şükela:  tümü | bugün
  • hayatı çimento renginde yaşamaktır. çirkin bir gri renk kaplar hayatı. kişiyi bunalımlardan depresyonlara koşturur. eve gelen güneş ışığını yüzde yüz soğurur. siyah bile bu kadar iğrenç olamaz.

    kendimi devam eden inşaatta çalışan, inşaatın yarı tamamlanmış bir odasında yatıp kalkan amele gibi hissediyorum. biriketlerin üstüne tan gazetesi serip peynir-zeytin-ekmek üçlüsü ile beslenen ameleler.. köşeden potansiyel bir arabeskçi fırlayacak gibi.

    20 yıldır böyle. babam hala inatla direniyor evi boyatma fikrine. savunması da "şimdi biz bu evi boyatsak, kirlenecek ve her birkaç yılda bir yeniden boyatmak zorunda kalırız. ne gerek var böyle masrafa." şeklinde.
  • bazılarının hoşuna gitmeyen durumdur.

    birde bunun okulu vardır.
    bazı bölümlerin bazı kısımları vardır, ki bunlar %30 civarındadır belkide daha fazladır; boyasızdır.
    çıplak beton rengidir, bazılarının hoşuna gitmez bu renk kasvetli bulurlar.
    ben sevenlerdedim. boya istemeyen, yapıldığı gibi duran o renk benim hoşuma gider.
    bazı akıllılar o çıplak mat gri renkteki beton; parlak griye boyamıştır. işte bu benim hiç hoşuma gitmez.

    (bkz: boyasız okulda okumak)
  • (bkz: brutalizm) bir mimari akım olarak yaklaşılabilir
  • (bkz: toki arena)

    not: galatasaraylıyım.
  • heralde bi çokları için fakirlik göstergesidir.

    teyzelerimden birinin eşi elinde hiç para tutmazmış. köy yerinde günlük işlerde çalışır, karşılığını da genelde yiyecek olarak alır onu da bazen eve getirir bazen getirmezmiş. 4 çocuktan sonra da tarla kavgası nedeniyle cinayete kurban gitmiş. 2 kız 2 erkek 4 çocukla köy yerinde duramayan teyzem de her şeyi satıp ankara'da bi ev alıp yerleşmiş uzun yıllar önce.

    ev dediğim de duvar yerine sac konulmuş, çatısının yarısı olmayan bi harabe. 2 erkek çocuk akşamları duvarlara top vururlarmış da komşular gürültüden şikayete gelirlermiş. gel zaman git zaman evin eksikleri tamamlanmış ki tamamlanmış halinde bile yerler kara betondu, tuvalet dışarıdaydı ve evet duvarlar boyasızdı.

    çocuklardan bi kız olan hariç hepsi evlendi. evlenmeyen de uzun yıllar felçi teyzeme baktı. teyzem vefat ettikten sonra da 'başımıza kalır.' korkusu ile kendinden yaşça çok büyük biri ile apar topar evlendirdiler. evlendiği adam da gezmeye meraklı, iyi huylu bi adam çıktı. hiç görmediği bi hayatı yaşatıyor şimdi, aşık gibiler. ancak evlendiği adamın iki evi olmasına rağmen uzunca bi süre eski evden kopamadı ve ayda belki bir hafta iki hafta o boyasız evde kalmaya devam etti.