şükela:  tümü | bugün
  • en az makyaj bozmadan t-shirt giymeye çalışmak kadar zordur..
  • joleyi t-shirtu giydikten sonra surerek cozulebilecek problemdir.
  • avm'lere alışverişe giderken şapka taktığım günleri seçmeme, veya gideceğim günler şapka takarak gitmeme vesile olan eylem. saçıma 1 kilo wax sürmezsem (abartıyorum ama 4-5 parmak sürmem gerekiyor sabitlemem için) istediğim gibi durmuyor, ama o tişörtü giyerken her halükarda yandan bir yerlerden bozuluyor saç. jöle sürmeyeyim desem, tişörtü giy çıkar saçım tim burton saçına dönüyor. (bkz: uzun saçın dezavantajları) ama avantajı da, saçın yapınca güzel olması, ona da kıyamıyorum.

    haa evdeysem ayrı. saçımı yıkadıktan sonra tarayıp şapka takınca saç şekli o şekilde muhafaza edilebiliyor. o arada şapkayı çıkarıp tişört değiştirebiliyorum. evden çıkarken de bir zahmet hangi tişörtü giyeceğime karar verip üzerine wax süreyim yani, akıl etmek gerekiyor.

    bence en fenası, jöleli saçı bozmadan istirahat etmektir. insanın kelleyi çıkarıp koltuğa bırakıp öyle istirahat edesi geliyor.
  • gömlek giyerek çözülebilen sorun.
  • tişörtün yakasının degajeye dönüşmesiyle sonuçlanabilecek eylem.
    ayrıca tişört kelimesini hayatımda ilk kez mi yazıyorum nedir , tuhaf geldi. açtım tdk' den falan baktım. iyice yabancılaştım. tiksindim bu kelimeden resmen. tişört nedir arkadaş! piley siteyşın, elsiidi televizyon yazmak gibi.
    (şimdi de "tdk'den" mi , "tdk'dan" mı yazmalıydım diye takıldım. ona da baktım tdk'den doğrusuymuş. biri beni durdurabilir mi lütfen ?)