kitkat

  • 3417
  • 1
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

hz. ibrahim

peygamberler babası, kendinden sonra gelen tüm peygamberler onun soyundan türemiştir (isa hakkında tereddütlerim var) isminin baba anlamına gelmesi de bu bağlamda şaşırtıcı değil. ilginç bir hayat hikayesi var, evvela o da musa ve hatırlayamadığım bir kaç diğer mitolojik kişilik gibi "hükümdarın rüyada ayvayı yediğini görmesi-rüya yorumu ertesinde bütün erkek çocuklarını öldürmesi-aradan birinin sıyrılması - gelip yine de hükümdarın ağzına sıçması" şeklinde özetlenebilecek favori senaryodan nasibini almıştır. (bahsi geçen hükümdar nemrut oluyor bu öyküde.) annesinin gizlice doğurup her gün gelip beslediği mağarada uzun yıllar kalan ve tapınacak/inanacak birşeyler arayan ibrahim, evvela ayı seçer kendine, lakin o batıp da güneş çıkınca "bu hem daha büyük" diye ona meyleder. o da battığı vakit "bunları doğurup batıran bir başka kuvvet var" deyip allahını bulur, hidayete erer. rahat okunsun diye paragraf yapalım.

özneleri aklımızda kalmayan din dersi hikayelerinden gidersek; puthaneye girip en büyüğü dışında bütün putları kıran, baltayı da en büyük putun boynuna asan yine ibrahim'dir. ne olduğunu soranlara büyük putu gösterip "o yaptı, sorsanıza kendine" diyen de, putlar konuşamaz ibrahim diye cevap verenlere "konuşamayan, kırılmaktan kurtulamayan bu aciz şeye niye taparsınız o halde" diye giydiren de odur ancak maalesef ahaliyi ikna edememiş, nemrut'un hiddetinden kurtulamamıştır. nemrutla karşılaşmasında da bir takım aksiyonlar var ama onları geçelim, neticede ibrahim ateşe atılır, ama ateş onu yakmaz, kimi kaynaklarda bir gül bahçesine, kimi kaynaklarda da içi balık dolu bir havuza döner. sözkonusu balıklı havuz urfa'dadır, balıkların ateşi yakan odunlardan meydana geldiğine inanıldığı için kimse balıklara dokunmaz, urfa peygamberler diyarıdır.

ibrahim'in sare adında bir eşi vardır, çocukları olmaz uzun süre. sonra mısır'a gidince güzel kadınlara düşkünlüğüyle tanınan firavun sare'yi haremine alır. (ibrahim öldürülmekten sare'yi kızı/kardeşi diye tanıtarak kurtulur) ancak firavun sare'ye musallat olmaya teşebbüs edince kendisine inme iner, felç olur, sare'ye yol verir. cinli olduğuna inandığı için de yanına hacer isimli cariyeyi koyar, kendine zarar vermesin bir daha diye.. aynı hacer sonradan sare tarafından ibrahim'e hediye edilecek, ona oğul verecek (bkz: ismail) ama gene sare'nin kıskançlığı sebebiyle oğluyla beraber mekke'ye yollanacaktır.

ibrahim'in ikinci oğlu ishak'ın müjdelenişi de kronolojik açıdan oldukça eğlencelidir aslında, melekler lut kavminin af buyrun ağzına sıçmaya giderken yolda duraklayıp ibrahim'in evine konuk olurlar, yabancı olmaları nedeniyle yaşanan gergin ortam ve bir iki ters bakışma sonrasında ishak'ı müjdelediklerinde sare gülmesini tutamaz zira kendisi 90 yaşında, ibrahim 120 yaşındadır. cebrail "sen allahü teala'nın emrine mi, takdirine mi şaşıyorsun" diye tersler, sonra çıkıp (o sinirle olacak) sodom'un eline verir. tevrat'ta gelenin bizzat allah olduğu yazar, ama aynı tevrat allah'ın yakup'la güreş tuttuğunu da yazar zaten.

kabe'nin bugünkü halini inşa eden de ibrahim'dir, önce mekke'ye gidip ismail'i bulur, sonra cebrail'in gösterdiği yerde adem'in temeline raslarlar, aynı temel üzerine inşaata başlarlar. duvarlar yükselip de boyu aşınca şu anda hac zamanı tavaf namazının önünde kılındığı, üzerinde ibrahim'in ayak izinin olduğu öne sürülen makam-ı ibrahim denen taşı getirirler, ibrahim onun üzerine duvarları örmeye başlar. hacıların dikkatini çekmesi amacıyla ismail tarafından bulunup getirilen hacer ül esved'in de yerleştirilmesinden sonra ibrahim yüzünü yemen tarafına çevirip insanları kabe'yi ziyaret etmeye çağırır, insanlar da lebbeyk diye cevap verirler. bu arada ilginçtir ki eski ahit'te hacer ile ismail'in mekke'ye bırakılması etraflıca anlatılırken kabenin inşasına ilişkin bir ibare yoktur.

ibrahim'in ölümü de teatraldır, bir gün evine dönen ibrahim evde azrail'i bulur, gene evde bir yabancı bulmanın verdiği huzursuzlukla edilen bir iki talihsiz beyanattan sonra işler anlaşılınca "dost dostun canını alır mı" diye sorar. azrail "dur bir sorayım" der, yukarı çıkar, "dost dosta kavuşmak istemez mi" cevabıyla geri döner. bunun üzerine "hemen al canımı, bundan daha büyük müjde olamaz" diye lafı çevirir ve hakkın rahmetine kavuşur ibra "allah dostu" him, a.k.a halilallah. (hallelujah?)

not: hindu inancındaki brahma ve sarasvati ise bilin bakalım aslında kim..

devamını okuyayım »
03.12.2001 04:51