şükela:  tümü | bugün
111 entry daha
  • insanoğlunun ilk keşifi olmamakla birlikte ateşin keşfinin gerçekten de homo sapiensin modern insana dönüşmesindeki en önemli uğraklardan biri olduğu kuşkusuz... afrika'nın acımasız savanlarında evrimleşen homo sapiens sonuçta epey zayıf bir canlı... binlerce yıl boyunca sapiens kuşaklarının tüm ömürleri, kendilerini 'ucuz yiyecek' olarak gören yırtıcılardan kaçarak geçiyor. topluluk oluşturması sayesinde gündüzleri az çok korunaklı hareket edebilen sapiens geceleri ise (diğer memelilerden daha uzun ve derin uyku ihtiyacını da göz önüne alırsak) çok daha korunaksız bir durumda... üstelik çoğu yırtıcının tersine karanlıkta göremiyor bu da bir dezavantaj...

    sonuç olarak sapiens, onbinlerce yıl geceleri ağaç tepelerinde uyuklayarak (afrika savanlarında sığınılabilecek mağara da son derece az) tedirginlik içinde uyuyarak yaşamak durumunda kalıyor. derken ateşi taşımayı öğreniyor. (ilk öğrenilen ateşi yakmak değil, yıldırım vb. nedeniyle oluşan ateşle bir uzun odunu yakarak, o odun tükenirken onun ateşiyle diğerini tutuşturarak ateşi taşımak...) bir süre sonra ise bu ateşle topluluğa saldıran yırtıcıları korkutmayı... ucunda ateş yanan uzun sopalar, saldırgan kedigiller ve köpekgiller için gayet korkutucu oluyor.

    derken konar göçer ilk sapiens kabileleri artık ağaç tepelerinen inip geceleri de yeryüzünde uyumanın keyfini çıkarmaya başlıyor. bir konar göçer sapiens topluluğu yiyecek ve güvenlik için gün boyu yürüdükten sonra gece ateşini yakıp ateş başında sırayla nöbetçi bırakarak uyumayı geliştiriyor. bu aynı zamanda topluluğun ilk kez gerçek anlamda sosyalleştiği alan... konuşmayı (sapiens dilleri bizim şimdi kullandığımız dillerden çok daha basit takdir edersiniz ki) daha önce geliştirmiş olan sapiens toplulukları bunu sadece av ya da tehlike sırasında birbirlerine 'geliyor' 'kaç' 'tehlike' 'yemek' vb. gibi şeyleri söylemek için kullanmış.

    ilk kez ateş etrafında kendilerini güvende hisseden ve birbirleriyle gerçekten konuşabilecek zamanı yaratan sapiens toplulukları ateşin etrafına oturup birbirleriyle ilk sohbetleri geliştirmeye, dolayısıyla da dillerini geliştirmeye başlıyorlar.

    bu yüzden bugün aşk dediğimiz mefhuma en yakın şeyler de ateş etrafında yaşanıyor ondan önce kaçmalı koşturmalı tehlikeli bir hayatın ortasında ağaç tepelerinde yarım yamalak çiftleşmeler var. ateş etrafında yavrularıyla ilgilenme, yaralılarını iyileştirme ve uyuma şansı buluyorlar mamafih ateş her şeyden önce özgürlük ve güvenlik demek.

    giderek sapiens toplulukları dünyaya yayıldıkça mağaralarda yaşamaya başlıyor. mağaralar daha da güvenli ama ateş yakma ritüelinden vazgeçilmiyor. mağaranın girişinde yakılan ateşin başında günün değerlendirilmesi yapılıyor. derken mağara duvarlarına gecenin karanlığında ateşin aydınlatmasından da faydalanılarak o günkü tehlike ve zaferleri anlatan çizimler yapılmaya başlanıyor. ve evet sanat da ateşin etrafında ortaya çıkıyor.

    işte bu yüzdendir prometheus efsanesinden bu yana ateşin özgürlük, güvenlik, aydınlanma, insanın insan olması ve aşkla özdeşleşmesi... ve tam da bu nedenle yüzbinlerce yıl boyunca günün en sakin anını ateş başında geçiren insan canlısı bugün 21. yüzyılda bütün gezegeni ele geçirmiş hatta bir zamanlar kendisini çok korkutan vahşi doğayı neredeyse yok etmiş, büyük büyük şehirler kurmuşken hala bir ateş görünce bu duygular çağlar öncesinden kendisini hatırlatır, en romantik sahneler şömine başında yaşanır, hippi toplulukları ateş yakıp etrafında konuşur, ermişler, sufiler, dervişler ateş yakıp tefekküre, kendi zihinlerini seyre dalar...
67 entry daha