şükela:  tümü | bugün
  • burda insanlar kanıtınız yok dedi.
    yapmamıştır dedi.
    entellektuel biri o dedi.
    feministler çamur at izi kalsin a çok alıştı dedi.
    her şeye de taciz demeye başladınız dedi.

    ve bu benim de çok sevdiğim ve beni büyük hayal kırıklığına uğratan yazar açıklamasında burada yazılan sacmasapan şeylere cevap verdi. herkes oturdu bence yerine.
    ama tabi asıl sacmasapanlık bilmeden farkinda olmadan yaptığım şeyler kismı. komik. ınsanlarla dalga geçmek bu.

    bu adamdan ve bu adam gibilerinden utanıyorum.
    nokta.
  • ulan memlekette bir düzgün adam yok mu? bir insanı bunları yapmaya iten nedir? aklım almıyor gerçekten.
  • taciz iddialarını şeytana uydum bilmiyordum tadında bir metinle kabul edip özür dilemiş. keşke bunu daha açık bir dille yapsaydı. burada kendisini ölesiye savunup kadınları iftiracılıkla suçlayan fan boy ve fan girlleri için acı bir ders olmuştur bu. böyle böyle yola gelecekler. kimsenin tahtı sarsılmaz değil.

    kendisi çok da matah bir yazar değildir. benim nazarımda olsa olsa abdurrahman çelebi'dir ancak türk edebiyatının fetret devrini yaşadığı zamanlarda ürettikleriyle edebiyatımıza çeşitlilik katmıştır bunu da kabul etmek gerek.
  • bu retorik ustasının maskesinin düşmesinin tek sevindirici tarafı cinsel tacizin kimsenin yanına kar kalmamasıdır.
    ben de diyordum bu adamdaki çok derinlikli bir kalem görünme çabası neden kaynaklanıyor diye, meğer içindeki sığlığı bastırabilmek içinmiş!
  • müthiş bir bahanenin arkasına saklanarak, tacizciliğini masumane kılmaya çalışan yazar.

    bilmiyormuş. hadi ya? kitaplarında uzun uzun çözümlemeler yapan bir yazar, faillik eyleminin sonuçlarını, tacizin nerede başladığını, kişinin bedensel bütünlüğünü ihlâl etmenin sonucunu bilmiyor. çok enteresan gerçekten.

    eğer bu açıklama şahıs ifşa olmadan önce yapılmış olsaydı en azından samimi bir şekilde pişman olduğu düşünülebilirdi. ama ifşa olduktan sonra üstelik okuyan herkesi aptal yerine koyan bir üslupla yapıldı.

    açıkçası hayal kırıklığı benim için. zira kendisi okuduğum ve beğendiğim bir yazardı. ama kimsenin iyi yazarlığı, insanların bedensel ve psikolojik dokunulmazlığından önemli değil.

    sen de adının sonuna bir t koyabilirsin hasan.
  • peki bu adamların (!) neredeyse her kitabına ödül veren ödül jürilerini de tartışmaya katmayalım mı? deniliyor ki zaten herkesin bildiği ama ifade edemediği gerçeklerdi bunlar. bizim gibi sıradan okurların bile kulağına gelmiş bu iddiaların, jüri üyeleri tarafından bilinmemesi mümkün mü? bu öyle bir sistem ki eğer ifşa ya da ima edersen edebiyat dünyasında var olamazsın mesajını açıkça veriyor genç yazar adaylarına. bu şahısların doğrudan ya da dolaylı olarak jürilere etkisi var, çarkın bir dişlisi de bunlar. herkesin bildiği sırrın failleri de bunlar...
  • kim bilir dün geceden beri bu başlıktan ne entry’ler silindi. tacizi duyuran kadınları “yazarımsı” diyerek aşağılayanlar, “koskoca yazar o” diyenler, onun adından nemalanarak kendilerini “popüler” kılmaya çalıştığını iddia edenler hasan ali toptaş’ın ikrar metninden sonra götüm götüm kaçmış olmalı.

    bundan sonra üç şekilde tepki bekliyorum:

    1- bu, idrak kabiliyeti olan bazıları için bir sorgulama ışığı yakabilir. “o yapmaz” denecek kimse yok, en naif gözükenden en beyefendi duranına, kimsenin içinde nasıl bir canavar yattığını bilemezsiniz. bu kişiler bundan sonra bir taciz açıklaması duyduğunuzda direkt “o yapmaz” demek yerine “dur bakalım” diyebilecekler ve bu hem kendileri, hem toplum adına büyük kazanım. çok mu iyimserim? hayır, sadece feminizmin kadın-erkek demeden toplumdaki pek çok kişiyi ne kadar değiştirdiğini yıllar içinde görmüş bir insanım sadece. on sene öncesiyle bugün geldiğimiz yer arasında bayaa fark var. feminizmle aktif olarak ilgilenmemiş insanlar da böyle böyle öğreniyor bazı şeyleri.

    2- bu, bazıları için kadınlara nasıl bakıldığını anlamak için de işlevsel olabilir. açıklamayı yapan kadınlardan bazıları (mesela pelin buzluk) bu ülkede bir edebiyatçının alabileceği en büyük, en prestijli ödülleri almış durumda, ama buna rağmen “ünlü olmak, fark edilmek için” başka bir yazar üstünden hem de taciz gibi bir konuyla ilgili dikkat çekmeye ihtiyacı olabileceği iddia ediliyor! bakın kadınlar ne kadar ahmakça iddialarla boğuşuyorlar. sanki tacizler hep göz önünde ve herkesin arasındayken yapılırmış gibi “kanıtın nerde, şahitin nerde” çetesinin saldırılarını çekeceğini bile bile tacizden bahsetmek büyük cesaret. nitekim o kendini otomatik olarak tacizciyi savunmak zorunda hisseden (nedense!) kitleyi iyi tanıyın. bu zorbalıkları görün. şüphesiz bu örnek olay bu açıdan da çok öğreticiydi. tıpkı bu olayda olduğu gibi, bi bekleyip durmayı bile başaramayan, hemen ifşa edenlere saldıranlar "normal" değil. söylenene hemen inanmak zorunda değilsiniz elbette, ama aynı şekilde tacizciyi de hemen savunmaya atlamak zorunda değilsiniz, di mi? atlama ihtiyacı hissediyorsanız bi durun, düşünün, "neden böyle hissediyorum?" diye. ilk düşünceniz "iddialar doğru olabilir mi?" demek yerine "yoktur öyle bir şey, olamaz" demekse, bu normal değil.

    3- tabii bu kısmi öğrenme imkanları, beynini kullananlar için geçerli. “abö adom sizlö uğroşmoktonso özör dilödö geçtö, bu onon suçlo oldoğono göstörmöz” tayfası için bu ihtimaller mümkün değil. onların beyin ölümü gerçekleşmiş durumda. bu konuda yapılabilecek en iyi şey, etrafınızda bu tarz insanlar varsa bu olayın onları tespit etmenizi sağlamasına şükretmek ve akabinde gerekeni yapmaktır. bir red pill'ciye, incel'e, mizojin'e laf anlatılamaz. vaktiyle denemişliğim var, ordan biliyorum. herkesin mükemmel keman çalamayacağını kabullenmek gibi, herkesin belli bilişsel seviyelere ulaşamayacağını da kabullenmiş durumdayım kendi adıma.( onlara laf anlatmaya enerji harcamaktansa dayanışmaya emek harcamak daha manalı geliyor artık bana. ama tabii tercih sizindir.) neticede tıpkı tacizci olmak tacizcinin eğitim seviyesine, kültürüne, edebiyatçılığına, "entelektüelliğine" bakmadığı gibi, kadın düşmanı, homofobik vs olmak da bu kriterlere bağlı değil. o yüzden "ya adam bilmem nerden mezun, kafası çalışmıyor değil ya, herhalde anlatmamışlar, anlatayım da anlasın" demeye lüzum yok. zira bilişsel gelişim sadece iq ile olmuyor.

    kimseyi gözünüzde yüceltmeyin. hasan ali ne ki, kim bilir şu devirde yaşayıp yediği haltlar ortaya çıkarılmadığı için kimleri kimleri “iyi bildik”...
  • o kadar yaşlandık ki "rüşvetin kanıtı mı olur" lafını bilmeyen dallamaların "hani kanıt" diye taciz kanıtı arandığı zamanlara geldik.

    kanıt dediği de kamera görüntüsü, mesajların ekran görüntüsü bu yüzeysel hötöröflerin.

    al ben sana bir simülasyon oynatayım.

    bundan 20 yıl önce. genç, kadın yazar. edebiyata yeni atılma çabalarında. çevresi dar. cihangir'de, asmalı mescit'te edebiyat fakültesinden bir arkadaşının vasıtasıyla ünlü, orta yaşlı bir yazarla tanıştırılıyor. birkaç kişi oturuluyor, muhabbet ediliyor.

    kadın adamın ilgisini çekiyor. kadın da adama hayran. ünlü bir yazar, çevresi var. belki insan gibi yaklaşılsa ilişki bile yaşanır. adam kadını hemen yakınlardaki evine çağırıyor belki çalışma bahanesiyle, belki muhabbete.

    kadın da gidiyor. sonrası malum. kadın kimseye anlatamıyor çünkü sikik toplum "orada ne işi varmış" diyecek. kadın adamdan hoşlansa bile zamanı gelmeden yapılan her hamle tacize dönüşebilir. belki önce tanımak istiyor. belki arkadaş olmak istiyor. her evine gittiğiyle yatmak zorunda da değil. adam ise ataerkil sikkoluğun ürünü "geldiyse verecek" kafasında. belki sözle, belki fiziksel olarak taciz ediyor. adam ünlü, çevresi geniş. kimseye inandıramayacak kendini. sosyal medya yok. çevre sınırlı. dayanışma yok bugünkü gibi.

    kanıt? rüşvetin kanıtı mı olur dallama?

    bilimsel araştırmalara göre bundan 20 yıl önce çevremiz aile, mahalle ve iş ile sınırlıydı. şimdi birleşik devletler başkanına tweet atabiliyorsun filan. hollywood ünlüsü sana cevap verebiliyor sosyal medyada. dünya globalleşti.

    20 sene önce öyle değildi.

    ee kanıt? bak hala!

    al bak ben sana hayatın içinden olabilecek en basit simülasyonlardan birini kurdum. şunu kafanda oynatacak kadar beyin yoksa kafa tasının içinde, ben beynini besleyen damarlara işeyeyim dallama.

    tacizci olduğunu kabul eden yazar. adalet herkes için gelecek, er ya da geç.
  • dünden beri burada o kadar iğrenç şeyler yazıldı ki... kanıt yoksa taciz sayılmazmış, feminazilerin iftirasıymış, twitter'daki ilgi orospularının boş laflarıymış, bir kadın bir adamın evine gidiyorsa orada ne olacağını bilirmiş ve eğer bir yazar karanlıklardan besleniyorsa ve bunun için yapması gereken neyse ona devam etmeliymiş. iğrençsiniz lan iğrençsiniz. adi mahlukatlardan başka bir şey değilsiniz siz. bu düşünceleri savunan herkesin başına bir gün kanıtlayamacağı şeylerin gelmesini istiyorum artık. bu kadınların nasıl istismar edildiklerini kanıtlamalarını istiyorsunuz, işte sizin de o nefret ettiğiniz ensarcılardan farkınız yok.

    tanım: dincilerin "istemeden oldu, şeytana uydum" tadında bir metinle sözde özür dilemiş azgın teke sendromlu herif.
  • kendini “yüksek edebiyatımızın” kıdemlisi olarak gören kibirli “edebiyatçı” ama gerçekte sadece orta yaş bunalımında bir “erkek.”
    ağdalı sözcüklerle uzun betimlemelerden mürekkep kitaplar yazınca ve saçları ağartınca “kıdemli” olunmuyor, bilsin isterim.
    taciz ifşalarını sosyal medyada duyuran kadınlara cinsiyetçi reflekslerle hemen direnç gösteriliyor, yazdıkları küçümseniyor, yanlış anlama olabilir deniyor.
    kadınlar nedense bu konuda hep yalan söylüyor, erkeklerin itibarını zedeleme peşinde ya da buradan kendine bir reklam alanı oluşturuyor. bu ön kabul nereden geliyor pardon? erkekler otomatik olarak itibarlı da, kadın yalan söyleyerek mi toplumda kendine yer edinir? neyin itibarı, kim vermiş tacizciye itibarı?

    bu tip insanların kaleminden de mahrum olsun edebiyat, inanın bir şey kaybetmez.
    edebiyat, “edep” kökünden geliyor, önce oturup bunu bir anlayalım, hakkını verelim. sonra yaşadıklarını ifşa eden kadınları anlamaya çalışıp yanlarında olalım. böyle bir durumda yapılacak tek şey budur. tacize uğrayan kadınların yanındayım.

    kendisinin yaptığını kabul edip özür dileyen yazısı bile üstten bir dille yazılmış. “kazara/bilmeden” taciz falan edemezsiniz. geçiniz onları andropoz ali toptaş, geçiniz.

    yayınevi tarafından yönetilen hesaplardan paylaşılmış bu “özür” bozuntusu. everest yayınları bu konuda kendisine de bir görev düştüğünün farkındadır umarım?
hesabın var mı? giriş yap