kitkat

  • 3422
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

afyon savaşları

dünya ve insanlık tarihindeki kara bir leke, "opium wars" olarak da bilinir, ingiltere ile çin arasında 1840'larda vuku bulmuştur. şöyle ki;

çay, batının tanımasından çok evvel çin'de "royal" (krallara özgü) bir içecek kabul edilir, ancak gümüş karşılığında alınıp satılabilirmiş. tabi bu, o devrin ticaret devi ingiltere'nin (daha spesifik olmak gerekirse the east india company'nin) işine gelmez. bu yüzden çin'i hindistan'da ürettikleri afyon ile tanıştırıp tonlarcasını ülkeye sokarak koca bir milleti afyon bağımlısı haline getirirler, bir süre sonra da resmi görevlileri rüşvetle besleyerek afyon karşılığı çay ithal etmeye başlarlar. çin'de inanılmaz bir sosyal dejenerasyon yaşanırken dirayetli lider lin tse-hsu afyona savaş açar, tekkeleri kapatır, kraliçeye de mektup yazar "bu nane sizin ülkede zaten yasak, bize niye gönderiyosunuz, bunun denizaşırı ticaretini de yasaklayın" şeklinde. ancak kraliçe oralı olmaz, lin tse-hsu ingiltere'yle bütün ticareti durdurma tehdidinde bulunur, savaş başlar.

ancak afyon savaşlarının asıl nedeni bu değildir, asıl neden çin'de suç işleyen yabancıların da çin yasalarına tabi olması ve ingilizlerin adalet sistemini gaddar ve vahşi bulduğu için vatandaşlarını çin'e teslim etmeyi reddetmesidir. lin tse-hsu da uyuşturucuya karşı sıfır tolerans şiarlı mücadelesi sırasında yüklüce ingilizin köküne kibrit suyu dökünce, asıl kıyamet kopar. neticede ingiliz batı teknolojisi ve savaş taktiklerinden bihaber çinliyi hallaç pamuğu gibi atar, çin ingilizlere kapitülasyonlardan da beter bir dizi imtiyaz tanır, afyon ticareti iki katına çıkar, iyice çöken çin aynı imtiyazları amerika ve fransa'ya da tanır, çin belini anca 20. yüzyılda kültür devrimi ile doğrultabilir, dinsizin hakkından imansız hesabı.

devamını okuyayım »
10.01.2003 04:58