şükela:  tümü | bugün
  • bir ülkeye yada bir şehire gittiğinizde, orda insana değer verilip verilmediğini sadece çevrenize bakarak bile anlayabilirsiniz.

    örneğin;

    *kaldırımların genişliği:
    bilindiği gibi kaldırımlarımız çok dar, mahalle aralarında zaten arabaların park etmesinden dolayı kaldırımda yürüyemiyoruz. park olmasa bile tek insanın yürüyemeyeceği kaldırımların ortasına genelde reklam panoları, tabelalar, dükkanların dondurma dolapları, manavların domatesleri, kafelerin sandayleleri işgal ettiği için kaldırımdan yürüyemiyoruz.

    zaten 3 kişi yan yana yürüyebileceğiniz tek kaldırım muhtemelen kadıköy bağdat caddesindeki kaldırımlardır. insanlar mecburen yoldan yürümek zorunda kalıyor. engelli kaldırımlarından bahsetmiyorum bile. görsel paylaşmıyorum, pencereden dışarı baksanız yeter hemen görüyorsunuz.

    *yaya geçitleri:
    normal şartlarda insanların geçmesi gereken yerlerde yaya geçidi olur ve insanlar geçerken arabalar durur. ülkemizde sakın bunu denemeyin yaya geçidi bulsanız bile bir araç tarafından asfalta yapıştırılabilirsiniz.

    * yol çizgilerinin olmayışı;
    yollarda çizgi yok , olanlar ise üst üste yapılmış solmuş insanlar hangi şeritten gideceğini bilmiyor.

    *emniyet şeridi :
    bir rivayete göre ana caddelerde var olduğu söyleniyor ama hep dolu olduğundan sanırım ben göremiyorum, ambulansa ihtiyacımız olsa yandık.

    bu saydığım detaylar bir bölgeye girdiğimde insana ne kadar değer verildiğini hemen özetliyor.

    sizin de gözlemlediğiniz kendinizi değersiz hissettiren detaylar var ise buradan paylaşabilirsiniz.
  • sigortasiz isci calistirmak, hakedilen maasin beste birini vermek, haftalik izin gibi haklardab mahrum birakmak vs.