şükela:  tümü | bugün
  • bu kişiler karşısındaki insana bakınca tabiri caizse ne mal olduğunu anladığını varsayan tiplerdir.. ama hiçbir boktan anlamazlar.. aralarında az buçuk işten anlayanı da vardır fakat bu grubun çoğu dallamadır.. insanlara önyargıyla yaklaşırlar.. istedikleri kadar tahsil yapsınlar, istedikleri diploma ellerinde olsun kendilerini bulundukları şablon dışına çıkarmayı başaramayacaklardır..

    kendi üzerimden örnek vereyim.. bir senedir saçlarım uzun.. uzun dediysem öyle belime gelecek, toplanacak şekilde falan da değil yani.. kulaklar kapanacak seviyede işte.. neyse durum şu ki; bir sene öncesine kadar benimle tanışan insanlar hep hakkımda şöyle düşünürlerdi.. yüzüme de söylüyorlardı ya da kulağıma geliyordu işte.. akrabalar, arkadaş çevresi vs vs..; " probuscu iyi çocuk, vay şöyle efendi, şöyle kibar, yardımsever, arkadaşcanlısı " herkes etrafımda bir sevgi pıtırcığı olmuş böyle.. kimse görünüşte beni takmıyor havalarda ama laf açıldı mı benden iyisi yok..

    arkadaş lise bitti ben saçları uzatmaya başladım üniversiteye başladık falan probuscu aynı probuscu değişen hiçbir şey yok hatta gün geçtikçe daha iyi bir adam oluyor falan gel gör ki çevresindekiler onun değiştiğini artık farklı biri olduğunu düşünüyor..

    beni takmaz tavırdaki adamlar kanki çekmeye başlıyor.. yeni tanıştıklarım eskiden tepeden bakarken şimdi pek bi candan olmuş ama arkamdan konuşulanlar : " probuscu üniye başladı ya. artiz oldu la " şekline dönmüş.. yok vallahi aynı be ! garibime giden nokta bu değil aslında.. biraz konu dışına çıktım.. konuya dönecek olursak asıl sıkıntım yeni tanıştıklarım..

    tanıştığım kişiler dediğim gibi çok candan davranıyor, samimiler ama ardımdan gelen laflar kulağıma hiç hoş gelmiyor.. " bu çocuğu gözüm tutmadı " , sevgilime millet gelmiş " bu seni aldatır " diyenler.. " görünüşü güven vermedi bana, seni yarı yolda bırakır " diyenler.. " bu çocukla en fazla üç ay, sonra seni bırakır " diyenler..

    ne oluyonuz yahu !!! ee daha geçen sene ben güvenilir biriydim.. tertemiz çocuktum.. şimdi nasıl kaka oldum iki günde.. büyüklerim geliyor sigara tutuyor; içmiyorum dediğimde bugün inanmıyorlar dün inanıyorlardı.. teki gel şurdan iki bira alıp içelim deyince.. abi içmiyorum ben dediğimde dün inanıyorlardı bugün yeme beni hadi diyorlar..

    ulan siz kimsiniz be.. insan sarrafı mı kesildiniz başıma ? saçımızı uzattık, üniversiteye gittik ortama girdik diye değişmemiz mi lazım.. değişim hep bu yönde mi olmalı.. üniversiteye giden, giyim tarzını değiştiren, dış görünüşünü değiştiren herkese ön yargı ile mi bakılmalı..

    kulağımda kulaklık müzik dinliyorum ne dinliyosun diyenlere atıyorum in flames diyorum.. cevap şu "bu tiple metal mi dinliyosun çok şaşırdım.." ulan gerizekalı metal dinliyoruz diye onlar gibi mi dolaşmam gerekiyor..

    kurtulun şu şablonlardan.. bırakın önyargıları.. doğru sandığınız her şey yalan.. kendinizi eleştirmeyi öğrenin.. empati kurmayı öğrenin.. başkalarında eksik, açık aramaya çalışmayın.. hadi uğraştınız diyelim.. açığını bulamazsanız gözünün üstünde kaşın var misali ota boka saçına başına vurmayın olayı tamam ?

    hadi kalın sağlıcakla iyi sabahlar..
  • saygıyı kısa yoldan kazanmanın peşindeki sıkıcılık ve esircilikten başka bir işe yaramayan geç ergen kimselerdir. artık o kadar büyümüştür ki, bir başkasının dünyasını küçümseyecek kadar gelişkin bir düşünüşe ve tecrübeye sahip olabilmiştir. insanları dâhiyane bir sürat ile analiz etmek ister. çünkü bir insanı ne kadar çabuk ve isabetli çözümlüyor ise o kadar ileridedir ondan.
    kimileri de kendilerini ''kalp gözüm açık'' , ''yüreğim temiz'' gibi fıtri özellikleri olduklarına inandırırlar. bu şekilde şapadanak tahliller yaparlar. bir bakmışsınız sizin ciğerinizi okumuş! recorder gibidir bu sarraf özentileri. verileri bir kez kaydederler ondan sonra gerektiği yerde tuşa basıp, kayıt bitene kadar bilinen tüm klişeleri birbirine ekleyerek giderler. zaten kendi karakteriniz ile ilgili bilgi verip onun söyleyeceklerini değiştirememenizden bunu rahatlıklar idrak edersiniz. o, sizi elbette sizden iyi tanır. kişinin kendini üstünsemesinin vardığı son noktadır.
    bir de hiç tanışılmamış insanları analiz edenleri vardır ki evlere şenlik. kişi ile ilgili dedikodulardan, görüntüsünden, statüsünden, ailesinden, maddi durumundan yola çıkılır genelde.
    diğerlerine nispeten bu tarz yorumlar daha tutarlı görünür. oysa yalnız kabalıktır. utanmadan hakkında karara vardığı kişilere, reçete yazar gibi yapması gerekenleri sıralarlar. tahlili yaptığı anda, güçlü bir karaktere sahip olduğu düşüncesini kabul ettirdiğini sanır, hemen ardından bu kabulün kendisine getirdiği reçete yazma hakkını kullanır. karakterini çözdüğünü düşündüğü bir insan ile daha sonraki zamanlarda kuracağı ilişkiyi izlemek büyük keyiftir.
    bunlar sizin üzülmenizi kabul etmezler. bir anda yanınızda size ‘’ daha iyisini hak ettiğinizi’’ , ‘’ kendisinin kaybettiğini’’ falan söylemek için belirirler. onların yörüngesinde iseniz birincil sorumluluk olarak addeder ve bunu bir problem olarak görürler. oysa insan, insandır. duygusu vardır. kaybedince üzülmelidir. hatta sevgilisinden ayrılınca yas tutabilmelidir. budur onu gerçekleştiren duygu. ne yazık ki bu tipler çevrenizdeyse sizi hedefe alacaklardır.
    bir insanın kendisini çözmeye ömrü bile yetmezken, koskoca bir bilim dalı bunun için aylarca seans verirken, birinin çıkıp bu uhrevi ve dünyevi denklemin çözümünü dakikalara sığdırması hayret verici bir durum. bir insana '' sen bunları yapabilirsin, bu kadarsın, ve en nihayetinde busun'' diyebilmek ne tür bir küstahlıktır. sorduk mu arkadaşım?