atlantisten gelen zekiye

  • 1970
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

birkenstock

ayakkabı, çizme, pabuç, potin, sandal, terlik işleri çetrefilli işler. insanın ayağına münasip, rahat bir giyecek bulması gerçekten zor. hele, fazla rağbet gören şeylere kuşkuyla yaklaşan işkilli biriyse daha da zor.

ayakkabı yürümek için. ben ayakkabının rahatlığını, uzun yürüyüşler sonunda ayakta bıraktığı lezzetle ölçüyorum. sallasan birkenstock'a değdiği ve piyasadaki daha rahat terlik yok algısına kandığım için, geçen sene bu terlikten edindiydim. ondan önce başka bir markanın ortopedik, benzer tabanlı bir terliğini üç sene giydiydim. ki ne giymek, dağ bayır tepe 7/24. ondan bulamayınca, iki katı fiyatla birkenstock'a talim ettim.

tüketiciler olarak ekseri şunu düşünüyoruz: kaliteli alayım, bir kere alayım, evladiyelik olsun. eskiden doğru bir düşünceydi bu, fakat artık birkaç yerli firma dışında, kaliteli diye bir şey yok. pahalı olan da ucuz olan da çin malı. öyleyse anladık ki, kalite yerel olandaymış. aklıma geldi, alain de botton "mutluluğun mimarisi" kitabında benzer bir tespitte bulunuyor; güzel olan, mutlu eden yapılar, bulundukları çevrenin içinden gelen, o bölgenin malzemesinden imal, o coğrafyanın ihtiyaçlarına cevap veren yapılardır, diyor. meselemiz hep aynı mesele, modernizmin öngördüğü gibi global mi olacağız, yoksa kendimiz mi?

birkenstock'a dönersek, benim ayacıklarım için kaba ve rahatsız. eh, helga ayağına göre yapılmış bir terlik, naif akdenizlinin ayağında... yazın sonunda, yani üç ay sonra tabanındaki bambu malzeme kenardan çatladı. geçende bir alman hatunun ayağında gördüm aynı modelinden. bir benimkine baktım, bir onunkine. benimki bildiğin perişan bedevi terliği, onunki gıcır gıcır, fit ve etrafa rahatlık saçar bir vaziyette. o an olayı çaktım: birkenstock oturma terliği, yani bunu giyip bir kafede rahatlıkla oturabilir, frappenizi yudumlayabilirsiniz.

firmaya geri vermeyi de düşündüm, çok övündüğünüz terlik aha bu minvalinde. eh bana diyecekleri belli: yanlış kullanmışsınız. bu terlik oturma terliği, yürüme terliği değil ki!

bizim yemeniler var hani, safranbolu yemenisi yahut antep yemenisi. bendeniz, yaz için onlardan daha rahat ve şık bir ayak urbasına rastlamadım. harbi deri, harbi kösele. topuk kısmına lastik eklendiği için kaymıyor da. ister çoraplı ister çorapsız, terletme, kokutma, sıkma, vurma, acıtma yok. yürüyen adam için biçilmiş yemeni. hem gösterişsiz, hem doğallığından ötürü albenili. güzelliğin tanımı.

keza bizim ustalarımız yapıyor, üstelik birkenstock nam nanenin yarı hatta çeyrek fiyatına. belki talep olsa açık, parmak arası modelini de yaparlar can ustalarımız. el emeği, memleket emeği. bazan düşünüyorum da, yahu biz gerçekten gerizekalı olmalıyız. her şeyimiz varken üstelik âlâsı varken, elinkinin peşindeyiz. neyse, yerli malı yurdun malı kongresinden bildirdim.

devamını okuyayım »
15.07.2015 11:05