şükela:  tümü | bugün
  • romen rakamıyla xvi. yy. ingiliz şairidir spenser bey.. bu bey de, harvey* ve sidney'in dostudur, yani üç ahbap çavuş gibidirler köftehorlar.. edmund oğlan, şiirini dönemin köylü aksanıyla süsleyip, pek pöstoral takılmıştır gençliğinde, vardır böylesi bir dolu zarif şiiri hatta..

    fakat yaşı ilerledikçe, niyeti bozmuştur edmund oğlan, irlanda'cığından gayrı düşmüş, idealizme veryansın eden meşhur şiiri the faerie queene'i yazmıştır akabinde.. elbet bu gidişin bir gelişi vardır efendim; nitekim memleketine dönüşünde, asiler ve asiller tarafından malikânesinden kovulan deli spenser bey, o hengâmede bu postklasik şiirinin son altı bölümünü kaybetmiştir; altüst olmuştur, bedbath olmuştur bittabii, kolay değil, sen yıllarca yaz, sonra fındık fıstık parasına tamah et..

    ne ise işte efendim, sonra da macchiavelli beyden esinlenip, irlanda'yı kurtarmaya davranmıştır bizimki; a view of present state of ireland namıyla..
  • 16. yuzyilda yasamis unlu ingiliz sair.bu sairin etkisinde bir de sair toplulugu vardir ki(spenser okulu adinda), fletcher, giles gibi buyuk sairler bu topluluktandir.duygusal hayal on plandadir spenser'da ve allogoriyi en iyi uygulayan sairlerin basinda oldugu soylenir.
  • iyiliği, hastalığı, sefaleti, mutluluğu, zenginliği, fakirliği yapan; zihindir. -edmund spencer
  • kendisi 16.yüzyıl ingiliz edebiyatının usta şairlerindendir..kendisine "şairlerin şairi" de denmektedir.faerie queen'in yazarıdır,ingiliz edebiyatı derslerinde konudur efendim..
  • kendisinden sonra gelenleri en fazla etkileyen şair. hiç kimse bu kadar etkileyememiştir kendinden sonra gelenleri. şiirlerinde muazzam bir müzikalite ve uyum vardır. betimlemeleri o kadar mükemmeldir ki resmen sözcükleri ile resim yapar.
  • 16. yüzyılın en önemli şairlerindendir. rönesans şiirlerinin ana teması olan karşılıksız aşkı sonelerinde çok güzel işleyen, kelimeleri adeta dans ettirebilmiş, ingiliz edebiyatının kendisine çok şey borçlu olduğu bir isimdir. bugün kendisinin 89 sonelik bir sonnet sequence'i olan amoretti'den 54. sonesini çevirdim, her ne kadar kullandığı metaforların yanından bile geçemesem de az çok gösterebilmek isterim kaleminin kuvvetini.

    of this worlds theatre in which we stay,
    my love like the spectator ydly sits
    beholding me that all the pageants play,
    disguysing diversly my troubled wits.
    sometimes ı joy when glad occasion fits,
    and mask in myrth lyke to a comedy:
    soone after when my joy to sorrow flits,
    ı waile and make my woes a tragedy.
    yet she, beholding me with constant eye,
    delights not in my merth nor rues my smart:
    but when ı laugh she mocks, and when ı cry
    she laughs and hardens evermore her heart.
    what then can move her? if nor merth nor mone,
    she is no woman, but a senceless stone.

    translatıon

    dünya denen bu tiyatroda,
    sevgilim seyreder beni kayıtsızca
    oyunlarımdan anlamayan bir seyirci gibi,
    görmemiş gizlediğim sorunlu nüktelerimi.
    bazen olur ya; eğlenirim gelir yeri,
    mutluluk maskesi takınırım bir komedi oyununda gibi
    mutluluğumun yerini keder aldığı zamansa,
    feryat eder ve sunarım kederimi gözler önüne bir trajedyayla.
    sevgilim boş gözlerle beni izler,
    ne mutluluğumdan neşelenir, ne de hüzünlendirir onu bendeki keder
    fakat güldüğümde alay eder ve akarken gözyaşlarım birer birer,
    katılaşan kalbiyle güler; bu daha da beter!
    ne sevinç ne de keder onun kalbini titretemiyorsa
    o taş kalplinin tekidir; zira hissederdi eğer bir kadın olsa.