şükela:  tümü | bugün
59 entry daha
  • ege'nin ortasında insanlar uyanıkken de rüya görebilsinler diye varolduğuna inandığım yunan adası.

    aslında her şey bu yaz tatili için kalkan'a gitmeyi planlarken oradan oraya şuradan buraya geçelim diye zıvanadan çıkmamızla başladı. bir baktım ki bizim mütevazı kalkan planı iptal olmuş, elimde borajet'ten alınmış bir istanbul-mykonos uçuşu bileti var.

    tabii mykonos'a kadar gelmişken illa santorini'ye de gidilmeliydi ama feribot saatleri uçuş saatlerine denk düşmediğinden mykonos tatilini ortadan ikiye bölmek gerekiyordu ki feribota atlayıp santorini'ye ulaşmak mümkün olsun. dört saatlik bir yolculuğun maliyeti adam başı gidiş dönüş 100 euro idi üstelik. tabi ben ne yaptım? hemen iki ada arasında uçak var mıdır diye baktım ve sky express diye bir havayolu şirketinin varlığını keşfettim. üstelik borajet ile mykonos'a indiğimiz saatten üç saat sonrasına da uçuş vardı; adam başı gidiş dönüş 140 euro idi; elbette ki daha mantıklıydı. hem tatil bölünmemiş oldu, hem de ulaşım kolaylığı tadından yenmezdi.

    tabi sağolsun borajet tatile çıkmadan iki gün önce arayıp uçuş saatini değiştirdi, iki saat öteledi, o da bizde epey bir stres yarattı ama "derdimiz bu olsun" diyerekten tatil gününü bekledik haliyle. neyse ki istanbul'dan mykonos'a zamanında vardık ve mykonos havaalanı çok küçük bir yer olduğu için de santorini için kolaylıkla check in yaptırabildik. o kadar ki o minnacık dükkanda vakit geçirmeye çalışırken uçuş saatine yarım saat kala adımızı anons ettiler, koştur koştur uçağa bindik; uçağımız miniminnacık pervaneli bir pırpırdı ve çok keyifliydi ve uçak tarifeli saatinden on beş dakika önce kalktı?

    uçuş süresi de yarım saat değil on beş dakika sürdü ve bir anda kendimizi santorini havaalanı'nda bulduk. zaten bavulunuz da neredeyse siz terminal binasına ayak basmadan geliveriyor, hayat o kadar kolay. çıkışta da taksiler bir nevi dolmuş gibi çalışıyor, tabi biz buna alışkınız da bizimle aynı taksiye binen koreli çift yol boyunca bu duruma gülüp durdu.

    havaalanından adanın bizim bildiğimiz anlamında merkezi olan fira'ya gidiş, gemi ile gelenlerinki kadar romantik olmuyor tabi. çorak ve sıcak bir ada, sıcaktan yavaşlamış tozlu bir hayat ama fira'ya vardığınızda o yardan aşağı manzarayı ilk gördüğünüz an nasıl bir rüyaya adım attığınızı anlayıveriyorsunuz.

    bizim şansımıza kaldığımız otel o yamacın ortasında en alt kısımda kalan bir konumdaydı. hatta bizim odamız havuzun da altında, tüm havuz boyunca uzanan genişçe bir odaydı. altımız komple uçurum, uçurumun karşısında sıra sıra dev yolcu gemileri birer sandal gibi nazlı nazlı duruyordu o muhteşem mavilikte.

    adanın bir limanı yok, evet bu çok ilginç, çünkü liman yapılabilecek bir düzlük yok, gerek de yok fira tarafında. insanlar hayallerini kurduğu yunan adaları tatillerine gemilerle geliyor, gemiler açıkta demirliyor ve sonra teknelere doluşup minik limana giriş yapıyorlar; limandan da ama yürüyerek ama teleferikle ama eşek tepesinde o dik yamacı çıkıveriyorlar. dört beş saat sonra da toplaşıp gemilerine doluşuyorlar ve adanın tadı damaklarında uzaklaşıp gidiyorlar. o üç gün boyunca kaç gemiye el salladım, kaç yolcuya bu güzelliği doya doya yaşayamadıkları için acıdım, anlatamam.

    yamaç boyunca altalta üstüste bir sürü yapı, beyazlı pembeli mavili boyanmış rüya adası santorini. hele bir gün batımı var ki, kaş'ta ahmet abi'nin gün batımı töreni geleneğini yaşatmak için sarfettiği gayreti burada daha bir iyi anladım. öyle ki, güneş tam batmak üzereyken tüm yamaçta genel bir sessizlik, sadece bir restorandan yükselen klasik müzik sesi ve o ses güneş kaybolurken zirve yapıyor... güneş batıyor ve sessizliği tüm yamaç boyunca yükselen alkış sesi takip ediyor, tüyleriniz diken diken oluyor.

    benim gibi düz yer seven adamı bile gık derdirtmeden gezdirmiş, sokak sokak, aralık aralık kaybolmuş olmaktan zevk duymamı sağlamış bir adadır burası. aslına bakarsan görüp edecek çok fazla bir şey yoktur, sana sunduğu o büyüleyici manzara ve mimari dışında. o yüzden üç dört saatliğine gemi turuyla uğramak ehveni şer, bir gece konaklamak güzel, iki gece konaklamak da kafidir. sonuçta soluklanmak için bir yerde oturup biranızı yudumlarken manzaraya dalıp gitmek ömrünüze ömür katmaktadır her daim.

    edit: kostasdiyor ki, aşağıda liman varmış, doğrudur, ben yukarıdan göremedim. öyle dik ve yüksek bir yamaç üzerine kuruludur santorini.

    konaklama önerisi olarak gelen sorular üzerine edit2: biz panorama studios & suites'te kalmıştık, şahane bir oteldi, gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
102 entry daha

hesabın var mı? giriş yap