atlantisten gelen zekiye

  • azimli
  • entry uğruna ruhunu satmış (666)
  • 2072
  • 14
  • 1
  • 0
  • 6 gün önce

kötülük

en bayağı konularda bile sayfalar dolusu yazılmışken, kötülük üzerine azıcık yazılmasına şaşırdım doğrusu. kötülüğü tanımıyoruz galiba. eh kötülüğü tanımayınca iyiliği hiç tanımıyoruz. nasılsa çağımız, kötülüğü birinin kafasını kesmek, iyiliği de kedilere yapay kedi maması vermek olarak kodlamış. birinin kafasını kesmediğimiz ve kedilere mama verdiğimiz sürece nema problema.

kötülük nerede? bitkide var mı kötülük? yok. hayvanda var mı? yok. cansızda var mı? yok. e nerede bu kötülük? bunun cevabını içten içe bildiğimizi varsayıp, kötülükle başa çıkmanın yegâne yolunu gösteren hayatî bir diyaloğu dinleyelim. diyalog, islam büyüklerinden biri ile talebesi arasında geçiyor:

"- şeytan seni kötülüğe teşvik ederse ne yaparsın?
- o duygudan kurtulmaya gayret ederim.
- şeytan aynı duyguları bir daha telkin ederse?
- yine o duygulardan kurtulmaya çalışırım.
- şeytan seni tekrar baştan çıkarmaya çalışırsa?
- ben yine ondan kurtulmaya uğraşırım.
- bu uzun iş, oğlum! düşün... yolda giderken önüne bir koyun sürüsü çıksa, sürünün köpeği havlayarak yanına gelip sana yol vermese ne yaparsın?
- köpekle mücadele eder, yolumdan çekilmesini sağlarım.
- bu da uzun iş, evlât! sürünün çobanından yardım iste de, köpeği yolundan çeksin!"

bu diyalogdan hem kötülüğün mahiyetini; hem onunla yani, insanın kendi doğasıyla ne kadar mücadele etse de kazanamayacağını, ne bilgisi, ne silahı, ne de kuvveti olduğunu ve daha bir sürü şeyi anlayabiliriz. kuşkusuz anlamamız gereken asıl şey, sürünün ve köpeğin bir sahibi olduğu... her tür azgın köpekten sığınılacak kapı gibi, kale gibi bir çobanımız olduğu... hepimizin... kıymetini bilene, büyük nimet.

kötülük mevzunun ana yemeğini yedik madem, şu mümtaz hadisle de tatlıya bağlayalım:
"allah azze ve celle kötülüğü kötülük ile mahvetmez, silmez. ancak kötülüğü iyilik ile siler. çünkü pis olan bir şey pis olanı temizlemez." s.a.v.

devamını okuyayım »
28.02.2015 13:31