şükela:  tümü | bugün
  • hizmet verdiği dönemde ilçemizdeki tüm yolları arnavut kaldırım yaptırıp bozdurmasıyla ünlü belediye başkanıdır kendileri.
  • kendinden başka herkesi küçük gören bütün ilçe çamur deryası içinde yüzerken hangi akla hizmet bilinmez açık buz pisti yaptıran insandır. bir lisenin ağaç dikme isteğini belirtmeleri üzerine "siz bakamazsınız ağaçlara, kurur gider yazık olur" gibi bir bahane ile geçiştirmek gibi işlere de imza atmıştır. 2009 yerel seçimlerinde chp'den adaydır...

    edit: ulan 2014 oldu hala bu adamı bağımsız aday olur korkusu ile chp aday gösteriyor. pes.
  • tanımam etmem.
    ama yazılanlara bakılırsa, soyadıyla müsemma bir insanmış.
    hale bak!
  • lüleburgaz 1.asliye ceza mahkemesi tarafından görevini kötüye kullanmaktan 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. indirimler, para cezası, sosyal durumu, sabıkası falan derken ceza ertelenmiştir.
  • kurban bayramında lüleburgaz'da yaşayan ve sabit telefonu olan herkesin bayramını telefon mesajıyla kutlamış belediye başkanıdır.
    güzel bir uygulama olmuş, ortalama 30-40 saniye civarı bir mesajdı ama gayet ananem falan mutlu oldu duyunca...
  • şapkası ile farklı bir karizma yaratmış belediye başkanı.
  • lüleburgaz da 3 dönemdir belediye başkanlığı yapmıştır, ilk 2 dönemde 1999 ve 2004 te dsp den seçilmiş olup 2009 da chp nin adayı oldu %52,5 oyla seçildi.

    lüleburgaz'a şeh-i emin denilmeye başlandı.

    2014 seçimlerinde chp aday adaylığı için müthiş bir yarış oldu.
    eski vekil tansel barış ve chp nin ilçe başkanı turabi kayan çekişmeli bir şekilde yarıştılar.
    sonuç değişmedi, chp haklı olarak kendisini tercih etti.

    tahminim odur ki bu seçimde %60ları aşacaktır ve 2 sene sonrasında vekilliğe oynayacaktır.

    kendisini seven olduğu kadar sevmeyende vardır; ancak, kasaba olan lüleburgaz ı kent haline getiren kendisidir.
    yayalaştırma çalışmalarıyla birlikte çarşı daha bir genişlemiştir.

    kendisi genel seçimlerde aynı günde hem parti lideri kılıçdaroğlu nu ağırlamış hem de başbakan ı ağırlamıştır.
    hatta ana meydanı başbakana bırakmış ve jest yapmıştır.

    başarılı olan başkan lüleburgaz ın kendi çocuğudur.
  • kendisinden memnun olmayan kesim, oylarını akp'den çok mhp'ye atmış gözüküyor. 2009'a göre 2014'teki yerel seçimde mhp'nin ciddi bir oy artışı var. bu oy kaymasında şehrin trafik sorunu en baş etken olabilir. istanbul caddesi trafiğe kapatıldı şu anda lüleburgaz'da ve ulaşım fatih caddesi'nden sağlanıyor ama orada da park sıkıntısı var. arabalar bir sıra park yapıyorlar, bu da yetmiyor bazısı ikinci sıraya da araba koyuyor. şehirde otopark var bir tane ama yeterli gelmiyor. bir de sokak hayvanları şehirde çok nedense. bir kere 2 - 3 köpekle bir olay geçti başımdan.* bundan başka bir sorun yaşamadım ama bu konunun üzerinde durulması gerek. hayvan barınağı şehirde var diye gözüküyor ama pek ilgilenilmiyor sanırım orayla.* "bu hayvanları görmek istemiyorum, ne yaparsanız yapın." demek de insanlıkla bağdaşmaz, yine de sokak hayvanları konusunda belediye tarafından bir çalışma olması gerek, bu çalışmalar; yeni hayvan barınakları ile, mevcut hayvan barınağına daha çok ilgi gösterilmesi şeklinde olabilir. tüm bunlar göze alındığında bu seçim emin halebak'a bir uyarı da gönderdi/göndermeli bana kalırsa, bu uyarıyı iyi düşünüp lehine çevirmek kendi elinde.
  • lüleburgaz'da mhp'nin oyunu %5.7'den %28'e çıkaran chp'li belediye başkanı'dır.
  • doğduğum büyüdüğüm yerin iyi başkanıdır. elbette hataları var ama gidip kapısını çalıp düzgün bir dille derdiniz anlatırsanız çözüm de bulur, çare de oldurur. amacım başkanı savunmak değil ama birkaç grup (ki başkandan çok rahatsız olduğunu her seferinde dile getirmekle ünlenmişlerdir) iler geri laflar söylüyor. kötü yanlarını adam gibi yaz eleştir ama yermek ayrı bir şey.

    maddiyat açısından değerlendirirsek: türkiye’yi bırak dünya üzerinde çeşmeden su içebileceğin nadir yerlerden biridir. sokaklarının birçoğu parke taşla kaplıdır. alışveriş yapacağın kapalı bir pazar yeri bulunur. her yere ulaşımı minibüslerle sağlarsın ve gerçekten her yere ulaşabilirsin. birçok büyük il ve ilçede şehir içinde yolcu alımı yasakken yaman otelin önünden iller arası her zaman seyahat edebilirsin. kent park, spor kompleksi, otobüs terminali düzenlenmesi gibi birçok proje de yakın zamanda gerçekleşecekmiş.

    başkan despottur, kurallara göre uyanı yapar uymayanı yapmaz. uyanı da yapamadığı görülmüştür, örneğin çöp cezaları. "sokağa çöp saatleri dışında çöpümü atıyorum, belediyenin işi gelsin temizlesin. sokaklar leş gibi." diyen sevgili arkadaşlarım. ben beşinci kattaki camından çöpünü kaldırıma fırlatıp poşetlerini patlatan teyzelere ceza yazılması gerektiğini belirttiğimiz zamanları da hatırlıyorum. büyükşehir belediyelerindeki yazsa apartmana cezayı, ne güzel olur. ödemeyene katlama ceza. bak yapıyor mu bi daha. 21. yydayız ya, öğren şu çöp saatini. il olalım deyince herkes konuşuyor ama il olma sorumluluğunda değilsin burgaz'ım, üzülerek söylüyorum. (ceza yazsa adam birçok laf de yer: soyguncu, iş yapmak zor geliyor belediyeye diye...)

    uzun yıllar (meclis kurulduğundan beri) gençlik meclisinde görev aldım ve belediyede dönen her şeyi iyi bilirim. adamlar yurt dışında nasıl bir hayat var? sosyal açıdan, kültürel açıdan nasıl geliştirebiliriz? tarihimiz nerelere dayanıyor? olanaklarımızı nasıl kullanabiliriz? gibi bir çok soru sorulup, cevap aranıyor. projeler yapılıyor. sizin için yol önemliyse söyleyin recep beye sizi yer altından istanbul'a bağlar. üstelik trakyanın altı su, her yıl 1cm toprak sıya gömülüyor. su rezervleri azaldıkça toprak haliyle göçüyor. oto yollara bile her sene bakım yapılıyor. her gün tonlarca aracın geçtiği istanbul caddesinin yolunu yenilemekten ziyade artık trafiğe kapatma vakti geldi onu söyleyemiyorsunuz. ama o da olacakmış.

    2007'de, sarıgül'den önce yani, 29 ekimlerde, 19 mayıslarda o zamanlar belediye ile add'nin ortak hazılayıp, kutladığı bayramlarda o uzun bayraklı yürüyüşler, her mahalleden ilkelerin alınıp tüm lüleburgaz'ın turlandığı o yürüyüşleri ilk bu grup, bu belediye yaptı. şimdi cılkı çıktı o ayrı ama bunları da unutmayın. tarih konusunda ali arslan’ın yaptığı araştırmalara zamanında destek olmuş, sempozyumlara sponsor olmuştur. sempozyumların halkın katılımıyla gerçekleşmesini istediğine, bilgilenilmesine, hatta soru sorulması için teşvik ettiğine ben bizzat şahidim. safsata gibi gelebilir ama üzerinde yaşadığımız topraklar m.ö. 8binli yıllara ait ve sorsan birçok kişi tarihini anlatır. başka yerde bulamazsın böyle bilgiyi. eskişehir’de nasrettin hocanın mezar taşını bulup, eskişehirli olduğunu birkaç yönüyle tanıttılar, sivrihisarlı amcalar dışarıda sigara içip çıkışta esparka gittiler. başkan herkesin katılımını zorunlu tutmuştu ve birkaç kez köy muhtarlarına köyün tarihi ile ilgili soru sorduğuna, cevap veremezse kızıp “oku o göç kitabını” dediğini duymuşluğum da vardır. azarlar, bağırır ama bi alt metne de bakmak lazım. tarih konusunda daha eskisinden de örnek var, mesela tarihi eserleri öğreten bir oyun bile yapmışlığı vardır belediyenin benim gençlik zamanlarımda.

    şehir dışına çıktığınızda lüleburgaz dediğinizde herkesin yüzünde bir gülümseme olur. ve aynı şeyi duyardınız. "sizin oranın insanının kültürü ayrı, bilinci ayrı, trakya da ayrı ama lüleburgaz daha bi ayrı" bunu bana büfedeki amca söyledi. eskişehir'deki birçok devlet kurumundaki kişi bile lüleburgaz deyince sizi baş köşeye oturtuyor, bu yol, çöp neyin lafı. koltuk sevdalısı değilim ama biraz da farkınıza varın istiyorum.

    emin halebak döneminde sizin istediğiniz yol, çöp adına bi şey yapılmamış sayılsa da kent meydanı, ulaşım, mahallede vakit geçiren ve sağlıklı yaşamak isteyen insanlar için parklar, tarihi aydınlatacak, forklorü aktaracak araştırmalar, birçok ünlü ve güncel tiyatro oyunu (sen gitsen de gitmesen de ayda bir gelir, dostlar tiyatrosu, nejat uygur tiyatrosu, ortaoyuncular gibi istanbul'da birçoğuna bilet bulamayacağın oyunlar) gelir. müzik gruplarını, tiyatro gruplarını destekler: uçan eller kuklaevi, trockya blues gibi.

    geçen gün bir ödevle ilgili yardım istedim, yerel televizyondan de birkaç kişi vardı. yıllardır orada olduğum için kapıdan girer girmez “bitti mi okul, ol artık akademisyen” diye bağırmıştı. adamlar şaşırdı: “bizim işler ağır oluyor, hep ödev için geldiğimden başkan da sıkıldı artık” dedim, yedim paparayı. “okuyan insana canımız feda, varsa yapabileceğimiz bi şey söyle” dedi, muhabirler önce payladı şimdi yardım ediyor diye şaşırdı. sonra zaten aldım malzememi. yanlış anlaşılmasın, sözlü kültür derliyorum. maddi bir iş değil yani. ve ne kadar kaynak kitap, yardım edebilecek anlatabilecek kişi varsa verdiler, söylediler.

    daha hatırlayamadığım birçok etkinlik ve yardım da var. öğrencilere çıkan yardım burslarını birçok belediye kaldırdı ama burgaz vermeye devam ediyor.

    lüleburgaz böyle bir yer arkadaşlar ve yaşanası hale getiren kişilerden biri de emin halebak’tır. yardımcısı kevser özkan’dır. bunlar iyi insanlardır. üstteki birkaç yazıya bakıp nasıl bir adam bu diye düşünmeyin istedim.

    edit: belediyeden burs almıyorum, babam işçi, annem ev hanımı. burgaz'ın zengin mirasyedilerinden ya da elit kesiminden de değilim. bildiğin işçi çocuğuyum işte ama derdimi anlatmayı biliyorum. derdim hallolana kadar da peşini bırakmıyorum. buraya şikayet etmek yerine, gidip tek masa hizmet birimine şikayet ederseniz gerekli cezai ya da fikri işlem yapılır. hem vatandaşlık görevini yaparsın hem de yaşamak istediğin bi yere kavuşursun.

    edit2: okunmayacağını bildiğim bir yazı oldu, umarım okunur.