şükela:  tümü | bugün
  • ülkemin hasta doktor ilişkisinin nihayet aşiret savaşına döndüğünün göstergesidir. böyle bişey olacaksa bilelim bizde hastalar olarak boş gezmeyelim bari.

    edit: entryim bingür sönmez'in açıklamalarıyla ilgiliydi yazarın sorunları o kadar hastalıkla uğraşan ve hastanelerde sürünen insan varken sorun bile değildir ve "bakın bende sıkıntı yaşadım" yazısıdır.

    edit2: imla.
  • doktorların çok özel durumlar haricinde mr görüntülerine bakmadığını bilmeyen yazarın doktorlara atılan dayakları haklı çıkarma çabasıdır.

    mr görüntülerine teknisyen bakar, mr'da gördüklerini raporuna yazar. zaten mr isteminde de doktorun ilk şüphesi yazdığı için teknisyen nereye bakacağını bilir. teknisyenin eğitimi de bu yöndedir. doktor mr raporuna gözucuyla bakıp teknisyenin menisküs yırtığı olduğu ifadesini görünce son olarak elle muayane ederek şüphesinden emin olmuştur.

    burada doktorun ilk teşhisi doğrudur ve bu sayede "bir süre dinlendirin" demek yerine direkt mr'a göndermiştir. anneniz de bu sayede gereksiz vakit kaybetmeden doğru teşhisi alarak tedaviye başlamıştır. burada neyin şikayet edildiğini de anlamak güçtür.

    ben de geçmeyen ufak bir kayak kazası sonrası geçmeyen diz ağrılarım için mr çektirdiğimde, ortopedist, teknisyenin "her şey normaldir" lafı doğrudan geçerli kabul edilip istirahat vermişti. hem de bu olay özel hastanede olmuştu. fakat vertigo şüphesi ile gittiğimde doktor talesemi hastası olduğumu öğrendiğinde "sessiz bilmemne" şüphesi ile hemen mr'a yolladığı gibi "teknisyenler bu konuda neye bakacağını bilemez" diyerek her resme kendisi bizzat bakarak korkulacak bir şeyin olmadığını söylemişti. bu olay ise devlet hastanesinde oldu.

    doktorların çok şikayet ettiği bir konu webmd'ye girmeyi başarabilen ya da televizyonda sabah programlarını izleyip aşırı bilinçlenen hastaların doktorlara işini öğretmeye çalışması. modern toplumlarda insanlar genelde kendi branşları dışındaki insanlara akıl vermeye çalışmazlar. ben elektronik mühendisi olarak bir eşyamı servise götürdüğümde oradaki teknik elemana işlerini öğretmeye kalkmıyorum. biliyorum ki üretici firma teknik servislere hangi durumlarda ne yapılması gerektiğini söyledi ve o eşyayı ben yapmadığım için ne üretici firma kadar ne de oradaki teknik eleman kadar bilgi sahibi değilim. ama aşırı bilinçli hastalar doktora işini öğretme konusunda hiçbir çekingenlik göstermiyor.

    aşırı bilinçli hastaların "bana antibiyotik ver/verme", "devletin imkanlarını boşa harcama", "iğne yaz/yazma", "canan karatay böyle diyor ama" gibi söylemleri ve bu söylemler üzerine yaptıkları şikayetleri sadece doktorların iş yükünü arttırır. zira hangi şüphelerde hangi yolun izleneceği bizzat bakanlık tarafından doktorlara gönderilir ve doktorlar da o prosedürü takip eder. bakanlığın bu konudaki yönergelerinden habersiz hastalar kendi gittikleri doktorların kötü niyetli ya da özensiz olduğunu zanneder. bu günlerde de bu tarz hastalar sık sık bu zan üzerinden doktora şiddeti kendilerinin bir hakkı olarak görüyorlar.

    tabii bunu doktor nefretinden ayrı düşünemeyiz:

    (bkz: o doktoru öldüreceğim/@kral leopoldun kongolu arkadasi)
  • kardeşim elinde neşter var uyuşturucu iğne var çözebiliyor musun derdini? kazma sapı olsa ne olacak bu adamlar ağzını burnunu kırar senin. al kazma sapını yine çözebilecek misin bakalım? eskiden doktorlar ve askerler yüksek statüdeydi memur gibilerdi istedikleri gibi at koşturuyorlardı. ak parti bunu değiştirdi. mal mal laflarla bir hak kazanamzsın.

    bunun tek çözümü grevdir.
  • bundan birkaç yıl önce, dizinden rahatsız olan ve bu sebeple yere basamayan anamı hastaneye götürdüm. ortopedi uzmanı elle muayeneden sonra menisküs ön teşhisi ile bizden mr istedi. emar için 2 gün sonra saat gece 3'e randevu aldık. anamın ağrısı ile 2 gün bekledik ve gece mr çektirmeye gittik. işimizi halledip 2-3 gün sonra da mr raporunu aldık. bu 1 haftalık sürede hiçbir müdahale edilmedi anama. biz de tabii adam doktor, bir bildiği vardır diye acıyla bekledik. takribi 1 hafta sonra aynı doktora muayeneye gittik. doktor sordu: ne şikayetiniz var. dedim hocam biz böyle böyle geldik de mr istediniz. alın emar raporu, bu da emar cd'si. adam anama dedi ki teyze şöyle geç muayene edeyim. açtı baktı anamın dizine. hımmm menisküs yırtığı var... dedi ve bize tedavi hazırladı. dedim hocam ya emar? rapora bakmadınız? cd ne olacak hiç açmadınız? şimdi vaktim yok bakamam onlara dedi doktor. elle muayene yeterli oldu dedi. ben anladım sorunu dedi. doktor beyefendi hazretleri, bizim 1 hafta uğraştığımız ve ayrıca devlete de külfet oluşturan ve bizzat kendinin talep ettiği emarın ne raporuna baktı ne cd'sine. adamı bimer'e şikayet ettim. "doktor haklıdır." cevabı aldım. hem de şikayetimde kendi mağduriyetimden değil, devletin burada gördüğü zarardan bahsettim samimiyetle. çünkü o mr parasında yetim hakkı var.

    şimdi... peki bu mr neden çekildi? kime fayda sağladı?

    "yaşadığımız çağ, akademik kapitalizm çağı. yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini akademisyenlere söylettirdikleri çağdayız."

    bir multimilyoner doktor çıkmış diyor ki "doktora şiddete hayır. eskiden masanın altında kazma sapı tutuyorduk gene o günlere mi döneceğiz?"

    doktora şiddete hayır. hepimiz diyelim. bağıralım hatta. haykıralım. şiddete hayır. doktorlara şiddet uygulanmasın. uygulayanlar en ağır cezayı alsın.

    peki... hastaya uygulanan şiddete de hayır mı? babasının hayrına hastaları 1 hafta mr peşinde süründürüp ardından "ihtiyaç yok ben elle muayene ettim" diyen doktorun şiddetine de hayır mı? ve hangi doktora şiddete hayır? siz de bunu kendinize sordunuz mu sayın multimilyoner hekim?

    türkiye'nin belki de en zengin tıp doktoru olan ve ömrünü özel hastanelerde bu devletten bedavaya aldığı eğitimi senede milyonlarca liraya satmaya adayan bingür sönmez'in, doktorlara yönelik gerçekleşen şiddet olaylarına karşı tepki gösterirken kurduğu bir cümledir bu.

    buradan da haberi okuyalım.