şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • politik tarafı fena değil. yani 70'lerden sonra iranlı kadınların belası haline gelen çarşafı korku amaçlı kullanmak iyi bir fikir. hatta hakkını vereyim: oldukça iyi bir fikir. ama sıkıntı şu ki film korkutamıyor. haliyle bu sağlam fikir birazcık harcanmış oluyor. saydığım kadarıyla 2 sahnede saniyelik tırstım, bu 2 sahnenin birisi yerimden zıplattırdı. kalan sahneler sıkmaktan ötesine geçemedi. politik tarafı ne kadar iyiyse korku tarafı da o denli zayıf. yani metaforları iyi hoş etkileyici, humeyni dönemine göndermeler de iyi ama "mükemmel korku filmi" demek, hatta iyi demek bile zor. korku olarak ele alırsak son derece sıkıcıydı. bizim cinli filmlerden daha zeki olduğunu söylemeye gerek yok ama. tamam, korkutamıyor ama en azından politik tarafı daha iyi. bizim korku filmleri her açıdan dökülüyor. filmi korku değil de gerilim olarak pazarlasalardı daha iyi olurdu, belirtmeden geçmeyeyim.

    spoiler

    o değil de çarşaflı cin de görmüş olduk. sanırım çarşaflı cini ilk kez kullanan film oldu under the shadow. çarşaflı cinin yani görünmeyen kadının kızı annesinden uzaklaştırıp yanına çekmesini, çarşafın o küçük kızın da rutini haline gelecek oluşu olarak okudum. finaldeki çarşaflı sahne de bu şekilde okunabilir. yerin birden simsiyah bir bataklık oluşu ve kadının buna batışı da aynı şekilde okunabilir. neticede iran'da devrim gerçekleşmiş ama iranlıların beklemedikleri şeyler olmuş ve islamcılık ülkeye hakim olmaya başlamıştı. kadınların çarşafsız dışarı çıkmaları yasaklanmıştı. film çarşafı korku objesi olarak kullanıyor, iyi ediyor. ve dediğim gibi: ah bir de korkutabilseydi!

    spoiler
16 entry daha