şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yibo öğrencilerini motive etmek için il il dolaşan odtü temelli dernek.
  • odtulu ogrencilerin haftasonları cevredeki yatılı okullara gidip ders vererek, etkinlikler duzenleyerek destekledigi dernek.
    (bkz: huseyin vural)
  • daha üyesi olalı bir haftayı doldurmamama rağmen 4 tane mektup yazmış olduğum vakıftır.çocukları mutlu edeceksem parmaklarımın acımasına bile aldırmıyorum fakat sonra hepsine cevap yazmaya yetişebilecek miyim diye kara kara düşünmeye başladım.en yakın projede beni de aralarına almalarını umuyorum.
  • geçen haftasonu ilk projemle zonguldak ve karabük'ü görmemi sağlayan derneğimiz.belki de ilk defa karşılık beklemeden beni seven,karşılık beklemeden elimi tutan insanlar burada oldular.çocuklar bu dünyada nasıl bu kadar temiz kalpli kalmayı başarıyorlar şaşırıyorum.ayrılma zamanı geldiğimde beni onlarla bırakmalarını isteyecektim,ama benim bu büyük şehre,sıcak evime,odama,üniversiteme dönmem gerekiyordu.evet belki ben evime döndüğümde benim için bir şey değişmiyor hatta daha rahat ediyorum,peki biz oradan ayrıldığımız zaman onlar için de böyle iyi olacak mı herşey?
  • caliskan, cok okuyan, bilimsel dusunen, bilimin onemini kavramis, dogaya saygili nesiller yetistirecegine inandigim, umudum, cocuklarin deyimiyle ilk yarim, topragima kavusur kavusmaz, gonulluler ordusunda kendimi adayacagim biricik vakif.
  • üyelerinin çoğunu odtü'lülerin oluşturduğu, tamamıyla gönüllülerin ve bağışçıların desteğiyle ayakta duran ve 1978'den beri ilköğretim çağındaki binlerce yavrucağın yüzünü güldüren vakıf. öyle ki, zamanında ilköğretim çağındayken kendisine ilkyar eli değmiş, şu anda üniversite öğrencisi olup ilkyar gönüllüsü olanlar bile vardır.
  • bu kirlenmiş dünyada, bu kadar güzel bir şeyi, hem de hiç karşılık beklemeden, yıllardır yapıyorlar. eğer katılma imkanınız varsa ve karşılık beklemeden ülkeniz adına bir şey yapmak istiyorsanız, bu vakfın etkinliklerine katılmalısınız. ben çok geç katılma imkanı buldum ve gerçekten bunun için çok üzülüyorum. daha bir iki gün önce odtü endüstri mühendisliği öğrencileriyle ortak yürütülen etkinlikte yaşadığım bir anıyı yazmak istiyorum.

    gittiğimiz yiboda, okulun aşçısıyla tanıştım. daha doğrusu yanından geçiyordum, kendisi birşeyler söylemek ister gibiydi; ben de yanına gittim. “tunca bey” diye başladı, “biz sizi ciddi, ağır kişiler sandık; konferans verip gideceksiniz sandık. halbuki siz o kadar bizden, o kadar candanmışsınız ki. yemeklere yardım etmenizden tutun da, çocuklara gösterdiğiniz sıcaklığa kadar; bizi o kadar mutlu ettiniz ki. keşke diyorum arkadaşlara, her ay gelseniz buralara...”

    o esnada yanımızda müstahdemler de vardı; onların gözlerinden de aynı ifadeler birebir okunuyordu. yani sadece öğrencileri değil, velileri, çalışanları, öğretmenleri de çok mutlu ediyor ilkyar. onlar ilkyar'ı gördükçe, belki çok niyetleri yoksa bile daha bir sarılıyorlar çocuklarına. işte böyle de büyük bir vakıf ilkyar.
  • çocukların kafasında bir ışık yakmayı amacı olarak belirlemiş topluluk. gittiği okullarda, ki bu türkiyedeki 650 civarındaki yibonun 247sine tekabül etmekte şimdilik, kurduğu kütüphanelerle çocuklara sunduğu en ufak aydınlığın büyüyerek geleceği de aydınlatacağı düşüncesindeki insanların hala bu ülkede yaşadıklarına inandıran topluluk aynı zamanda. memlekete bunların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor diye bir laf var ya, işte o cümlenin nesnesi ilkyar sanırım.

    çocukların yemeği sizin yanınızda yiyebilmek için birbirleriyle yarışmaları, iki gönüllü tarafından yapılan matematik seven sevmeyenli skeç sonrası sevmeyen gönüllüye matematik öğretmeniz için size telkinde bulunan çocuklar, üniversiteli halinizle çözemediğiniz bir zeka sorusunu birkaç dakikada çözen ve daha o yaşta hedefini odtüde makine mühendisliği olarak belirlemiş çocuklar, elinizi sıkıp çok teşekkür ederiz diyen, bunu yaparken yüzünüze minnetle bakan veliler, sizinle ve çocuklarla beraber dans eden idareciler, diğer yandan çocukları dövdüğünü duyduğunuz öğretmenler, öğrenciler arasında ayrım, kayırma yapan öğretmenler, öğretmenlerini övmeye programlanmış öğrenciler, şirketle anlaşma yapıldığı için gelen malzemeleri beğenmeyen, çocuklara istedikleri gibi yemek hazırlayamadığı için üzülen aşçılar... hepsi ilkyarın gösterdiği türkiye gerçekleri. senelerdir neredeydim, bu işe neden bu kadar uzak kaldım bilemiyorum ama ilkyar bana hayatımın en büyük doyumunu yaşattı.

    kendileri reklamlarını yapmıyorlar, medyada gözükme çabasına hiç girmiyorlar, ama yaptıkları işten bahsetmemek, onları görmezden gelmek olacak şey değil. bir kitabın bir hayatı değiştirebileceğini görüp çocuklara hayatlarını değiştirme fırsatı veriyorlar. alt sınıftan, veya orta direk dediğimiz sınıftan üst sınıfa yükselmenin imkansıza yaklaştığı şu günlerde çocuklara bunun için bir umut, tutunacak bir dal veriyorlar. yaptıkları işe bakınca bunun insanları ne kadar etkileyebileceğini bilmiyorum, orada heyecanlanan yüzlerce çocuğun bir tanesi gerçekten o gün bir ilham almış olsa, o gün o çocuğa verilen kitap o çocuğun hayatında en ufak bir değişikliğe yardımcı olsa yeter sanırım o kadar insanın toplanıp bir okulu ziyaret etme sebebini açıklamaya.
  • çocuklarla olan iletişimlerini görünce utandığım, imrendiğim, kendimi sevimli şeker bir çocuk görünce çığlık atan, ayy jokk şekeyy, diyen kezbanlardan biri gibi hissettiğim mükemmel ötesi topluluk. reklam filmlerinde oynayacak güzellikte olan çocukları sarıp sarmalamak herkesin yapabileceği sıradanlıktayken, üstü başı kapkara, idrar kokulu, varlığından kimsenin haberinin olmadığı çocukları sarıp sarmalar bu arkadaşlar. ulan sende insan mısın diye sordurur kendi kendine..