şükela:  tümü | bugün
  • balıklar içinde en akıllı olanıdır kefal. sürü psikolojisi ile haraket etmez, çoğu zaman kafasına göre takıldığı da olur.kefal dışındaki tüm balıklar önlerine ağ çıktığında etrafını dolaşarak geçmek isterler ki balıkçı tarafından istenilende budur tuzak budur, balık ağın etrafını dolaşacak ki torbaya, kafese girsin ama kefal ne yapar? üstünden atlar bu ağın hiç uğraşmaz etrafını dolaşmakla (abi sağdan gidecektik, bırak len recep yürü hadi)
    akıllıdır bu kefal balığı nerede ne besin bulacağınıda çok iyi bilir ve vücutlarının hassasiyetlerini ona göre ayarlamışlardır. bu hayvanlar tatlı sulara girebilir, girer bir ırmağa, nehire turunu atar çıkar. bitkisel ve hayvansal besinlerle beslenir, bitkisel besinde aldıklarından dolayı lezzetleri mükemmel değildir. vücuttaki sıcaklık değişimi diğer balıklar tarafından bariz hissedilen sularda bu lay lay lay diye neşe saçar, buralar ne kadar güzel yerler diye şarkılar söylerken diğer türler ölümü yaşamaya başlamıştır bile. sudaki tuz oranına töleransları fazladır, nerede besin var kefal oradadır. diğer türler öyle değildir, hadi bir zargana, uskumru, lüfer girsin ya tatlı suya, görsün ya önündeki ağı hadii..vücut yapıları istenilen ölcülerdedir, denizaltıların şekli bu balık sayesinde dizayn edilmiştir, gıpta ile bakılır kendisine, artık nedersiniz bu balık için bunları yaptığından dolayı, salak olmayacağı kesin yoksa bir lüfer bir torik bir istavrit gerizekalının önde gideni olurdu...
    iyidir iyidir hepsi iyidir bu balık hayvanlarının...
  • "kefal yakalamak için oltanın ucuna peynir ekmek takman yeterli" duyumunu alan bendeniz takke markete gider taze ekmek alır, yanına da 100gram peyaz peynir kestirir ve evin yolunu tutar. heyecanla oltasını alır ve iskeleye gider lakin kefal tutma başarısı namına hiçbir varlık gösteremez.

    not: sanırım bu noktada kefal ben oluyorum.
  • enteresan bir canlıdır; işi bilene her daim taze yenme imkanı sunar..
    canlı bir kefali su dolu bir kap ile buzluğa atıp dondurduğunuz zaman kefal ölmez. altı ay sonra canınız taze kefal cektiğinde tek yapmanız gereken buzluktan kabınızı çıkararak buzun çözünmesini beklemektir. buz eridiğinde kefaliniz suyun içinde eskisi kadar canlı bir biçimde yüzmeye devam edecektir..hayvanımızın ölmeyiş sebebi, metabolizmasını sıfıra yakın değerde kullanabilme özelliğidir.. aynı özellik hepimizin bildiği gibi ayı hayvanında da mevcuttur` :kış uykusu`. yani olayın enzimlerin donması ile falan hiçbir alakası yoktur.. ''ee o zaman insanoğlunu da donduralım babacım demolition mandeki gibi, tekrar eritelim 300 sene falan sonra'' demek yersizdir, fantastiktir..
  • istanbul/ tersane tren istasyonunun yanından bir dere akar, rengi ve pisliğiyle mikroplar alemini bile dehşete düşürebilecek olan bu derenin içinde,neşeyle yüzerken görürüm onları, oraya denizin mavi sularından gelmiştir kefal, kendi tercihidir bu, bana karda kışta yalın ayak gezip çöp kutularını çıplak elleriyle karıştıran roman çocuklarını hatırlatır kefal, hayatta kalabilme becerisini zekasından çok doğanın ona bahşettiği bu dayanıklılığa borçludur bence, yoksa kuru ekmek ve bir sıra basit iğneyle kolayca yakalayabilirsiniz kefali.
  • tip olarak levreki andırır.levreğe göre çok daha lesh bi balık türüdür.eğer denizi temiz olmayan bi yerden avlanmışsa yenilmesini pek tavsiye edilmez.çünkü pislikle beslenmeye bok yemeye bayılırlar.o yüzdenki denizlerde hastane atıklarının ve lağımın denize karıştığı yerlerde beslenirler.mersin de şehir içinde bu balığın yenmesi yasaklanmıştır.(bkz: bok kefali)
  • gün içinde metro gross markette kilosunun 48 tl olduğunu görünce hakkında bir iki kelam etmek istediğim deniz canlısı. (kefal lan bu? 48 ne?)

    rahmetli dedemin nedendir bilinmez ama çok sevdiği bir balıktır bu bok yiyen. cidden de öyledir; bok balığı olarak da bilinir. zargana* gibi, seveni ender de olsa vardır. mesela ben aç kalsam zargana yemem ama minnoş annem zargana için silahlı çatışmaya girebilir. neyse, konumuz kefal. esasen lezzetsiz bir balık sayılmaz ama pişirmesi meseledir. iyi bir buğulaması yapılamazsa eğer, murdar olur. bu hayvanın eti biraz yavandır zira. velhasıl düzgün pişirilmezse pek tat vermez. ama iş bilen ellerin yaptığı kefal buğulama hiç de fena olmaz. iyidir yani. fakat, ızgarası patatesten hallicedir. yani isteyen yapar ama olmaz işte. atayım mangala, levrek gibi ateşin üstünde demlensin dersen hayal kırıklığı yaşatır. derin yağda pişirileni de eh işte, fena sayılmaz. şöyle özetleyeyim: tatlı su balıklarında sazan ne ise, tuzlu su balıklarında da kefal odur.

    her şey bir yana, bu hayvan denizlerin en serseri, en hayta mensuplarındandır. dalgaların içinde 3'lü 5'li gruplar halinde öyle güzel süzülür ki, kıyıdan onları görenler şaşkınlık içinde bakarlar. evet, dalganın tepe yaptığı noktalarda eğer şanslıysanız birkaç kefal görebilirsiniz. dalga hastasıdır bu hayvanlar. dalgaların içinden sörf yaparlar. öyle tatlı suratları vardır ki, dalganın içinde süzüldüğü esnada o suratı gördüğünüz vakit, tebessüm ettirir. şirindir mirindir amma, güzel bir kefal buğulaması rakıyla iyi gider.

    edit: harf hatası
  • mugilidae familyasından mugil cephalus bilim adlı balık. has kefal. ancak bir çok cins adı altında başka türü de bulunmaktadır. altınbaş kefal (liza aurata), platerina (liza ramado), kobar (nubar- liza saliens), dudaklı kefal (oedalechilus labeo) ve rus kefali (mugil soiuy) bunlardan başlıcalarıdır.

    20 cm den 100 cm e kadar boylarda olabilir. has kefalin ufağına gambot, platerinanın ufağına ilarya denir. ama günümüzde hepsine birden ilarya denmektedir. kefalin ismi latince cephalos dan gelir. latince cephal da kafa demektir. kalın ensesi ve üstten basık geniş kafası sebebiyle bu isim verilmiş olabilir. kefal torpil şeklinde, kuyruğu palet gibi gelişmiş, çevik bir balıktır. sırtı genelde koyu lacivert, yanları lacivert ve sarımsı hareli duman rengi, karnı beyazdır. kafası geniş, buna rağmen gözleri ve ağzı küçüktür. yemini emerek ve süzerek yer. hem alışmadığı yemi yememesi hem de beslenme şekli bana sazanı hatırlatan bir balıktır.

    avcılığı:
    füze şeklinde ve çok zeki ve kıvrak bir balıktır kefal. kefal gibi atlamak tabirini çürütürcesine kıbrıs olta takımı hariç belki de yakalanması en zor balıklardan birisidir. ağ atarsınız üstünden sıçrar, olmadı altından kumu deşip çıkar, yemi uzaktan içine çekerek iğneye değmeden yutar. kefal, mehtaplı gecelerde suyun dışına sıçrar bazen ve varlığını belli eder. kefal kurtçuk, mayasız hamur, ekmek veya balık içorganı dışında pek bir yeme atlamaz. bu yemlere de alışık ise atlar. kimi usta balıkçılar kefali günlerce bir yemi denize dökerek alıştırır sonra oltaya aynı yemden takıp avlarlar. avda kullanılacak iğne çok küçük olmalı (10 no ve altı) ve yem bütün iğneyi kaplamalıdır. balık oltaya vururken eli hiç oynatmamalı, yem iyice ağzına girip kefal sürüklemeye başladığı zaman kuvvetle çekilmelidir. çarpma ile de avlanır kefal, serpme ile de. hatta en verimli av şekli serpmedir. ancak bu son ikisi bence amatör avcılık ruhuna uygun değildir. mantarlı kıbrıs takımı ve kepçe de kefal avında kullanılmaktadır.

    kefallerin garip davranışları da vardır: kimi kefal sürülerinin önden öncü olarak yavru kefalleri gönderdiği ve sonra kendilerinin geldiği bilinmektedir. eğer yavrulara bir şey olursa sürü yerini değiştirir. ayrıca su ısısının ani değişimlerinde kefal vurgun yemiş gibi su yüzeyine çıkar ve elle bile tutulabilir. kışın da çok ani bastıran kar yağışı zamanlarında kefalin iris tabakası yağlanır ve etrafını fazla göremez, hayatta girmediği dalyana bile girer(miş).

    kefal yavruları, ispari ve zargana ile birlikte levrek avcılığının bir numaralı canlı yemidir. aynı zamanda lüfer, kofana avında yaprak olarak da kullanılabilir.

    ekonomik değeri;
    orta derecededir. genelde bataklık ve çamurluk yerleri seven kefalin kayalık ve temiz yerlerde yakalananları fırında lezzetli olur. ancak nerede yakalanırsa yakalansın, balık temizlenirken karın içindeki siyah zar bir gazete parçası sürtülerek çıkartılmalıdır, aksi takdirde ete pis bir tat ve acılık verir. kılçığı da dikkatli olmayı gerektirecek kadar keskindir kefalin, dile damağa girer.
  • fethiye'de liman karşısında yer alan, mezelerine doyum olmayan, temiz ve fiyatları makul restoran.

    ayrıca, balık yeme isteğimize "mezelerden gidin, pişman olmazsınız" cevabını verip, bizi o yengeçli mantarla, kalamar kokoreçle, karidesli börekle tanıştırdıkları için teşekkürü borç bilirim.
  • babam tarafindan adi her gecisinde israrla boklu kefal olarak adlandirilan.
  • bugün birkaç üniversite öğrencisinin "vapur, simit, martı bir de kefal" diyerek şahsıma sattıkları derginin adı. yamulmuyorsam ilk sayısı imiş bu. ufak sohbetimizde her ay çıkarmayı umut ettiklerini de eklediler. baya bir büfe, kitabevine falan dağıtmışlar. bunları neden mi anlatıyorum? açtım okudum fena dergi değil. iyi vakit geçirmelik. e biz de buraya not düşelim, çorbada tuzumuz bulunsun. sanırım bir internet adresleri yok ama sosyal ağları kullanıyorlar.

    https://www.facebook.com/kefaldergi

    https://twitter.com/kefaldergisi