şükela:  tümü | bugün
  • --- spoiler ---

    stéphanie - why me?
    stéphane - because everyone else is boring.

    --- spoiler ---
  • deli filmi.
    elemanın hatundan saklanmak için yatağa atladığı sahne adamı gülmekten bayıltır.
  • kendimi gördüm, kendimi sevdim. evet, bunu bana bu film yaptırdı. yani tam anlamıyla "ben" demek yanlış olur belki ama bu film reddedemeyeceğim kadar girdi kafamın, ruhumun, bilinçaltımın derinliklerine.

    bu kadar tanıdık, bu kadar sıcak, bu kadar öz olması, benim nazarımda filmin en büyük başarı sebebidir. olduklarım, olduramadıklarım, saçmalıklarımla dolu, nefes aldığım şu hayatımın asla ve asla değiştiremediğim, çabalasam da kurtulamadığım parçası... rüyalarım... stephane'ın içinde yaşadığı düğüm ve rüyalarındaki çözümleri, tüm deneyimleri öylesine şeffaf, sevimli ve samimi ki bana ait çok şey bulmamam imkansız olurdu. ve sanırım çoğu kişi de benzeri hisleri deneyimleyebilmiş izledikten sonra.

    --- spoiler ---

    stephanie'nin evine gizlice girip aldığı midilliyi geri koymak için tekrar kızın salonuna döndüğü sahnede, stephanie'nin eve gelip ışığı açtığı an stephane'ın kendini yatağa atıp devekuşu gibi başını saklamasını hiçbir kelime ifade edemez bence.

    --- spoiler ---

    çocukluğum, korkularım, çekincelerim, büyüsem de değiştiremediğim, zaman zaman hatırlamak istemeyip unuttuğum ama bir şekilde hep hatırladığım, hatırlayacak olduğum, bana ait gizli bir içgüdüyü buldum stephan'da...

    teşekkürler michel gondry.
  • --- spoiler ---

    stéphanie: what do you want me to do?
    stéphane: maybe touch my hair or something.

    --- spoiler ---

    veya

    --- spoiler ---

    stéphanie: why me?
    stéphane: because everyone else is boring. and because you're different.

    --- spoiler ---

    gibi basit ama hassas noktalara parmak basan diyaloglari vardir.
  • --- spoiler ---
    stephanie'nin denizi hazırlarken söyledikleri ile hala zihnimde yankılanan film

    şöyle bir şey olmalı:
    "randomness is very hard to achieve
    if you don't take attention
    the order comes immediately back"

    mükemmelliği randomizasyonunda gizli doğal bir yapıyı kendi aklımızca düzenlemek adına yaptıklarımızın saçmalığı
    ve bunu bile bile devam etmemiz.
    --- spoiler ---
  • salondan çikarken "yoksa ben filmde uyudum mu?" hissi uyandıran film..
  • dün seçtiğim sekiz film arasından bu sabah izlemeye karar verdiğim ilk filmdir kendisi ve sabahın gülümseten sürprizi olmuştur benim için...yönetmeninin diğer filmi `eternal sunshine of the spotless mind` ın adını o kadar çok duydum ki (çok satan kitaplara karşı mesafeli duruşum bu filmi de benim için öyle bir kategoriye soktu. yine de bu mesafeli duruş bana adını ilk defa duyduğumu itiraf edeceğim bir yönetmen ve onun izlemediğim ama pek yakında izleyeceğim diğer filmlerini keşfettirdi.)

    film hakkında söylenecek çok şey var, buraya hepsini bir çırpıda yazabileceğimi sanmıyorum.bu filmi bir çok kere izleyeceğim sanırım ve zaman zaman üzerine düşüneceğim.yeni keşfetmiş olmanın heyecanıyla bir şeyler yazmasam olmayacaktı (şu saatte kiminle paylaşabilirim ki bu duyguyu sözlükten başka)

    --- spoiler ---

    izlediğim en güzel aşk filmi desem haksızlık mı ederim tüm sinema tarihine...ilk görüşte aşk mevzusuna güzel bir cevap gibi.
    elbette ilk görüşte aşk diye bir şey mutlak vardır ama benim takvimimle uyuşmayan bir şey bu. aşk zaman alır, altın bir midillinin hikayesini öğrenmek ister, biri kayığın içine bir orman yerleştirirken, diğerinin selofan bir deniz hazırlaması gerekir.belki de iki çekingen insanın izlediği yoldur bu...

    ve gülümseten anekdotlar

    --- spoiler ---

    ''beyin evrendeki en karmaşık şeydir. burnun tam arkasında bulunur.''
  • acayip bir rüya. dün gördüm.
  • eternal sunshine of the spotless mind ı izledikten sonra charlie kaufman'a yüklemiştim başarıyı..the science of sleep te gördüm ki elinde boyaları olan, verilen hikayenin resmini çizen ve içini boyayan yetenekli çocuk michel gondry imiş ...
    beyni çok seven ve sınırlarını merak edip elinden geldiğince araştıran ki bu sebeple onu kurcalamayı çok seven bir yönetmen michel gondry..üstadın en büyük yeteneği kendi düşüncelerini ve hayal dünyasını biz onun beynindeymişcesine aktarması..o kadar yalın ve doğal anlatıyor ki hikayesinde şaşırmıyoruz hiç birşeye..öylece kabul ediyoruz,yadırgamıyoruz, mest oluyoruz, nasıl düşünmüş, nasılda ince işlemiş filmin her karesini diyerek..bu kadar güzel, özel karakterleri nasıl yaratmış ki hepsini de bu kadar bize sevdirmeyi başarmış..onların kıyafetleri, kişilikleri, psikolojileri, beyinlerinin içine kadar anlatmak nasıl bir yetenektir diye ....

    the science of sleep izledikten sonra kendinizi çok hafif hissettiğiniz;özenle yaratılmış ve hayran olunası karakterleri, sahneleri, yaratıcı figürleri, sembolleri olan her şeyiyle dopdulu bir film..fakat her şeye rağmen film hissedilerek izleniyor..senaryo tatmin edici değil, hikaye fazla kişisel belki ama film bunlara rağmen kendini affettiriyor..

    sonuçta film bünyeyi çarpıyor..izlerken ve bitişi dahil olmak üzere surata eblek bir sırıtış musallat oluyor..sırıtıyorsunuz her şeye hatta herkese..üzülüyorsunuz sonra belki..ama yönetmen bunu da düşünmüş; film bitmiyor..ben hayal gücümü kullandım bu kadar anlattım hadi bakalım sıra sende diyor yönetmen; bir son yarat...
  • şaşırtıcı bir şekilde murathan mungan'ın mika isimli şiiriyle özetlenebilecek film:

    gökyüzünde yapıştırma bir yıldız
    şimşekler ormanında
    bir tek yıldırım
    selofan yağmurlardan sonra
    yine patinaj
    çekimine girdiğimiz
    manyetik alan
    dağılıyor elyaf ve aşk
    sezon değişiyor
    parabolik aynalarda
    başka bir set kuruluyor
    yepyeni bir dizayn
    işıl ışıl göz alıyor megastar mikalar
    klip hızında karton film derinliğinde
    [...]