sparkatus

  • 449
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

kedinin ölmesi

kadıköy'de bir sahafın önünde bulmuştum. o kadar yavrunun arasında niyeyse onu kaptım, indiremedim kucağımdan. sonra da eve götürdüm. hatırlıyorum, eve aldıktan sonra tam bir hafta okula gitmemiştim; sırf onunla kalmak, oynamak için. 1 yaşında başladı aslında hastalığı. kaka yapamıyordu. bazen 15 günde bir, bazen ayda bir veterinerin yolunu tutup lavmana götürüyorduk. vicdan azabı çekerdim, acaba doğal ortamında bıraksaydım hastalanmaz mıydı, diye. veterineri, belki de beni rahatlatmak için, genetik olduğunu, eğer dışarıda kalsaydı çoktan ölmüş olacağını söylediğinde rahatlamıştım biraz. veterineri hep "bu çocuk sevgiyle yaşıyor" derdi. 11 sene de sevgiyle yaşadı, yaşattık. ama kaçınılmaz son: kanser. o kadar güçlü bir kediydi ki bazen kendi kendime umutlanıp kanseri bile yenebileceğini düşünüyordum, ama her gün kötüye gitti. son bir ay her gece en az on- on beş kere kalktığımı bilirim, yaşıyor mu diye kontrol etmek için. son 2 gününü yoğun bakımda geçirdi. işte çalışmaya çalışırken veterinerin numarasını görünce kalbim durdu. konuştuklarından duyduğum tek şey "kriz geçiriyor, bu sefer atlatamayabilir" oldu. oraya gidene kadar o arabayı kim kullandı bilmiyorum ama ben olmadığım kesindi. gittiğimde daha yaşıyordu, gözleri açıktı ama hiç kıpırdamıyordu. patisini tutunca kuyruğunu sallamaya başladı, boş boş baktı yüzüme, biraz sonra da öldü. canım oğlumu son kez görüp vedalaşabildim en azından. biraz önce de evimin bahçesine gömdüm. her tarafım toprak içinde oturdum kaldım. hissettiğim tek şey boşluk. onsuz ne yapacağım hiç bilmiyorum. o kadar alışmışım ki varlığına, evin içinde dolaşırken hep bir yerden çıkacakmış gibi geliyor. son zamanlarda yediği tek şey ton balığıydı, o da light olanı :) ton balıklarıyla beraber sevgilim görmemem için sepetini, tuvaletini, mama ve su kabını, her şeyini kaldırmış. sanki hiç var olmamış gibi.. ama vardı, 11 sene boyunca benimleydi. sevgililerimden ayrıldım, o tüylü dar omzunda ağladım, en kötü anlarımda sarılıp uyuduğumuzda benimleydi, sabahlara kadar çalıştığımda benimle o da uyumadı, bütün sırlarımı, dertlerimi, saçmalamalarımı büyük bir bilgelikle ve sabırla dinledi. 29 senelik hayatımda mutluluğumu, sevincimi, üzüntümü en çok paylaştığımdı, kunduzumdu, sarı kafamdı. asla sadece bir kedi değildi ve hiçbir zaman da olmayacak.

devamını okuyayım »
06.07.2011 02:11