şükela:  tümü | bugün
  • asıl adı asım tahir el-berkavi olan ebu muhammed asım el-makdisi, berka’lı muhammed bin tahir’in oğludur. hicri 1378 (m. 1959)’de batı şeria’nın nablus kentinin berka köyünde doğan ebu muhammed el-makdisi, neseb olarak uteybi’dir.

    en büyük oğlunun adı muhammed olduğundan lakabı ebu muhammed’dir. tebliğ davetine başladığı zamanlarda yazılarında kendi isminden daha çok makdisi ismiyle tanındı. bunun sebebi müslümanlar için manevi önemi olan beytü’l- makdis’in, doğum yeri olan nablus bölgesindeki berka köyüne çok yakın olmasıdır. bu belde 1967 yılından bu yana israil’in işgali altındadır.

    üç ya da dört yaşlarındayken pek çok filistinli aile gibi makdisi’nin ailesi de maddi sıkıntılar nedeniyle kuveyt’e yerleşti. ilk ve ortaöğrenimini bu ülkede alan makdisi, çeşitli islami gruplarla öğrenim yıllarında tanıştı.

    üniversite çağına geldiğinde medine’de dini öğrenim görmek istemesine rağmen, babasının isteği doğrultusunda ırak’a giderek musul üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. bu yıllarda ırak ve yugoslavya devletleri arasındaki öğrenci değişimi antlaşmasının gereği olarak saraybosna üniversitesi’nde de öğrenim gören makdisi, ardından suudi arabistan’a giderek medine’de islami dersler aldı.

    ilim yolunda kuveyt ve hicaz bölgesinde çok sayıda hocadan ders alan makdisi, günümüz hocalarının tağutlara karşı doğru bir duruşu olmadığını kavrayarak, başta şeyhulislam ibn-i teymiyye ve öğrencisi ibn-i kayyım olmak üzere selef âlimlerinin kitaplarına yöneldi. ayrıca necid ulemasının eserlerini de önemsedi.

    bu dönem şeyh makdisi için bir dönüm noktası oldu. farklı islami cemaatlerle bağlantıya geçerek birçok hocadan ders aldı. allah’ın lütfuyla hayatının en başından itibaren siyasi parti faaliyetlerine uzak durdu. cihad akımlarına mensup cemaatlerle görüşmelerinin şeyhin üzerinde büyük etkisi oldu.

    1980’lerin ikinci yarısında afganistan’da sovyetler birliği’ne karşı verilen savaşa katılmak üzere afganistan’a giden makdisi, dini eğitim vermenin yanı sıra savaşlara da katıldı. bir süre pakistan’da mücahid eğitim kamplarında islami dersler verdi. bu süreçte yazdığı ve ilk kitabı olan “millet-i ibrahim” kitabını da orada bastırdı.

    1992 senesinde ebu muhammed el-makdisi davet çalışmalarına ürdün’de devam etmeye karar verdi. şeyh makdisi tevhid, tevhidin gereklilikleri, tevhidi bozan haller gibi pek çok insanın – bildiğini zannetse de – bilmediği ve gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu önemli konulardan dersler vermeye başladı.

    zaman zaman tekfirde aşırıya giden gruplarla görüşen şeyh, tekfirde aşırılık seline karşı bir set görevi gören “30 risale” isimli ünlü reddiyesini kaleme aldı. aynı şekilde mürcie cemaatlere de davette bulundu ve bidatlerine reddiye olması için “asrın mürcielerine reddiye” gibi eserler yazarak mürcie cemaatlerin ortaya attığı iddialara cevap verdi. üstad, ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesinin tahrif edilmesini önlemek için ilmiyle cihadı bir an olsun bırakmadı.

    şeyh, ürdün’de demokratik seçimlere yakın bir dönemde, demokrasinin batıl bir düzen olduğunu ortaya koymak için “demokrasi dindir” adlı risalesini kaleme aldı.

    şeyh makdisi’nin davet çalışmasının büyümesi amerika’nın uşağı ürdün yönetimini rahatsız etti. ürdün’ün israil devleti’ni resmi olarak tanıdığı ve diplomatik ilişkiye geçtiği 1994 yılında, filistin’de siyonistlere karşı operasyonlara katılmanın caiz olduğuna dair verdiği fetvası gerekçe gösterilerek tutuklandı.

    kitaplarına ve yazılarına el konulan şeyh, ürdün’ün kafkafa hapishanesi’ne ilk olarak atıldı. tağutların zindanında tevhidi davetini kesmedi. hapishanede birçok risale yazıp diğer koğuşlardaki tutuklulara dağıtarak birçoğunun şirk bataklığından islam’ın aydınlığına girmesine vesile oldu. daha sonra şeyh’i sindirmek için çeşitli hapishanelere sürgüne gönderdiler.

    hapishanedeki davet çalışmaları, birçok insanın kendisini ziyaret edip ilmi konularda fetva alması, hapishanede yazdığı risaleleri serbest bırakılan mahkûmlar tarafından dışarıda bastırılıp dağıtılması şeyh makdisi’ye yeni soruşturmalar açılmasına neden oldu. şeyh ve arkadaşları, diğer mahkûmlarla iletişimlerinin kopması için belka’daki küçük bir hapishaneye nakledildi. bütün bu yapılanlar davetin daha çabuk yayılmasına vesile oldu. şeyh makdisi’nin kitapları ve hapishanedeki tavizsiz duruşu halk arasında taraftar bulunca, şeyhle birçok dergi ve gazete röportaj yaptı.

    1995 ile 1999’da makdisi, daha sonra ırak cihadının komutanı olacak olan ebu musab el-zerkavi (2006 yılında şehid düştü) ile hapishanede aynı hücreyi paylaştı ve onun manevi akıl hocası oldu. 1999’da hapisten çıkan makdisi, serbest kalmasının üzerinden bir yıl geçmeden ürdün devletince tekrar tutuklandı.

    “asrın hubeli” amerika’nın kibrini kıran 11 eylül 2001 saldırılarından sonra, amerika’ya ruhlarını satmış sahte hocaların mücahidleri eleştiren yazılar yazması üzerine, şeyh makdisi’nin 11 eylül saldırısının şer’i açıdan caiz olduğuna dair delillerini sunarak fetva yayınlaması ve mücahidleri haçlılara karşı yeni saldırılara teşvik etmesi gündem olmuştur.

    2005’in 28 haziran’ında tekrar serbest bırakılan şeyh makdisi, hapisten çıkması üzerine el-cezire ile gerçekleştirdiği ünlü röportajının hemen akabinde (hapisten çıkmasından bir hafta sonra) yeniden tutuklandı. müslümanları ırak’taki amerikan askerlerini vurmaya teşvik etmek suçundan (!) 3 yıl hapis cezası verildi. cihada teşvikten dolayı 3 yıl daha “medrese-i yusufiye”de kaldıktan sonra 2008 yılında serbest bırakıldı.

    2010 yılında ürdün’de yeniden tutuklanan ünlü âlim şeyh ebu muhammed el-makdisi, ağustos 2011’deki mahkeme oturumunda afganistan islam emirliği olan taliban’a yardım etmek ve ürdün’de taliban’a katılmak için gönüllü yetiştirmekten suçlu bulunup 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. kasım 2011’de kurban bayramı vesilesiyle ürdün firavunu tarafından zindandaki yüz müslümanla beraber “affedilerek” yeniden serbest bırakıldı. bu davası ocak 2012’de karara bağlandı ve ürdün devlet mahkemesi şeyh ebu muhammed el-makdisi hakkında beş yıllık hapis cezasını adaletsiz bir şekilde onadı. 2015'in şubat ayında serbest bırakıldı.

    ebu muhammed el-makdisi’nin tawhed.ws internet sitesi üzerinden yirminin üzerinde kitabı ve yüzlerce risale ve makalesi yayınlanmaktadır. tevhid ve cihad minberi olarak da bilinen bu internet sitesi, aynı zamanda küresel cihadın en büyük arşivlerinden biridir.

    şeyh makdisi, yıllarca zindanlarda kalmış olsa da, küresel cihadın en aktif âlimlerinden olmaya devam etti. islami mağrip cihad emiri ebu musab abd el-vadud ve kafkasya emirliği başkadısı anzor astemirov (künyesi emir seyfullah olup 2010’da şehid düştü) gibi birçok cihad emiriyle düzenli yazışmalarda bulundu. şeyh dünyanın dört bir yanından ilim ve cihad ehli ile imkânlar ölçüsünde daima temas halindeydi. şeyh makdisi’nin talebeleri dünyanın dört bir yanında cihad cephelerinde en ön saflardadır. şeyh makdisi’nin kendi oğlu ömer bin asım el-makdisi de ırak direnişinin ön saflarında yer aldı ve musul’da üç mücahid arkadaşı ile beraber haziran 2010’da amerikan askerleri ile girdiği çatışmada şehid düştü.

    ebu muhammed el-makdisi’nin 1994’ten bu yana (kısa dönemli serbest bırakılmaları dışında) zindanlarda tutulmasında en büyük etkenlerin başında dünyanın dört bir yanındaki cihad takipçileri tarafından dini bir otorite ve manevi bir lider olarak kabul edilmesi yatmaktadır. yıllardır zindanlara atılarak susturulmaya ve sindirilmeye çalışılsa da onun sesi olan kitapları ve fetvaları asla zincire vurulamamış olup, dünyanın dört bir yanındaki muvahhidlere rehberlik etmeye devam etmektedir. şeyh makdisi’nin tağutların karşısındaki ibrahimî duruşu asla unutulmayacak, cihada teşviki müslüman gençliği harekete geçirmeye daima devam edecektir. allah onu esaretten kurtarsın ve firdevsi ile mükâfatlandırsın.

    şeyh ebu muhammed kendisini hiçbir zaman tek bir konuya hasretmemiş ve ilmi nispetinde bir çok konularda kitap ve makaleler yazmıştır. kitaplarından bazıları şunlardır:

    *milletu ibrahim ve da’vetu-l enbiyai ve murseliyn (ümmetin asıl izlemesi gerek yolu, ibrahim milletinin menhecini açıklamak amacıyla yazılmıştır.)

    *el-kevaşiful celile fi kufri devleti-s suudiyye (suud devletinin küfrüne dair bir çok konuyu ele alan bir kitaptır. özellikle şu günlerde suud hükümetinin büyük baskısı sonucu zindanda bu kitabındaki fikirlerinden dönmesi istemiyle şeyh’e büyük bir zulüm yapılmaktadır.)

    *imtau-n nazar fi keşfi şubuhati murcieti-l asr (muasır mürcie’nin ortaya attığı şüphelere dair yazılmış bir kitaptır.)

    *keşfu şubuhatu-l mucadiliun an asakiri-ş şirk… (muasır mürcie’nin ortaya attığı şüphelere dair yazılmış bir kitaptır.)

    *tabsıru-l ukala bi telbisati ehlu-t tecehhum ve irca (günümüz tağutlarının küfrüne islam elbisesi giydirme adına bütün ömrünü vakfeden ali halebi’nin “et-tahzir min fitneti-t tekfir” isimli kitabına reddiyedir.)

    *er-risaletu-s selasiniyye… (tekfirde aşırılıktan sakındırmaya dair yazılmış bir eserdir.)

    *en-nuketu-l levamia fi mulahazati-l camia (şeyh abdulkadir b. abdulaziz’in “el’camiî…” isimli eserinin bazı bölümlerine yapılmış mulahazalardır.)

    *i’dadu-l kadeti-l fevaris bi-hecri fesadi-l medaris (tağutların eğitim kurumlarının fesad medreseleri olarak isimlendirildiği bu kitap müslümanları böyle kurumlara çocuklarını teslim etmekten sakındırmaktadır.) *

    cnn arapça ile yaptığı röportaj;

    [https://vimeo.com/128946199 https://vimeo.com/128946199]
    [https://vimeo.com/129609449 https://vimeo.com/129609449]
    [https://vimeo.com/131048864 https://vimeo.com/131048864]
  • ışid denilen ve islamı referans göstererek kafa kesen, adam yakan eli kanlı örgütün dini lideri olan orospu çocuğu. fırat kalkanı operasyonunu düzenlemiş olan türk askeri için "dinden çıkmış" manasına gelen ridde ve mürted sıfatlarını kullanmış ve kendilerine karşı savaşan herkes gibi türk askerini de hedef göstermiştir.