freak

  • 6147
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

the origin of love

dünyada aşkın nasıl doğduğunu anlatıyor bu..
ağlatan sözlerinin türkçesi şöyle:

dünya hala dümdüzken ve bulutlar hala ateş halindeyken,
ve dağlar gökyüzüne, belki bazen daha yukarı uzanıyorken,
insanlar dünyada, yuvarlanan fıçılar gibi dolaşıyorlarmış.
ikişer çift kolları ve ikişer çift bacakları varmış.
kocaman birer kafaları ve bu kafadan dışarıyı izleyen ikişer yüzleri varmış,
böylece bir yandan konuşup, bir şeyler okurken, bir yandan da her tarafı seyredebiliyorlarmış,
ve aşk nedir bilmezlermiş,
bütün bunlar “aşkın başlangıcı”ndan önceymiş..

ve o zamanlar üç cinsiyet varmış;
sırt sırta yapıştırılmış iki erkeğe benzeyenine
“güneş’in çocukları” denirmiş.
şekli şemali benzeyen bir çift daha varmış, “dünya’nın çocukları”ymış onlar da,
birbirlerine dolanmış iki kıza benziyorlarmış.
ve “ay’ın çocukları” da, kaşığa geçirilmiş bir çatala benzerlermiş,
yarı güneş, yarı dünya’ymış bunlar,
yarı kız, yarı oğul.

sonra tanrılar insanların gücünden ve kendilerine güvenlerinden çok korkmuşlar,
ve thor demiş ki: “hepsini çekicimle öldüreceğim*, aynen devleri öldürdüğüm gibi”,
ama “zeus” demiş ki: “hayır, bırak şimşeğimi makas gibi kullanayım,
balinaların bacaklarını kestiğim ve dinozorları kertenkelelere dönüştürdüğüm gibi”
sonra birkaç yıldırım almış eline, ve bir kahkaha patlatmış,
demiş ki: “hepsini ortadan böleceğim, eşit iki parçaya ayıracağım”
ve sonra fırtına bulutları kocaman ateş toplarına dönüşmüşler.

sonra gökyüzünden ateş püskürmüş, yıldırımlar halinde,
bıçağın keskin tarafı gibi parlıyorlarmış,
yırtmış etlerini ortadan ikiye,
güneş’in, ay’ın ve dünya’nın çocuklarının…
ve hindu tanrının biri, yaralarımızı dikmiş, delik yapmış,
çevirip karnımıza yerleştirmiş, ödediğimiz bedeli hatırlayalım diye.
sonra osiris ve nil’in diğer tanrıları büyük bir fırtına koparmışlar,
bir kasırgaya dönüşsün ve bizleri etrafa saçsın diye.
rüzgarlarla, yağmurla ve gelgitlerle dolu bir denizle,
insanları dört bir yana savurmuşlar.
ve uslu olmazsak, yine keseceklermiş bizi.
ve o zaman da tek ayak üstünde zıplamak, tek gözle bakmak zorunda kalırmışız.

seni en son gördüğümde, daha yeni ikiye ayrılmıştık,
sen bana bakıyordun, ben de sana.
çok tanıdık bir halin vardı, ama farkına varamadım,
çünkü yüzünde kan vardı, benim de gözlerimde…
ama ifadenden anlaşılıyordu ki, ruhunun derinliklerindeki acı,
benimkinin aynısıydı.
bu acı, kalbi ortadan dümdüz bir çizgiyle kesen,
buna “aşk” adını verdik.
ve kollarımızı birbirimize doladık,
yeniden birleşmeye çalıştık,*
sevişiyorduk, sevişiyorduk biz..
soğuk ve karanlık bir akşamdı, uzun zaman önce,
jüpiter’in de kudretli eliyle,
iki bacaklı yalnız yaratıklar haline gelişimizin
üzücü hikayesiydi bu.
bu “aşkın doğuşu”nun hikayesi,
“aşkın başlangıcı”nın..

devamını okuyayım »
05.06.2005 03:36