şükela:  tümü | bugün
  • aşağısı gompile şıpoylır

    --- spoiler ---

    açık denizlerde özgürce gezmek isteyen adamı; zorla sik kadar bir adaya mahkum eden (evlilik); herif iyice bağlansın yarın öbür gün kaçmayı yine denemesin diye hemen çocuğu da yapıp adamı iyice götü açıkta bırakan bir adet su gaplumbaası kılığında kadın (busesu koydum ismini) içeren film.

    adam üzerindeki gömleği bu yavşak kaplumbağaya verdi, altındaki pantulu da oğlana, son nefesinde de açık denize bakaaa bakaaaaa hık dedi gitti.

    milletin o anın duygu yoğunluğu ile gözleri doldu. kadınlar romantizm ayağına ağlarken, erkekler adamın dramına ağlıyordu. kız arkadaşı olanlar hemen gitsinler, kız filmi romantik filan buluyorsa kaçın yiğitlerim. yiğitçe, mertçe direkt kaçın. istiyorsanız yengeç gibi yan yan kaçın. kurtarın kendinizi.

    --- spoiler ---
  • kalabalıklardan ve modern yaşam adı altında inşa etmek için bütün zaman ve enerjimizi çarçur ettiklerimizden izole bir film. karşısındakini mutlu etmek için, onun istediği şeye benzeyen kadınları anlatıyor. özünü içinde sıkı sıkı saklayan ve kendi olabilmek için koca bir hayat beklemek fedakarlığını gösteren kadınlar...

    --- spoiler ---

    kaplumbağanın, en karakteristik parçası kabuğundan vazgeçip ancak sevdiği adam ölünce kendine dönebilmesi çok hazindi.
    --- spoiler ---
  • mükemmel bir film. özellikle müzikleri ile beraber insanı içine çeken sıcacık bir öyküsü var. beni çok az film duygulandırmıştır, ama bu film gerçekten onların arasında zirveyi zorlar gibi.

    --- spoiler ---

    ben kırmızı kaplumbağanın kadına dönüşmesi işinin tamamen adamın hayalinden ibaret olarak görüyorum. adam kaplumbağalara filmin başında belli ki çok özeniyor; yani adadan çıkıp gitmeleri onun bilinçaltında feci bir şekilde yer ediyor. öldürdüğü kırmızı&yeşil kaplumbağa aslında gerçek ve bu vicdani rahatsızlığı daha fazla kaldıramıyor ve ölü kaplumbağa ile bir nevi gelecek kuruyor kendine. güya doğan oğlu da anlaşılmaz bir şekilde yavru kaplumbağa gibi yüzüp gidiyor..
    --- spoiler ---
  • izlenmesi şiddetle tavsiye edilen animasyon , film boyunca hiç konuşma olmadan nasıl da koca bir ömrü anlatmış diyorsun , ne demişler iki göz yeter görmeyi bilsen
  • o kadar güzel ve naif bir film ki... içimden bir şeyler koptu sanki,gözlerim doldu.saf sevgi,fedakarlık, ayrılış ve son.bittiğinden beri kocaman bir duygu karmaşası içindeyim.
    diyaloglar olmasa da müzikleri ile sürüklüyor film.hatta diyaloglar olsaydı bu kadar etkileyemezdi sanırım.böyle her şey daha basit ve saf kalmış.bütün duyguları en ilkel şekilde aktarabilmişler.ısao takahata 'nın elinin değdiği ve sonunda boğazımın düğümlenmediği film yoktur zaten.
  • tek kelime etmeden, tek bir cümle kurmadan yalnızlığı, aşkı, özgürlüğü, ayrılığı, hasreti ve daha bir çok duyguyu muhteşem bir görsellik ve bu duygulara ''dil'' olan müthiş müziklerle anlatabilen 2016 yapımı animasyon.

    ilk saniyelerinden itibaren farklı tarz çizimleri ve çok hoş pastel renkleriyle içine çeken film, bir an dahi kopmanıza izin vermeden rüya gibi ilerliyor ve bir buçuk saat bulunduğunuz gerçeklikten kopmanızı sağlıyor. bittiğinde bir sürü duyguyu aynı anda hisseden bir ruh haliyle gözleri dolu, öylece kalıyorsunuz.

    ıssız bir adaya düşen adamın önce kurtulmaya çalışma serüvenini izlerken kırmızı kaplumbağanın ortaya çıkışıyla masalsı bir hava kazanan filmde hayal ile gerçekliğin harmanlandığı bir ömüre şahitlik ediyoruz.

    aşk ile yaşanan cinselliğin bulutlarda kuğu gibi yapılan dans şeklinde sembolize edilen film şiir gibi, masal gibi dinginleştiren, huzur veren bir yapıya sahip. işkenceyle itaate zorladığı doğaya geri dönen insanın, doğanın uzattığı el ile birlikte onunla barışmasını da imleyen filmden geriye kalan tek kelime oluyor, hüzün!
  • kısa film tadında bir yapım. sanki gerçek süresi 6 dakika imiş de uzun metraj haline getirmişler. öyküsü çok sade.

    --- spoiler ---

    filmin başında adam ıssız adadan kaçmak için devamlı sal inşa eder. adada mutsuzdur. ne var ki bu sal hep kırmızı bir kaplumbağa tarafından paramparça edilir. derken bu kaplumbağa bir kadına dönüşür. adam aşık olur. bu birliktelikten çocukları doğar.

    kırmızı kaplumbağa adama bir ilüzyon yaratmış gibidir. kadın bedenine dönüşüyor ve adama tek ihtiyacı olan sevgiyi veriyor/alıyor. dikkat edilirse, adam hep kumların üstünde uyumaktadır. adada yaşadığı zaman boyunca barınak dahil hiç bir şey inşa etmez. üstü başı paramparçadır. son derece basit bir hayat sürer. sadece sever ve aşık olur. bir sevdiği vardır. bu da adada ona yetmektedir.

    filmin sonunda çocuk (caretta caretta) okyanusa açılır ve gider. seneler sonra adam son nefesini mutlu bir şekilde, yine kumların üzerinde verir. kırmızı kaplumbağa ise iyiliğini tamamlamış bir şekilde gider.

    hoş ve güzel bir filmdi. çok klişe olacak ama, gerçekten tek ihtiyacımız olan aşk mıdır?
    --- spoiler ---
  • yetişkinler için bir animasyon filmidir.

    tek kelime dahi konuşma olmadan evrensel sinemaya dair güzel bir örnek sunulmuş. japonların animasyondaki başarısı zaten tartışılmaz.

    itiraf etmeliyim ki film boyunca yengeçleri takip etmeden duramadım. çok şekerler.
  • yönetmen michael dudok de wit'in bütün kariyerinde kısa filmler yapmış olmasındandır herhalde bu film bana uzunca bir kısa filmmiş gibi geldi.

    filmin ilk olarak diyaloglu düşünülmüş daha sonra tamamen diyalogsuz olmasına karar verilmiş ve bence çok da isabetli olmuş. diyalogsuzluk rüya ve gerçeğin sınırlarının muğlaklaşmasını sağlamış.

    bu filmi ben modern insanın doğa ile sorunlu ilişkisi bağlamında anlayıp yorumlamayı tercih ediyorum. kırmızı kaplumbağayı da baş karakterimizin bir nevi ruhani hayvanı veya doğanın ruhunun cisimleştiği bir varlık olarak görmeyi.

    ghibli stüdyoları'nın doğa ile olan ilişkisinin ve genel tavrı ile yönetmenin kendi tarzının güzel bir ortaklığı olmuş kırmızı kaplumbağa.