şükela:  tümü | bugün
  • fakir baykurtun adam yayinlari tarafindan cikarilan romani.
  • esek yüküyle kitap okumak deyimi buradan geliyor olsa gerek.
  • "mustafa güzelgöz fakir baykurt'a ürgüp kütüphanesi'nde göreve başladığı yılları şöyle anlatıyor: 'çalışırken depoda kitaplara bakıyordum. kendi kendime düşündüm. biz burada kitaplara bekçilik yapmak için mi bulunuyoruz? benim işim sadece burada kitapları beklemek mi? hayır!' zamanın koşulları elverişsizdi. adeta yokluk içindeydik. ne yapabilirsek kendi gücümüz, kendi becerimizle yapmak zorundaydık. bana düşen, bu insanların ayaklarına kadar kitabı nasıl götüreceğimdi."

    ferhat özen, kitaplarımız kanatlarımız, s.45.
  • basit anlatımlı, hoş bir kitap.

    tabi o fedakarlık o doğallığı bilmediğimizden biraz polyannacı anlatımla yazılmış gibi gelir.
  • muhtemelen gerçekten eşekle dolaşan kitapçılar için verilen ad. mecaz değil, gerçek yani. bi nevi gezici kütüphane

    http://www.milliyet.com.tr/…-zamanlar-anadolu-da/22
  • fakir baykurt'un yalın, halkın günlük hayatta kullandığı kelimerle anlatımı kitaba daha iyi bir hale getirmiş. 1950 türkiye'sinde; türkiye'nin gelişmesinin nasıl engellendiğinin öğrenilmesi açısından nitelikli bir eser olmuş.
  • kitaptan:
    * ... her sakaldan bir tel alınsa, köseye sakal olur..

    * siz biraz, öteki biraz verirse, ikiraz olur:)
  • istanbul, kartal'da belediye binasının yanında bir heykeli bulunan güzel insan.

    görsel
  • fakir baykurt'un yazmış olduğu anadolu yunanistan iki kıyı komşunun hikayesini anlattığı şahane romanlardan biridir.
    şöyle ki; zamanında atalarının mübadele ile yunanistan'ın larisa kentine göç eden bir öğretim üyesinin (dimitrios katsikas'ın) ürgüp'ü gezmeye gelmesi ve ürgüp'te aslında ilçe futbol takımını çalıştırması için kütüphane memurluğuna alınan mustafa güzelgöz'ün çevresindeki insanlara (özellikle kadınlara ve çocuklara) kitap okuma bilinci ve kitap sevgisi kazandırmak için nasıl çabaladığını ve hangi engelleri aştığını defterine notlar alarak yazması anlatılmaktadır.
    kitap dimitrios'un ürgüp'te gördükleri hissettikleriyle başlar mustafa güzelgöz'ün başardıklarıyla taçlanır ardından larisa ve ürgüp'ün kardeş kentler olmasıyla biter.
    mustafa güzelgöz'ün insanüstü çabası dünya çapında ödüller almış başarıları ve bunun yanında öz vatanında parya olması, kolayca unutulması...
    kimsenin bu değişikliğe tepki vermemesi şaşırmaması.
    okurken kendinizi ülkenizi ve dünyada neler olmuş bitmiş veya hala tekrarlanıp süregelmiş diyerek aklınızı sorguya çektiğiniz acıklı bir anadolu hikayesi.

    kitaptan öğrendiklerim

    - insan doğduğu topraktandır, dili ırkı inancı farklı olabilir fakat insana doğduğu yer şekil verir.

    - ülkesi ve çevresi için çalışan insanlara saygı göstermeli takdir etmeli onları anlamak için çaba sarf etmeli ve elimizden geldiğince onları desteklemeliyiz.

    - bulunduğumuz yerde dişliler tıkanmışsa açmak için aklımızı çalıştırıp çeşitli çözümler bulabilmeli gemimizi yürütebilmeliyiz.

    - sevdiklerimizi önemli kararlar verirken her zaman dinlemeli onlarla ömür yiyip huzurlu bir şekilde hayatımızı akıtmalıyız.

    - nerede ne durumda olursak olalım imkanlarımızı sonuna kadar zorlamalı herkesi sevmeli sevilmeliyiz.

    son olarak umarım biz de mustafa güzelgöz gibi etkilerini yüzyıllar sonraya bile taşıyabilecek, hayatları olumlu yönde yaşamaya sevk edecek onlarca güzellikle bitirebiliriz ruhumuzu.