalmış pis, kurumlu boruları temizliceksin, delinmiş olan kovasını yeniliceksin... sobanın odasını, odadaki mevkisini belirlemek başlıbaşına bir sorundur zaten. bu sorunu aşınca, boruları havada tek elle birbirine katmak gibi yetenekler geliştirilmelidir kurulum için. öyle windows 2000 server kurmaya, next, next, yes, i agree... demeye benzemez. tavana çakılan çivilere teller bağlanır. o teller soba borusunun bel kemiğidir. arta kalan tellerle sobaya arap sabunu kutuları (bkz: çiti kutusu) asılır. neden? soba bi şekilde boşaldığında halıya, kafamıza, çubuklu pijamamıza damlamasın, bu kutunun içinde toplansın diye. fakat bu kutuların işe yaraması için, soba ile ilgili çok iyi bir öngörüye sahip olmak gerekir. bu öngörü de, yılların getirdiği soba boşalması tecrübesi ile anne de fazlasıyla bulunur. kutunun sobanın hangi borusuna, neresine asılacağı çok kritik bir karardır. ayrıca kutular borulara sabitlenmemelidir. acil bir durum olduğunda, yani soba hiç tahmin edilemeyen bi noktadan, o siyah pis kokulu sıvısını akıtma kararı aldığında, hemen kutulardan biri akan yere getirilebilmelidir. halılar en az derecede bok olmalıdır. yine de, her ne kadar büyük bir tecrübeye sahip olunsa da her kış en az bir kere o siyah damla havada süzülerek halıya doğru hareketlenir ve ortalığı bok eder. anne "canımdan doydum! üffffff!" diyerekten harş harş harş halıyı silmek zorunda kalır. bu onun çilesidir.

sobanın yakıtını içeren kovanın hazırlanması da ayrı bir uğraştır. kömürleri mi alta koyucaksın, yoksa odunları mı, kömürlükteki stok daha ne kadar dayanır, ne kadar kömür koymalıyız, kırılmış odun miktarı azalıyor, bilmemne seviyesi düşüyor gibi sorunlarla başa çıkmak gerekir. sim city gibi anasını satiim... farkı bu oyun değil gerçek. ayrıca kovadaki kömür/odun oranı da ailenin ekonomik durumu hakkında rapor veren bir diğer olgudur.

yakılırken çıra kullanılır. daha ziyade sobanın altında stoklanır. bir diğer tutuşturucu da gazetedir. çıra oldukça pahalı olduğu için, çıra/gazete kullanımı yine ekonomik bir parite verirken, divanın altında birikmiş deste deste eski gazete miktarı da evin okur yazarlık oranı hakkında ipucu verir. atalarımız şöyle der; "gelin almadan önce biiir yemek yaptıracaksın ikiii soba yaktıracaksın" bu sözden de anlaşılacağı gibi sobayı yakmak başlı başına bir olaydır. yakıp da kendi haline bırakınca sinirlenip burnundan solur bunlar. dumanlar çıkartır. perdelerin anas.nı s.ker. çözümünü de bulamasınız, "neden tütüyo lan bu", "altı kapalı ondan mı ki", "altı açık ondan mı ki", "arkasındaki borulara giden mandalı mı kapalı acaba", "dışarda çok mu ruzgar var acaba", "bugun bizimkiler var ondan mı acaba... izlettirmicek!"

sobanın bu kadar sorunlu olduğunun farkında olmayan çocuklar, bir de üstüne üstlük soba kurulmuş evin içinde tapır tapır tapır koştura koştura top oynarlar. amca oğlu gelir, teyzenin çocukları gelir, evin salonu halı sahaya döner. sert şutlar, yarım voleler, ucarak doksandan çıkarılan toplar derken soba da bu arbededen nasibini alır ve borunun birinin zıplamadan, top çarpmasından dolayı çıkarak, bütün kurulu düzeni, yerle bir eder, her yeri is eder. yangın tehlikesinin baş göstermesinin yanında güdümlü anne terliği tehlikesi o sırada daha önemlidir.

sadece "üşüdük, ısınalım" niyetiyle değil, mükemmel bir ocak olarak da kullanılır kömür sobaları. üzerinde demlenen çaylar daha bir tatlı olur. babaanne, tüp bitmesin diye ocak yerine getirip sobanın üzerine koyar sütlü ekmeği (bkz: sütlü ekmek/#5858369). soba üzeri demirbaşlarından bir diğeri de tuğladır (bkz: tuglanin saglik destek sistemi olarak kullanilmasi). sobanın üzerinde daha bir çok aktivite yapılır. yenmiş portakalın kabukları sobanın üzerine konur, güzel koku versin diye. koku vermesi bittiğinde biracık daha tutarsanız kömürleşmeye başlar. önceden kabukları harf şekilde kesipde koymuşsanız, alın size ne güzel bir alfabe, ne güzel bir oyun daha (bkz: mandal futbol turnuvası), (bkz: mandal basket turnuvası). kışın osurulduğu zaman kapı pencere açma gibi bir lüksünüz olmadığı için, sobanın üzerine kolonya dökersiniz böylece sorunu çözmüş olursunuz. gerçi genzinizde kekremsi(osuruk partikulleri+alkol) bir tat oluşur ama...

bedenindeki lekeler de vazgeçilmezidir kömür sobasının. misafir geleceği, zaman annenin ilk işi, bu hiç çıkmayacak olan lekeleri silmeye çalışması ve her seferinde çıkmamasına küfürler yağdırmasıdır. sıcak soba bedenine değen herşey yapışmış bir hatıra bırakmıştır. pilastik top, geri geri gitmenin sonsuzluğuna inanan misafirin hırkası, portakal kabuğu ile yazılmış evin çocuğunun ismi...

bir de arkası çok önemlidir sobaların. sıcaklığın doruk noktada olduğu bu nokta, kışın evin en değerli yeridir. soguktan götü/burnu donmuş ev sakinleri zangırdayarak gelir arkasına saklanırlar, borusuna sarılırlar. ve en önemlisi pazar günü tüm aile yeni bir hafta için sırayla banyo yapar ve en yeni banyodan çıkan kişi, bi önce banyodan çıkanı sobanın arkasından ittirerek o sıcaklık mabedine girer. ohh miss...

kömür sobası aynı zamanda da bir kurtarıcıdır. görünmesini istemediğiniz şeylerin yokedilmesini sağlar. 31 gazeteleri, lekeli peçeteler, orkid, kira kontratı, hiç bi pay(bok) alamadığınız vasiyet belgesi...

ne yazıkki, bu şahane, anlatmaya doyamayacağımız kömür sobasını yukardakilerle değil her lodosda meydana gelen ölümlü karbondioksit zehirlenmeleri ile hatırlıyoruz. eğitim? ekonomik durum? cahillik? vurdum duymazlık? "bana bişey olmaz"cılık?, tedbirsizlik?...

dikkat; bu entry bakış açısına göre, değişik görüntüler verir;
90 - "allap belanı versin lan senin... bi soba hakkında bu kadar çok şey yazılır mı... ne müşkülpesentsin be"
120- "80li yıllar olmuş bu"
160- "türkiye ekonomisine göndermeler yapılmış"
180- "acı sosyal mesajlar içeriyor...göte girer bu" (bu açıdan bakmayınız lüften)
360- "ulan ne mal adammış bu...bu entryden garanti şukela alıcak 20 entry çıkar... teker teker döşeyip karmayı tavan yapmak varken... mal işte"

devamını okuyayım »
05.11.2004 23:00