şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • yıllara göre en çok çıkan kelimeleri paylaşarak destek vermek istediğim konudur.
    abandon: terk etmek, vazgeçmek, bırakmak
    abrogate: yürürlükten kaldırmak, son vermek(bir kanuna veya anlaşmaya son vermek)
    abruptly: aniden, ani ve nezaketsiz biçimde
    absolute: tam, mutlak, tamamen, kesin
    abstract: soyut
    absurd: saçma, gülünç
    abundant: bol, çok
    accomplish: başarma, tamamlama
    accord: uzlaşma
    accordingly: buna göre
    accountant: muhasebeci
    accurate: kesin, doğru, yanlışsız
    accused: sanık
    accustomed: alışkın. alışılmış, her zamanki
    achieve: başarma, elde etme
    acknowledgement: onaylamak, kabul etmek, tasdik etmek
    acute: keskin (düşünce), şiddetli, dar açı, çok çabuk ve tehlikeli bir biçime gelen hastalık
    adapt: uyum sağlamak
    addicted: bağımlı, tiryaki
    addiction: bağımlılık
    additional: ilave, ek
    adequate: yeterli, uygun, elverişli
    adjust: ayarlamak, uydurmak, uymak
    adjustable: ayarlanabilir, uyarlanabilir
    administrate: yönetmek, idare etmek
    admirable: takdire değer
    advanced: ilerlemiş, ileri
    affable agreeable: rahat, dostça, anlaşılabilir
    affair: olay, mesele, sorun
    affectionate: müşfik. sevecen
    affluent wealthy: varlıklı
    agreeable: razı, hoş, iyi
    aid: yardım
    aisle: sıralar arası, yol, geçenek
    alliance: ittifak
    ally: müttefik, dost
    alter change
    ambiguous müphem. birden fazla anlama gelebilen
    amend düzeltme. değiştirme
    ample gerektiğinden çok. bol
    annual yıllık. yıldönümü
    anticipate tahmin etmek. ve ona göre davranmak
    apparel clothing. kılık kıyafet
    appetite desire for food. iştah. arzu
    appreciate takdir etmek
    apprehension fear; korku. endişe; anlayış. kavrayış
    approach yaklaşım. tarz
    approval tasvip. onay; resmi izin
    argue tartışma. münakaşa. iddia etme
    argument tartışma; sav. iddia
    article makale; tanımlık; madde-fıkra; eşya-parça
    artisan zanaatçı. esnaf
    ashamed utanmak
    assassinate suikast yapmak
    asset advantage kıymetli şey. beceri. erdem
    asset servet; değerli nitelik
    astonished hayret etmek. şaşkın olmak. şaşırmak
    at once derhal; aynı anda
    attack saldırmak
    attainment achievement. başarı. elde etmek. marifet
    attempt teşebbüs etmek. denemek
    attract cezbetmek. çekmek
    available elde edilebilir. müsait
    avidity gayret. heves. hırs
    award ödül. mükafat
    base temel. esas; askeri üs
    beneficial faydalı
    benefit fayda. yarar
    blame suçlamak
    blink open and close. gözlerini kırpıştırmak
    bloom çiçek açmak
    blossom çiçek açmak. canlanmak. gelişmek
    blunder gaf. gaf yapmak
    border sınır
    break off kırılıp ayrılmak. ilişiğini kesmek; birdenbire durmak
    breakthrough cepheyi yarıp geçmek; büyük buluş
    briskly quickly. energetically canlı ve istenilen tarzda; enerjik
    bruise berelemek. ezmek; bere. ezik
    brush up review tazelemek
    brutality cruelty vahşilik
    budget bütçe
    bump vurma. toslama; şiş. tümsek
    burglar (ev. dükkan) soyan hırsız
    bury gömmek. defnetmek; gizlemek. örtmek
    call at uğramak
    call off iptal etmek
    call on ziyaret etmek; talep etmek
    call up telefon atmak
    candidate aday. namzet
    capable yetenekli. ehliyetli
    captivate büyüleme. esir etme, cezbetmek
    cautious ihtiyatlı. tedbirli
    chance şans. tesadüfen olmak
    charge ücret; itham; hamle; şarj
    charity sadaka; hayırseverlik. hayır kurumu
    cheer neşe. tezahürat
    chemist kimyager; eczacı
    choice seçmek
    choir koro
    clammy yapış yapış; soğuk nemli
    clarify açıklamak. açıklık getirmek
    clear temizlemek. aklamak. izin vermek
    clerk memur. tezgahtar. sekreter
    cliff uçurum. sarp kayalık
    clog tıkamak. tıkanmak; takunya
    coast kıyı
    coincidence tesadüf
    collar yaka; tasma
    collide çarpışma. çarpma
    combine birleşmek. birleştirmek
    commerce ticaret
    compare mukayese etmek
    compensation bedel. tazminat. telafi
    compete yarışmak; rekabet etmek
    competent capable ehil. yetenekli. yetkili. -
    competition yarışma. rekabet. sınama
    complaint şikayet etmek
    complete tamamlamak; tamamen
    composed birleşmiş; bestelenmiş; kendine hakim olmak
    compromise uzlaşmak
    conceal gizlemek. saklamak. örtmek
    concurrence agreement. aynı olan. birlik olma, uyuşma; aynı zamana rastlama
    condense yoğunlaşma; sıvıya dönme; çözeltme
    confidence güven. itimat
    confidence kendine güven
    confidential secret gizli. sır
    confirm teyit etmek. pekiştirme. onaylama. sürekli. müzmin
    confiscated seized müsadere etmek. haczetmek; istimlak etmek
    conflict çelişmek
    congratulate tebrik etmek
    conscientious careful vicdanlı; dikkatli
    consequence netice ; önem
    conserve koruma muhafaza etme
    consider hesaba katmak; göz önünde tutmak; saymak
    consist of müteşekkil olmak. oluşmak
    consistently mütemadiyen. devamlı
    constitute teşkil etmek. tesis etmek; tayin etmek
    constitution anayasa
    contaminate kirletmek; zehirlemek. bozmak
    contented halinden memnun. mutlu
    cooperation işbirliği
    courteous nazik. kibar. saygılı
    coward korkak
    creative yaratıcı
    crime suç. cürüm
    criminal suçla ilgili; suçlu; cezalı
    crooked eğri. çarpık. virajlı. hilekar
    crop mahsul
    crowd kalabalık
    cruelty zulüm. acımasızlık
    dabble su serpme; amatörce uğraşma
    deadline son teslim tarihi
    decade on yıl
    deception aldatma. hile
    deceptive aldatıcı. yanıltıcı
    dedicate adamak; ithaf etmek
    defeat yenme. bozguna uğratmak
    deficient eksiz yetersiz. noksan
    delicate nazik. hassas. narin
    delight sevinç. zevk. haz,
    denial inkar. yok sayma
    deny inkar etme
    depict göstermek. dile getirmek
    deplore teessüf etmek. üzülmek
    dept borç
    desperate ümitsiz; gözü dünmüş
    despondent ümitsiz. meyus
    determine belirlemek. tespit etmek azimli. kararlı
    detest nefret etmek. tiksinmek
    device alet. aygıt
    devote ..-e adamak
    diluted sulandırılmış. su katılmış
    diminish azaltmak. küçültmek. eksiltmek
    discipline punish disiplin; cezalandırma
    discourteous nezaketsiz. kaba
    discreet saygılı. dikkatli ve nazik
    discretion basiret. sağduyu. tedbir. ihtiyat
    discuss talk about tartışma. münazara etmek
    disease hastalık
    disgraced ashamed gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası
    disgust iğrenme. tiksinme. midesini bulandırma
    dishonest sahtekar
    disintegrate parçalamak. bölünmek
    disposition eğilim. mizaç. düzen. tertip
    dispute tartışma
    dissolve çözmek. dağıtmak. yok olmak
    distinguish ayırmak, ayırt etmek, seçkin. ünlü. kendine yer edinmiş
    distrust güvenmemek
    ditch hendek. ark. kanal
    divert başka yöne çevirmek; saptırmak
    divide bölmek. ayırmak
    divulge reveal ifşa etmek. açığa vurmak
    doubt şüphe. kuşku
    drift sürüklenmek
    drowsy sleepy uykulu. uyku veren
    duplicate copy kopyasını yapmak
    dwindle diminishes. giderek azalmakeagerness şevk. istek. arzu
    edge kenar; avantaj
    efficient verimli. randımanlı
    elevation kaldırma. yükseltme; terfi
    embark (on) gemiye binmek; başlamak
    embarrassment utanma. mahcubiyet
    emerge meydana çıkmak
    emit yaymak. çıkarmak
    employer iş veren
    encouraging teşvik edici. cesaretlendirici
    endearing sevdiren
    enhance değerini. gücünü. güzelliğini arttırma, süslemek, genişletmek
    enlarge büyütmek. genişlemek
    enlighten aydınlatmak
    enthusiastically şevkle. hararetle
    envy kıskanma. gıpta etme
    equivocal ambiguous iki anlama gelebilen
    espionage casusluk
    essential gerekli
    examine ınspect, tetkik. muayene etmek. sorguya çekmek
    excessive aşırı. haddinden fazla
    exchange karşılıklı değişmek
    excuse mazeret
    exempt bağışık; muaf; hariç tutmak
    exhausted bitmiş. tükenmiş. yorgun
    exhibition sergi
    existence varlık
    exotic unusual
    expand genişle(t)mek. büyümek
    expedition yolculuk; sefer
    explicit definite açık. sarih
    explore keşif. inceleme gezisi
    explorer kaşif seyyah
    expose ifşa etmek; ışığa tutmak; korunmasız bırakmak, maruz bırakmak; teşhir etmek; pozlamak
    exposure ifşa; korunmasızlık; poz
    extensive büyük. derin. kapsamlı
    extremely; oldukça fazla
    fabric kumaş. doku
    fact gerçek. olgu
    faint ındistinct donuk. baygın
    far uzak; çok
    fatigue yorgun. bitkin; yormak
    fearsome dehşetli. korkunç
    feasible yapılabilir. mümkün
    feeble weak zayıf. kuvvetsiz
    fever ateş. hararet; humma
    firing. ateşleme; pişirme; işten atma
    fiscal mali
    flawless kusursuz. defosuz
    flee from run away kaçmak. firar etmek
    flip fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah
    float aimlessly drift. yüzmek. su üstünde kalmak. bir şeyi oluruna bırakmak
    floor zemin
    fluctuate inip çıkmak
    flushed red kızarmak. utanmak
    foggy misty, sisli
    fool aldatmak. şaka yapmak. kandırmak
    foolishness aptallık. budalalık
    forecast tahmin etmek
    forestall erken davranıp önlemek
    fortunate şanlı. talihli
    frank açık sözlü. içten. samimi
    frightened korkmuş
    fume pis kokulu gaz. yaymak
    futile boşuna. beyhude
    gain kazanmak. elde etmek
    gash deep cut derin yara
    germinate grow çimlenmek. çimlendirmek
    gift hediye; yetenek
    giggle kıkırdamak
    gist main idea ana fikir
    gleeful neşe dolu
    globe küre
    goods mallar. eşya
    govern yönetmek. idare etmek
    grievance complaint
    grumbles complains şikayet. yakınma
    halt mola. durma
    harsh sert. kaba. haşin
    hasten acele etmek. ettirmek
    have faith in inancı olmak
    hazardous tehlikeli. zararlı
    heat ısı. ısıtmak
    hectic very busy heyecanlı. telaşlı
    hence bu nedenle. bundan dolayı
    herd sürü; ayak takımı
    hesitate tereddüt etmek. çekimsemek
    hide sakla-n-mak
    highway anayol
    hike walk uzun yürümek; fiyatını artırmak
    hinted ındirectly suggested. ima etmek
    hoax trick şaka. oyun; hile
    homeless evsiz
    honest samimi. dürüst
    hug kucaklamak. sarılmak
    huge kocaman. büyük
    humorous komik. güldürücü
    hurl throw, fırlatmak. sav
    ıgnore pay no attention to. aldırmamak. bilmezden gelmek
    ımpartial yansız
    ımprecise kesin olmayan. dikkatsiz. özensiz
    ımpression izlenim. etki
    ımpromptu unrehearsed hazırlıksız. doğaçlam
    ımprove ilerletme. geliştirme
    ın charged sorumlu. görevli
    ınadvertent kasıtsız. elde olmayan
    ıncline eğilme. aşağı eğilme
    ınconsiderate başkalarını düşünmez. düşüncesiz
    ıncredible inanılmaz
    ıncurable tedavi edilmez. çaresiz
    ındecisive kararsız. kesin olmayan
    ındication anlatma. belirti. gösterge
    ındifferent kayıtsız. umarsız
    ındispensable vazgeçilmez. zorunlu
    ındistinct belirsiz. bulanık
    ınduce kandırmak. ikna etmek
    ındustrious çalışkan. gayretli
    ınert ınactive hareketsiz. uyuşuk. eylemsiz
    ınflammable kolay tutuşan. parlayıcı
    ınfluence etki
    ınitial first ilk. başlangıç
    ınsignificant değersiz önemsiz. belirsiz.
    ınsist ısrar etmek
    ınsolent rude küstah. terbiyesiz
    ınspire telkin etmek. ilham etmek
    ınstructive öğretici. eğitici
    ınsult hakaret etme. hor görme
    ıntensity güçlülük. yoğunluk
    ıntention niyet
    ınterfere müdahale etme. çatışma. engelleme
    ınterfere with yoluna çıkmak. engellemek. karışmak
    ıntermittent kesik kesik. aralıklı
    ıntrepid yılmaz, korkusuz. cesur
    ıntricate complicated karışık. girift
    ınvestigator dedektif. araştırıcı
    ınvestment yatırım. sağlanan gelir
    ırrelevant konu dışı. ilgisiz
    ırresponsible sorumsuz
    ıssue konu; yayım-baskı
    ıtem adet. tane; madde; konu-fıkra
    jam sıkıştırmak. kilitlemek. izdiham
    landscape manzara
    lane dar yol; şerit
    law hukuk. kanun
    leading önde olan. kılavuzluk eden
    leak sızıntı. çatlak
    lecture ders. konferans
    liability sorumluluk. yükümlülük
    limp topallamak. aksamak
    lingered kolay kolay ayrılmak;
    litter çöp
    locate bulunma. bir yerde yerleşmiş olma
    lofty high yüce. yüksek. azametli
    lonely yalnız. kimsesiz. tenha
    look up to respect hayran olmak. örnek almak
    luck şans. talih. uğur
    majority çoğunluk
    management idare. yönetim
    manufacture imal etmek
    means yol. yöntem. araç
    meddle ınterfere karışmak. burnunu sokmak
    medicine tıp. ilaç
    meditative thoughtful derin derin düşünen
    melt eri-t-mek. yumuşa-t-mak
    memorize ezberlemek
    mend repair tamir etmek
    merge become one birleşmek. içine katmak
    messy dağınık. düzensiz
    mild ılımlı. hafif. ılıman
    misty sisli. bulanık
    misuse suiistimal; yanlış kullanım
    moderate ılımlı
    moist nemli. ıslak
    mold şekil vermek. kalıp
    monster canavar
    mud çamur; iftira
    neglect ihmal etmek
    negligible ihmal edilebilir
    nod onaylamak. başını sallamak
    notify bildirmek. haber vermek
    notorious adı çıkmış. kötü şöhretli
    novelist romancı
    object itiraz etmek
    objection itiraz; sakınca
    obligation mecburiyet
    obscured hidden, saklı. anlaşılması güç,
    obsess aklına takılmak. fikri sabit yapmak
    obstinate stubborn. inatçı
    occasion fırsat. vesile. önemli gün. özel olay
    odorless kokusuz
    of his own accord voluntarily. kendi isteğiyle
    on strike grevde
    open-minded açık fikirli
    opinion fikir
    orchid orkide
    outline ana hat. taslak
    output ürün. verim. çıktı
    outrageous nefret uyandırıcı. öfkelendirici
    overdue vadesi geçmiş. gecikmiş
    overemphatic fazla vurgulu. çok fazla çarpıcı
    overseas deniz aşırı
    oversimplify aşırı basitleştirme
    overturn flipped over devirmek. tepe üstü getirmek
    owing to sayesinde; yüzünden dolayı
    pace speed adım. hız
    pain acı. sızı. ağrı
    pale solgun
    participate iştirak etmek
    partner ortak
    passageway pasaj. geçit
    pay attention to dikkatini vermek
    peculiarity özellik; ...-e özgü olma; tuhaflık
    percent yüzde
    personality şahsiyet
    pessimistic kötümser
    phony sahte. düzmece
    pick up toplama. devşirme
    plentiful bol; bereketli
    plunge dalma. fırlama
    poetic şiirsel
    point of view bakış açısı
    policy politika; davranış biçimi; poliçe
    polish cilalamak. boyamak
    poll oylama. anket
    pollute kirletmek
    postpone ertelemek
    praised övmek
    precaution tedbir. önlem
    precisely tam olarak; kesinlikle
    prediction tahmin
    premium sigorta primi; ödül. prim
    presume varsaymak
    pretense rolüne girme. bahane
    pretext bahane
    prevent engellemek. korumak
    preview ilk gösterim
    previous önceki. sabık
    pride gurur. iftihar
    prior to öncelikli. daha önemli
    private özel; şahsa ait
    prodigious huge, şaşılacak, müthiş, kocaman
    profilic çok eser veren
    profound derin; bilgili; etkileyici
    promote terfi ettirmek
    promotion terfi
    propose önerme. niyet etme. evlilik teklifi
    prospects başarı şansı
    prove kanıtlamak; çıkmak
    punctual dakik
    punctuality being on time
    purify temizlemek. arındırmak. saflaştırmak
    pursue peşine düşmek. izini sürmek
    put off elbisesini çıkartmak
    quarter çeyrek; bölge. semt; askeri kışla
    quartet dörtlü
    raise yukarı kaldırmak; artırmak; çocuk yetiştirmek
    rate oran
    readily easily kolayca. seve seve
    readily isteyerek. gönülden
    recast yeniden çıkarmak. değiştirmek
    recent yakında olmuş
    recession gerileme. durgunluk. azalma
    reckless aldırışsız. kayıtsız
    reckon hesaplamak. tahmin etmek
    recover iyileşmek. yeniden elde etmek
    recruit üye yapmak; işe almak
    refrain from kendini tutma. sakınma
    refugee mülteci
    refute yalanlamak. çürütmek
    regarded as gibi görülmek. kabul edilmek
    region bölge
    rejection ret
    relent yumuşama. gevşeme. merhamete gelme
    relentless amansız; acımasız. merhametsiz
    reliance geven. itimat
    relief ferahlama, kurtarma- takviye-; nöbet kişileri
    relieve hafiflemek. rahatlamak
    reluctant isteksiz. tereddütlü
    reluctantly gönülsüzce
    remark söz söyleme; fark etme
    remarkable dikkate. sözü edilmeye değer
    remove çıkarmak. temizlemek. alıp götürmek
    renovation yenileme. tecdit. onarım
    represent temsil etme
    reprimand azar. paylama
    reprove azarlama. paylama
    reputation ün. itibar
    require gerektirmek; istemek
    reservation yer ayırtma; şart; ihtiyat
    resign istifa etmek. ayrılmak
    resignation istifa; kabullenme
    resonance tınlama
    respect saygı. hürmet
    restored onarılmış; iyileşmiş; işine iade edilmiş
    restraint zaptetme. sınırlama. hakim olma
    restriction sınırlama
    resultant sonucunda ortaya çıkan
    reveal açığa çıkarma; ilhamla bildirme
    revere loved saymak. saygı göstermek
    revise gözden geçirmek
    revive yeniden canlan-dır-mak
    reward ödül
    ridiculous absurd. gildings derecede saçma
    rim edge kenar
    rival rakip
    rot çürüme. çürük ; zırva
    rub ovma. ovalama
    rugged zor. kaba. yontulmamış. pürüzlü
    rule out reject
    runaway kaçak
    rush aceleyle koşmak. hücum etmek
    saucer çay. fincan tabağı
    scattered dağınık
    scheme plan. tasarı
    scholarly çok derin. bilgili. bilimsel
    scholarship burs; irfan. ilim
    school board okul yönetimi
    scold azarlama. paylama
    scorch yakmak. kavurmak; acı sözlerle incitmek
    scratch tırmalamak. kazımak. kaşınmak
    sealed mühürlü
    seam dikiş yeri. bağlantı yeri
    seed tohum
    seek araştırmak. bulmaya çalışmak
    seize tutmak. yakalamak. zaptetmek
    select; seçmek. ayırım
    selfish bencil
    sensitive duyarlı
    separate ayırmak
    serene sakin; yüce
    severe acı. sert. şiddetli
    shade gölge
    shape şekil
    shareholder hissedar
    shattered mahvolmuş. bitmiş; yorgun
    shield protect, kalkan; korumak
    shift vardiya; rüzgarın yönünü değiştirmesi
    shipping gemiler; sipariş alıp gönderme
    shout bağırmak
    shrewd clever, kurnaz. açık göz
    sinful günahkar
    sink dibe batmak
    skillful becerikli
    skip atlamak
    slope eğim
    sly sinsi
    smooth yumuşak
    sneer dudağını bükmek. küçümsemek
    soothe comforted sakinleştirmek. rahatlatmak
    sophisticated karmaşık. girift,
    spectacle görülecek şey.
    sphere. globe küre
    spokesperson sözcü
    sporadic ıntermittent (düzensiz aralıklarla olan)
    squeeze sıkmak. ezmek
    staff personel. çalışanlar kadrosu; kurmay
    statue heykel
    stature boy-pos; önem; kişilik
    stayed late lingered. oyalanmak
    steady düzenli. sabit
    stem from -den ileri gelmek. doğmak. çıkmak
    step adım. basamak
    stern sert. müsamahasız
    stiff katı. sert. kıran kırana
    stingy cimri. eli sıkı
    stockholder hissedar
    straighten doğrultmak
    strain kendini zorlamak. gayret göstermek
    stray başıboş. homeless
    stretch germek. esnetmek
    struggle çabalamak. mücadele etmek
    stubborn inatçı dik başlı
    subsidize para vermek. desteklemek
    subtle ince. narin; zeka işi
    sufficient yeterli
    summary özet
    superficial yüzeysel. üstünkörü
    superior daha üstün
    supplementary takviye. ek
    surgeon cerrah. operatör
    surmount üstesinden gelmek. alt etmek. yenmek
    surpass aşmak. üstün olmak
    survive hayatta kalmak; hayatını idame ettirmek
    susceptible to kolay etkilenen. dayanıksız. hassas
    suspicion şüphe. zan
    sustain devam ettirmek. korumak
    swell grow şişmek. kabarmak; artmak. büyümek
    symptom sign semptom. belirti
    synopsis summary özet
    tackle çaresine bakmak; üstesinden gelmek; topu ayağından almak;
    talent yetenek
    tax vergi
    tax-exempt vergiden muaf
    tear (teyr) yırtmak; (tiıyr) gözyaşı
    tempt ayartmak. yoldan çıkartmaya çalışmak
    testimony tanıklık. ifade
    thorough tam. dikkatli eksiz
    thoughtful düşünceli
    thrifty tutumlu. idareli
    throng crowd kalabalık; kalabalık olarak gitmek
    tilted crooked yatırmak. eğmek, ; meyil
    tiny küçük. ufacık
    top üst. zirve
    torn yırtık
    tower kule
    trace ındication iz. eser ; kopyasını çıkarmak. ipuçlarından olayı çözmek
    trail sürüklemek. gezdirmek; izlemek
    tramped walked heavily kuvvetli adımla yürümek
    tranquil serene sakin. huzurlu
    transaction iş görme
    treachery ihanet
    treatment muamele. davranış; tedavi
    treatment muamele, davranış; tedavi
    trial deneme; duruşma
    triumph zafer. başarı
    trivial abes; bayağı; cüzi
    trust güvenmek
    trust güvenmek. inanmak
    tunnel underground passageway
    underestimate az/düşük olarak tahmin etmek
    underground metro; yer altı
    undermine baltalamak. çökertmek. temelini çürütmek
    underrate hafife almak. küçümsemek
    unhesitatingly tereddüt etmeden
    union birlik; sendika
    unique biricik; tek; eşsiz
    unpardonable affedilemez
    unpleasant nahoş ; tatsız
    unrehearsed provasız
    unrestrained denetimsiz. frenlenmemiş. serbest
    unwillingly istemeyerek
    unwillingness isteksizlik
    vacant boş. açık; dalgın
    vague müphem. belirsiz. şüpheli
    vanity pride, kibir. kendini beğenmiş; abes şey. beyhudelik
    varied değişik. çeşitli; değişken
    vast çok geniş. engin. pek çok
    versatile çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen
    vexed annoyed, bir şeye canı sıkılmak
    victim kurban
    victory triumph. zafer
    violent sert. şiddetli. zorlu
    vital hayati önemde
    voluntarily gönüllü olarak
    vote oy vermek
    vulnerable susceptible saldırı veya tenkide açık / maruz olan
    wasteful savurgan. müsrif
    weakness zayıflık; zaaf
    wealthy zengin; varlıklı
    wealthy zengin. varlıklı
    wheel tekerlek
    whip kamçı; kamçılamak
    wise akıllı. akıllıca. mantıklı
    withdraw çekmek. çekilmek. ayrılmak
    wither dry up solmak. soldurmak. sindirmek
    witness şahit
    wrinkle buruşmak. kırışmak
    yield to kazanç. gelir. ürün. meyve vermek; boyun eğmek. teslim olmak
    zinnia zenya çiçeği
37 entry daha