semensima

  • anadolu çocuğu (345)
  • 761
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 ay önce

nuit et brouillard

bu belgeseli sinemanın, bilhassa hollywood'un neredeyse fiktifleştirdiği soykırım imajından izleyenleri kurtardığı için seviyorum. örneğin hemen filmin başında vagonlara bindirilerek götürülen yahudileri görüyorsunuz. çığlık yok, feveran yok. korku içinde yüzler var. tepki veremeyecek kadar derinden etkilendiklerini anlıyorsunuz. bir çığlık korku filmlerinde de karşınıza çıkar, bir belgeselde de. çığlığa karşı hassasiyetimizi belki de bu yüzden yitirmişizdir. hemen unutursunuz. ama bu yüzleri unutamıyorsunuz. oldukları gibi kalıyorlar. bir müzeyi gezer gibi izliyorsunuz filmi, kurguya duyduğunuz güvensizlik kayboluyor. en önemlisi, artık soykırımı sayılarla ve okunanlarla değil, zihninize yerleşen resimlerle hatırlamaya başlıyorsunuz. ölüm istatistik olmaktan çıkıyor.

baker bu belgeselden nazizm ve stalinizmi aynı kefeye koyan arendt'le beraber bahseder. arendt'in liberallik uğruna yaptığı tektipleştirmeya karşı çıkmamak cidden mümkün değildir. liberalizmi tektipleştirmek kadar totalitarizmi tektipleştirmek de sakıncalıdır. en azından baker'in değindiği gibi, "tüm iktidar sovyetlere" ve "çalışmak özgürleştirir"i ayırmak gerekiyor.

izlerken aklıma gelen bir diğer mesele de şu: terör dediğimiz "dehumanizasyon" sözcüğünü bir kez daha düşünmek lazım. bu sözcüğün ortaçağın yitik ve mağlup felsefesi nominalizmin gizli zaferlerinden biri olduğunu sanıyorum. gerçekliği olmadığı halde bir isme sahip olduğu için varlık kazanan bir şey. otorite tarafından onanmamış her türlü şiddetin tesmiye olunduğu bu varlığı kendinden menkul sözcük, eğer bir vücut kazanmayı gerçekten hak ediyorsa, chomsky'nin dediği gibi, devletin uyguladığı şiddet için kullanılmalıdır.

arendt'i de delirten şey, şiddetin sorumluluğunun metafizik bir yapıya yüklenmesi, kimsenin "sorumlu" olmaması bu belgeselde de yakalanmış bir nokta. yani devlet en başta aşkınlığından insandışılığını devşiriyor. o bunu kendini olumlama ve haklılaştırma vesilesi olarak varsayadursun, terör eğer insandışı bir şiddet ise, bunu karşılayabilecek yegane tanım devletin uyguladığı ve kendinden başkasına, hatta kendine bile hesap vermediği şiddettir. kurşun kalemle de yazılabilir: "terör devletin uyguladığı şiddettir."

devamını okuyayım »