şükela:  tümü | bugün
  • gelmiş geçmiş en iyi üç yazar arasında gösterilen, ünlü rus edebiyat adamı.

    karamazov kardeşler
    suç ve ceza
    budala
    yeraltından notlar
    eccinniler

    yazarın en büyük eserleridir. tavsiye edilir.
  • "sonra dostoyevski'yi lisedeyken,hayatının baharındayken okuyan biri iflah olur mu?"(bkz: veciz sözler)
  • lisedyken okuyan iflah olmaz .ben ortaokulda hepsini okumuştum.sonuç olarak iflah olmadım.small rodya olarak takılıyordum .büyük adamdır .okumak isteyenler için mutlaka ama mutlaka hasan ali ediz çevirisi olması olmalıdır.bu psikolojik derin buhrandan kurtulmak için hemen ardından maksim gorgi okunmalıdır.aksi halde.. sakat çok sakat.
    son not: dostoyevski nin hayatı da son derece renklidir.idamdan son saniyede sıra kendine geldiğinde çarın affı ile kurtulmuştur
    son not 2: çar da büyük adammış .şimdi olsa mezardan çıkartıp yakardı bunlar.kendisine selamlar saygılar
  • insanlar ikiye ayrılır; birinci grup, fikirleri kanlı sonuçlar doğursa dahi bunlarla dünyayı değitirenler (napoleon mesela, zira suç ve ceza'da kafayı takmıştı napoleon'a), daima yönetmeye mazhar olanlar. cesaretle iktidarı ellerinde tutmayı bilenler. ikinci grupsa zincirin halkası olmaya mahkum insanlar. alelade bir yaşamla alelade biçimde ölenler. çarka katıdıktan sonra yaşam sahnesinden farkettirmeden çekilenler, iz bırakamayanlar, korkaklar.

    minvalinde düşünceleriyle bir gerçeğe parmak basmış ve bunu da suratıma çarpmış yazar. ruh, karakter tahlilleriyle 'ancak böyle anlatılabilirdi' dedirten yazar. sevdiğim yazar.
  • doğrudur bilghisayarda yazı yazarken olaylar hızlı geliştiği için dilbilgisi falan kalmıyor.af meselesine gelince başkalarının yalancısıyım
  • dostoyevski'nin bu denli sevilmesinin esaslarından birinin "karakter" ya da karakter kurulumu olduğu oldukça aşikardır.

    bir karakter imgesinin yaratılması, bir karakterin kuruluşu yeni bir yazar görüşünü, yeni bir yazar konumunu da gerektirmektedir. dostoyevski'nin yaptığı da, yeni karakterler, kişilikler ve kurulumlar yaratmaktan ziyade, bu kişilere, toplumdaki portrelere yeni ve bütünlüklü bir bakış açısı getirmekti.

    biraz daha açmak gerekirse, dostoyevski'nin yaptığı salt yeni baştan karakterler yaratıp bunları sunmak değildi ; onun yaptığı daha ziyade "çoklu" - monolojik olmayan - bir bakış açısı ile karakter içerisindeki ya da kişi içerisindeki kişiyi açığa çıkarmaktı. yani, yeni bir yazar ve yeni bir bakış açısı yaratmaktı. *

    yine de bu karakter tahlilleri ile yazarı yanlış değerlendirmemek gerek zira dostoyevski şöyle der:

    "tam bir gerçekçilikle insandaki insanı bulmak... psikolog diyorlar bana; bu doğru değil. daha yüksek bir anlamda gerçekçiyim sadece, yani insan ruhunun derinliklerini resmediyorum."

    karakteri tihon'un da dediği gibi:

    "bakın, casuslarla psikologları - hiç değilse benim ruhuma girmeye çalışanları - sevmem"**

    ek olarak belki de bakhtin'in maddelendirmeleri bu hususta açıklayıcı nitelikler sunmaktadır.

    "öncelikle, dostoyevski kendisini kendi bilincinin dünyasında sıkışıp kalmış öznel bir romantik değil, gerçekçi addeder. yeni görevini - "insan ruhunun tüm derinliklerinin resmedilmesi" - "tam gerçekçilik"le yerine getirir, yani derinlikleri kendisinin dışında, başkalarının ruhunda kavrar [...] dostoyevski psikolog olduğunu kesinlikle redddeder."

    her ne kadar dostoyevski karakter yaratma ve yansıtma hususunda üstüne mertebe bir başarı gösteriyorsa da, belki de kendisini bir romantiklik şeması içerisinde değerlendirmekten ziyade bir dostoyevski gerçekçiliğini anlamak gerek.

    ________

    * dostoyevski ve öncesi dönemleri ele aldığımızda fark edilecektir ki karakterler hakim yazarın tonu altındalardır. bu ne demektir? karakter, yazarın sesini, görüşünü, fikrini, zikrini yansıtır durumdadır. kendi içlerinde bütünlüklü bir özgürlüğe sahip olmadan adeta yazarın biçimlendirdiği, yazarın sesinin her daim duyulduğu, yazarın her daim hissedildiği kurgulardır. işte bu nedenden ötürü monolojiklerdir. işte dostoyevksi'nin yaptığı da bu monolojik sesi yıkıp, "yazar" makamını daha geri plana çekip, karakteri kendi içerisinde özgür, kendi sesine sahip, hatta yazarla çatışan/çarpışan bir kurulumla okuyucuya sunmaktı.

    ** cinler/ ecinniler romanının yayınlanmayan bölümünden.
  • dostoyevski, daha sonra hata olarak nitelendireceği mühendisler şatosu'nda okurken kardeşine şöyle yazıyor;

    "bir tek tasarım var; o da delirmek."
  • başarısız bir reenkarnasyonu olduğum yazar.
  • gelmiş geçmiş en büyük fantezi...

    edebiyat tarihinde sanırım kendisinden sonrakileri böylesine etkileyen başka bi yazar yoktur.bi insan hiç dostoyevski okumamış bile olsa diğer yazarların onun hakkındaki görüşlerini,yazılarını okusa sarsılır.

    şüphe yok ki dostoyevski hem edebiyat dehaları için hem de sıradan okurlar için tüyler ürperticidir.okuyan herkes çok etkilenmiştir ve bu ilahi etkilenme hep aynı ama aynı cümlelerle açığa çıkar.

    ilk kez deniz görmek.
    insanın içindeki iyiyi de kötüyü de ortaya çıkaran.
    insan ruhunun en derinlerini,en bilinmeyenleri yüzümüze vurur.

    dostoyevski neden en büyük fantezimiz?

    çünkü en temel ihtiyacımız derin/özel biri olma arzumuzdur.hepimzi hayatta farklı ve derin olmayı başkalarından ayrılmayı isteriz.belki de ölüm gerçeğini unutmanın tek yolu derin biri olma arzumuzdur.

    insanların bu naif arzusuna dostoyevski kadar cevap veren başka biri (sanatcı veya edebiyatcı demiyorum dikkat ederseniz) yoktur yeryüzünde.şüphesiz hem edebiyatta hem sinemada çok büyük eserler vardır ancak bu eserlerde yaratılan tüm karakterler sıradandır,o tip insanları sokaklarda,okul kütüphanelerinde,güneş görmeyen evlerde,barlarda bulabilirsiniz.

    ancak raskolnikov tektir,semerkadyov tektir,prens mişkin tektir.bu karakterlerin her biri hem çok zekidir hem de çok derindir.aşkınsaldırlar.semerkadyov insanın kanını dondurur.raskolnikov başımızı ağrıtır.prens mişkini tam olarak anlayamayız bile.zekalarıyla bizi kendilerine hayran bırakan bu karakterler olağanüstü ruhsallıklarıyla,derin iç sıkıntılarıyla bambaşkadırlar.önce insanı sarsar,kendilerine hayran bırakırlar sonra yavaş yavaş kocaman bi fantezi halini almaya başlarlar.

    dostoyevski okuyan herkes kitapta/karakterde kendimi buldum,insan ruhunu gördüm der.oysa gördükleri insan ruhu falan değildir.acı olacak ama benden duyun dostoyevski karakterleri insan üstüdür.dostoyevski okuyan sıradan insanlar ise hiç kurtulamayacakları o özel biri olma arzusuyla dostoyevski karakterlerini kendileriyle özdeşleştirerek normalleştirmeye çalışrılar.dostoyevski karakterleri ne normalleştirmeye açıktırlar,ne de üzerinden psikanalatik/psikolojik açıklamalar yapılacak kadar basittirler.

    ama biz hem basitiz hem de normaliz.hiç de öyle bi iç sıkıntısıyla cinayet işleyecek kadar karmaşık insanlar değiliz.hiç bi erkek prens mişkin gibi aşık olmaz.dünyada nastasya kadar nevrotik kadın yoktur.hiç kimse yoktur ki alyoşa kadar bilgelikle tanrıya inanabilsin.yine hiç kimse yoktur ki inançsızlığa ivan kadar korkutucu okumalar getirebilsin.

    işte bu yüzden dostoyevskinin insan ruhunu/insan psikolojisini ortaya serdiğine inanmak istiyoruz.buna delicesine ihtiyacımız var.o karakterler gibi derin bi ruhsallığımız olsun istiyoruz.çünkü hayatın basit akşında olabildiğimiz şeyler en fazla "piç erkek","güzel kadın","akrep burcu kadını" falan.yazık.

    hayatlarımız da biz de basit ve acınasıyız.dostoyevski öyle değil.bi an boğazımıza bi yumru oturur.tüylerimiz ürperir.önce şaşarsınız,sonra o müthiş insanları fantezileştirmeye başarsınız.raskolnikov aynı siz değildir ama bir an bile olsa kendinizi öyle bi ruhla özdeşleştirmek hem çok hafif hem de çok naif bi mutluluk verir.

    en çok ihtiyacımız olan şey derin ve özel bir ruha sahip olduğumuza inanmaktır.dostoyevski okumak ise en önemli arzumuzun fantezisidir.
  • evrendeki gelmiş geçmiş en büyük yazarlardandır. hele bir yeraltından notlar kitabı vardır ki anlatılmaz yaşanır.(bkz: yeraltından notlar)

hesabın var mı? giriş yap