şükela:  tümü | bugün
  • yönetmeni andres wood olan film, ayrica altın portakal film festivalinin açılış filmi.film 1973'te şili'de pinochet'nin allende'yi darbeyle devirmesini iki çocuğun gözünden anlatıyor.
  • (bkz: allende)
    (bkz: augusto pinochet)
  • biraz tarihe ve bol bol insanın duygularına dokunan, şili 1973 devrimininde insanların yaşantılarını iki çocuğun gözünden ele alan gidilesi görülesi film.
  • hak ettiği ilgiyi ülkemizde görmemiş, çok az salonda gösterimde olan, şili'de 1973 sonbaharını iki (hatta bazen üç ve daha çok) çocuğun gözünden beyaz perdeye yansıtan film. umut, çaresizlik, saf sevgi, yetişkinlerin saçmalıklarına karşı isyan, sosyal ayrımcılığı kınayış; hepsi küçük gonzalo ve - filme adını veren - pedro machuca'nın masum gözlerinde...
  • başlangıç olarak: 2004'ün en iyi filmi.
    ------

    zannedersem, film tanıtım ve özetlerinde, filmin sosyalist devrimi konu aldığı söylenmektedir ki, gene yanılmıyorsam, film şili'deki iç savaş sonucu allendenin !kendini öldürmesi! sonucu faşist rejimin iktidara gelmesiyle sonuçlanmaktadır. yani sosyalist devrim değil, askeri darbedir filmde konu edilen.

    filmin en güçlü yönlerinden biri, çocukların bakış açılarını kullanarak birçok klişe ve olanaksız gibi görünen olguyu gerçekçi bir temaya sokması. film genelde hoş olmakla birlikte, romantik idealist tavrı da ön plana çıkmakta, filmde birçok olay gerçekçilikten ziyade duygusallığı vurgulamak için, tesadüfi ya da abartılı bir şekilde gösterilmekte. çocukların -hatta 3. ana karakter olan kız çocuğun- başına gelenler, gonzalo'nun bir anda machuca'yla yakınlaşması ve iki "tarafın" da birbirine oldukça toleranslı yaklaşması açıkçası, -belki de biraz paranoyak ve kötümser bir yaklaşım sonucu- olası görünmeyen şeyler.

    fakat bütün bunların küçük çocujkların başlarına geliyor olması, çocukların ideolojik kaygıdan ziyade, kendilerine oyun arkadaşları arıyor ve dolayısıyla ideolojik "taraflar" ve kaygılar arasında gidip geliyor olmaları, ve bu sayede yönetmenin sıkmadan iki tarafı da gösterebilmesi, birçok klişe ve gerçeküstü gibi görünen şeyi gerçekçi ve samimi kılıyor. benzer bir şekilde yönetmen, bazı ufak numaralarla, rahatsız etmeden eleştirmiş ve yansıtmak istediğini yansıtmış. vermek istediğini verirken belli başlı özeleştirileri de ihmal etmemiş (örneğin, pederin kavga eden çocukları azarlarken machuca'ya da "kavga ettiğinde eline ne geçecek, saygı mı kazancaksın" sözleriyle çok da önemli ve gerçekçi olmasa da ufak bir ayar vermesi).

    city of god da kanımca genç fotoğrafçının gözünden olayları yansıtarak başarılı bir boyut yakalamıştı. benzer bir şekilde machuca da seyirciyi kendi yanına çekmeyi başaran ve tahminimce benim gibi birçoklarının biraz rahatsızlık ve film sonrası epey düşünmesine, her gün rafa kaldırmaya kendimizi zorladığımız iç çatışmalarımıza geri dönmemize neden oldu!
  • etraflica dusunulunce baya etkisine alabilen film. donem sosyetesinin goreceli ahlaki degerleri, idealist peder, hepsi bir ilkokul cocugunun gozunden anlatiliyor. devrim, yokluk, kitlik, ve cocuklarin dunyaya objektif bakislari, ayni yillarda turkiye'de benzer olaylarin yasanmasi acisindan gidip gorulesi film.
  • machuca ailesinin dramı, gonzalo nun ev hayatı, kesişen 2 uç noktayı barındıran şili ve dönemin aynası bir senaryo, hani pek yabancı olmadığımız. müzikleri güzel, görüntüleri güzel. izlensin bir film.
    besili yeniyetme, esas çocuk gonzalo yaşına göre ne de iyi öpüşüyor.
  • afisinde "dunun cocuklarina" yazan film. izlerken dunun cocugu olsaydim her seyi kitaptan, belgeselden degil de kendim yasasaydim dedirten filmlerden biri. nerdeyse boş salonda filmin icine girmek hic zaman almadi. gercek olaylari cocuk gozunden anlatmanin, ozunde bu kadar damar ve agir bir gercegi bu denli satir arasindaymis gibi, tatli tatli seyirciye gecirmenin sonucunda filme dahil olmaktan baska secenegin kalmiyor. yazilmadan cekilmis kadar sahici duran basarili calisma.
  • çok rahat söyleyebilirim ki hayatımda seyrettiğim en güzel filmlerden biri. o kadar etkileyici bir anlatımı vardı ki kimi yerlerinde müthiş bir heyecan duydum, kimi yerlerinde de müthiş bir hüzünle doldum. herşeyden önce bu filmde çocuk oyuncuların performansları çok iyi, yakın planda yapılan bir çok çekimde gösterilen başarı duyguları yansıtmada çok etkili olmuş. çocuğun annesine sarılarak "o adamla bir daha görüşme" diye ağlaması böyle cızz ettirdi içimi. gerçekten de yaşanan olaylar türkiye'de olmuş olaylara ne kadar da benziyor demekten kendimi alamadım. yaşanan tüm bu acı gerçekliğin çocukların gözünden anlatılması da filmin duygusal boyutunun dozunu oldukça yükseltip çok vurucu bir film haline getirmeyi başarıyor. aynı şekilde gene çocukların gözünden bir dramın öyküsü de louis malle olağanüstü eseri au revoir les enfantsda anlatılır, filmi izlerken bu film aklıma geldi. tam anlamıyla nefis bir film, 70li yılların o ilginç havasını vermesi açısından da ayrıca başarılı. böyle bir film varken gidip exorcist the beginning falan seyretmeyin, yazık günah valla paranıza(ben seyrettim oradan biliyorum).
  • şaşırtmayarak, imdb com da seyirci oylarıyla 2004ün en iyi 5 filminden biri seçilmiş