şükela:  tümü | bugün
  • kuveyt civarlarinda bir bölge.
    ingilizcesi carbela' dir.

    halk arasinda kus ucmaz, kervan gecmez yerler icin söylenir.
  • müslümanların kesin olarak şii ve sünni diye ikiye ayrılmasına sebep olan hadisenin geçtiği yer.
  • kerbela, hazreti ali'nin oglu hüseyin ve yakinlarinin ebu vakkas kumandasindaki ordu tarfindan sıkıstırılarak öldügü yerin adidir. hüseyin, muaviye`nin oglu yezid'i halife olarak tanimadigi için, kerbela'da aç ve susuz birakilmis ve öldürülmüstür.
  • kerbela, ayvalık'ta bulunan bir dalış noktasına verilen isimdir aynı zamanda.

    her mevsim dalgalı, akıntılı ve rüzgarlı bir nokta olduğundan demirlemesi güç ama mutlaka dalınması gereken yerlerdendir. bekleme yapmanın ve dalmanın güçlüğünden dolayı kerbela adı verilmiş. dalış mutlaka dekolu olacağından, derin dalış tecrübesi olmayanların dalmalarına pek izin verilmez.

    resif 30 metre civarında başlar ve 65 metrelere kadar iner. çok geniş bir alan değildir, kayalık da diyebiliriz, yaklaşık beş-altıyüz metrekarelik bir alandır dolaşılan. ancak çok güzel yumuşak mercanlar, kırmızı yelpaze mercanları, böcek, ıstakoz, mığrı, müren görmek mümkündür. taşın kuzey-doğu yönünde yaklaşık 50 metredeki bir kovukta oldukça iri ve yaşlı bir orfoz vardır, şanslı olanlar görebilirler.

    (bkz: turkiyede bulunan dalis noktalari)
    (bkz: ayvalik dalis noktalari)
  • bu kuzey kampusu, ozellikle kare blok.
  • kazim pasanin

    dustu huseyn atindan sahra-yi kerbela'ya
    cibril var haber ver sultan i enbiya'ya

    diye huzunle andigi olay.
  • şiilerin kabesi.bütün dünyadaki şiiler ,hz.hüseyin'in öldürüldüğü yeri ziyaret edip,kanının karıştığı söylenen mermere yüzlerini sürmek için ziyaret ediyorlarmış şehri.doğal olarak gelirinin en büyük kısmını turizm oluşturuyor.
  • (bkz: cerbera)*
  • mevlana celalettin rumi'nin

    her girdiğim evde hep cesetler gördüm,
    düşmüş yatıyordu kelleler her yerde.

    şeklinde tasvir ettiği olay.
  • muaviye, hicretin 95. yılında oğlu yezid’i kendisinden sonra halife olarak tayin etmeye karar verdi. hüseyin bin ali, yezid’e biat etmeyen şahıslardandı, muaviye hicretin 60. yılında öldüğünde oğlu yezid hilafet makamına oturdu, halk da ona biat etti. sonra yezid medine’nin hakimine şöyle bir mektup yazdı:
    “halkı çağırarak onlardan biat al. ilk önce kureyiş’in büyüklerinden başla; onların ilki de hüseyin bin ali olsun.”
    medine’nin hakimi, imam hüseyin’den biat almak isteyince, imam hüseyin (a.s) cevabında şöyle buyurdular:
    “biz, nübüvvet ehl-i beyt’i ve risalet madeniyiz. yezid ise fasık, şarap içen ve adam öldüren birisidir. benim gibi birisi onun gibi bir kimseye biat etmez...”
    imam hüseyin (a.s), medine’nin ortamını karışık görünce, o şehirde kalmayı câiz bilmeyip hicretin 60. yılı recep ayının sonuna iki gün kala; pazar günü ailesi ve dostlarıyla birlikte mekke’ye doğru hareket etti. kufe halkı, muaviye’nin ölümünü ve imam hüseyin (a.s)’ın yezid’e biat etmekten kaçındığını öğrendiklerinde pek çok mektuplar yazıp imzalayarak imam hüseyin’i kufe’ye davet ettiler. kufe halkı imam hüseyin (a.s)’a biat ettiler. kufe’de yaşanan olayların haberi yezid’e ulaşınca, yezid ilk etapta kufe’nin hakimi olan numan bin beşiri azledip ubeydullah bin ziyad’ı onun yerine atadı ve muslim bin akil’i yakalatıp öldürülmesini emretti.
    ubeydullah, imam hüseyin (a.s)’ın kufe’ye geldiğini öğrenince, imam’ın ordusunu gözetimi altında tutmak için, hür bin yezid-i riyahi’nin komutasında bir orduyu “kadisiyye” bölgesine gönderdi. hür bin yezid, “şeraf” denilen bir bölgede imam hüseyin (a.s)’la karşılaştı, aralarında bazı konuşmalar geçti. imam (a.s), iki hurcun (heybe) dolusu olan kufe’lilerin mektuplarını hür bin yezid’e gösterdi ve onların kendisini davet ettiklerini söyledi. sonra kendi yoluna devam etti...
    hicretin 61. yılı muharrem ayının ikinci günü “neyneva” bölgesine vardılar. bu bölgede oldukları vakit ibn-i ziyad’ın elçisi, hür bin yezid’e bir mektup getirdi. hür bin yezid, ibn-i ziyad’ın emri doğrultusunda imam hüseyin (a.s)’ın kafilesini “kerbela” denilen bölgede durdurdu. ertesi gün ubeydullah bin ziyad’ın elçisi olan ömer bin sa’d da dört bin savaşçıyla kerbela’ya geldi. şunu hatırlatmak gerekir ki, hür bin yezid, imam hüseyin’nin şahadetinden önce kendi yaptığından pişman olup tövbe etti ve imam (a.s)’ı savunmak üzere şahadete erişti.
    ömer bin sa’d, aşura gününe üç gün kala, imam hüseyin (a.s)’ın kafilesinin suya ulaşmaması için beş yüz süvariyi fırat nehrini korumaları için görevlendirdi. tasua akşamı, düşman tarafından savaşın başlaması için saldırı emri verildi. imam hüseyin (a.s), düşmanın hareketini görünce kardeşi abbas bin ali’ye şöyle buyurdu:
    “kardeşim, -canım sana feda olsun- atına bin de onlara doğru git ve onlara; sizin amacınız ne, ne yapmak istiyorsunuz? diye sor.”
    imam hüseyin (a.s)’ın kardeşi hz. abbas, onlarla görüşüp konuştu. sonuçta saldırıyı yarına ertelemeyi kabul ettiler. nihayet aşura günü geldi ... ömer bin sa’d, otuz bin savaşçıyla saldırıyı başlattı. imam hüseyin (a.s)’ın ashabının hepsi şehit olunca, sıra imam (a.s)’ın kendi ailesine geldi. çünkü imamın ashabı, biz yaşadıkçasizin ailenizin savaş meydanına gitmesini kabullenemeyiz, diye imamın ailesinin meydana gitmesini engellemişlerdi. onlardan savaş meydanına ilk ayak basan imamın aziz oğlu ali ekber oldu. ondan sonra, imam ali (a.s)nin, imam hasan (a.s)ın, cafer-i tayyarın ve akil’in evlatları savaş meydanına çıktılar ve şehit oldular. fatıma’nın kızı zeynep, imam’a taraf yaklaştı... bu esnada ömer bin sa’d da imam’ın yanına yaklaşmıştı, zeynep, ibn-i sa’d’a hitaben şöyle dedi: “ebu abdullah (imam’ın künyesi) öldürülüyorken sen seyrediyor musun?!” ...ömer bin sa’d’ın göz yaşlarının yüzüne ve sakalına aktığını ve zeynep’ten yüz çevirdi... nihayet imam hüseyin (a.s) da feci bir şekilde şehit edildi.
    http://www.kerbela.net/