şükela:  tümü | bugün
  • şüphesiz kendisini çok önemli hissetmesidir. halbuki bakınca hepimiz dünyada çok küçük bir noktayız. en iyi ihtimalle en fazla yüz yıl bu dünyada yaşayacak sonrasında kimsenin hatırlamayacağı tarih olacağız. ve bu dünya bizsiz de varolmaya devam edecek, hiç bir eksiklik duymadan...
  • bir kez daha yaşayacağını sanmasıdır. oysa bir daha dünyaya gelme ihtimali istatistiklere göre sıfırdır. çekilen onca sıkıntıya, derde eyvallah denmemesi gerektiğinin farkına varamamasıdır.
  • bir gün her şeyin daha iyi ve güzel olacağı umududur.

    yok öyle bir şey.
  • egosunun kölesi olması,
    nefsi altında yanlış kararlar vermesi,
    kama manas'ına yenilmesi,
    kendini eşrefi mahlukat olarak görüp diğer canlılara kötü davranması,
    hayatının merkezine koyduğu şeyleri yanlış seçmesi,
    para kazanmayı başarı olarak görmesi.

    bunlar hep aynı yanılgıdan çıkan sonuçlar.
    belki de en büyük yanılgısı;
    varlığının nedeni üzerine kafa yormaması.
    bunu biraz düşünse, neden varım neyi neden yapıyorum dese belki de insanoğlu dediğimiz yaratık gerçekten şerefli bir hale dönüşecek.
  • aşktır.
  • zamandan medet ummasıdır.

    "her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır" der murathan mungan.
  • kendiyle kaim olarak var olduğunu sanması. rabbini tanımaması.
  • kendi milletini, ırkını, dinini, başkalarınınkinden üstün görmesi, sanmasıdır.
    binlerce yıldır süren dünyadaki tüm savaşlar, kavgalar, gürültü patırtılar, huzursuzluklar, terör olayları, bu sapkın düşüncenin ürünüdür.
  • bir sürü yanılgısının varoluş sebebi olan yanılgıdır. o yüzden büyüktür, merkezdedir. şöyle ki; her şeyi kendince değerlendirme eğilimidir. duvarlarını görmesi lazım, insanoğlunun. onları yıkıp köprüler kurması lazımdır. diğer sularla karışıp çağıldaması lazımdır. kendisine yukarıdan bakamıyorsa bir başkasının gözlerine (aynasına) bakarak bunu görme isteğinde olmalıdır. ondandır ki, kendimi başkalarından dinlemek en büyük keyfimdir. hep aynaya bakıyormuş hissi duyduğum insanlarla çevreleneyim istiyorum. duvarlarım yerine onların pırıl pırıl ışıklarını göreyim, kendi aksimi de onların gözlerinden izleyeyim, istiyorum. duvarlarla kavga edemem, bir agresif tavır sonrası durumu değerlendirirken kendi hatalarımı görüp yarına taşımayayım istiyorum. yalnız başına, bir mağarada insan kendisiyle konuşarak ne kadar kendisini tanıyabilir! vahşi bir yaşam ya da yılışık sosyal bir yaşam arası dengede dönüştürücü bir yaşamda ne olması gerekiyorsa o olma yolunda bir sürece tanıklık etmek, aslolandır. yanılgı ise kendi kendimize tanıklığımız biraz objektifliğimize gölge düşürebilir. o anlamda yardım kabul edebiliriz, diye düşünüyorum...
  • (bkz: tanrı)