şükela:  tümü | bugün
  • türk edebiyatının önemli dehalarından roman alanında belkide bir iki isimden biri olmasıyla da yerini bir başka kılan peyami safa'nın olgunluk dönemi eseri olduğu söylenir. bir diğeri için (bkz: yalnızız). karakterler orhan ve necati arasındaki politika, felsefeve hayatın kendisi üzerine insanın ufkunu genişleten sohbetler romanın fikri merkezini oluşturur.. okunması tavsiye edilir..
  • ubor metenga'nın 13. bölümünde (23 temmuz 2002 gecesi) peyami safa'nın "sokakta kalan şair" adlı hikâyesini incelediklerinde ayfer tunç'un hem düşünce açısından, hem karakterlerin kurgusu açısından "gaddar" olarak nitelediği [yalnızız'la beraber] peyami safa romanı.
  • (bkz: we the people)
  • arif sağ'ın 1993 yılında çıkardığı albümü. aynı adlı parçası da çok güzel bir halk türküsüdür.
  • ilk once bu kadar basarili ve onemli bir romanin sozlukte bu kadar az yer almasi eksiklik olmus, bir entry'yle de olsa kapatmaya calisayim.

    --- kismi spoiler ---

    bu kitabi iki acidan inceleyebiliriz; ilki genelde suleyman necati ve orhan uzerinden yurutulen materyalizm, milliyetcilik, muhafazakarlik gibi dusuncelerin tartismasi ikincisi ise orhan ve vedia uzerinden anlatilan kadin erkek iliskileri. ilk zaviyede diger peyami safa romanlarinda gordugumuz dusunce akisinin bir benzerini goruyoruz. ilk basta ailesine bir tepki olarak materyalizmi cok da dusunmeden benimsemis bir karakterin yasadiklari sonunda dogru yola girdigini okuyoruz, gerci o karakterin bu konudaki nihai dusuncelerini ogrenemiyoruz. lakin, burada bir surpriz olacagini sanmiyorum.

    ikinci zaviyede ise, insan tabiyatini cok iyi anlayan ve anlatan bir yazarin bu konu hakkinda yine tatmin edici seviyenin uzerinde olan tahlilerini goruyoruz. isin guzel tarafi kitabin sonuna kadar hep orhan'in kafasindaki sorunlarla muhattap olurken bir anda vedia'nin dusuncelerini arada perde olmadan ogreniyoruz. isin dikkat celbeden tarafi da orhan vedia'nin hep karakter kismina onem vermisken, kafasini mesgul eden kisimlar hep bu taraftan gelmisken; vedia'nin orhan'a evet demesindeki en buyuk engel orhan'in gorunusunun olmasi. hatta vedia kiyafet gibi degistirilmesinin herhangi bir mesaket getirmedigi evlilik tasarrufu icin nispeten onemsiz detaylara takilmis.
    --- kismi spoiler ---

    bazilari evlilikte dar kapsamli bir mantigin onemli oldugunu soylese de sahsen evlilikte mantik cercevesinin fiziksel gorunumunu de icermesi gerektigini dusunuyorum. bu roman da dusuncemi destekler nitelikte. bir bayanin evlenmeyi dusundugu erkegi fiziksel olarak begenmemesi, evlilik gerceklesse bile o erkek icin hayati bedbahtlik cukuruna cevirebilir. erkegin fizigini begenmeyen kadin bunu hal ve hareketleriyle illaki belli eder, erkegi kendinden sogutur. bu noktada erkek eger durumun farkina varirsa iliskiyi uzatmadan bitirmelidir. bitmedigi durumda kadin erkegi hic bir zaman kendine yakistiramadigindan hayati boyunca tatminsizlikler icerinde kivranip durur, erkegi de kendisinden beter hale sokar.

    allah kimseye boyle bir imtihan nasip etmesin.
  • az önce son sayfasında yazılanları okurken içimi bir huzursuzluğun kapladığı kitap. onbeş yıl önce almışım, ilk sayfasına düştüğüm tarih notuna bakınca. ıki üç defa okumaya yeltenmis olsam da bitirememiştim, yarım kalmıştı.. çok uzun süredir klasik türk edebiyatı eseri okumamıştım. okul yıllarıma dönmemi, o yıllarda aldığım keyfi içimde yeniden duyumsamamı saglamis kitaptır.gerek dönemi gerek ilişkileri analiz ederek kendi üslubunda aktarmış peyami safa .

    orhan icin hiç öngörmedigim bir son ile beni boş bakan gözlerle bıraktı, nasıl ya diyorum.. ekleyecegim pek cok altı çizili yer var..
  • olay örgüsü ve muhtevası açısından yeni dönem 'bestsellers' okuyucularına çok bir şey vaat etmese de okudukça zihnimizi açan ve dar kalıplar içerisinde seyreden yaşamımıza yeni renkler katan inanılmaz bir peyami safa romanı.

    ayrıca bu romanın 'yalnızız' ile beraber türk edebiyatının en güçlü romanlarından biri olduğunu düşünürüm. vedia ile orhan gece gezmelerinde muhabbet ederken mikrofonu bana tutsunlar isterim. daha sonra necati, orhan ve süleyman; materyalizm, komünizm, milliyetçilik, memleket meseleleri konuşurken keza bana da söz versinler isterim.

    okuyunuz okutturunuz abiler. zihnimiz açılsın.
  • peyami safa'nın bu romanında "aşk"ın ne olmadığına ilişkin bir paragraf vardır; çıkılan yolu ve yoldaşı sahiplenip, "bismillah"tan sonrasına "eyvallah" diyebildiğin taktirde aşıksın der:

    …sevmesini bunlar biliyor. susarak sevmesini. erkek susar, kadın da. “beni seviyor musun?”lar yok. “daha mı az, daha mı çok?”lar yok. maziden ve istikbalden şüpheler yok. emniyet yüzde yüz. fedakârlık bitirmiş. “ben seninim, sen de benim.” o kadar. “sözlüyüm” diyorlar. bitti. iki taraf da ölünceye kadar öteki için parçalanmayı göze alıyor. sessiz. aşk mektupları, sitemler, tehditler yok. mutfakta bir tıkırtı iclal, mustafa’nın çorbasını pişiriyor. hep onu düşünüyor. yirmi sene, elli sene hep onu düşünecek. mustafa eşikte görünüyor. sessiz. dil dökmüyor. dil olmayan yerde yalan olur mu? onun bir iclali var. dünya o. mağrur, susuyor. vazife saati. iclal daha çorbayı pişiriyor. ne ciddiyet! sevmesini bunlar biliyor. bunlar olmasa dünya ne kadar tenha ve hazin olur. …
    bizim aşklarımız tam sevgi olmadığı için, manilere rastladığı için, taşlara çarpan su gibi kabarıyor, sıçrıyor, dağılıyor, gideceği yere rahat gidemiyor. bütün tereddütlerimiz, şüphelerimiz, korkularımız, itimatsızlıklarımız, küçük görüşlerimiz, kendimize güvenmeyişlerimiz, iç çekişlerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız, hepsi, hepsi, aşkımızın tam olmamasından, yolunu bulamamasından. bizimkisi aşk değil, aşk hastalığı; onlarınkisi aşk hastalığı değil, aşk.

    (bkz: kervan yolda düzülür)
  • 1959 yılında peyami safa tarafından yazılmış gayet kaliteli bir eser. hakkında bu kadar az entry girilmiş olması garip. kitabın bir kısmında siyasi içerikli fikirler çok yoğunken, bir yerden sonra aşk ve diğer birçok insan ilişkilerini konu alarak ilerliyor. zamanın istanbulunda(birinci dünya savaşı sonrası) halk arasında yaşananları da yansıtması açısından tarihi bir tarafı da var.

    yalnız benim anlayamadığım bir şey var burada. vedia'yı bu duruma iten sadece kararsızlık mı? orhana söylemediği şeyler olduğunu biliyoruz kitaptan. ****** söylenecek bir şey olup da söyleyememesi mi yoksa sadece kendi kararsızlığı için mi bilinmez ama her halükarda orhan'a (hatta bahri ve diğerlerine de) yapılan bir haksızlık ve bencillik var. ilişkilerdeki en sevdiğim söz: "nasıl söyleyebilirdim ki? benim için ne kadar zor olduğunu anlayabiliyor musun?" kesinlikle çok tek taraflı bir bakış. bahri, orhan, rüştü, ali haydar...ne olduğunu tam bilemiyoruz ama sonuçlarını düşündüğümüzde kararsızlık, bencillik veya başka bir şey bunu meşru kılmaz diye düşünüyorum.

    insan karakterine bol bol gönderme yapılan, çeşitli hayat felsefeleri arasında geçiş yapan ve bakış açıları değişen insanların olduğu, çoğu karakterin batınında yaşadıklarının zahirine aksettiği, dili bazen bir tık ağır gelebilen, sürpriz sonlu, insana bir şeyler katabilecek bir eser. okuyunuz , okutunuz.

    beğendiğim bazı bölümler:

    --- spoiler ---

    # korku ile tehlikeye doğru koştum, yani gene erken uçtum, başımın nereye çarpacağını bilemiyorum.

    # arkaüstü yatışı, ona hayatının bütün mücadelelerinde -eski zaferlerinin ruhi ganimetlerini bile iade edecek kadar- mağlup oluşunun en zelil ifadesi gibi görünüyordu. sırtüstü yere gelmişti.

    # her tesadüfümde bana ahvali alemi sorar. başka mevzuu yoktur. sormaktan maksadı anlatmaya vesile bulmaktır.

    # çok doğru söylüyorsunuz...evet canı sıkılanlar sevmeyenlerdir. çalışmak! evet, ruhumuz da çalışır; evet, aşk...ruhumuzun meşgalesidir.

    # bütün büyük kadın meseleleri, bizi içine almak için, mukavemetimizin en az olduğu günleri beklerler. o anlarda ruhumuzun topuzları gevşeyen kapıları en hafif rüzgarla açılır ve içeriye, bir gün her şeyimiz olmaya namzet kadın giriverir.

    # kederin insanları somnambül haline getirdiği büyük ümitsizlik anlarında, yabancıdan gelebilecek tesellilerin hepsi, yaşanan facianın dehşetini daha çok hissettiren yalan merhemlerden başka ne idi? yaranın üstüne sürülürken parmağın ilave edeceği acıdan başka ne tesiri olabilir?

    # (...)fakat sana bir tavsiyem var: kızda bu kararsızlık fazla devam ederse göründüğü kadar enteresan bir ruh olmadığını hemen anla ve vazgeç. onun için şimdiden pek derine dalma. tecrübe et. kararsızlığa fazla müsamaha etme. çünkü anarşi hiçbir kıymeti temsil etmez; ahenkten başka aşkınıza layık olabilecek hiçbir şey yoktur. ahenk idealinden şaşma. **

    # "sevgi ne demek bir kere. bin hali bin nev'i var..." dedi kendi kendine.

    # işte, vediacığım, sevmesini bunlar biliyorlar. susarak sevmesini. erkek susar, kadın da. “beni seviyor musun?”lar yok. “daha mı az, daha mı çok?”lar yok. maziden ve istikbalden şüpheler yok. emniyet yüzde yüz. fedakârlık bitirmiş. “ben seninim, sen de benim.” o kadar. “sözlüyüm” diyorlar. bitti. iki taraf da ölünceye kadar öteki için parçalanmayı göze alıyor. sessiz. aşk mektupları, sitemler, tehditler yok. mutfakta bir tıkırtı iclal, mustafa’nın çorbasını pişiriyor. hep onu düşünüyor. yirmi sene, elli sene hep onu düşünecek. mustafa eşikte görünüyor. sessiz. dil dökmüyor. dil olmayan yerde yalan olur mu? onun bir iclali var. dünya o. mağrur, susuyor. vazife saati. iclal daha çorbayı pişiriyor. ne ciddiyet!

    sevmesini bunlar biliyor. bunlar olmasa dünya ne kadar tenha ve hazin olur. anladın mı vedia hanım? günde on defa chopin çalsan bunu onlar kadar anlayamazsın.

    bizim aşklarımız tam sevgi olmadığı için, manilere rastladığı için, taşlara çarpan su gibi kabarıyor, sıçrıyor, dağılıyor, gideceği yere rahat gidemiyor. bütün tereddütlerimiz, şüphelerimiz, korkularımız, itimatsızlıklarımız, küçük görüşlerimiz, kendimize güvenemeyişlerimiz, iç çekişlerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız, hepsi, hepsi, aşkımızın tam olmamasından, yolunu bulamamasından. bizimkisi aşk değil, aşk hastalığı; onlarınki aşk hastalığı değil, aşk.

    # (...)bu zarif kalıbın içine ruhum dolmaya başladı. sanki ben orhan'ın ruhundan biraz alıp rüştü'ye doldurdum; rüştü'nün şeklinden biraz alıp orhan'a verdim. onları birbirine benzetiyorum. halbuki onlar başka başka güzeldiler. ikisini de öldürmüş olmuyor muyum?
    --- spoiler ---
  • biz insanlar,peyami safa'dan okuduğum ilk kitap. güzel bir başlangıç yaptım galiba. hayalini kurduğum peyami safa'yı tam olarak buldum. belki de fazlasını.
    kitap; orhan,necati ve vedia'nın etrafında gelişiyor. biraz daha ileri gidersem necati ve vedia'da orhan'ın etrafında gelişiyor diyebilirim.
    kitap boyunca vedia'nın fiziki görünüşünü merak ettim,çok hoş,narin bir kız galiba diye hayal ettim. onun sarsılışları,duygularının dışa vurumunun betimleniş şekli çok hoşuma gitti. aslında fiziki olarak tasviri de vardı ancak bunun üzerinde durmak istemedim. kafamda bi vedia oluşturup onu merak etme zevkinden mahrum olmak istemedim galiba. vedia'nın anlamının da saklanan nesne olduğunu öğrendikten sonra kararımın ne kadar isabetli olduğunu da gördüm.
    bu kitapla beraber anladım ki peyami safa'nın yeri bende ayrı olacak.