şükela:  tümü | bugün
  • absürd dememin amacı, cebini doldurmayan mesleği kimse hayal etmiyor artık. aile etkisi olmadan doktor, mühendis vb. yerine daha basit olan. gezdiğin yerler, televizyon da izlediklerin, oynadığın oyuncaklar, başından geçenler ve bunların hayal gücüne etkisi, çocuk mantığı ile kazanç düşünmeden olmak istenen meslekler. kasap, bakkal, marangoz, berber, tesisatçı...

    (bkz: muavin) olmak isterdim. otobüsün en önünde oturmak ve yolu izlemek. hareket halinde sağ sola tutunarak ilerlemeleri, servis yapmaları büyük heyecan. o yaşlar için büyük adrenalin gibi geliyor insana. ayrıca daha samimi, uçak gibi değil. ayrılışları, kavuşmaları yolculuk sırasında ki ruh halini birinci kişi olarak görüyorsun.

    ben de ortama uyum sağladım üniversite hayatı ve devamı olarak gelişti hayatım. içimde bir uktedir. çok da yaş ilerlemeden rica minnet kısa mesafe olsa da bir iki sefer yapmak isterim
  • tomrukçu. bi ansiklopedide görmüştüm. bu elemanlar nehirde tomruk yüzdürerek bir nevi taşımacılık yapıyorlarmış. tomrukların üzerinde durup birinden diğerine atlıyorlar, ellerinde uzun saplı kancalar var, onlarla tomruklara yön verip belli bir yere doğru gitmelerini sağlıyorlar akıntı ile birlikte. şimdi google'ladım, diğer adı "nehir sürücüsü" imiş ama sadece bu sitede bulabildim bahsettiğim şeyi.

    işte bu meslek çocukken bana çok güzel gelirdi niyeyse. ansiklopedideki tomrukçu çizimine bakar, kendimi o ormanın içinde, akan nehrin ortasında, bi tomruğun üstünde hayal ederdim. bi sefer denemek isterdim aslında, içimde ukte kaldı.

    sonradan gelen ek: aha walla resim buldum. river driver / log drive dendiğinde çıkıyor!
    ahanda burada!
  • (bkz: astronot)
  • kamyon şoförü.

    sanırım 5 yaşındaydım, babam bana o kocaman, kırmızı kamyonu aldığında. önüne bağladığım ip yardımıyla, oyuncaklarımı mahalledeki diğer arkadaşlarıma taşımanın en pratik yolu olmuştu. oyuncaklarımla beraber, hayallerimi de taşıyordu elbette! ne kadarı yollarda olma duygusunun mutluluğuydu, ne kadarı kamyonum sayesinde diğer çocuklar arasında kazandığım süksenin boyutuydu bilemem; ama bir dönem ciddi ciddi istiyordum kamyon şoförü olmayı.

    bu hayalimden erken yaşta vazgeçmemin sebebi ise, güzel ülkemde kız çocuklarının öyle her istediklerini olamayacağını tez zamanda öğrenmem oldu, heyhat!
  • dedemin kucukken beni surekli veli efendi'ye goturmesi sonucu;
    (bkz: jokeylik)
  • bu konuda cok kitap okuyarak karar verdigim, baya absurd meslektir.

    (bkz: arkeolog)

    oldurucu darbeyi gercek hikaye olan tutankamon olayi kitabi ile vurmustum. howard carter'da kendimi duslemistim.
  • çocuk doktoru sekreteri.

    3-4 yaşındayken gittiğim doktorun çok güzel bir sekreteri vardı. genç, sarışın mavi gözlü, sevecen tatlı mı tatlı bir kızdı. ben de o yaşlarda gittiğimiz her gazinoda, restoranda konsomasyona çıkıp eli kolu yiyecek içecek dolu dönen acayip sosyal bir velet olduğum için bir şekilde kendisiyle sinerji oluşturmuştuk. her gittiğimde benimle tatlı tatlı muhabbet eder, kucağına alır, şeker meker verirdi. bir 5-6 yaşına kadar her sorulduğunda cocuk doktoru sekreteri olacağım diye gururla hayallerimi ortaya koyardım.
  • her pazar dönüşümlü olarak kovboyluk ve kızılderililik.
  • (bkz: turist rehberi)

    ama yunanca.

    dedemin milliyetten biriktirdiği minik dil kitaplarından yunanca öğrenmeye çalışmıştım bir vakitler hem de.
  • ben televizyon olmak istiyordum. televizyoncu değil ama televizyon.
    o televizyonda dönen olayların, oyuncuların falan bi şekilde televizyonun emrinde olduğunu düşünüyordum. televizyonu meslek olarak görüyordum anlayacağınız.

    annem utanarak anlatıyor şimdi. olay uzasaydı ben de utanırdım da kısa sürmüş allahtan.