şükela:  tümü | bugün
  • eski calistigim sirkette, bu ulkeden abd'ye gelmis birkac kisi calisiyordu.

    bir tanesi [40 yaslarinda bir kadin] bir gun yanima gelip "bizim guzellik yarismasi birincimiz sizin prensiniz ile evli, biliyor musun?" dedi. kendisine turkiye'de prens olmadigini soyledim. suratima uzun uzun ve aciyarak bakti ve "olur mu? evliler, cok zenginler" dedi sanki evli ve cok zengin olmalarinin tezinin dogruluguna katkisi varmis gibi. "kimden bahsediyorsunuz bilmiyorum ama turkiye bir cumhuriyet, dolayisi ile prensi yok" dedim. bir sure daha israr etti, beni ikna edemeyecegini anlayinca da bana aciyarak uzaklasti.

    eminim ki hala turkiye'nin bir prensi olduguna inaniyor.
  • yazilanlardan anladigimiz kadariyla hakkinda cok fazla yanlis bilgiye sahip olunan ulke.

    bes yildir bu ulkede yasayan biri olarak buraya notlar birakacagim. bunlardan bazilari sozlukte yanlis ya da farkli yazilan bilgileri duzeltmek ya da ekleme yapmak icindir. baslayalim.

    * filipinler otostop cekilerek gezilecek bir ulke degil zira 7600'den fazla adasi var. ulasim kisa mesafeler icin ucuz olsa da uzun mesafeler icin hem cok zaman aliyor hem pahali. zaten sizi araca almalari da pek olasi degil. alan olursa ya baska bir kulturde yetismistir ya da burada bir yabancidir.

    *koronavirus salgini nedeniyle dunyadaki en fazla olum oranina sahip oldugu dogru (ben bu satirlari yazdiktan sonra oran degismis olabilir). ancak bircok uygulamayi turkiye'den daha iyi yerine getirmis, ayrica insanlari bu konuda bizim insanimizdan cok daha dikkatli ve kurallara cok daha fazla uyuyorlar. olum oraninin cok yuksek olmasinin nedeni saglik sistemi konusunda dunyadaki en kotu birkac ulkeden biri olmasidir. doktorlari bizim doktorlarla kiyas edilemeyecek kadar donanimsiz. karantinanin ilk gunlerinde evin yanindaki hastanenin acil doktorlari bile olum korkusuyla dukkani kapatip kactilar. (ekleme: bu satirlari daha once kaydetmesem de yazali aylar oluyor. simdi kendime bir duzeltme yapayim. turkiye ile kiyas edersek filipinler hukumeti de halki da salgini cok iyi yonetti. bu gorusume burada yasayan bircok turk katilmayabilir. ancak ben salgini ilk vuku buldugu gunden itibaren saniye saniye takip eden biri olarak filipinler'in kendi gucu olcusunde salgini cok iyi idare ettigini dusunuyorum. milyonlarca insani issiz ve daha da yoksul birakma pahasina savastilar.)

    * evet, bosanma hristiyanlar icin yasak. zira hristiyanlikta bosanmak yasak. fakat muslumanlar icin de hos gorulmese de serbesttir. "o nasil oluyor, bu ne sacma is" denilebilir. burada musluman evliligi resmen yapiliyor sevgili arkadaslar. muslumanlarin evlenme ve bosanma islemleri farkli. burada bir catisma yok. kim hangi sistemle isterse resmen oyle evlenebilir, yani inancina gore ozgurce yasar. "peki ateyizler ne olacak" derseniz, onlar da sivil evlilik denen surece tabi olabilirler isterlerse.

    * bir arkadas "buradaki depremler diğer depremlere benzemez. yerin üstü alta, yerin altı da üste geçer." demis. sanirim kendisi jeoloji ya da depremler konusunda uzman. soyledigi sey bu bolgedeki depremleri cok iyi izah ediyor. mesela bir keresinde burada deprem olmus, saga sola sallanma hissetmemisler. altli ustlu gerceklesmis deprem (bu konuda uzman olmadigim icin hangi tabiri kullanacagimi bilemedim). yani dusunun, koltukta oturuyorsunuz, saga sola sallanmak yerine yukari asagi zipliyorsunuz. bu depremden sonra sehirden haftalarca ceset kokusu gitmemis zira bircok ceset, enkaz altindan cikarilamamis. (bu yazi yayimnaldiktan sonra konuyla ilgili bilgi sahibi oldugunu dusundugum bir yazar mesaj gonderdi. kendisine beni bilgilendirmek yerine baslik altinda gerekeni yazmasi gerektigini, bu sayede herkesin bu bilgiye ulasabilecegini soylesem de bir cevap alamadim. neyse, kendisine buradan tesekkur ediyorum. mesaji aynen su sekilde: merhaba depremlerde aslında bahsedilen şey kabaca doğru denilebilir. filipinlerin olduğu bölgede filipin levhası ile çevresindeki levhalardan yoğunluk farkına göre, ağır olan okyanus levhası, daha hafif olan karasal levahanın altına doğru dalar. dalma-batma zonu denir buna. yerin altı üstüne üstü altına doğru geçtiği gözlenmez tabiki. dalma-batma zonunda yaşanan depremler büyük ölçekte olur bu yüzden genelde yıkıcıdır. dalma-batma zonlarının iz düşümlerinde de jeolojik olarak uygun bölgelerde volkanlar ortaya çıkar.)

    * fakirligin kol gezdigi dogru. ancak dolar kuru karsisinda paralari 4 yilda hic deger kaybetmedi, hatta kazandi bile (ben buraya geldigimden beri turk lirasi iki katindan fazla deger kaybetti. duzeltme: uc katina cikti). ayrica buranin zenginleri turkiye'deki zenginlere bulasik yikatacak seviyede servete sahip. dunya siralamasinda daha fazla zenginleri var. yani sadece istisnalardan bahsetmiyorum. sayica zengin daha fazla.

    * fastfood'un yaygin olma nedeni amerikan kulturunun etkisi degil. filipinliler disarida yemek yemeyi cok severler. kendileri zaten yemek yapmayi da bilmezler. dunyada belki en kotu mutfagi olan ulkedir. 2 bin yillik pirinc teraslari olmasina ragmen pilav yapmayi bile bilmezler. pirinci sadece haslayip yerler. hatta haslama islemini bile makine yapar. ben pirinc haslama makinesi olmayan ev gormedim.

    * sadece et yedikleri, sebzeden nefret ettikleri soylenmis. boyle bir sey kati surette soz konusu degil. sadece ulkede sebze az, o kadar. ekleme: "neye gore az ya da cok" diyenler oldu. burada turkiye ile kiyaslama yaptim.

    *insanlarinin sicakkanli ve misafirperver oldugu dogru degil. daha dogrusu, turk misafirperverligine gore filipinler insaninin farkli bir misafirperverlik anlayisi oldugunu dusunuyorum. aslinda disaridan bakinca, daha dogrusu kulturun icine girmeyince -bizim anlayisimiza gore- cok misafirperver gorunurler. bu yuzden butun dunya onlari oyle bilir. ben papua yeni ginelisinden tut brezilyalisina, kamerunlusundan tut vietnamlisina kadar insan tanidim, bu ulkenin insani kadar bizim misafirperverlik anlayisimiza daha uzak bir millet gormedim. butun genellemeler yanlis falan degildir arkadaslar. sosyal bilimlerde genelleme yapilir. yuzde 1'in hatirina butun ulkeye misafirperver ya da sicakkanli demek cok yanlis. hatta en cok da bu ulke icin yanlis. ben yillarca burada bu insanlarla ayni evde yasadim, ayni is yerlerinde calistim, alisveris yaptim, yolculuk yaptim. ve ben diyorum ki bu sozleri en az hak eden millet bile degil filipinliler (bu konuya "guleryuzlu" olmaları konusunda değindim).

    * butun oteller pahali degil. hatta bazilari ucuz olmanin yaninda insana muhtesem hisler yasatabilir. baguio'da, insanlarin yuzyillar once de icinde ikamet ettikleri ahsap bir evde kalmistim. sadece 50 tl (hadi simdi iki kati olsun kur nedeniyle). bu hissi size 5 yildizli oteller bile yasatamaz. dusunun, tipki yuzyillar onceki insanlarin uyudugu yerde uyuyorsunuz, onlarla ayni tavana bakiyorsunuz, ayni kokuyu aliyorsunuz.

    * cinliler ve korelilerin burayi isgal ettikleri, filipinlilerin onlar yuzunden is bulamadiklari dogru degil. bunu bir ornekle aciklayayim. mesela ben bir yabanci olarak bu ulkede sadece turist vizesi alabiliyorum. yani calismak istersem baska bir belgeye, yani calisma vizesine ihtiyacim var. ama filipinlinin boyle bir vizeye ihtiyaci yok. hemen ise baslayabilir. ayrica bir filipinli yerine gore benden iki kat, uc kat, bes kat daha ucuza calisiyor zaten. simdi daha ucuza calisan dururken isveren hem benim icin calisma vizesini cikarip hem daha fazla maas neden odesin? ayrica filipince bilmiyorum. bu buyuk bir engel. "zaten herkes ingilizce biliyor" diye dusunmeyin. bir yerde calistiginizda filipincenin eksikligi hep hissedilir. yani isveren acisindan filipinli calistirmak muazzam uygun. demek ki bir filipinliden alamayacagii seyi benden ya da bir koreliden veya bir cinliden aliyor. bir isverenin yabanci icin calisma vizesi cikarmasi cok mesakkatli bir is. parasini gectim. ayrica efendim arkadas cok nankorluk etmis. cinliler, koreliler ve diger yatirimcilar olmasa filipinliler acliktan olur. burada yabancilar devasa sirketler kurup on binlerce filipinliye istihdam sagliyor, filipinlilerden cok daha fazla vergi oduyor.

    * bir arkadas demis ki "başkenti quezon city mi yoksa manila mı belli değildir. bazı kaynaklarda quezon diye geçer. aslında quezon, manila'nın bir kenar mahallesidir." hatta bu arkadas meydan larousse ansiklopedisini kaynak olarak gostermis. inanilir gibi degil. filipinler'in baskentinin neresi oldugu aciktir: manila. nedeni de belli, bu sehrin stratejik ve jeopolitik konumu. manila limani bu ulkenin dunyaya acilan kapisi. sadece o da degil, savas zamani manila bay, yani manila korfezi dedigimiz yerde gerceklesti bircok catisma. intramuros, yani sur icinden ateslendi ispanyol toplari. quezon sehrinin boyle bir konumu yok. ayrica yuzyillarca bu ulkede kalan ispanyollarin insa ettikleri intramuros, yani sur ici de manila korfezi'ne bakan manila limaninin hemen dibinde. yani nereden bakarsak bakalim, manila baskent olmak icin uygun yerdir. ama bu biraz da ic politika ile ilgili. bununla beraber bircok devlet dairesi quezon city'de. baskanlik sarayi'ndan tut emniyet genel mudurlugune kadar bircok onemli yer quezon city'de ama burasi hala baskent degil. daha once baskentmis. yanlis hatirlamiyorsam diktator marcos degistirdi bunu. siyasi bir olay. bence asil soru su olmali "manila stratejik olarak bu kadar onemliyse daha once quezon city neden baskentti? ve neden onca onemli kurum quezon city'de?" evet, bu soruyu ben de hep soruyorum. eminim kisa bir aciklamasi vardir. ancak tembellikten acip da bakmadim. bu arada quezon city, yasamak icin manila ile kiyas edilemeyecek kadar elverisli ve hostur, temizdir, daha fazla agac sayisina sahiptir.

    * "yemekleri bizim yemeklerimizden daha lezzetli" gibi bir yorum okudum. acaba ironi mi var, baska bir sey mi ima ediliyor, filipinler icinde bir bolgeden mi bahsediliyor diyerek entry'nin tamamini tekrar tekrar okudum ve cok sasirdim. arkadas, yazdiginda ciddi. simdi ben burada 77 milletten insan tanidim onca yil icinde. sonra burada 25 senedir yasayan turk de gordum. turkler'in cogunu taniyorum. yabancilarin da turklerin de bu ulkede uzerine en fazla konustugu, en fazla dert ettigi, bir turlu cozemedikleri ve hicbir zaman cozemeyecekleri tek bir sorun var: yemek. "yabancilar da ayni sekilde" diye tekrar etmek istiyorum. bir ornek vereyim. gecenlerde acma simit aldim. burada bir turk hanimefendi yapiyor. bizim grupta bu gundem oldu. onca zaman tartistik. ne zaman gruptan bir turk'u disarida gorsem "ya sukru o gun beni mahvettin. canim nasil simit cekti, nasil simit cekti" diyor. bir simit uzerine gunlerce konusuyorsunuz ve bu size cok normal geliyor. turkiye'den bakinca bu normal mi? diger butun yiyecekleri dusunun. zeytin peynir aliyorsun (ki turkiye'dekiyle alakasi yok) 100-150 hatta belki 200 liraya geliyor kilosu. gercek zeytin peynir olsa gucune gitmeyecek. domates yok ulkede. var ama yok gibi. kirmizisini bulursan sanslisin. ha baguio'ya gidersen mevsiminde guzel domates salatalik bulabilirsin. ama koca ulke icinde tek bir sehirden bahsediyorum. yani dusun, ardahan'da yasiyorsun, kastamonu'ya domates almaya gidiyorsun. biberi taneyle alirsin cok ucuk fiyata. gerisini varin siz hesaplayin. ha filipinli yemegine gelince, oyle yemekleri var ki acliktan olecek olsan ancak o zaman yersin. bu, yenilebilecek, "evet bu iyi" diyebilecegin yemekleri yok, anlamina da gelmiyor. kaldereta, afritada mesela pilavla iyi gider.

    *bir arkadasimiz dil konusuna deginmis ve 11 lehcenin konusuldugunu, herkes birbirini anlasin diye ortak dilin ingilizce olmasina karar verildigini ve sokaktaki herkesin iyi derece ingilizce bildigini vs soylemis. bu uzun bir konu ancak kisaca degineyim. 11 degil belki onun birkac kati farkli dil var bu ulkede. bu diller birbirine benzemez bile. mesela tagalog (filipince) konusan biri cebuano konusani anlamaz. tipki bunun gibi diger dilleri konusanlarin neredeyse hicbiri bir digerini anlamaz. anliyorsa o dili az cok biliyordur. ortak dil ingilizce degil tagalogdur. bu resmen birkac yil once kararlastirildi. ıngilizce resmi dildir tagalog gibi. ancak ingilizce'yi herkes bilmez. hele sokaktaki kisi cok az bilir. cok buyuk sirketlerde bile ust duzey calisanlarin ingilizce konusurken, yazarken hata yaptiklarini goruyorum. sokak ve uluslararasi sirketleri iki uc nokta olsun diye soyledim. ancak evet, ingilizce ile her turlu is halledilir. egitim seviyesine gore ingilizce iyi bilinir. bu, sokaktaki herkesin ingilizce bildigi anlamina gelmez. sokaktaki kisilerin sizinle konusmaya utanmasinin iki nedeninden biri ingilizce konusamiyor olmalari. tabii adam nereden bilsin bizim turkiye'den geldigimizi ve kendisinden cok daha berbat ingilizce bilgisine sahip oldugumuzu? bizim herkesi ingilizce biliyor zannetmemizin asil nedeni kendimizin ingilizce bilmiyor olusu ve her birkac ingilizce cumle kurani goklere cikarmamiz. ogrenelim artik sunu, sanildigindan cok daha kolay!

    * ebu seyyaf teror orgutune gelince efendim, bu orgut el-kaideci falan degil. kendisi isid'e bagliligini acikladi (3 yildan biraz fazla bir zaman once). nedeni belli. ısid'i var eden amerika, burada filipinler her ne zaman cin'e ya da rusya'ya yaklasirsa kulagini ceksin diye. net bir ornek vereyim. 3 yil kadar once filipinler devlet baskani rusya'ya silah anlasmasi imzalamaya gitti. baskanin ucagi rusya'ya indigi gun isid burada iki kiliseyi havaya ucurdu mass sirasinda. baskan anlasmayi yapmadan ucaga atladigi gibi filipinler'e geldi. bu ornek bize isid'in yularinin kimin elinde oldugunu, ne icin kullanildigini, kime hizmet ettigini cok iyi gosteriyor ayni zamanda.

    *ulkedeki gelir farkini bir arkadas cok iyi anlatmis. 250 metrede bir bambaska bir dunyaya adim atmanin mumkun oldugunu soylemis. gercekten de dunyanin en rezil semtlerinden birinde "ben cehenneme mi dustum" diye kendinize sorarken karsiniza bir anda sarayimsi, devasa evlerin bulundugu, 951753 tane -polisten guclu ve yetkili- guvenlik gorevlisiyle korunan, duvarlari 2 metreyi askin, ilce buyuklugunde sitelerle karsilasmaniz cok olasi.

    *sozlukteki filipinler basligini okuyan kisilerin en fazla karsilastiklari kelime "guleryuzlu" olacaktir. simdi bu entry'nin en onemli cumlesini yazacagim: filipinlilerin gercekten de guleryuzlu olup olmadigini anlayan kisi, bu ulke ve bu insanlar ile ilgili cogu seyi anlamistir. bir onceki cumleyi yazmak yerine oyle olup olmadigini anlatmaya kalksaydim yemin ediyorum, bakin tekrar soyluyorum, yemin ediyorum kitap olurdu (konuyla ilgili hiç yorum yapmadigim halde cok tepki aldım. bunu zaten bekliyordum. yorum yapsaydım beni asarlardi herhalde. zaten filipinler ile ilgili beni ipe götürecek bir konu varsa o da budur. ben bu konu için başka bir yazı kaleme alacağım. daha fazla tepki alacağımı biliyorum. filipinliler ile ilgili üzerine en çok yanlış düşünülen ya da değerlendirilen konu bu. sadece türkler'de degil dünyanin geri kalanında da bu konuda tamamen yanlış bir algı var. bundan sonra üzerine en fazla savaş vereceğim konu da bu yüzden bu olacak. hiçbir şeyi duzeltemesem bile insanların en azından "filipinliler acaba gerçekten göründükleri gibiler mi" diye sormaları bana yeter.)

    * herkes ulasimin ucuz oldugunu soyluyor. yanlis. burada toplu tasima sistemi cok kotu. sehir icinde toplu tasima sadece kisa mesafeler icin var. uzun mesafe icin arac degistirmek gerekiyor. mesela benim is yerime toplu tasima ile gidecek olursam en az 3 vasita degistirmem gerek. 3-4 saatte ancak varabilirim ve bunun 2 saati yurumek ve beklemekle gecer. bir de geri donusu var. abarttigimi dusunenlere kisa bir cevabim var: dusunmeyin. bu ulkede ucuz ve inanilmaz kolay bir ulasimin sirrini vericem simdi, siki durun. kendinize bir motosiklet alin. benim gibi 3-4 saatlik yolu maksimum 25 dakikada gidersiniz. bu, size sadece para ve zaman kazandirmaz, ayni zamanda buradaki hayatinizi tamamen degistirir, siz bile inanamazsiniz nasil olduguna.

    *"filipinler'e maksumum 10000 peso goturebiliyorsunuz" denmis. bir yasal dayanagi var mi bu arkadasin bilmiyorum. simdiye kadar boyle bir sey hic duymadim. 1 milyon peso (karsiligi dolar) getiren de gordum, 10 milyon peso getiren de. hatta belli bir miktar pesonun uzerindeki -izinsiz- transferler yasal olmadigi icin insanlar nakit olarak getirebiliyor. ben ilk geldigimde yanlis hatirlamiyorsam 100000 peso (karsiligi nakit) vardi yanimda.

    *filipinler'in tehlike / guvenlik kismini dogal olarak merak eden kisiler olmus, cevaplayayim. *genel olarak* guvenli bir ulke. gece saat ikide bikinili bir kiz burada rahatca dolasabilir. simdiye kadar 5 kez motosikletin ustunde anahtari unuttum, 2'sinde hala ustunde duruyordu, 3'unde de bulan kisiler anahtari alip en yakindaki binanin onunde bekleyen guvenlige teslim etmislerdi. halbuki motoru alip gitseler bu ulkede omur boyu kullanabilirlerdi, bulmam imkansiz olurdu. riskli olan yerler de vardir ama ben yillardir gormedim. azicik dikkatli olan kisi icin burasi guvenli. asil tehlike dogal afetler. deprem gibi, yanardag patlamasi gibi, yangin ya da tsunami gibi veya bindiginiz geminin alabora olup batmasi gibi... iki yil once bantayan'dan bohol'e giderken gemi dalgalar arasinda su almaya baslayinca ecelin geldigini hissettim.

    *bir arkadasimiz "ulkeye giriste donus biletiniz mutlaka yaninizda olmali" demis. en buyuk sorunsallardan biri "donus biletimiz olmali mi olmamali mi?" sanirim. net cevabi veriyorum: kesinlikle donus biletiniz olmali. bunu ben soylemiyorum, filipinler disisleri bakanligi soyluyor. peki o zaman bu sorunsal nereden cikti? cunku bazi kisiler hasbelkader donus bileti olmadan da gelebilmisler ve ilginc bir sekilde kendilerini karar mercii zannettiklerinden bunu her yere yayiyorlar, kesin bilgiymis gibi aktariyorlar. havaalaninda sizi gerisin geriye postalamalarini istemiyorsaniz, ya da buraya giriste uc saat sorgu odasina cekilmek istemiyorsaniz mutlaka yaninizda donus bileti olsun. bileti illa turkiye'ye almak zorunda degilsiniz. cozumunu bir ara anlatacagim. ekleme: anlattim. buraya tiklayarak hem ispati ile birlikte "donus bileti almak zorunda miyiz?" sorusunun cevabini hem de bu meselenin cozumune ulasabilirsiniz.

    *cok sayida bekar anne olmasinin nedeni sadece kurtaja izin verilmiyor olmasi degil, ayrica kadinlarin zaten cocuk aldirmak istememesi ve onu ne olursa olsun dogurmak istemeleridir. ek olarak, evli olsalar bile erkegin coluk cocugu, esini terk edip baskasina gitmesi..

    *ebu seyyaf teror orgutu nedeniyle her yerde rahat gezilmemesi gerekecegi soylenmis. tamamen yanlis. daha iyi anlasilmasi icin turkiye'yi ornek vereyim. siz istanbul'da ya da yozgat'ta yasiyorsunuz ama ulkedeki teror orgutu diyadin'de. "orasi neresi" degil mi? yaa oyle iste. bu orgut kendi sahasi icinde genelde askerle catisiyor. turkiye'deki pkk ile benzerligi yoktur. 20 yil boyunca sokaklarda gece gunduz rahatca dolasilsa bu orgute denk gelinmez. ha siz kalkip mindanao'nun balta girmemis ormanlarinda kamp yapmaya kalkarsaniz bir sabah gozunuzu actiginizda orgutun sizden, fidye alabilecekleri bir yakininiz olup olmadigini sorarken bulabilirsiniz. metro manila'yi merkeze alip gideceginiz yer bin km uzakta ise oraya turist gidip gitmedigini bir ogrenin once derim.

    *cogunlugu katolik olan bu ulkedeki katoliklerin, katolikliginin avrupa'daki koyu katoliklerinkine benzemedigi tezi kat'i surette yanlistir. bu kismi fazla uzatmayacagim ama kesin bir sekilde sunu soyleyebilirim: dunyanin en koyu katolikleri bu ulkededir.

    *kendi gorusume gore filipinler dunyanin en rezil mutfagina sahip ulke. evet, yemek yapamazlar. ancak burasi kapali bir ulke degil. ozellikle baskent metro manila'da, ne istanbul'da ne ankarada ne de turkiye'nin bir baska sehrinde bulamayacaginiz kadar cok ulkenin mutfagini bulursunuz. hatta oyledir ki ta bohol'un hic de gosterisli olmayan bir sokaginda muhtesem bir italyan restoranina denk gelip dunyanin en guzel pizzasini yiyebilirsiniz (yedim). ozellikle de makati'nin ya da bonifacio global city'nin (bgc) her kosesi unlu restoranlarla doludur (yabanci restoranlar). filipinlilerin kendi evlerinde yaptiklari ya da sokakta veya kendi restoranlarinda sattiklari yemeklere bakip bu ulkedeki en luks yemegin balut oldugu, ancak youtube'da 2 dakika uzunlugunda filipinler videosu izleyip bu ulkenin mutfagina dair her seyi ogrendigini zanneden zavalli biri tarafindan soylenebilir. arkadasin tam cumlesi su (noktasina virgulune dokunmadim): "en lüx yemekleri civ civ çıkmadan önce yumurtayı buharda pişirilerek yaptıkları bir yemek. civ civi yumurtada gaga ve ayakları pişmiş bir şekilde çıkartıp yiyorlar. (ben görmedim ama igrenç!!!)"

    *ne yazik ki en buyuk yanlislar, sozlugun ilk entrylerinde. sozlukteki filipinler basligina giren kisi direkt olarak cok yanlis bilgileri ediniyor. "yemek kulturlerinde kopek eti ciddi bir yer tutuyor" ne demek? okuyan da arkadas buraya geldi, her yerde kopek eti yenildigini gordu zannedecek. ulkede kopek eti yenilen yer neredyse yok gibidir. "gibidir" diyorum, zira kuzeyde birkac kasabada yerliler yiyor diye duydum. bakin sadece duydum. burada oyle bir sey yok. zaten yasal da degil. kaldi ki o kasabalarda zaten devlet yok gibi. yuzyillardir ayni sekilde yasayan yerliler var orada. devlet mudahale etse bir turlu etmese bir turlu. cahil cahil konusmayalim. bir de "yazilmamasi cok ilginc" yazmis.

    *yurt disinda calisan filipinlilerin ulkeye (ailelerine) gonderdikleri para su an 22 milyar dolar degil yaklasik 35 milyar dolardir. bu da turkiye'nin 2019 yili turizm gelirine denktir. evet koca bir ulkenin bir yillik turizm gelirine denk para gonderiyorlar ailelerine. niye tekrar soyledim? cunku bu cok ilginc. bu insanlarin ailelerine para gondermek gibi bir huylari var. "ailelerine yardim" olarak dusunulmemesi gerekir zira aile yan gelip yatsa da "ya kardesim git sen de calis, omur boyu sana ben mi bakacagim" demezler, o parayi gonderirler. ailelerinin balik tutmasina yardimci olmaktansa onlara balik verirler. yurt disinda calisan on binlerce kadin buradaki cocuklarini, eslerini yillarca gormeden orada calisir, eve para gonderir. evet, genelde kadinlar calisiyor yurt disinda. cunku cocuk, hasta, yatalak bakimi icin kadin tercih ediliyor. genelde hizmet sektorunde ya da fabrikalarda calisirlar (ozellikle arap ulkelerinde). tabii ust duzey pozisyonlarda calisanlar da var ama onlarin sayisi oldukca azdir, pek denk gelinmez. bu arada "turkiye'nin turizm gelirine denk para gonderirler" dedik ama aslinda bundan kat kat fazla gonderilir. ornek olarak turkiye'deki turiste bir limonatayi 20 tl'ye sattigimizi dusunelim. bunun birkac lirasi giderdir, ayrica calisan masrafi da var. yani kat kat kar ederek satilan bir urun ya da hizmette bile elde edilen para aslinda tamamen kar degil. ama yurtdisindan bir filipinli para gonderdiginde ne vergi ne gider ne calisan girer devreye. yuzde yuzu kardir. buradan bakildiginda bizim turizm gelirimizin -benim tahminime gore- 5-6 kati para gonderirler.

    *ulkenin tam bir somurge ulkesi oldugu da kat'i surette yanlis. yillar onceymis o. su anda filipinler bagimsiz, kendi kararini kendisi veren, amerikan baskani barak obama'ya "o. c." diyen bir devlet baskanina sahip ulkdir. cin ile iliskileri, cin denizi sorununu saymazsak ticari anlamda oldukca iyidir. elbette bu, ticari ve siyasi anlamda ozellikle amerika ve cine bagimsiz oldugu anlamina gelmiyor. bizim bagimli oldugumuz kadar bagimlilar, oyle soyleyeyim. ornek ile kiyas etmek gerekirse baskan trump (ben bu satirlari yazarken joe biden'in baskan secildigi duyuruldu) bizim ulke ile ilgili bir twit atarak ekonomimizi yerle bir edebildi. daha kotusunu bile yapabilirdi, bakin sadece bir tweet atarak. ama filipinler ile ilgili tweet bombardimani yapsa yine etkilemez burayi.

    *butun halkin internetkolik oldugu dogru. oyle ki bu insanlar gunde kisi basina ortalama 24 saat online olurlar. "uykularinda ve tuvalette bile internete mi giriyorlar" diye sordugunuzu duyuyorum. evet, uyurken bile telefon ellerinde, arada bir gozlerini acip kontrole diyorlar. bircogu tuvalete laptopla giriyor. bu yuzden bilisim sektoru, e-ticaret sektoru burada gelismis. asyadaki bilisim yatirimcilari buraya toplanmis. filipinler bu konuda muthis bir pazar. ben de bu ulkeye ve asya'ya dair ogrendiklerimin cogunu buranin en buyuk iki e-ticaret sirketinden birinde calisirken ogrendim. hakkinda bilgi edinmeye deger bir konu...

    *yilmaz bektas gibi sacma sapan bir konuya deginmek istemiyorum zira bu ulke ile ilgili en cok midemi bulandiran konu bu. yilmaz bektas konusu ulkedeki yemeklerden daha fazla midemi bulandiriyor.

    * jeepneyler size eglenceli, keyifli ya da hos gorunebilir. ancak buranin dunyanin en kotu trafigine ve dunyanin en kirli havasina sahip olmasina neden olan etkenlerin basinda jeepneyler gelir. buradaki trafik ve hava kirliligi -mubalaga yoktur- insan omrunden en az 5-10 yil goturur (benimkinden birkac ay gitti galiba). metro manila'da yasayanlarin diger sehirlerde yasayan insanlardan daha cabuk hastalanmasinin, daha fazla stres yasamasinin, daha kotu yasam sartlarina sahip olmasinin en buyuk nedeni de buradaki trafik ve hava kirliligi. jeepneylerin neden kaldirilmadigi uzun bir konu ama bir cumle ile ozetleyeyim: yanlis hatirlamiyorsam ulkede 80 bin insan jeepney soforlugu yapiyor ve milyonlarca insan jeepneyler ile ulasim sağlıyor (ilk düzeltmemizi yapalım: simdi baktim, 80 bin degil 220 bin jeepney var ülkede kayıtlı).

    * bircok kaynakta oldugu gibi sozlukte de bu ulkenin sahip oldugu ada sayisi konusunda kesin konusuluyor. bu ulkedeki ada sayisi hicbir zaman net olarak bilinemez. farkli kaynaklarda farkli sayilar gormenizin nedeni budur. peki neden bilinemez? deniz seviyesinin yukselip alcalmasi nedeniyle ulkedeki onlarca, bazen yuzlerce adacik bir anda sular altinda kalabilir ya da aciga cikabilir. ada sayisi 7600 civaridir. bu sayi yarin baska onumuzdeki ay baska olabilir. eger bastan saymaya kalkarsak biz daha birkac bin ada saymisken bastaki adalardan bazilari kayip olmus olacagindan (ya da o taraflarda yeni adalar gun yuzune cikmis olacagindan) sayim islemi basarisiz olmus olacak. ne zaman ki bu adalari bir anda sayabilen teknolojiye sahip oluruz, o zaman net sayiyi biliriz. ama ondan sonra yine ayni olay vuku bulacagindan biz sonucu daha okurken bile o anki ada sayisini bilemeyecegiz. bu onemsiz konu ustunde fazla durdugumun farkindayim.

    *sozlugun ilk sayfasinda yazar jerryseinfeld'in verdigi bilgilerin tamami dogrudur. kaldigi kisa sure boyunca epey gozlem yapmis ve yanlis tek bir bilgi vermemis. ancak iki yere deginip, bu bilgilerden birini guncelleyecegim. "filipinler metro manila degildir" sozunu ancak burada uzun sure yasamis biri anlayabilir. buraya gelen ya da burasi hakkinda konusan insanlarin icine dustugu en buyuk hata, filipinler'i metro manila'dan ibaret zannetmek. bu yuzden bu kisilerin butun tespitleri yanlis olur. ıkincisi ise mall of asia konusu. burada sigara icilebilecegini soylemis. o zaman belki oyleydi. bu avm, dunyanin en buyuk avmlerinden biri. aslinda burasi bir komplekstir. bir ilce buyuklugundedir. kompleksin icine girip cikan insan sayisi gunluk ortalama 200 bindir. bu da moa complex'i bircok sehirden buyuk yapar. sadece avm'den ibaret de degil. icinde kultur merkezi bile bulunur. manila korfezindedir, denize bakar. ıs merkezlerine sahiptir. benim calistigim ofis de bu is merkezlerinin birinde. sigara konusuna gelince, bir ilce buyuklugune sahip bu devasa alanda su anda sigara icilebilecek tek yer yoktur. bundan 8 ay once sigara icme bolgesi vardi birkac tane, salgin bahane edilerek onlar da kaldirildi. burada baskan duterte'nin sigaradan cok nefret ettigini, goreve geldiginden beri sigara ile buyuk savas verdigini ekleyelim.

    *polislerin ve askerlerin sort giydigi yanlis. turizm bolgelerinde amirleri izin verdigi icin sort giyen sivil polise denk gelinmis olabilir. su anda polisler askeri kamuflaj giyiyor. ozel hareketcilara benziyorlar.

    *birkac entry'de bu ulkeyi kasirga vurdugu soylenmis. efendim bu ulkede kasirga gorulmez. tayfundur o. bunlari yanlis hatirlamiyorsam ortaokul ve lise cografya dersinde ogretiyorlar. bu hava olayi batı kuzey pasifik okyanusu’nda goruluyorsa "tayfun" diyoruz. batı ve kuzey atlantik’te, orta ve doğu kuzey pasifik’te, meksika körfezi’nde veya karayipler’de gorursek "kasırga" diyoruz (mesela amerika'da). bir de siklon var ki onu da arap denizi ve bengal körfezi’nde goruruz. bu arada dun geceki tayfundan dolayi bircok sehir su altinda kaldi, bircok insan olu ya da kayip. evet "sehir" sular altinda... kurtarma calismalari hala devam ediyor, evlerin catilarina cikabilen insanlari helikopterle almaya calisiyorlar.

    * horoz dovusu ulkede yasal degil. bununla birlikte horoz dovusu bahisleri oldugu ve bunun uzerinde cok buyuk paralar dondugu dogru. hatta bu ulke bu konuda asmis. horozlarin bileklerine jilet gibi keskin bicaklar baglayarak maca surerler. birkac gun once bir horoz dovusu musabakasini polis basti. horozlardan biri polise saldirip oldurdu. boylece dunyada ilk kez bir horoz, polis oldurmus oldu (bu entry'den sonra filipinler'de her evin kapısında horoz olduğunu söyleyen, vasıfsız ve ne amaca hizmet ettiği belli olmayan, muhtemelen filipinler'in bir köyünde yaşayıp ülkeyi o köyden ibaret zanneden, kafası iyi kisiler olmus. bu kisilerin cahil oldugunu sanmıyorum. zira cehaleti, dogru bilgilerle egitim vererek giderebiliriz ama ben zeka sorununu çözebilecek bir yöntem bilmiyorum).

    * fuhusun artmasinda kotu ekonominin rolu olsa da asil neden ekonomi degil. fuhsun yayginliginin nedenini anlamak icin filipinler'in tarihini bilmek gerekir. bu ulkedeki kadinlar hatta cocuklar yuzyillarca seks kolesi olarak kullanildi ve bu bir anlamda bu milletin kulturune nakis gibi islendi. konuyu daha da uzatmayayim. ancak asil neden batidir.

    *vizesiz 21 gun degil 30 gun kalinabilir. gun meslesini duzelttikten sonra ilk cumlemizi de curutelim. bu ulkede vizesiz kalinamaz hatta ulkeye vizesiz girilemez bile. havaalaninda ulkeye girisinize engel yoksa pasaportunuza ucretsiz olarak 30 gunluk vize vurulur. bu, sizin burada sadece 30 gun kalabileceginiz anlamina gelmez. daha uzun sure kalmak istediginizde gocmenlik ofislerine giderek vize suresini uzatabilirsiniz. bu uzatma islemini tekrar tekrar yaparak filipinler'de 3 yila kadar kalabilirsiniz. yeter ki kalmaniza engel bir durum olmasin.

    * turkiye'den gelen vejetaryen arkadaslarin sorun yasadigini okudum. evet, onlar icin burada beslenmek zor. ancak ilginc bir sekilde filipinler'deki vejetaryen orani turkiye'dekinden yuksek. bu arada filipinler'de daha fazla vejetaryen restorani var. demek ki sorun burada vejetaryen olmak degil genel olarak yemekler.

    * ulkede artik uber yok. uber butun datasini, yani musterilerini buradaki rakibi olan grab'a devredip gitmis, rakibine ayni zamanda sinirsiz bir guc birakmistir. bir firma neden boyle bir sey yapar ki? cunku uber turkiye'de oldugu gibi burada yalniz degildi. grab ile rekabeti nedeniyle ikisi de fiyatlari asagiya cekiyordu, kazanan genelde musteri oluyordu. uber, grab ile sadece bu ulkede mucadele etmiyordu, asyanin diger ulkelerinde de rekabet halindeydiler. kapali kapilar ardinda anlasip zayif olduklari ulkelerden cekildiler. mesela grab yanlis hatirlamiyorsam singapur'da musterilerini uber'e devretti. ikisi de kazandi, kaybeden musreti oldu. simdi grap da pahali (turkiye'deki taksilerden ucuz yine de). o zaman singapur ubere "oyle her cani isteyen dukkani kapatamaz. sen kapatirsan rakibinin rekabet edecegi firma kalmaz, o zaman da vatandasim kaybeder" dedi. evet, bizim devletimiz hatta muhalefet partimizin genel sekreteri "uberi turkiye'den defedecegiz" deyip halki hice sayiyor ama elin sungapurlusu "dukkani istedigin zaman kapatamazsin kardesim" diyor, vatandasini dusunuyor. ha uber ne yapti etti oradan cekildi.

    *devlet universitelerinin ucretsiz oldugu dogru degil. harc odemek zorunlu. ayrica yuksek egitim genellikle parali ve pahali. genel olarak egitim kotunun iyisi ya da daha da iyisi olacaksa mutlaka cok pahalidir. arada bir goruyorum, sozlukte robert kolejin yillik maliyeti gundem oluyor. bu kolej dunyanin en iyi okullarindan biri olmasina ragmen filipinler'deki bircok okuldan cok daha ucuz.

    *filipinler basligini okurken beni en cok uyuz eden cumle turu "xyz tamamen yasal". yazdiklari seyler de bu ulkede insani ipe goturecek turden. "ipe gitme yok ki orada" demeyin. eger burada cezaevine girmenin ne demek oldugunu bilseydiniz ipe gitmek icin yalvarirdiniz, hayattaki son isteginiz intihar edebilme luksu olurdu. aksi halde cezaevinde 20 metre karelik bir odada 50 tane escinselin arasinda (sizi gidi beyaz tatli cocuklar) kalir, ayni yere s***r, ayni yerde uyur, ayni yerde olursunuz. bu ulkede eger basa gelebilecek en kotu seyi soyleyecek olsaydim cezaevine girmek derdim. bakin depremde, yanginda, tayfunda, gemi batinca bogularak olmek demezdim. zira karsilastirinca bu soylediklerim cok insani ve luks kaliyor. neyse simdi, bir tane filipinler uzmanimiz "13-14 yasinda filipinli bakire kizlari para karsiliginda satin almak tamamen yasal" demis. kaynagi da filipinli, dunyadan haberi olmayan cahil bir taksici. hatta bu arkadasimiz "eger satin alinan kiz bakire cikmazsa polise basvurulabiliyor, muayene esnasinda kizin bakire olmadigi ogrenilirse paranizi geri alabiliyorsunuz" gibi seyler soylemis. bak sen! yani kizla yatiyorsun, bakire olmadigini anliyorsun ve bu da hastanede tespit ediliyor oyle mi? ondan sonra "filipinlerdeki cezaevi yasamimda bin tane escinsel tarafindan nasil istismar edildim?" baslikli blog yazisini okuyacagiz. bu ulkede hapis hayati yasayan yabancilarin hepsi (cogu degil hepsi) burayi kucumsediklerinden, burada her sey yapabileceklerinden ama baslarina bir sey gelmeyecegini dusunduklerinden o hayati yasiyor.

    bu entry mutemadiyen guncellenecek, gelismeler eklenecektir. entrylerimde yanlis ya da eksik belirttigim kisimlar olursa simdiden affola. her turlu elestiriye tartismaya acigim. yanlisimi ya da eksigimi duzeltecek arkadaslara simdiden tesekkur ederim. ayrica filipinler'de yasayip da bu satirlari okuyan arkadaslarla da tanismak isterim.

    not: filipinler ile ilgili daha fazla icerik gormek isteyen arkadaslar buraya tiklayarak instagram hesabima, suraya tiklayarak facebook sayfama, suraya tiklayarak filipinler'de yasayan turklerin paylasim yaptiklari, soru sorup cevap alabildikleri facebook grubuna ulasabilirler, istedikleri soruyu sorabilirler. sosyal medya hesaplarimi takip edin. lutfen beni facebook'ta arkadas olarak eklemeyin cunku facebook hesabimi yakinda kapatacagim, sadece diger sosyal medya hesaplarim aktif olacak. sorunuz varsa instagram ya da facebook sayfam uzerinden sorabilirsiniz.

    son olarak, lutfen salginla ilgili butun kurallara uyun. zaten az kaldi surada asi olmaya, birkac ay daha disimizi sikalim.

    hepiniz sevgiyle ve saglikla kalin.

    sizi cok seviyorum.
  • 20 kişilik vapur batınca 100 kişinin öldüğü tek ülkedir.
  • asya'nin meksika'si.
  • yaklasik 1 yil yasadigim 7,107 adadan olusan guneydogu asya ulkesi.

    sayfalar yetmez yazmaya gidip gormek gerekir bu ulkeyi, buyuleyici bir atmosferi vardir. ana hatlariyla bahsetmek gerekirse;

    kumar ulkenin bir parcasidir iddia demek daha dogru aslinda, en ufagindan sokakta gencler basket oynuyor; ''hadi beyler bir mac cevirelim'' ''c'mon 20 pesos!'' cevabi etki-tepki mekanizmasi gibidir. manila'da yer alan resort world adli otelin casinosu suan en populer ve sik gazinosudur. oyun masalari yoneticiside bir turktur. genelde filipinler genelinde pagcor adi altinda (philippines amusement and gamin corporation) bir cok casino vardir, fakat cokta kaliteli kumarhaneler degillerdir.

    1 dolar 44 ila 48 filipin pesosu araliginda oynar. benzinin litresi 45 mazot 39 pesodur. shell'de fiyatlar 1-2 peso arti oynar.

    sehirler 16. yuzyil ispanyol etkisi altinda konulan bizdeki koy, mahalle, semt anlamina gelen eski adiyla barrio simdiki adiyla barangay'lardan olusur. naia havalimanindan disari adiminizi attiginizda etkilenmemeniz olanaksizdir. herkes birbirine benzedigi, basik, muhtemel yagmurlu bir atmosferle karsilasir, bir elinizle sapkanizi tutarken diger elinizle valizini bozuk kaldirimda dengede tutmaya calisirken taksi diye bagirdiginiz andaki ruh haliniz, filipinler cumhuriyet'inin size hosgeldin demesidir aslinda.

    manila cevresinde her butceye gore otel bulursunuz. genel olarak fiyatlar zaten ucuzdur. oyle restaurantlarinda sokaklarinda bir asya fenomeni olan kopek, kedi, kurbaga, fare felan bulamazsiniz yoktur. kopegin yenilmesi, kesilmesi cok agir hapis ve para cezalaridir filipinler'de buna ragmen bazi adalarda kesilir, yenir. tavuk bir kulturdur. tavugun prison break 4. sezonda kavga sembolu olan o bacagini hatirlarsiniz, onu bile yiyorlar kardesim, denedim lezzetli.

    manila'da bir cok avrupa, akdeniz yemekleri yapan restoran bulabilirsiniz. yemek hicbir zaman bir dert degildir anlayacaginiz. arada ise klasik filipin mutfagindan denemeler yapmanizi tavsiye ederim.

    gelelim adalarina gezilecek yerlerine o msn avatari vardir ya. hani palmiye, beyaz kum ve deniz hatirladiniz mi ? iste orasi filipinler'dir. puerta galera'dir, cebu'dur, boracay'dir. manila sokaklarinda gezerken rastladiginiz acentalar gayet guzel fiyatlara sizi 3-4 gunlugune bu adalara tasirlar. sunu asla aklinizdan cikarmayin filipinler manila degildir. manila bir cok etkilesimin bir arada oldugu kozmopolit bir sehirdir heleki turistlerin cogunlukta oldugu ermita semti. manila ucuz fuhusun, uyusturucunun kol gezdigi bir sehirdir asil filipinler portresini gunumuzde yansitmaz ama gezilesi, gorulesidir. zamaninizin cogunu adalarinda sezlongunuzda gecirmenizi, karsinizdaki pasifik okyanusuna bakarak nerede oldugunuzu gozunuzun onune google earth getirerek dusunmenizi, rengarenk kokteylinizi yudumlaminizi ve tadini cikarmanizi oneririm.

    gece hayati hep renklidir, genel ulke ucuzlugu burada da mevcuttur. eger bir arkadas ortami olusturduysaniz yerel icecekleri matador denilen hafif sekerli bir icecektir %40 alkol barindirir. filipinler'de icki kulturu degisiktir herkes ayni bardagi kullanir, litrelik bira alinir, biri sirasiyla herkese ickisini verir boylece herkesin ayni kafayi ayni anda yasamasi saglanir, guzeldir. icmeyen, geciktirmek icin konu acan kisi dalga konusudur.

    sokaklari dardir sehirden sehire uzak mesafe haricinde hep dar yollardan gidersiniz, 2 gidis 2 gelis yolda, refuj denilen bir olay yoktur aman dikkat. motorsiklet bir yasam bicimidir arabadan cok motorsiklet vardir siz 50 60 kilometre ile seyrederken onunuzde gider kenara cekilmez illa kornalamak gerekir cunku onlarin haklari sizden daha fazladir trafikte bunu bilirler ve cok guzel uygularlar, trafik cekilmezdir, sikisirsa uyuyun kornayla uyandirirlar, acilmasini ummayin. sehirler arasi giderken guzel otobanlari vardir, gecisler 7 ila 140 peso arasinda degisir. benzinlikler ufak capli nisantasidir, bagdat caddesidir her turlu luks restorani, fast food sirketlerini ve starbucks'i bulabilirsiniz.

    alisveris merkezleri sm shopping malls denilen bir sirkete aittir. her sehirde, her semtte irili ufakli olmak uzere mevcuttur. manila'da mall of asia gidilip gorulmelidir. elinizde sigara ile dolasabileceginiz acik hava alisveris merkezidir 4-5 tane viaport'tur konseptide benzer, hemen hemen her marka mevcuttur. genelde tekstil ucuzdur.

    dilden konu genelinde cok bahsedilmis uzerinde pek durmuyorum tagalog denilen yerel dildir. yuzyillar once manila'yi dolanan nehrin etrafinda yasayan insanlarin konustugu bir dildir. tag-ilog tur, ilog nehir demektir, buradan gelmistir.

    kisacasi binin etihad havayollarina, ucuzdur kalitelidir hemen hemen her yil business class odullerini toplar, economic class'ta somon ikram eden 3 ogun yemek, sinirsiz alkol veren bir sirkettir. abu dhabi'de 3 saat sureli stopover'i vardir. abu dhabi'den 8 saat 45 dakika suren yolculuktan sonra filipinler saatiyle gece 11'de orada olursunuz. gmt +6' dir.
  • ya bütün halkı internetkolik, her kızın msn'i var, kamera kar$ısında anadan üryan chat yapıyor ya da belli bir guruh degi$ik nicklerle filipinlerin adını kötülüyo!.
  • en buyuk ihrac kaynagi isgucu olan ulke. bunun en temel nedeni de vaktiyle abd korumasi altinda oldugundan dolayi herkesin iyi ingilizce bilmesidir.

    90 milyonluk nufusu'nun 10-15 milyonluk kismi yurtdisinda calisir, her sene ulke ekonomisini 20 milyar dolar civarinda bir para gonderir (bkz: remittance). bu miktar, filipinler'in gsmh'sinin yaklasik %15'ine esittir.
  • 12 yasinda bir kiz cocugun, papa'nin ziyareti sirasinda, benim yasimda kizlar para ile satiliyor, tanri bunun bize yapilmasina neden musaade ediyor diye sordugu ulke.

    manila'da tondo'ya gitmemis insanlarin, teneke ve camur icinde ustuste yasayan milyonlarca insani gormeyen insanlarin, muhtemelen bir tatil koyunde, kendisine hizmet eden guleryuzlu insanlara bakip ne kadar da guzel bura ya geyigi yapmasi da ne guzel.
  • dogasi öylesine güzel ama ayni zamanda öylesine acimasiz bu ülkenin. yagmur döneminde yedigi yagmurun haddi hesabi yok. bu duvarlar, sokaklar, kablolar arabalar bu yagmura nasil dayaniyor diye sasiriyorum. visayas'da daha yeni deprem oldu, simdiyse bu yilin dünyadaki en büyük tayfunuyla bas ediyorlar. süper mega tayfun diyorlar. burada yasadigim 3 ay icinde bile sadece ben 4 tayfun gördüm. yolsuzluk desen pork barrel skandali almis basini gidiyor. sadece bununla kalsa iyi. polisi güven vermiyor. hic is basinda görmedim. zaten yolsuzluktan bahsediyoruz. ha bi de sade vatandas icin silah sahibi olmak normal bir sey. silah tasima hakki herkeste var. gecende barangay (muhtarlik gibi bi sey) secimleri oldu. kac kisiyi vurdular :/

    ama öyle de güzel bir ülke ki. dogasina hayran kaldim. ilk zamanlarda öyle garip gelmisti ki ise gidip gelirken muz, hindistan cevizi, papaya agaclarinin yanindan gecmek. hala da muz agaci ve muz agaci yapraklarindan cok etkileniyorum. muz agaci yapragi cogu kücük restoranda tabak olarak kullaniliyor, akitmayan yemegi tasima icin de ayni zamanda. 7000 i askin adaya sahip. bazilarini zengin beyazlar satin almis, bazilarinda yerlesen olmamis. büyük adalari haric bazi adalarda hala elektrik ve su yok. sicak su zaten cok nadir - ki gerek de yok. buraya geldigimden beri hic isitilmis su da yikanmadim. günes isitiyor cogu zaman.

    insanlarinin güzelligineyse diyecek lafim yok. cok icten ve artniyetsizler, sürekli gülümsüyorlar. hani pazartesi sabahı gülümsemek için bir neden ariyoruz ya, hah, buraya geldigimden beri sabah evden ciktigim andan itibaren kendiliginden olusuyor o neden. jeepneylerden tricyclelardan baslarini uzatip 'hi ma'am' diyen insanlar, her köse basinda edinilen arkadaslar, yoldan gecerken ingat* diyenler... birlikte yasadigim ve calistigim filipinolar bana her ne kadar dikkat etmemi söyleseler de burada simdiye kadar hic tehlike hissettigim bi durumla karsilasmadim. gec saatlerde yalniz sokaklarda da yürüdüm, slumlardan da gectim.

    aslinda sadece su anki tayfundan ve bu ülkenin dogasal acidan sans ve sanssizligindan bahsedecektim ve diger seyleri bi dahaki entrymde yazicaktim. simdilik böyle bitiriyorum. belki editlerim. (bkz: sözlüğü günlük gibi kullanmak)

    cok sevilesi bi ülke burasi. ben cok sevdim. umarim bu tayfunda evler yikilmaz, insanlar ölmez, fakirler daha da fakirlesmez.
  • karaoke, katolik, her köşede işeyen adamlar, ucuz ulaşım, bir sürü ıssız ada, ucuz masaj, çakallığı henüz öğrenememiş veya yeni yeni öğrenen satıcılar, otele sorulan hot water'in kahve yapmak için istediğimizin sanılması, halo halo denen orgazmik dondurmalı tatlı, her köşede meryem ana ikonlariı lezzetli tavuk yemekleri, klozet kapağı olan tuvalete nadiren denk gelinmesi, çoğu tuvaletin klozet kapağı olmaması, türkiye'yi bilmeleri ama genellikle ilk kez türkle karşılaşmaları, müslüman olduğumuz için sık sık erkeklerin kaç kadınla evlenebildiğinin sorulması, ucuz bira, ucuz yerel içecek, düşük kalite hizmet, rengarenk jeepneyler, yaşlı avrupalı, avustralyalı erkeklerle takılan filipino kızlar, askıntı olan kızlar, sıcak deniz, ucuz balık, güneşten aşırı derecede korunan denizciler, teknelerde can yeleği giymenin zorunlu olması ve sürekli kontrol edilmesi, bol bol çekik gözlü turist, harikulade doğa, damak zevkimize çok uymayan yemekler, berrak ve turkuaz deniz, bembeyaz kumsal, kahvaltıda kızarmış balık, tricycle, bolca şelale, taksimetre açan taksici bulamamak, şehirlerarası otobüslerin dondurucu soğuk olması, her köşede sokağa işeyen adamlar demiş miydik?