daysleeper

  • 2127
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

16 kasım 2005 türkiye isviçre maçı

yıllar önce ne tesadüftür ki yine fatih terim'in başında olduğu galatasaray chelsea ile krtik bir şampiyonlar ligi mücadelesi için ingiltere'deydi. 2 takım için de 3 puan bir üst tura geçmek anlamı taşıdığı için ortam gergindi. maç öncesi yükselen atmosfer maç sırasında en üst noktaya ulaşmış, 10 kişi kalan ve kalecisi oyun dışı kalan galatsaray, kaleci mehmet bölükbaşı'nın hayatındaki en iyi performansı sayesinde sadece 1-0 mağlup olarak evine dönmüştü. maç sonrası fatih terim sinirli açıklamalar yapmış rakip takımı ve hiç adeti olmamasına rağmen(!) hakemleri suçlamıştı. fatih terim'in ve ardından da medyanın şişirmesiyle, gereğinden fazla heyecanlanan taraftarlar da rakip takımı havaalanında 'welcome to hell' ve "beş beş beş" sloganlarıyla karşılamıştı. gerçekten de o maçın skoru 5-0'dı. ancak galatasaray'ın bulması gereken golleri chelsea bulmuştu.

birkaç gün önce benzer görüntüler istanbul atatürk havalimanı'nda yeniden yaşandı.havaalanına inen isviçre'li futbolculara fiziksel boyuta ulaşacak şekilde tacizler yapıldı. ardından olaylar, maç günü rakip ülkenin ulusal marşının tek notasını duyurmayacak şekilde ıslık ve protestolara, maç bitiminde tünel girişinde rakiple yumruklaşmalara kadar vardı. maç sonrasında da olayları neredeyse uluslarası kriz boyutuna sürükleyecek açıklamalar yapıldı. bir ülke topyekün bu şekilde nasıl kontrolden çıkabilmişti? bu noktaya nasıl gelinmişti?

cevabı bulmak için ilk akla gelen bu maçtan 4 gün öncesine gitmek. aslında ulusal takımın isviçre'ye vardığı andan itibaren anlamsız bir gerginlik mevcuttu. ancak bunları profosyonelce atılmış taktik hareketler olarak yorumlamak mümkündü. karşılıklı basın açıklamalarıyla iki taraf da birbirini sinirlendirmeye sindirmeye çalışmıştı. bu daha önce örnekleri görülmüş bi durumdu. maç günü ise işler biraz karıştı. belli ki almanya'ya gitmeyi çok isteyen isviçre basını, motivasyonun dozunu biraz fazla kaçırmış ki, rakip sahalarda görmeye pek alışık olmadığımız bir olay yaşandı maç günü. isviçre seyircisi türkiye ulusal marşı'nı protesto etti. açıkcası türk izleyicelerin pek de yabancı olduğu bir protesto şekli değildi bu. türkiye'deki birçok maçta rakip ulusal marşların ıslıklandığını görmüştük. 1 dakikalık saygı duruşlarında bile tam bir sessizlik sağlamayan bir taraftar kitlesine sahip bir ülkenin insanlarıydık biz. ancak olay bizim başımıza gelince belki de bir şok yaşadık. ulusal marşımızın ıslıklanması bizi çok etkilemişti. bunun ardından oynanan kötü oyun ve elde edilen kötü sonuç özellikle takım sorumlularını daha da gerdi. maç bitiminde küfürleşmeler olduğu söylendi. kötü sonuç kötü futbol azalan dünya kupası ümitleri hepsi ikinci plana atılmıştı artık. ulusal takım idarecilerinden medyaya kadar herkes yapılanların cezasını vermekten bahsediyordu. isviçre'liler de elimize çok büyük bir koz vermişlerdi ulusal marşımızı ıslıklayarak. bir ara kontrol o kadar kayboldu ki, milli takım idarecisi davut dişli üstü kapalı olarak insanları stada gelip taşkınlık yapmaya çağırdı. bu noktada futbol federasyonu ne büyük bir yanlışa sürüklendiğini farketti belki de. gerilimi düşürmeye çalışan açıklamalar yapıldı. ama iş işten geçmiş fitil ateşlenmişti.

maç içinde yaşananların çok önemi yok ama bu gelişmelerden futbolcuların da ne derece etkilendiğini alpay'ın maç öncesi ulusal marşı nasıl bir ifadeyle okuduğuna bakarak anlayabiliriz belki de. hırslanmanın ve adrenalin salgısının insanı bu tip mücadelelerde olumlu etkilediği bilimsel bir gerçek. ancak alpay?ın yüzünde hırstan daha çok kinci bir ifade vardı. öcünü almaya yemin etmiş bir mağdura benziyordu. oysa ki bu bir futbol maçıydı ve yapması gereken tek şey iyi oynamaktı. rakibini en çok bu şekilde üzebilirdi.

isviçre'nin yaptıklarına cevap vermeye çalışılırken unutulan şey de buydu belki de. herkes saha dışında ve maç öncesinde yaptıklarına gerekli cevabı vermeye o kadar yoğunlaştı ki, maç içinde yaptıklarına ve elde ettikleri skora cevap vermeye kimsenin yeterli konsantrasyonu kalmadı. oyunun daha 20. saniyesinde yenilen gol de belki de bundandı. herkes bu golün şanssızlık olduğu düşüncesinde ama belki de futbolcuları kendi getiren de bu gol oldu. günlerdir içinde bulundukları ruh halinden onları kurtaran bir şoktu belki de bu gol.

devamını okuyayım »
17.11.2005 15:53