şükela:  tümü | bugün
  • ----edit ve ek aciklama----
    (bkz: #76779458)
    ----edit ve ek aciklama----

    yillardir kafami kurcalayip duran durum. acaba yanlis mi dusunuyorum diyordum bazen ama son zamanlarda artik iyice emin oldum bundan.

    evet evcil hayvan edinmenin bir canilik, bir acimasizlik oldugunu dusunuyorum.

    evcil hayvan beslemek , her ne kadar ozellikle "hayvan haklari savunuculari" tarafindan pohpohlansa da ozunde kendini ifade etmekten yoksun canlilari sirf gozune cok sirin gorundugu icin yada "yardimima muhtac", " ben sokaga birakirsam olecek" bahanelerinin arkasina siginarak ozgurlugunden mahrum birakmak, hayvan haklarina en aykiri davranistir.

    hic kimse bir evcil hayvani alirken "acaba benim evimde yasamak istiyor mu?", "acaba benim yardimimi istiyor mu?"yada "benim gercekten ona iyilik ettigimi dusunuyor mu?" diye sorgulamiyor. neden? cunku bu hayvanlarin bizimle iletisime gecebilme becerileri yok.

    en insan dostu dedigimiz hayvanlari, yani kopekleri ele alalim. kopek kendi istegiyle bizim evimize gelip orada yasamaya baslamadikca, istedigi zaman cikip gidebilme ozgurlugu olmadikca sizin kolenizdir. siz onu eve zorla getirdikten sonra sizi sevmeye baslamis olsa bile, bu en basta sizin kopegin ozgurlugunu elinden alip onu zorla kendi evinize getirdiginiz gercegini degistirmiyor.

    her nasil bir insani kacirip, ozgurlugunden ali koyup, sonra bu insan kendisini kaciran kisiyi sevmeye basladi diye ilk basta yapilan davranisi tasvip edemiyorsak "kopek edinmeyi" de ayni nedenlerle tasvip edemeyiz.

    kediler icin durum cok daha kotudur. biliyoruz ki bir cok kedi "kacip bir daha gelmeyecek" korkusuyla ev disina bile cikartilmiyor. kedilerin insanlara karsi bagliliginin daha az oldugunu dusundugumuzde bu durum kopeklere yapilandan cok daha acimasiz bir hal aliyor.

    kuslar da ayni sekilde. kuslarla ilgili en buyuk arguman "disari birakirsak olecek" argumanidir. bunun sebebi yuzyillardir hayvanlari kafeslerde tutup hayatta kalma ic gudulerini ve yetilerini yitirmelerine sebep olmamiz olabilir mi? ustelik olurse olur, bu da sonucta dogal bir seleksiyonun bir parcasi olup zaman icinde hayatta kalma yetileri olan turlerinin gelisecegi gercegini degistirmez.

    kaplumbaga, tavsan, yilan, hamster vb gibi insanlarla hicbir duygusal bag kuramayan canlilari cam fanuslar icinde beslemekse bu caniligin en siddetli boyutudur.

    ustelik bu guya hayvan seviciler kedilerini yada kopeklerini cogu zaman kisirlastirarak hayvanin en temel ic gudulerinden birini yok eder. neden? "cunku bir tane dogurmuyor ki sekerim. 6 tane birden... kim bakacak onlara?". peki sevgili kardesim kedi senden cocuklarina bakmani mi istedi ki hayvani kisirlastiriyorsun? sen kimsin ki bir canlinin dogurma ozelligini elinden aliyorsun?

    cocukken hocamizin okula getirdigi bir su kaplumbagasinin biz onu "ayyyy ne tatli baksana"diye sevmeye calisirken cam fanusun icinden buyuk bir can havliyle disari cikmaya calistigini farkedip hayvan beslemenin o kadar da iyi bir sey olmadigini dusunmeye baslamistim. geldigim noktada bunun gercekten insanlari kolelestiren zihniyetten bir farkinin olmadigini, sadece tatli tatli cumleler ve turlu kokosluklarla suslenen bir kolelestirme icgusunun bir parcasi oldugunu dusunmekteyim.

    hayvanlari seviniz, onlara zarar vermeyiniz, yardima ihtiyaclari oldugunda yardimlarina kosunuz, ancak onlari evlerinize almayiniz. birakiniz dogalarinda hayatta kalmayi ogrensinler.
  • bunu yazan insanın şimdiye kadar bir hayvana yardımı dokunmamış, hatta bir hayvanla hiç bağ kurmamış olduğunu varsayıyorum. bir sokak hayvanının ne hastalıklarla ve zorluklarla boğuştuğundan da haberi olmasa gerek.yoksa böyle bir yazı kaleme almasının imkanı olamaz. ormana terkedilmiş hayvanların olduğu herhangi bir bölgeye sadece bir gün gidip besleme yapıp oradaki bir kaç hayvanla iletişim kursan yeter zaten. hele yaşlı olanların kafalarını sokacakları bir çatı, yorgun kemiklerini yaslayacakları bir minder için nasıl da yalvaran gözlerle baktıklarını bir gör ondan sonra gel de buraya hayvan sahiplenmeyin doğalarında bırakın yaz tabi vicdanın el verirse.
  • 4 senedir bir kedi ile aynı evde yaşıyorum. bulup eve getirmesem muhtemelen ölecekti. hatta veteriner ilk gördüğü zaman 'çok fazla alışma ölür bu bir iki güne' demişti. geldiği bir hafta boyunca gecenin her saati alarmla kalkıp, şırınga ile besledim. yemek bile yiyemeyecek durumdaydı. eğer dışarıda bıraksaydım 'özgürlüğünü elinden alamam, bu canilik kendisi evime gelirse ancak o zaman besleyebilirim' gibi şeyler deseydim gördüğüm gün ya da bir hafta içerisinde ölecekti.

    4 senedir benimle ve inanın benden daha çok dışarı çıkıyor. istediği zaman sitenin bahçesinde gezip çimlerde yayıla yayıla yatabiliyor. canı ne zaman eve dönmek isterse bina kapısına gelip bekliyor ve içeri giren bir komşuyla eve kadar geliyor. yani sanılanın aksine ne zorla evde tutuyorum ne de canilik denilebilecek bir şey yapıyorum.

    böyle bir düşüncede olan insan muhtemelen daha önce hiçbir hayvan ilr aynı evi paylaşmamış, o duyguyu tatmamıştır. zaten yaşasa iki taraf için de nasıl mükemmel bir birliktelik olduğunu bilirdi.

    edit:imla
  • hiç köpek bakmamış, beslememiş, ormandaki hayvanların halini görmemiş, az daha ölecek olanları kurtarmamış, yavru kedi/köpeklerin neler yaşadığını bilmeyen vs vs. denilerek yalnızca başlık sahibinin yazdıklarına destek olduğunu anlamayan sözde hayvan, özde ego düşkünleri (bir kedi, köpek vs delisi olarak yazıyorum) onları doğaya, bakıma, tedaviye karıştırmak iyilik olabilir ama esaret için iyilik dersek insanların başına gelen milyonlarca saçma şeyi önlemek için onları esir etmemiz gerektiği mantıki sonucu çıkar.

    kimsenin canlıları istekleri dışında esir etmeye, üreme organını iğdiş etmeye hakkı yoktur, var diyen kendinden başlamalıdır.
  • katıldığım önerme.

    şehir hayatı içinde hayvan beslenmeseydi sokak hayvanı diye bir kavram olmayacaktı.

    2 gündür yurtdışı gezisinde olan birinin kuşuna evimde bakıyorum. kuş bazen pencereden dışarıda uçan kuşları görüp tuhaf oluyor. bu hayvanı kafese kapatmanın gereği neydi diye sordum sahibine. ben bakmasam başkası bakacak diyor. dün, pazar günü kuşa bütün gün nat geo wild izlettim, kuşun hoşuna gitti.

    tekrar ediyorum; sokak hayvani diye bir tür yok. bunların sefil yaşamının kaynağı evde bir heves beslenmek için alınıp sokağa atılan hayvanlar oluyor.

    evde hayvan beslemek yasaklanmalı, sokakta olan hayvanlar ıslah edilmeli. zaman içinde sokakta yaşamak zorunda kalan hayvan sayısı azalacaktır.
  • evde çüküne göre takılıyor. kapıyı açsam bile dışarı çıkmıyor. emir verir gibi değiştir ulan kumumu diyor. evde kral o hizmetçi ben. asıl ezilen benim evde. resmen kendi kırallığını ilan etmiş diktatör. en pofuduk yerde o uyuyor. gecenin bir yarısı kalkıp peluş faresiyle dövüşüyor. ben hiç birini yapamıyorum. bu mu canilik? sabah gidip akşama kadar köle gibi çalışıp geliyorum hanımefendi sabah uyuduğu yerden kalkmamış bile. ben gelince kalkıp 2 tur kendi etrafında dönüp tekrar yatıyor.
  • anlatmaya calistigim seyin “hic kopek beslememis” denilerek curutulmeye cakisilmasi cok ilginc. ben hayvan beslemek vicdansizliktir diyorum, hayvan haklarina saldiridir diyorum sizce hayvan beslememem normal degil mi?
  • öncelikle şu konuda anlaşalım: hayvanları evcilleştirmek insanın yararına olan ama hayvanın çok da yararına olmayan bir şeydir.

    gel gör ki insan bir çok türü evcilleştirmiştir (kedi, köpek, inek, tavuk vs) bu durumda evcilleşen hayvanlar bu halleriyle doğada yaşayamaz. şehirlerde ise sürekli yaşam mücadelesi vermekteler. (bkz: #76439333)

    en ideal şey şehir içindeki evcilleştirilmiş türlerin kısırlaştırılarak bulundukları ortama tekrar salıverilmeleri. ihtiyacı olanların sahiplendirilmeleri. büyük de olsa barınaklar bir noktada dolar taşar, hayvan popülasyonunun artması bakımsızlık, açlık, hastalık ve depresyonla karışık agresyonu yanında getirir.
    [bu da edit bonusu: (bkz: #34992943) ]

    kuşun, balığın, egzotik, vahşi hayvanların kafese, akvaryuma kıstırılması gerçekten canilik ancak bunu çoktan evcilleşmiş ve insanlarla yaşamaya alışık ve hatta muhtaç hayvanlar için söyleyemeyiz. tam tersine sokak hayvanı diyip yüz çevirmek canilik olur.

    tabii evcil hayvan diyince akla kedi köpek gelmesi de ayrı ironi. ineklerin, koyunların, tavukların vs de aslında evcilleşmiş olduğu göz ardı ediliyor.

    hayvanlara sahip çıkmak, onları zulümden korumak istiyorsanız büyük ölçekte ve geniş zamanda düşünmeniz gerekir.

    çözüm? vegan olmak
  • dediğin şey teorik olarak doğru ama pratik olarak yapmak yanlış. dediğine benzer bir olayı sadece köpeklerin tuvalet eğitiminde düşünüyorum. köpek sabah ve akşam tuvalete çıkartılıyor. bunun dışında tuvaletini tutmasını bekliyoruz. biz neden istediğimiz an tuvaletimizi yapıyoruz ama o yapamıyor?
    hayvanlar ile tahmin edemeyeceğin kadar içli dışlıyım. yaklaşık olarak 2000 kedi yuvalandırdım, yüzlerce kısırlaştırttım, yüzlerce tedavi ettirdim.
    sokaklarda insan şiddeti dışında en büyük problem hastalık. belli ki hayvan hastalıklarından haberin yok. gençlik hastalığı, fib, fib. hepsi ölümcül rahatsızlıklar ve bağışıklık ile ilgili. bu virüsler her hayvanda var ve bağışıklık düştüğü zaman ortaya çıkar ve tedavisi yoktur. gençlik hastalığına yakalananların hastalık başında farkedildiyse kurtulma şansı vardır fakat fip için sonu ölümdür. bu hastalıklar sadece kediden kediye ya da köpekten köpeğe geçer. mesela evde fip li bir kedi varsa kıyafetlerimizi çıkarmadan, ellerimizi yıkamadan sağlıklı bir kediyi sevmeyiz. çünkü elbiselerden bile lanet virüs diğerine geçebilir. sokakta bağışıklık hiçbir zaman yüksek olmayacağı için birkaç sene içinde çoğu bu hastalıktan ölür.
    malesef çoğu ise bu hastalıklara yakalanamadan ölüyor. araba ezmesi, tecavüz, açlık, soğuk, tekmelenme. o kadar çok tecavüz vakası yaşadım ki, o kadar çok bebek kedilerin tekmelenip öldüğünü gördüm ki. bu sebeple malesef ülkemizde hayvanların özgürlüğü onları ölüme götürmektedir.
    onlar için yapılması gereken en güzel şey onları satın almamak, üretimlerine izin vermemek, sokağınıza mama ve su koymak ve bulunduğunuz belediye veterinerlerine dişileri kısırlaştırtmak.