şükela:  tümü | bugün
  • incil'in bölündüğü dört kitaptan birinin yazarı.
  • (bkz: yuhanna)
    (bkz: markos)
    (bkz: luka)
  • italyanca'da bir dişiye "çılgın" diyebilmek için kullanılması gereken kelam.
  • (ara: matta)
  • isa mesih’in soyu

    (luk.3 :23-38)

    1 ibrahim oğlu, davut oğlu isa mesih'in soyuyla ilgili kayıt şöyledir: ibrahim, ishak'ın babasıydı. ishak, yakub'un babası; yakup da yahuda ve onun kardeşlerinin babasıydı.

    3 yahuda, tamar'dan doğan peres ve zara'nın babasıydı. peres, hesron'un babası; hesron da ram'ın babasıydı.

    4 ram, aminadab'ın babası; aminadab, nahşon'un babası; nahşon ise salmon'un babasıydı.

    5 salmon, rahav'dan doğan boaz'ın babasıydı. boaz, rut'tan doğan obed'in babası; obed de yeşay'ın babası;

    6 yeşay da, kral davud'un babasıydı. davut, uriya'nın karısından doğan süleyman'ın babasıydı.

    7 süleyman, rehavam'ın babası; rehavam, abiya'nın babası; abiya da asa'nın babasıydı.

    8 asa, yehoşafat'ın babası; yehoşafat, yoram'ın babası; yoram, uziya'nın babasıydı.

    9 uziya, yotam'ın babası; yotam, ahaz'ın babası; ahaz da hizkiya'nın babasıydı.

    10 hizkiya, manaşe'nin babası; manaşe, amon'un babası; amon ise yoşiya'nın babasıydı.

    11 yoşiya, babil'deki sürgünlük zamanında doğan yekonya ve onun kardeşlerinin babasıydı.

    12 yekonya, babil'deki sürgünlükten sonra doğan şaltiyel'in babası; şaltiyel ise zerubabel'in babasıydı.

    13 zerubabel, abihud'un babası; abihud, elyakim'in babası; elyakim de azor'un babasıydı.

    14 azor, sadok'un babası; sadok, ahim'in babası; ahim ise elihud'un babasıydı.

    15 elihud, elazar'ın babası; elazar, matan'ın babası; matan da yakub'un babasıydı.

    16 yakup, meryem'in kocası yusuf'un babasıydı. meryem'den de mesih denilen isa doğdu.

    17 buna göre, ibrahim'den davud'a kadar toplam on dört kuşak, davut'tan babil'e sürgünlüğe kadar on dört kuşak ve babil'e sürgünlükten mesih'e kadar da on dört kuşak geçti.

    isa mesih’in doğumu

    (luk.2 :1-7)

    18 isa mesih'in doğumu da şöyle oldu: annesi meryem, yusuf'la nişanlanmıştı. ama evlenip birleşmelerinden önce meryem'in kutsal ruh'tan gebe kaldığı anlaşıldı.

    19 meryem'in nişanlısı yusuf, doğru bir adam olduğu ve onu herkesin önünde utandırmak istemediği için ondan gizlice ayrılmak niyetindeydi.

    20 ama böyle düşünmesi üzerine rab'bin bir meleği ona rüyada görünerek şöyle dedi: "davut oğlu yusuf, meryem'i kendine eş olarak almaktan korkma. çünkü onun rahminde oluşan, kutsal ruh'tandır.

    21 bir oğul doğuracak. adını isa koyacaksın. çünkü halkını günahlarından kurtaracak olan o'dur."

    22-23 bütün bunlar, rab'bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: "işte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak. o'nun adını imanuel koyacaklar." imanuel, 'tanrı bizimledir' demektir.

    24 yusuf uyanınca rab'bin meleğinin kendisine buyurduğu gibi yaptı ve meryem'i eş olarak yanına aldı.

    25 ne var ki, meryem oğlunu doğuruncaya dek yusuf onunla birleşmedi. doğan çocuğun adını isa koydu.

    yıldızbilimcilerin ziyareti

    2 isa, kral hirodes'in devrinde yahudiye'nin beytlehem kasabasında doğduktan sonra bazı yıldızbilimciler doğudan kudüs'e gelip şöyle dediler: "yahudilerin kralı olarak doğan çocuk nerede? doğuda o'nun yıldızını gördük ve o'na tapınmaya geldik."

    3 kral hirodes bunu duyunca bütün kudüs halkıyla birlikte çok tedirgin oldu.

    4 tüm başkâhinleri ve ulusun din bilginlerini toplayarak onlara mesih'in nerede doğacağını sordu.

    5 "yahudiye'nin beytlehem kasabasında" dediler. "çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır:

    6 'sen, yahuda diyarında olan ey beytlehem, yahuda önderleri arasında hiç de en önemsizi değilsin! çünkü benim halkım israil'i güdecek olan önder senden çıkacaktır.'"

    7 bunun üzerine hirodes yıldızbilimcileri gizlice çağırıp onlardan yıldızın göründüğü anı tam olarak öğrendi.

    8 onları beytlehem'e gönderirken dedi ki, "gidin, çocuğu dikkatle arayın, bulduğunuz zaman bana haber verin, ben de gelip o'na tapınayım."

    9 yıldızbilimciler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. doğuda görmüş oldukları yıldız onlara yol gösterdi ve gelip çocuğun bulunduğu yerin üzerinde durdu.

    10 yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.

    11 eve girip çocuğu annesi meryem'le birlikte görünce yere kapanarak o'na tapındılar. hazinelerini açıp o'na armağan olarak altın, tütsü ve mür sundular.

    12 sonra hirodes'in yanına dönmesinler diye rüyada uyarıldıklarından, ülkelerine başka yoldan döndüler.

    mısır’a kaçış

    13 yıldızbilimciler yola çıktıktan sonra rab'bin bir meleği yusuf'a rüyada göründü. ona, "kalk!" dedi. "çocuğu ve annesini al ve mısır'a kaç. ben sana haber verinceye dek orada kal. çünkü hirodes çocuğu öldürmek amacıyla onu arayacak."

    14 böylece yusuf kalktı, aynı gece çocuğu ve annesini alıp mısır'a doğru yola çıktı.

    15 hirodes'in ölümüne dek orada kaldı. bu, rab'bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: "oğlumu mısır'dan geri çağırdım."

    16 hirodes, yıldızbilimciler tarafından aldatıldığını görünce büyük öfkeye kapıldı. onlardan tam olarak öğrenmiş olduğu zamana göre, beytlehem ve tüm yöresinde bulunan iki ve daha küçük yaştaki erkek çocukların hepsini öldürttü.

    17 böylelikle yeremya peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu:

    18 "ramah'ta bir ses duyuldu,

    ağlayış ve acı feryat sesleri!

    çocukları için ağlayan rahel,

    teselli edilmek istemiyor.

    çünkü onlar yok artık!"

    nasıra’ya dönüş

    19-20 hirodes öldükten sonra, rab'bin bir meleği mısır'da yusuf'a rüyada görünerek, "kalk!" dedi. "çocuğu ve annesini al, israil diyarına dön. çünkü çocuğu öldürmek isteyenler öldü."

    21 bunun üzerine yusuf kalktı, çocuğu ve annesini alıp israil diyarına döndü.

    22 ama yahudiye'de hirodes'in yerine oğlu arhelas'ın tahta geçtiğini duyunca oraya gitmekten korktu. rüyada aldığı buyruğa uyarak celile bölgesine gitti.

    23 oraya varınca nasıra denen kente yerleşti. bu, peygamberler aracılığıyla bildirilen, "o'na nasıralı denecektir" sözü yerine gelsin diye oldu.

    yahya’nın çağrısı

    (mar:1:1-8; luk.3:1-18;yu.1:19-28)

    3o günlerde vaftizci yahya ortaya çıktı. yahudiye çölünde şu çağrıda bulunuyordu: "tövbe edin! göklerin egemenliği yaklaşmıştır."

    3 nitekim yeşaya peygamber aracılığıyla sözü edilen kişi yahya'dır. yeşaya şöyle demişti: "çölde yükselen ses, 'rab'bin yolunu hazırlayın, geçeceği patikaları düzeltin' diyor."

    4 yahya'nın deve tüyünden giysisi, belinde de deriden kuşağı vardı. tek yiyeceği, çekirge ve yaban balıydı.

    5-6 kudüs'ün, bütün yahudiye'nin ve tüm şeria nehri yöresinin halkı ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından şeria nehrinde vaftiz ediliyordu.

    7 ne var ki, ferisilerle sadukilerden birçok kişinin vaftiz olmak için kendisine geldiğini gören yahya onlara şöyle seslendi: "ey engerekler soyu! gelecek olan gazaptan kaçmanız için sizi kim uyardı?

    8 bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin.

    9 kendi kendinize, 'biz ibrahim'in soyundanız' diye düşünmeyin. ben size şunu söyleyeyim: tanrı, ibrahim'e şu taşlardan çocuklar yaratacak güçtedir.

    10 balta şimdiden ağaçların köküne dayanmıştır. iyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılacak.

    11 gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. ben o'nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. o sizi kutsal ruh'la ve ateşle vaftiz edecek.

    12 yabası elindedir. harman yerini temizleyecek, buğdayını toplayıp ambara yığacak, samanı sönmeyen ateşte yakacaktır."

    isa vaftiz oluyor

    (mar.1:9-11; luk.3:21-22)

    13 bu sırada isa, yahya tarafından vaftiz edilmek üzere celile'den şeria nehrine, yahya'nın yanına geldi.

    14 ne var ki yahya, "benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken sen mi bana geliyorsun?" diyerek o'na engel olmak istedi.

    15 isa ona şu karşılığı verdi: "şimdilik buna razı ol! çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz uygundur." o zaman yahya o'nun isteğine razı oldu.

    16 isa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. o anda gökler açıldı ve isa, tanrı'nın ruhunun güvercin biçiminde inip üzerine konduğunu gördü.

    17 göklerden gelen bir ses de şöyle dedi: "sevgili oğlum budur, o'ndan hoşnudum."

    isa deneniyor

    (mar.1:12-13)

    4bundan sonra isa, iblis'in denemelerinden geçmek üzere ruh tarafından çöle götürüldü.

    2 kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı.

    3 o zaman ayartıcı o'na gelip, "tanrı'nın oğluysan, söyle de şu taşlar ekmek olsun" dedi.

    4 isa ona şu karşılığı verdi: "kutsal yazılarda, 'insan yalnız ekmekle değil, tanrı'nın ağzından çıkan her bir sözle yaşar' diye yazılmıştır."

    5-6 sonra iblis o'nu kutsal kente götürdü. tapınağın tepesine çıkarıp dedi ki, "tanrı'nın oğluysan, at kendini buradan aşağı. çünkü şöyle yazılmıştır: 'tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek.' 'ayağın bir taşa çarpmasın diye onlar seni elleri üzerinde taşıyacaklar.'"

    7 isa iblis'e şu karşılığı verdi: "'tanrın olan rab'bi sınama' diye de yazılmıştır."

    8 iblis, isa'yı ayrıca çok yüksek bir dağa çıkarıp o'na, tüm görkemleriyle dünyanın bütün ülkelerini gösterdi.

    9 "yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim" dedi.

    10 isa ona şöyle karşılık verdi: "çekil git, şeytan! 'tanrın olan rab'be tap, yalnız o'na kulluk et' diye yazılmıştır."

    11 bunun üzerine iblis isa'yı bırakıp gitti. melekler de gelip isa'ya hizmet ettiler.

    isa müjde’yi duyurmaya başlıyor

    (mar.1:14-15;luk.4:14-15)

    12 isa, yahya'nın tutuklandığını duyunca celile'ye döndü.

    13 nasıra'dan ayrılarak, zebulun ve naftali yöresinde, celile gölü kıyısında bulunan kefernahum'a gelip yerleşti.

    14-15 bu, yeşaya peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: "zebulun diyarı ve naftali diyarı, şeria nehrinin ötesinde, deniz tarafı, ulusların celilesi!

    16 karanlıkta yaşayan halk,

    büyük bir ışık gördü.

    ölümün gölgelediği diyarda

    yaşayanların üzerine bir ışık doğdu."

    17 o günden itibaren isa şu çağrıda bulunmaya başladı: "tövbe edin! göklerin egemenliği yaklaştı."

    isa ilk öğrencilerini seçiyor

    (mar.1:16-20;luk.5:1-11)

    18 isa, celile gölünün kıyısında gezerken petrus denen simun ile kardeşi andreya'yı gördü. balıkçı olan bu iki kardeş göle ağ atmaktaydı.

    19 isa onlara, "ardımdan gelin, sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım" dedi.

    20 onlar da hemen ağlarını bırakıp o'nun ardından gittiler.

    21 oradan daha ileri giden isa, başka iki kardeşi, zebedi'nin oğulları yakup'la yuhanna'yı gördü. babaları zebedi'yle birlikte kayıkta ağlarını onarıyorlardı. isa onları çağırdı.

    22 onlar da hemen kayığı ve babalarını bırakıp isa'nın ardından gittiler.

    isa hastaları iyileştiriyor

    (luk.6:17-19)

    23 isa, celile bölgesinin her tarafını dolaştı. buralardaki havralarda ders veriyor, göksel egemenliğin müjdesini duyuruyor, halk arasında rastlanan her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.

    24 o'nun ünü bütün suriye'ye yayılmıştı. çeşit çeşit hastalıklara yakalanmış, ıstırap içinde olan, cine tutsak, saralı, felçli olanların hepsini o'na getirdiler, o da onları iyileştirdi.

    25 celile, dekapolis, kudüs, yahudiye ve şeria nehrinin ötesinden gelen büyük kalabalıklar o'nun ardından gidiyordu.

    gerçek mutluluk

    (luk.6:20-23)

    5isa kalabalıkları görünce dağa çıktı. oturduktan sonra, öğrencileri yanına geldiler.

    2-3 onlara seslenip şöyle ders vermeye başladı: "ne mutlu ruhta yoksul olanlara! göklerin egemenliği onlarındır.

    4 ne mutlu yaslı olanlara! onlar teselli edilecekler.

    5 ne mutlu yumuşak huylu olanlara! onlar yeryüzünü miras alacaklar.

    6 ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! onlar doyurulacaklar.

    7 ne mutlu merhametli olanlara! onlar merhamet bulacaklar.

    8 ne mutlu yüreği temiz olanlara! onlar tanrı'yı görecekler.

    9 ne mutlu barışı sağlayanlara! onlara tanrı oğulları denecek.

    10 ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! göklerin egemenliği onlarındır.

    11 "benden ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size!

    12 sevinin, sevinçle coşun! çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. sizden önceki peygamberlere de böyle zulmettiler.

    tuz ve işık

    (mar.9:50;luk.14:34-35)

    13 "yeryüzünün tuzu sizsiniz. ama tuz tadını yitirirse, ona tekrar nasıl tuz tadı verilebilir? artık dışarı atılıp insanların ayakları altında çiğnenmekten başka bir şeye yaramaz.

    14 "dünyanın ışığı sizsiniz. tepenin üzerine kurulan kent gizlenemez.

    15 insanlar da kandil yakıp tahıl ölçeğinin altına koymazlar. tersine, kandilliğe koyarlar; oradan da evdekilerin hepsine ışık verir.

    16 sizin ışığınız insanların önünde öyle parlasın ki, iyi işlerinizi görerek göklerde olan babanızı yüceltsinler!

    kutsal yasa

    17 "kutsal yasa'yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.

    18 size doğrusunu söyleyeyim, gök ve yer ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, kutsal yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile eksilmeyecek.

    19 bu nedenle, bu buyrukların en küçüklerinden birini kim çiğner ve başkalarına öyle yapmalarını öğretirse, göklerin egemenliğinde en küçük sayılacak. ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, göklerin egemenliğinde büyük sayılacak.

    20 size şunu söyleyeyim: doğruluğunuz din bilginleriyle ferisilerinkini kat kat aşmadıkça, göklerin egemenliğine asla giremezsiniz!

    öfke ve cinayet

    21 "atalarımıza, 'adam öldürme. öldüren, yargılanmayı hak edecek' denildiğini duydunuz.

    22 ama ben size diyorum ki, kardeşine karşı öfkelenen her kişi yargılanmayı hak edecek. kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, yüksek kurul'un yargısını hak edecek. kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecek.

    23-24 bu yüzden, adağını sunağa getirirken, orada kardeşinin sana karşı bir şeyi olduğunu hatırlarsan, adağını orada, sunağın önünde bırak, git, önce kardeşinle barış; sonra gel, adağını sun.

    25 senden davacı olanla, daha yoldayken çabucak anlaş. yoksa o seni yargıca, yargıç da gardiyana teslim edebilir; sonunda da hapse atılabilirsin.

    26 sana doğrusunu söyleyeyim, son kuruşu ödemedikçe oradan asla çıkamazsın.

    zina ve boşanma

    27 "'zina etme' denildiğini duydunuz.

    28 ama ben size diyorum ki, bir kadına bakıp onu arzulayan her adam, zaten yüreğinde o kadınla zina etmiştir.

    29 eğer sağ gözün seni günaha sokarsa, onu çıkar, at. çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme atılmasından iyidir.

    30 eğer sağ elin seni günaha sokarsa, onu kes, at. çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, tüm vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir.

    31 "'kim karısını boşarsa ona boş kâğıdını versin' denilmiştir.

    32 ama ben size diyorum ki, karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayan her adam, onu zinaya itmiş olur. boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.

    33 "yine atalarımıza, 'yalan yere ant içme, ama rab'be ettiğin antları tut' denildiğini duydunuz.

    ant içmek

    34-35 oysa ben size diyorum ki, hiç ant etmeyin, ne gök üzerine – çünkü orası tanrı'nın tahtıdır; ne yer üzerine – çünkü orası o'nun ayaklarının basamağıdır; ne de kudüs üzerine – çünkü orası büyük kral'ın kentidir.

    36 başınızın üzerine de ant içmeyin. çünkü saçınızın tek telini ak ya da kara edemezsiniz.

    37 'evet'iniz evet, 'hayır'ınız hayır olsun. bundan fazlası şeytan'dandır.

    göze göz dişe diş

    (luk.6 :29-30)

    38 "'göze göz, dişe diş' denildiğini duydunuz.

    39 ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. sağ yanağınıza bir tokat atana öbürünü de çevirin.

    40 size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin.

    41 sizi bin adım yol yürümeye zorlayanla iki bin adım yürüyün.

    42 sizden bir şey dileyene verin, sizden ödünç isteyenden yüz çevirmeyin.

    43 "'komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz.

    düşmanlarınızı sevin

    (luk.6 :27-28,32-36)

    44 ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.

    45 öyle ki, göklerde olan babanızın oğulları olasınız. çünkü o, güneşini hem kötülerin hem de iyilerin üzerine doğdurur. yağmurunu da hem doğruların hem de eğrilerin üzerine yağdırır.

    46 eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, ne ödülünüz olur? vergi görevlileri de öyle yapmıyor mu?

    47 yalnız kardeşlerinize selam verirseniz, fazladan ne yapmış olursunuz? putperestler de öyle yapmıyor mu?

    48 bu nedenle, göksel babanız yetkin olduğu gibi, siz de yetkin olun.

    yoksullara yardım

    6"dikkat edin! yapacağınız doğru işleri gösteriş için insanların gözü önünde yapmayın. öyle yaparsanız, göklerdeki babanızdan ödül alamazsınız.

    2 "bu nedenle, birisine sadaka vereceğiniz zaman bunu ilan etmek için önünüzde borazan çaldırmayın. ikiyüzlü kişiler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır!

    3 siz sadaka verdiğiniz zaman, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin.

    4 öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. gizlilik içinde yapılanı gören babanız da sizi ödüllendirecektir.

    dua

    (luk.11 :2-4)

    5 "dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın! onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır!

    6 siz ise, dua edeceğiniz zaman odanıza girip kapıyı örtün ve gizlide olan babanıza dua edin. gizlilik içinde yapılanı gören babanız da sizi ödüllendirecektir.

    7 dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. onlar, söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar.

    8 siz onlara benzemeyin! çünkü babanız, nelere gereksinmeniz olduğunu daha siz o'ndan dilemeden önce bilir.

    9 "bunun için siz şöyle dua edin:

    'göklerdeki babamız, adın kutsal kılınsın.

    10 egemenliğin gelsin.

    gökte olduğu gibi, yeryüzünde de senin istediğin olsun.

    11 bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.

    12 bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, sen de bizim suçlarımızı bağışla.

    13 ayartılmamıza izin verme. kötü olandan bizi kurtar. çünkü egemenlik, güç ve ..........yücelik sonsuzlara dek senindir.

    amin.'

    14 "başkalarının suçlarını bağışlarsanız, göksel babanız da sizin suçlarınızı bağışlar.

    15 ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, babanız da sizin suçlarınızı bağışlamaz.

    oruç

    16 "oruç tuttuğunuz zaman, ikiyüzlüler gibi surat asmayın. onlar oruç tuttuklarını insanlara belli etmek için kendilerine perişan bir görünüm verirler. size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır.

    17 siz oruç tuttuğunuz zaman, başınıza yağ sürüp yüzünüzü yıkayın.

    18 öyle ki, insanlara değil, gizlide olan babanıza oruçlu görünesiniz. gizlilik içinde yapılanı gören babanız sizi ödüllendirecektir.

    göksel hazineler

    (luk.12:33-36;16:13)

    19 "yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar.

    20 bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar.

    21 hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacak.

    22 "bedenin ışığı gözdür. gözünüz sağlamsa, tüm bedeniniz aydınlık olur.

    23 gözünüz bozuksa, tüm bedeniniz karanlık olur. buna göre, içinizdeki 'ışık' karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık!

    24 "hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. siz hem tanrı'ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz.

    kaygılanmayın

    (luk.12 :22-31)

    25 "bu nedenle size şunu söylüyorum: 'ne yiyip ne içeceğiz?' diye canınız için, ya da 'ne giyeceğiz?' diye bedeniniz için kaygılanmayın. can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi?

    26 gökte uçan kuşlara bakın! ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. göksel babanız yine de onları doyurur. siz onlardan çok daha değerli değil misiniz?

    27 hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir?

    28 giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler.

    29 ama size şunu söyleyeyim, tüm görkemine rağmen süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi.

    30 bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren tanrı'nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey imanı kıt olanlar?

    31 "öyleyse, 'ne yiyeceğiz?' 'ne içeceğiz?' ya da 'ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın.

    32 uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. oysa göksel babanız, tüm bunları gereksindiğinizi bilir.

    33 siz önce o'nun egemenliğinin ve o'ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir.

    34 buna göre, yarın için kaygılanmayın. yarının kaygısı yarının olsun. her günün derdi kendine yeter.

    başkasını yargılamayın

    (luk.6:37-38,41-42)

    7 başkasını nasıl yargılarsanız, siz de aynı yoldan yargılanacaksınız. hangi ölçekle ölçerseniz, size de aynı ölçek uygulanacak.

    3 sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?

    4 senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine, 'izin ver de gözündeki çöpü çıkarayım' dersin?

    5 seni ikiyüzlü! önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün.

    6 "kutsal olanı köpeklere vermeyin. incilerinizi domuzların önüne atmayın. yoksa bunları ayaklarıyla çiğnedikten sonra dönüp sizi parçalayabilirler.

    7 "dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır.

    8 çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır.

    9 hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir?

    10 ya da balık ister de ona yılan verir?

    11 sizler kötü yürekli olduğunuz halde çocuklarınıza güzel armağanlar vermeyi biliyorsanız, göklerde olan babanızın, kendisinden dileyenlere güzel şeyler vereceği çok daha kesin değil mi?

    12 "insanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. kutsal yasa ve peygamberlerin söyledikleri budur.

    dar kapı, geniş kapı

    (luk.13:24)

    13 "dar kapıdan girin. çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. bu kapıdan girenler çoktur.

    14 yaşama götüren kapı ne dar, yol da ne çetindir! bu yolu bulanlar azdır.

    ağaç meyvesi

    (mar.12:33-35;luk.6:43-44)

    15 "sahte peygamberlerden sakının! kuzu postuna bürünerek gelirler size, ama özde yırtıcı kurtlardır.

    16 onları meyvelerinden tanıyacaksınız. dikenli bitkilerden üzüm, devedikenlerinden incir toplanabilir mi?

    17 bunun gibi, her iyi ağaç iyi meyve verir, kötü ağaç ise kötü meyve verir.

    18 iyi ağaç kötü meyve veremez. kötü ağaç da iyi meyve veremez.

    19 iyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.

    20 böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız.

    21 "beni, 'rab! rab!' diye çağıran herkes göklerin egemenliğine girecek değildir. ancak göklerde olan babamın isteğini yerine getiren girecektir.

    22 o gün birçokları bana diyecekler ki, 'rab! rab! biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? senin adınla cinler kovmadık mı? senin adınla birçok mucize yapmadık mı?'

    23 o zaman ben de onlara açıkça şöyle diyeceğim: 'ben sizi hiç tanımadım. çekilin önümden, ey kötülük yapanlar!'

    sağlam temel, çürük temel

    (luk.6:47-49)

    24 "işte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerinde kuran akıllı adama benzer.

    25 yağmur yağmış, seller yükselmiş, yeller esmiş ve eve saldırmış; ama ev yıkılmamış. çünkü kaya üzerine kurulmuştu.

    26 bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, evini kum üzerinde kuran budala adama benzer.

    27 yağmur yağmış, seller yükselmiş, yeller esmiş ve eve yüklenmiş. ve ev çökmüş, korkunç bir şekilde yıkılmış."

    28 isa bu konuşmasını bitirince, halk o'nun öğretişine şaşıp kaldı.

    29 çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi ders veriyordu.

    isa bir cüzzamlıyı iyileştiriyor

    (mar.1:40-45;luk.5:12-16)

    8isa dağdan inince büyük bir kalabalık o'nun ardından gitti.

    2 bu sırada cüzamlı bir adam yaklaşıp o'nun önünde yere kapanarak, "rab" dedi, "eğer istersen beni temiz kılabilirsin."

    3 isa elini uzatıp adama dokundu, "isterim, temiz ol!" dedi. adam hemen o anda cüzamdan temizlendi.

    4 sonra isa adama, "sakın kimseye bir şey söyleme!" dedi. "git, kâhine görün ve cüzamdan temizlendiğini herkese kanıtlamak için musa'nın buyurduğu adağı sun."

    yüzbaşının imanı

    (luk.7:1-10)

    5-6 isa kefernahum'a varınca bir yüzbaşı o'na gelip, "ya rab" diye yalvardı, "felçli uşağım korkunç acılar içinde evde yatıyor."

    7 isa, "gelip onu iyileştireceğim" dedi.

    8 ama yüzbaşı, "rab, ben layık değilim ki, damımın altına giresin!" karşılığını verdi. "sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.

    9 ben de buyruk altında bir adamım, benim de buyruğumda askerlerim var. birine, 'git' derim, gider; bir diğerine, 'gel' derim, gelir; köleme, 'şunu yap' derim, yapar."

    10 isa, duyduğu bu sözlere hayran kaldı. ardından gelenlere, "size doğrusunu söyleyeyim" dedi, "ben israil'de böyle imanı kimsede görmedim.

    11 size şunu söyleyeyim, doğudan ve batıdan birçok insan gelecek, göklerin egemenliğinde ibrahim, ishak ve yakup'la birlikte sofraya oturacaklar.

    12 ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıya, karanlığa atılacak. orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır."

    13 sonra isa yüzbaşıya, "git, inandığın gibi olsun" dedi. ve uşak o anda iyileşti.

    isa birçoklarını iyileştiriyor

    (mar.1:29-34; luk.4:38-41)

    14 isa petrus'un evine geldiğinde, onun kaynanasının ateşler içinde yattığını gördü.

    15 isa kadının eline dokununca ateşi düşüverdi. kadın kalkıp isa'ya hizmet etmeye başladı.

    16 akşam olunca cine tutsak birçok kişiyi kendisine getirdiler. isa onlardaki kötü ruhları bir sözle kovdu, hastaların hepsini iyileştirdi.

    17 bu, yeşaya peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:

    "zayıflıklarımızı o kaldırdı,

    hastalıklarımızı o yüklendi."

    isa’yı izlemenin bedeli

    (luk.9:57-62)

    18 isa, çevresindeki kalabalığı görünce gölün karşı yakasına geçilmesini buyurdu.

    19 o sırada din bilginlerinden biri gelip o'na şöyle dedi: "öğretmenim, nereye gidersen, ben senin ardından geleceğim."

    20 isa ona, "tilkilerin ini, gökte uçan kuşların yuvası var, ama insanoğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok" dedi.

    21 bir diğer öğrencisi isa'ya, "rab, izin ver de önce gidip babamı gömeyim" dedi.

    22 isa ona, "sen ardımdan gel" dedi. "ölüleri bırak, kendi ölülerini kendileri gömsünler."

    isa fırtınayı dindiriyor

    (mar.4:35-41; luk.8:22-25)

    23 isa kayığa binince, ardından öğrencileri de bindi.

    24 gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. öyle ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyordu. isa ise uykuya dalmıştı.

    25 öğrenciler gidip o'nu uyandırarak, "rab, kurtar bizi, batıyoruz!" dediler.

    26 isa, "ey imanı kıt olanlar, neden korkuyorsunuz?" dedi. sonra kalkıp rüzgârı ve gölü azarladı. ortalık sütliman oldu.

    27 hepsi hayret içinde kaldı. "bu nasıl bir adam ki, rüzgâr da göl de o'nun sözünü dinliyor?" dediler.

    iki cinlinin iyileştirilmesi

    (mar.5 :1-20 ; luk.8 :26-39)

    28 isa gölün karşı yakasında gadaralıların memleketine vardığında, cine tutsak iki kişi mezarlık mağaralardan çıkıp o'nu karşıladı. bunlar öyle tehlikeliydi ki, o yoldan kimse geçemiyordu.

    29 isa'ya, "ey tanrı'nın oğlu, bizden ne istiyorsun?" diye bağırdılar. "buraya, zaman dolmadan bize işkence etmeye mi geldin?"

    30 onlardan uzakta otlamakta olan büyük bir domuz sürüsü vardı.

    31 cinler isa'ya, "bizi kovacaksan, şu domuz sürüsüne gönder" diye yalvardılar.

    32 isa onlara, "gidin!" dedi. cinler de adamlardan çıkıp domuzların içine girdiler. o anda bütün sürü dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.

    33 domuzları güdenler ise kaçıp kente gittiler. cinli adamlarla ilgili haberleri dahil, olup bitenlerin hepsini anlattılar.

    34 bunun üzerine bütün kent halkı isa'yı karşılamaya çıktı. o'nu görünce bölgelerinden ayrılması için yalvardılar.

    bir felçlinin iyileştirilmesi

    (mar.2 :1-12 ; luk.5 :17-26)

    9isa bir kayığa binip karşı kıyıya geçti ve kendi kentine gitti.

    2 kendisine, şilteye yatırılmış felçli bir adamı getirdiler. onların imanını gören isa felçliye, "oğlum, cesur ol, günahların bağışlandı" dedi.

    3 bunun üzerine bazı din bilginleri içlerinden, "bu adam tanrı'ya küfrediyor!" dediler.

    4 onların ne düşündüklerini bilen isa dedi ki, "yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz?

    5 hangisi daha kolay? 'günahların bağışlandı' demek mi, yoksa 'kalk, yürü' demek mi?

    6 ne var ki, insanoğlu'nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye..." sonra felçliye, "kalk, şilteni topla ve evine git!" dedi.

    7 adam da kalkıp evine gitti.

    8 halk bunu görünce korkuya kapıldı. insanlara böylesine bir yetki veren tanrı'yı yücelttiler.

    matta’nın öğrencilere katılması

    (mar.2 :13-17 ; luk.5 :27-32)

    9 isa oradan geçerken, vergi toplama kulübesinde oturan birini gördü. adı matta olan bu adama, "ardımdan gel" dedi. adam da kalkıp isa'nın ardından gitti.

    10 sonra isa, matta'nın evinde sofrada otururken, birçok vergi görevlisi ve günahkâr birçok kişi gelip o'nunla ve öğrencileriyle birlikte oturdu.

    11 bunu gören ferisiler, isa'nın öğrencilerine, "sizin öğretmeniniz neden vergi görevlileri ve günahkârlarla birlikte yemek yiyor?" diye sordular.

    12 isa söylenenleri işitince şöyle dedi: "sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var.

    13 gidin de, 'ben kurban değil, merhamet isterim' sözünün anlamını öğrenin. çünkü ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim."

    oruçla ilgili soru

    (mar.2:18-22; luk.5:33-39)

    14 bu arada yahya'nın öğrencileri gelip isa'ya, "biz ve ferisiler oruç tutuyoruz da, senin öğrencilerin niçin tutmuyor?" diye sordular.

    15 isa şöyle karşılık verdi: "güvey hâlâ aralarındayken, davetliler yas tutar mı hiç? ama güveyin aralarından alınacağı günler gelecek, işte o zaman oruç tutacaklar.

    16 hiç kimse eski bir giysi üzerine çekmemiş bir kumaş parçası yamamaz. çünkü konulan yama, giysiden kopar ve yırtık daha kötü duruma gelir.

    17 hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara doldurmaz. yoksa tulumlar patlar; hem şarap dökülür, hem de tulumlar mahvolur. yeni şarap yeni tulumlara doldurulur, böylece her ikisi de korunmuş olur."

    dirilen kız, iyileşen kadın

    (mar.5:21-43; luk.8:40-56)

    18 isa onlara bu sözleri söylerken bir havra yöneticisi gelip o'nun önünde yere kapanarak, "kızım az önce öldü. ama sen gelip elini onun üzerine koyarsan, dirilecek" dedi.

    19 isa kalkıp öğrencileriyle birlikte adamın ardından gitti.

    20 tam o sırada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın isa'nın arkasından yetişip giysisinin eteğine dokundu.

    21 içinden, "giysisine bir dokunsam kurtulacağım" diyordu.

    22 isa arkasına dönüp onu görünce, "cesur ol, kızım! imanın seni kurtardı" dedi. ve kadın o anda iyileşti.

    23-24 isa, yöneticinin evine varıp kaval çalanlarla gürültülü kalabalığı görünce, "çekilin!" dedi. "kız ölmedi, sadece uyuyor." onlar ise kendisiyle alay ettiler.

    25 kalabalık dışarı çıkarılınca isa içeri girip kızın elinden tuttu, kız da ayağa kalktı.

    26 bu olayın haberi o yörenin tümüne yayıldı.

    iki körle bir dilsizin iyileştirilmesi

    27 isa oradan ayrılırken iki kör adam, "ey davut oğlu, halimize acı!" diye feryat ederek o'nun ardından gittiler.

    28 isa eve girince iki kör adam da yanına geldi. onlara, "istediğinizi yapabileceğime inanıyor musunuz?" diye sordu. adamlar, "inanıyoruz, ya rab!" dediler.

    29 bunun üzerine isa körlerin gözlerine dokunarak, "imanınıza göre olsun" dedi.

    30 ve adamların gözleri görmeye başladı. isa, "sakın kimse bunu bilmesin" diyerek onları kesin bir şekilde uyardı.

    31 onlar ise çıkıp isa'yla ilgili haberi o yörenin tümüne yaydılar.

    32 adamlar çıkarken isa'ya, cine tutsak dilsiz biri getirildi.

    33 cin kovulunca adamın dili çözüldü. halk hayret içinde, "israil'de böylesi hiç görülmemiştir" diyordu.

    34 ferisiler ise, "cinleri, cinlerin reisinin gücüyle kovuyor" diyorlardı.

    ürün bol, işçi az

    35 isa tüm kent ve köyleri dolaştı. buralardaki havralarda ders veriyor, göksel egemenliğin müjdesini duyuruyor, her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu.

    36 kalabalıkları görünce onlara acıdı. çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar.

    37 o zaman isa öğrencilerine şöyle dedi: "ürün bol, ama işçi az.

    38 bu nedenle ürünün sahibi olan rab'be yalvarın da, ürününü kaldıracak işçiler göndersin."

    isa on iki elçisini göreve gönderiyor

    (mar.3:13-19; 6:7-13; luk.6:12-16; 9:1-6)

    10isa on iki öğrencisini yanına çağırdı; kötü ruhları kovmak ve her hastalığı, her illeti iyileştirmek üzere onlara kötü ruhlar üzerine yetki verdi.

    2-4 bu on iki elçinin adları şöyle: birincisi petrus adıyla bilinen simun, onun kardeşi andreya, zebedi'nin oğulları yakup ve yuhanna, filipus ve bartalmay, tomas ve vergi görevlisi matta, alfay oğlu yakup ve taday, yurtsever simun ve isa'yı sonradan ele veren yahuda iskariyot.

    5 isa onikileri şu buyrukla halkın arasına gönderdi: "diğer uluslara ait yerlere gitmeyin. samiriyelilere ait kentlerin de hiçbirine uğramayın.

    6 bunun yerine, israil halkının kaybolmuş koyunlarına gidin.

    7 gittiğiniz her yerde göklerin egemenliğinin yaklaştığını duyurun.

    8 hastaları iyileştirin, ölüleri diriltin, cüzamlıları temiz kılın, cinleri kovun. karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.

    9 kuşağınıza altın, gümüş, ya da bakır para koymayın.

    10 yolculuk için ne torba, ne yedek mintan, ne çarık, ne de değnek alın. çünkü işçi kendi yiyeceğini hak eder.

    11 hangi kent ya da köye girerseniz, orada saygıdeğer birini arayın ve ayrılıncaya dek onunla kalın.

    12 onun evine girerken, evdekilere esenlik dileyin.

    13 eğer o evdekiler buna layıksa, dilediğiniz esenlik onların üzerinde kalsın; layık değillerse, dilediğiniz esenlik size geri dönsün.

    14 sizi kabul etmeyen, sözlerinizi dinlemeyen bir evden ya da bir kentten ayrılırken, ayaklarınızın tozunu silkin.

    15 size doğrusunu söyleyeyim, yargı günü, sodom ve gomora diyarının hali, o kentin halinden daha dayanılır olacaktır.

    gelecekteki sıkıntılar

    (mar.13:9-13; luk.21:12-17)

    16 "işte, kurtların arasına koyunlar gibi gönderiyorum sizi. yılan gibi akıllı, güvercin gibi saf olun.

    17 insanlardan sakının. sizi mahkemelere verecekler, havralarında kamçılayacaklar.

    18 hatta benden ötürü valilerin ve kralların önüne çıkarılacaksınız. böylece onlara ve uluslara tanıklık edeceksiniz.

    19 sizleri ele verdikleri zaman, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecek.

    20 çünkü konuşacak olan siz olmayacaksınız, babanızın ruhu sizin aracılığınızla konuşacaktır.

    21 "kardeş kardeşini, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. çocuklar anne babalarına baş kaldırıp onları öldürtecekler.

    22 benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. ama sona kadar dayanan kurtulacaktır.

    23 bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın. size doğrusunu söyleyeyim, insanoğlu gelinceye dek israil'in tüm kentlerini dolaşmış olmayacaksınız.

    24 "öğrenci öğretmeninden, köle de efendisinden üstün değildir.

    25 öğrencinin öğretmeni gibi, kölenin de efendisi gibi olması yeterlidir. eğer insanlar evin efendisine beelzebub derlerse, ev halkına daha neler demezler!

    kimden korkmalı

    (luk.12:2-9)

    26 "bunun için onlardan korkmayın. örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.

    27 size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.

    28 bedeni öldüren, ama canı öldürmeye gücü yetmeyenlerden korkmayın. hem canı hem de bedeni cehennemde mahvedecek güçte olan tanrı'dan korkun.

    29 iki serçe kuşu bir meteliğe satılmıyor mu? ama babanızın oluru olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez.

    30 size gelince, başınızdaki saçlar bile hep sayılıdır.

    31 öyleyse korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.

    32 "insanların önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de göklerde olan babamın önünde açıkça kabul edeceğim.

    33 insanların önünde beni inkâr edeni, ben de göklerde olan babamın önünde inkâr edeceğim.

    isa’ya layık olmak

    (mar.9:41; luk.12:51-53; 14:26-27)

    34 "yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! ben barış değil, kılıç getirmeye geldim.

    35 çünkü ben oğulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim.

    36 'insanın düşmanları, kendi ev halkı olacaktır.'

    37 annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven, bana layık değildir. oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven, bana layık değildir.

    38 çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, bana layık değildir.

    39 canını kurtaran, onu yitirecek. benim uğruma canını yitiren ise onu kurtaracaktır.

    40 "sizi kabul eden, beni kabul etmiş olur. beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur.

    41 bir peygamberi, peygamber olduğu için kabul eden, peygambere yaraşan bir ödül alacak. doğru bir adamı, doğru biri olduğu için kabul eden, doğru adama yaraşan bir ödül alacak.

    42 bu sıradan kişilerden herhangi birine, öğrencim olduğu için bir bardak soğuk su bile içiren, size doğrusunu söyleyeyim, ödülsüz kalmayacaktır."

    isa ve vaftizci yahya

    (luk.7:18-35)

    11isa, on iki öğrencisine bütün bu buyrukları verdikten sonra, onların kentlerinde ders vermek ve tanrı sözünü duyurmak üzere oradan ayrıldı.

    2-3 tutukevinde bulunan yahya, mesih'in yaptığı işleri duyunca, o'na gönderdiği öğrencileri aracılığıyla şunu sordu: "gelecek olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?"

    4 isa onlara şöyle karşılık verdi: "gidin, işitip gördüklerinizi yahya'ya bildirin.

    5 körlerin gözleri açılıyor, kötürümler yürüyor, cüzamlılar temiz kılınıyor, sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor ve müjde yoksullara duyuruluyor.

    6 benden ötürü sendeleyip düşmeyene ne mutlu!"

    7 yahya'nın öğrencileri giderken, isa halka yahya'dan söz etmeye başladı. "çöle ne görmeye gittiniz?" dedi. "rüzgârda sallanan bir kamış mı?

    8 söyleyin, ne görmeye gittiniz? zarif giysilere bürünmüş bir adam mı? oysa zarif giysiler giyenler, kralların saraylarında bulunur.

    9 öyleyse ne görmeye gittiniz? bir peygamber mi? evet! ve size şunu söyleyeyim, gördüğünüz kişi peygamberden de üstündür.

    10 'bak, habercimi senin önünden gönderiyorum; o önden gidip senin yolunu hazırlayacak' diye yazılmış olan sözler onunla ilgilidir.

    11 size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar arasında, vaftizci yahya'dan daha üstün olanı ortaya çıkmamıştır. bununla birlikte, göklerin egemenliğinde en küçük olan, ondan üstündür.

    12 vaftizci yahya'nın ortaya çıktığı o günlerden bu yana göklerin egemenliği zorlu biçimde gelişiyor, zorlu kişiler de onu ele geçirmeye çalışıyor.

    13 yahya'ya dek tüm peygamberlerle kutsal yasa, olacakları önceden bildirdiler.

    14 eğer bunu kabul etmek isterseniz, gelecek olan ilyas odur.

    15 kulağı olan, işitsin!

    16-17 "ben bu kuşağın insanlarını neye benzeteyim? çarşı meydanlarında oturup arkadaşlarına,

    'size kaval çaldık, oynamadınız;

    ağıt yaktık, dövünmediniz'

    diye seslenen çocuklara benziyorlar.

    18 yahya geldiği zaman oruç tuttu ve içkiden kaçındı. bunun için ona 'cinli' diyorlar.

    19 insanoğlu geldiği zaman hem yedi, hem içti. bu kez de diyorlar ki, 'şu obur ve ayyaş adama bakın! vergi görevlileri ve günahkârlarla dost oldu!' ne var ki bilgelik, ortaya koyduğu işlerle doğrulanır."

    töcbe etmeyen kentler

    (luk.10:13-15)

    20-21 sonra isa, mucizelerinin çoğunu yapmış olduğu kentleri, tövbe etmedikleri için şöyle azarlamaya başladı: "vay haline, ey horazin! vay haline, ey beytsayda! sizlerde yapılan mucizeler sur ve sayda'da yapılmış olsaydı, onlar çoktan çulla örtünüp kül içinde oturarak tövbe etmiş olurlardı.

    22 size şunu söyleyeyim, yargı günü sur ve sayda'nın hali, sizinkinden daha dayanılır olacak!

    23 ya sen, ey kefernahum, göğe mi çıkarılacaksın? hayır, sen ta ölüler diyarına kadar ineceksin! çünkü sende yapılan mucizeler sodom'da yapılmış olsaydı, o kent bugüne dek ayakta kalırdı.

    24 sana şunu söyleyeyim, yargı günü sodom diyarının hali, seninkinden daha dayanılır olacak!"

    yorgunlara müjde

    (luk.10-21-22

    25 isa bundan sonra şöyle dedi: "baba, göğün ve yerin rabbi! bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim.

    26 evet baba, bunun böyle olması senin isteğindi.

    27 "babam her şeyi bana emanet etti. oğul'u, baba'dan başka kimse tanımaz. oğul'dan ve oğul'un baba'yı tanıtmayı dilediği kişilerden başkası da baba'yı tanımaz.

    28 "ey bütün yorgunlar ve yükleri ağır olanlar! bana gelin, ben sizi rahatlatırım.

    29 ben yumuşak huylu ve alçakgönüllüyüm. boyunduruğumu takının ve benden öğrenin, böylece canlarınız rahatlık bulur.

    30 boyunduruğum kolay taşınır ve yüküm hafiftir."

    şabat günü sorunu

    (mar.2:23-3:6; luk.6:1-11)

    12o sıralarda, isa bir sept günü ekinler arasından geçiyordu. acıkmış olan öğrencileri başakları koparıp yemeye başladılar.

    2 bunu gören ferisiler isa'ya, "bak, senin öğrencilerin sept günü yapılması yasak olanı yapıyorlar" dediler.

    3 isa onlara, "davud'un, yanındakilerle birlikte acıkınca ne yaptığını okumadınız mı?" diye sordu.

    4 "tanrı'nın evine girdi, kendisinin ve yanındakilerin yemesi yasak olan, ancak kâhinlerin yiyebileceği adak ekmeklerini yedi.

    5 ya da kâhinlerin her hafta tapınakta sept günüyle ilgili buyruğu çiğnedikleri halde suçlu duruma düşmediklerini kutsal yasa'da okumadınız mı?

    6 size şunu söyleyeyim, burada tapınaktan daha üstün bir şey var.

    7 eğer siz, 'ben kurban değil, merhamet isterim' sözünün anlamını bilseydiniz, suçsuz kişileri yargılamazdınız.

    8 çünkü insanoğlu sept gününün de rabbidir."

    9 isa oradan ayrılıp onların havrasına gitti.

    10 orada eli sakat bir adam vardı. isa'yı suçlamak amacıyla kendisine, "sept günü bir hastayı iyileştirmek kutsal yasa'ya uygun mudur?" diye sordular.

    11 isa onlara şu karşılığı verdi: "hanginizin bir koyunu olur da sept günü çukura düşerse onu tutup çıkarmaz?

    12 insan, koyundan ne kadar daha çok değerlidir! o halde sept günü iyilik yapmak yasa'ya uygundur."

    13 sonra adama, "elini uzat" dedi. adam elini uzattı. sakat el, öbürü gibi eski sağlam durumuna geliverdi.

    14 dışarı çıkan ferisiler ise isa'yı yok etmek için anlaştılar.

    tanrı’nın seçtiği kul

    15 isa bunu bildiği için oradan ayrıldı. birçok kişi o'nun ardından gitti, o da hepsini iyileştirdi.

    16 kendisini başkalarına tanıtmamaları için onları uyardı.

    17-18 bu, yeşaya peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:

    "işte, benim seçtiğim kulum,

    canımın hoşnut olduğu sevgili kulum.

    ruhumu o'nun üzerine koyacağım.

    o da adaleti uluslara ilan edecek.

    19 çekişip bağırmayacak, yollarda kimse o'nun sesini duymayacak.

    20 ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek, ve sonunda adaleti zafere ulaştıracak.

    21 uluslar da o'nun adına ümit bağlayacak."

    isa ve baalzevul

    (mar.3 :20-30 ; luk.6 :43-45 ; 11 :14-23)

    22 daha sonra isa'ya, cine tutsak, kör ve dilsiz biri getirildi. isa adamı iyileştirdi. öyle ki, adamın dili çözüldü, gözleri görmeye başladı.

    23 bütün kalabalık şaşırıp kaldı. "bu, davud'un oğlu olabilir mi?" diye soruyorlardı.

    24 ferisiler bunu duyunca, "bu adam cinleri, ancak cinlerin reisi beelzebub'un gücüyle kovuyor" dediler.

    25 onların ne düşündüğünü bilen isa şöyle dedi: "kendi içinde bölünmüş olan her ülke yıkıma uğrar. kendi içinde bölünmüş hiçbir kent ya da ev ayakta kalamaz.

    26 eğer şeytan şeytan'ı kovarsa, kendi içinde bölünmüş demektir. bu durumda onun egemenliği nasıl ayakta kalabilir?

    27 eğer ben cinleri beelzebub'un gücüyle kovuyorsam, sizin adamlarınız cinleri kimin gücüyle kovuyorlar? sizi bu durumda kendi adamlarınız yargılayacak.

    28 ama ben cinleri tanrı'nın ruhuyla kovuyorsam, tanrı'nın egemenliği üzerinize gelmiş demektir.

    29 "bir kimse güçlü adamın evine girip onun malını nasıl çalabilir? ancak önceden o güçlü adamı bağlarsa, onun evini soyabilir.

    30 "benden yana olmayan bana karşıdır. benimle birlikte toplamayan dağıtıyor demektir.

    31 bunun için size diyorum ki, insanların işlediği her günah, ettiği her küfür bağışlanacak; ama ruh'a karşı yapılan küfür bağışlanmayacak.

    32 insanoğlu'na karşı bir söz söyleyen, bağışlanacak; ama kutsal ruh'a karşı bir söz söyleyen, ne bu çağda, ne de gelecek çağda bağışlanacaktır.

    33 "ya ağacı iyi, meyvesini de iyi sayın; ya da ağacı kötü, meyvesini de kötü sayın. çünkü her ağaç meyvesinden tanınır.

    34 sizi engerekler soyu! kötü olan sizler nasıl iyi sözler söyleyebilirsiniz? çünkü ağız yürekten taşanı söyler.

    35 iyi insan, içindeki iyilik hazinesinden iyilik çıkarır. kötü insan, içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.

    36 size şunu söyleyeyim, insanlar, söyleyecekleri her boş söz için yargı gününde hesap verecekler.

    37 kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız."

    yunus’un belirtisi

    (mar.8 :11-12 ; luk.11 :24-26,29-32)

    38 bu arada bazı din bilginleri ve ferisiler söz alarak şöyle dediler: "öğretmenimiz, senden doğaüstü bir belirti görmek istiyoruz."

    39 isa onlara şu karşılığı verdi: "kötü ve vefasız kuşak bir belirti istiyor! ama ona yunus peygamberin belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek.

    40 yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, insanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacak.

    41 ninova halkı, yargı günü bu kuşakla birlikte kalkıp bu kuşağı yargılayacak. çünkü ninovalılar, yunus'un çağrısı üzerine tövbe ettiler. ve işte yunus'tan daha büyüğü buradadır.

    42 güney kraliçesi, yargı günü bu kuşakla birlikte kalkıp bu kuşağı yargılayacak. çünkü kraliçe, süleyman'ın bilgece sözlerini dinlemek için dünyanın ta öbür ucundan gelmişti. ve işte süleyman'dan daha büyüğü buradadır.

    43 "kötü ruh kişinin içinden çıkınca kurak yerlerde dolanıp rahatı arar, ama bulamaz.

    44 o zaman, 'çıkmış olduğum kendi evime döneyim' der. eve gelince orayı kimsesiz, süpürülmüş ve düzeltilmiş bulur.

    45 bunun üzerine gider, yanına kendisinden kötü yedi ruh daha alır ve eve girip yerleşirler. böylece o kişinin son durumu ilkinden beter olur. bu kötü kuşağın da başına gelecek olan budur."

    isa’nın annesi ve kardeşleri

    (mar.3 :31-15 ; luk.8 :19-21)

    46 isa hâlâ halka seslenmekteyken, annesiyle kardeşleri geldi. o'nunla konuşmak isteyerek dışarıda durdular.

    47 birisi isa'ya, "bak" dedi, "annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle konuşmak istiyorlar."

    48 isa, kendisiyle konuşana şu karşılığı verdi: "kimdir annem, kimdir kardeşlerim?"

    49 eliyle öğrencilerini göstererek, "işte annem, işte kardeşlerim!" dedi.

    50 "göklerdeki babamın isteğini kim yerine getirirse, kardeşim, kızkardeşim ve annem odur."

    tohum benzetmesi

    (mar.4 :1-20 ; luk.8 :4-15)

    13aynı gün isa evden çıktı, gidip gölün kıyısında oturdu.

    2 çevresinde öyle büyük bir kalabalık toplandı ki, kendisi bir kayığa binip oturdu. bütün kalabalık kıyıda duruyordu.

    3 isa onlara benzetmelerle birçok şeyler anlattı. "bakın" dedi, "ekincinin biri tohum ekmeye çıkmış.

    4 ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düşmüş. kuşlar gelip bunları yemiş.

    5 kimi, toprağı az olan kayalık yerlere düşmüş. toprak derin olmadığından hemen filizlenmişler.

    6 ne var ki, güneş doğunca kavrulmuşlar, kök salamadıkları için kuruyup gitmişler.

    7 kimi de dikenler arasına düşmüş. dikenler büyümüş, filizleri boğmuş.

    8 kimi ise iyi toprağa düşmüş. bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı da otuz kat ürün vermiş.

    9 kulağı olan işitsin!"

    10 öğrencileri gelip isa'ya, "onlara neden benzetmelerle sesleniyorsun?" diye sordular.

    11 isa da şu cevabı verdi: "göklerin egemenliğinin sırlarını anlama gücü size verildi, ama onlara verilmedi.

    12 kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak.

    13 onlara benzetmelerle seslenmemin nedeni budur. çünkü,

    'gördükleri halde görmezler. duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'

    14 "yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:

    'duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,

    bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!

    15 çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,

    kulakları ağır işitir oldu. gözlerini de kapadılar.

    öyle ki, gözleri görmesin, kulakları işitmesin,

    yürekleri anlamasın, ve bana dönmesinler.

    dönselerdi, onları iyileştirirdim.'

    16 "ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!

    17 size doğrusunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler.

    18 "şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.

    19 her kim göksel egemenlikle ilgili sözü işitir de anlamazsa, şeytan gelir, onun yüreğine ekileni söker götürür. yol kenarına ekilen tohum işte budur.

    20-21 kayalık yerlere ekilen ise işittiği sözü hemen sevinçle kabul eden, ama kök salamadığı için ancak bir süre dayanan kişidir. böyle biri tanrı sözünden ötürü sıkıntı ya da zulme uğrayınca hemen sendeleyip düşer.

    22 dikenler arasında ekilen de şudur: sözü işitir, ama dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve ürün vermesini engeller.

    23 iyi toprağa ekilen tohum ise, sözü işitip anlayan birine benzer. böylesi elbette ürün verir, kimi yüz, kimi altmış, kimi de otuz kat."

    deliceler benzetmesi

    24 isa onlara başka bir benzetme anlattı: "göklerin egemenliği, tarlasına iyi tohum eken adama benzer" dedi.

    25 "ne var ki, herkes uyurken, adamın düşmanı gelmiş ve buğdayın arasına delice ekip gitmiş.

    26 ekin gelişip başak salınca, deliceler de görünmüş.

    27 "mal sahibinin köleleri gelip ona şöyle demişler: 'efendimiz, sen tarlana iyi tohum ekmedin mi? öyleyse delice nereden çıktı?'

    28 "o da onlara, 'bunu bir düşman yapmıştır' demiş. "'gidip deliceleri toplamamızı ister misin?' diye sormuş köleler.

    29 "'hayır' demiş. 'deliceleri toplarken belki buğdayı da sökersiniz.

    30 ekinin biçileceği zamana kadar bırakın, ikisi yan yana büyüsün. ekin biçme zamanı gelince orakçılara diyeceğim ki, 'önce deliceleri toplayın, yakılmak üzere demet yapın. buğdayı ise toplayıp ambarıma koyun.'"

    hardal tanesi ve maya benzetmeleri

    (mar.4 :30-34 ; luk.13 :18-21)

    31 isa onlara bir benzetme daha anlattı: "göklerin egemenliği bir adamın alıp tarlasına ektiği hardal tanesine benzer" dedi.

    32 "hardal tüm tohumların en küçüğü olduğu halde, gelişince bahçe bitkilerinin boyunu aşar, ağaç olur. öyle ki, gökte uçan kuşlar gelip dallarında barınır."

    33 isa onlara başka bir benzetme anlattı: "göklerin egemenliği, bir kadının alıp tüm hamuru kabartmak için üç ölçek una karıştırdığı mayaya benzer."

    34 isa bütün bunları halka benzetmelerle anlattı. benzetme kullanmadan onlara hiçbir şey anlatmazdı.

    35 bu, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:

    "ağzımı benzetmeler anlatarak açacağım,

    dünyanın kuruluşundan beri

    gizli kalmış sırları dile getireceğim."

    deliceler benzetmesi açıklanıyor

    36 bundan sonra isa halkı bırakıp eve girdi. öğrencileri yanına gelip, "tarladaki delicelerle ilgili benzetmeyi bize açıkla" dediler.

    37 isa, "iyi tohumu eken, insanoğlu'dur" diye karşılık verdi.

    38 "tarla ise dünyadır. iyi tohum, göksel egemenliğin oğulları, deliceler de kötü olanın oğullarıdır.

    39 deliceleri eken düşman, iblis'tir. ekin biçme zamanı, çağın sonu; orakçılar ise meleklerdir.

    40 "deliceler nasıl toplanıp ateşte yakılıyorsa, çağın sonunda da böyle olacak.

    41-42 insanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren her şeyi, kötülük yapan herkesi o'nun egemenliğinden toplayıp kızgın fırına atacaklar. orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.

    43 doğru kişiler, o zaman babalarının egemenliğinde güneş gibi parlayacaklar. kulağı olan işitsin!

    define ve incil benzetmesi

    44 "göklerin egemenliği, tarlada saklanmış bir hazineye benzer. bunu bulan adam yine saklamış. sevinç içinde gitmiş, varını yoğunu satıp o tarlayı satın almış.

    45 "yine göklerin egemenliği, güzel inciler arayan bir tüccara benzer.

    46 tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitmiş, varını yoğunu satıp o inciyi almış.

    ağ benzetmesi

    47 "yine göklerin egemenliği, denize atılmış ve her çeşit balığı toplamış bir ağa benzer.

    48 ağ dolunca onu kıyıya çekmişler. yere oturup yararlı balıkları seçmiş ve kaplara koymuşlar, yararsız olanları atmışlar.

    49-50 çağın sonunda da böyle olacak. melekler gelip kötü kişileri doğruların arasından ayıracaklar ve onları kızgın fırına atacaklar. orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.

    51 "bütün bunları anladınız mı?" diye sordu isa. o'na, "evet" karşılığını verdiler.

    52 o da onlara, "işte böylece göklerin egemenliği için eğitilmiş her din bilgini, hazinesinden hem yeni hem eski değerler çıkaran bir mal sahibine benzer" dedi.

    isa reddediliyor

    (mar.6:1-6; luk.4:16-30)

    53 isa bütün bu benzetmeleri anlattıktan sonra oradan ayrıldı.

    54 kendi memleketine gitti ve oradaki havrada halka ders vermeye başladı. halk şaşıp kalmıştı. "adamın bu bilgeliği ve mucizeler yaratan gücü nereden geliyor?" diyorlardı.

    55 "marangozun oğlu değil mi bu? annesinin adı meryem değil mi? yakup, yusuf, simun ve yahuda o'nun kardeşleri değil mi?

    56 kızkardeşlerinin hepsi aramızda yaşamıyor mu? o halde o'nun bütün bu yaptıkları nereden geliyor?"

    57 ve gücenip o'nu reddettiler. ama isa onlara şöyle dedi: "bir peygamber, kendi memleketinden ve evinden başka yerde hor görülmez."

    58 imansızlıklarından ötürü isa orada pek fazla mucize yapmadı.

    yahya’nın öldürülmesi

    (mar.6:14-29; luk.9:7-9)

    14o günlerde isa'yla ilgili haberleri duyan bölge kralı hirodes, adamlarına, "bu, vaftizci yahya'dır" dedi. "ölümden dirilmiştir. olağanüstü güçlerin o'nda etkin olmasının nedeni de budur."

    3 hirodes, kardeşi filipus'un karısı hirodiya yüzünden yahya'yı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı.

    4 çünkü yahya hirodes'e, "o kadınla evlenmen kutsal yasa'ya aykırıdır" demişti.

    5 hirodes yahya'yı öldürtmek istemiş, ama halktan korkmuştu. çünkü halk yahya'yı peygamber sayıyordu.

    6-7 hirodes'in doğum günü şenliği sırasında hirodiya'nın kızı ortaya çıkıp dans etti. bu, hirodes'in öyle hoşuna gitti ki, ant içerek kıza her ne dilerse vereceğini söyledi.

    8 kız, annesinin kışkırtmasıyla, "bana şimdi, bir tepsi üzerinde vaftizci yahya'nın başını ver" dedi.

    9 kral buna çok üzüldüyse de, konuklarının önünde içtiği anttan ötürü bu dileğin yerine getirilmesini buyurdu.

    10 adam gönderip zindanda yahya'nın başını kestirdi.

    11 bir tepsi üzerinde getirilen baş genç kıza verildi, kız da bunu annesine götürdü.

    12 yahya'nın öğrencileri gelip cesedi aldılar ve gömdüler. sonra gidip isa'ya haber verdiler.

    isa beş bin kişiyi doyuruyor

    (mar.6:30-44); luk.9:10-17; yu.6:1-14)

    13 isa bunu duyunca, tek başına tenha bir yere çekilmek üzere bir kayıkla oradan ayrıldı. bunu öğrenen halk, kentlerden çıkıp o'nu yaya olarak izledi.

    14 isa kayıktan inince büyük bir kalabalıkla karşılaştı. onlara acıdı ve hasta olanlarını iyileştirdi.

    15 akşam olunca öğrencileri o'nun yanına gelip dediler ki, "burası ıssız bir yer, vakit de artık geç oldu. halkı salıver de köylere gidip kendilerine yiyecek alsınlar."

    16 isa, "gitmelerine gerek yok, onlara siz yiyecek verin" dedi.

    17 öğrenciler, "burada beş ekmekle iki balıktan başka bir şeyimiz yok ki" dediler.

    18 isa, "onları buraya, bana getirin" dedi.

    19 halka çimenlerin üzerine oturmalarını buyurduktan sonra, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe dikerek şükran duasını yaptı; sonra ekmekleri bölüp öğrencilerine verdi, onlar da halka dağıttılar.

    20 herkes yiyip doyduktan sonra on iki sepet dolusu yemek artığı topladılar.

    21 yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar hariç, yaklaşık beş bin erkekti.

    isa su üstünde yürüyor

    (mar.6:45-56;yu.6:15-21)

    22 bundan hemen sonra isa öğrencilerine, kayığa binip kendisinden önce karşı yakaya geçmelerini buyurdu. bu arada kendisi halkı salıverecekti.

    23 halkı salıverdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. akşam olurken orada yalnızdı.

    24 o sırada kayık kıyıdan bir hayli uzakta dalgalarla boğuşuyordu. çünkü rüzgâr karşı yönden esiyordu.

    25 sabaha karşı isa, gölün üstünde yürüyerek onlara yaklaştı.

    26 öğrenciler, o'nun gölün üstünde yürüdüğünü görünce dehşete kapıldılar. "bu bir hayalet!" diyerek korkuyla bağrıştılar.

    27 ama isa hemen onlara seslenerek, "cesur olun! ben'im, korkmayın!" dedi.

    28 petrus buna karşılık, "ya rab" dedi, "eğer sen isen, buyruk ver de su üstünde yürüyerek sana geleyim."

    29 isa, "gel!" dedi. petrus da kayıktan indi, su üstünde yürüyerek isa'ya yaklaştı.

    30 ama rüzgârın ne kadar güçlü estiğini görünce korktu, batmaya başladı. "rab, beni kurtar!" diye bağırdı.

    31 isa hemen elini uzatıp onu tuttu. ona, "ey imanı kıt olan adam, neden kuşkuya düştün?" dedi.

    32 onlar kayığa bindikten sonra rüzgâr dindi.

    33 kayıktakiler, "sen gerçekten tanrı'nın oğlusun" diyerek o'na tapındılar.

    34 karşı yakaya vardıklarında ginesar'da karaya çıktılar.

    35 oranın halkı isa'yı tanıyınca bütün yöreye haber salıp hastaların hepsini o'na getirdiler.

    36 yalnız giysisinin eteğine dokunmalarına izin versin diye o'na yalvardılar. dokunanların hepsi de iyileşti.

    töre mi, tanrı’nın sözü mü?

    (mar.7:1-13)

    15bu sırada kudüs'ten bazı ferisiler ve din bilginleri isa'ya gelip şunu sordular: "senin öğrencilerin, atalarımızın geleneğine neden karşı geliyorlar? yemekten önce ellerini yıkamıyorlar."

    3 isa onlara şu karşılığı verdi: "ya siz, geleneğiniz uğruna neden tanrı'nın buyruğuna karşı geliyorsunuz?

    4 tanrı şöyle buyurdu: 'annene babana saygı göster' ve, 'annesine ya da babasına söven mutlaka ölümle cezalandırılsın.'

    5-6 ama siz, 'her kim anne ya da babasına, benden alacağın tüm maddi yardım tanrı'ya adanmıştır derse, artık babasına saygı göstermek zorunda değildir' diyorsunuz. böylelikle, geleneğiniz uğruna tanrı'nın sözünü geçersiz kılmış oluyorsunuz.

    7-8 ey ikiyüzlüler! yeşaya'nın sizinle ilgili şu peygamberlik sözü ne doğrudur: 'bu halk dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzaktır.

    9 boşuna bana taparlar. çünkü öğrettikleri, sadece insan kurallarıdır.'"

    insanı kirleten nedir?

    (mar.7:14-23)

    10 isa, halkı yanına çağırıp onlara, "dinleyin ve şunu belleyin" dedi.

    11 "insanı kirleten, ağzına giren değildir. ağzından çıkandır insanı kirleten."

    12 bu sırada öğrencileri o'na gelip, "biliyor musun, ferisiler bu sözü duyunca gücendiler" dediler.

    13 isa şu karşılığı verdi: "göksel babamın dikmediği her fidan kökünden sökülecek.

    14 bırakın onları; onlar körlerin kör kılavuzlarıdır. eğer kör köre kılavuzluk ederse, her ikisi de çukura düşer."

    15 petrus, "bu benzetmeyi bize açıkla" dedi.

    16 "siz de mi hâlâ anlamıyorsunuz?" diye sordu isa.

    17 "ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da ayakyoluna atıldığını anlamıyor musunuz?

    18 ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. insanı kirleten de budur.

    19 çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, ahlaksızlık, hırsızlık, yalan tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır.

    20 işte bunlar kirletir insanı. yıkanmamış ellerle yemek yemek ise insanı kirletmez."

    kenanlı kadının imanı

    (mar.7:24-30)

    21 isa oradan ayrılıp sur ve sayda bölgesine geçti.

    22 o yöreden kenanlı bir kadın isa'ya gelip, "ya rab, ey davut oğlu, halime acı! kızım cine tutsak, çok kötü durumda" diye feryat etti.

    23 isa kadına hiçbir karşılık vermedi. öğrencileri yaklaşıp, "sal şunu, gitsin!" diye rica ettiler. "arkamızdan bağırıp duruyor."

    24 isa, "ben yalnız israil halkının kaybolmuş koyunlarına gönderildim" diye cevap verdi.

    25 kadın ise yaklaşıp, "ya rab, bana yardım et!" diyerek o'nun önünde yere kapandı.

    26 isa ona, "çocukların ekmeğini alıp köpeklere atmak doğru değildir" dedi.

    27 kadın, "haklısın, rab" dedi. "ama köpekler de efendilerinin sofrasından düşen kırıntıları yer."

    28 o zaman isa ona şu karşılığı verdi: "ey kadın, imanın büyük! sana dilediğin gibi olsun." ve kadının kızı o saatte iyileşti.

    isa dört bin kişiyi doyuruyor

    (mar.8:1-10)

    29 isa oradan ayrıldı, celile gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.

    30 yanına büyük kalabalıklar geldi. beraberlerinde kötürüm, kör, çolak, dilsiz ve daha birçok hastalar getirdiler. hastaları o'nun ayaklarının dibine bıraktılar. o da onları iyileştirdi.

    31 halk, dilsizlerin konuştuğunu, çolakların sağlam oluverdiğini, körlerin gördüğünü, kötürümlerin yürüdüğünü görünce şaştı ve israil'in tanrısını yüceltti.

    32 isa öğrencilerini yanına çağırıp, "halka acıyorum" dedi. "üç gündür yanımdalar, yiyecek hiçbir şeyleri de yok. onları aç aç evlerine göndermek istemiyorum, yolda bayılabilirler."

    33 öğrenciler kendisine, "böyle ıssız bir yerde bu kadar kalabalığı doyuracak ekmeği nereden bulalım?" dediler.

    34 isa, "kaç ekmeğiniz var?" diye sordu. "yedi ekmekle birkaç küçük balığımız var" dediler.

    35 bunun üzerine isa, halka yere oturmalarını buyurdu.

    36 yedi ekmekle balıkları aldı, şükredip bunları böldü, öğrencilerine verdi. onlar da halka dağıttılar.

    37 herkes yiyip doyduktan sonra yedi küfe dolusu yemek artığı topladılar.

    38 yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar hariç, dört bin erkekti.

    39 isa, halkı salıverdikten sonra kayığa binip magadan bölgesine geçti.
    doğaüstü bir belirti isteniyor

    (mar.8:11-13; luk.12:54-56)

    16ferisilerle sadukiler isa'nın yanına geldiler. o'nu sınamak amacıyla kendilerine gökten bir belirti göstermesini istediler.

    2 isa onlara şu karşılığı verdi: "akşam olunca siz, 'gökyüzünün rengi kızıl olduğuna göre hava iyi olacak' dersiniz.

    3 sabahleyin, 'bugün gök kızıl ve bulutlu. hava bozacak' dersiniz. gökyüzünün görünümünü yorumlayabiliyorsunuz da, belirli zamanlarla ilgili belirtileri yorumlayamıyor musunuz?

    4 kötü ve vefasız kuşak bir belirti istiyor! ama ona yunus'un belirtisinden başka bir belirti gösterilmeyecek." sonra isa onları bırakıp gitti.

    ferisiler’le sadukiler’in mayası

    (mar.8:14-21)

    5 öğrenciler gölün karşı yakasına geçerken ekmek almayı unutmuşlardı.

    6 isa onlara, "dikkatli olun, ferisilerin ve sadukilerin mayasından kaçının!" dedi.

    7 onlar ise kendi aralarında konuşarak, "ekmek almadığımız için böyle diyor" dediler.

    8 bunun farkında olan isa şöyle dedi: "ey imanı kıt olanlar! ekmeğiniz yok diye aranızda ne konuşup duruyorsunuz?

    9-10 hâlâ anlamıyor musunuz? beş ekmekle beş bin kişinin doyduğunu, kaç sepet dolusu yemek artığı topladığınızı hatırlamıyor musunuz? yedi ekmekle dört bin kişinin doyduğunu, kaç küfe dolusu yemek artığı topladığınızı hatırlamıyor musunuz?

    11 ben size, 'ferisilerin ve sadukilerin mayasından kaçının' derken, ekmekten söz etmediğimi nasıl oluyor da anlamıyorsunuz?"

    12 kendilerine ekmek mayasından değil de, ferisilerle sadukilerin öğretişinden kaçınmalarını söylediğini o zaman anladılar.

    petrus’un mesih’i tanıması

    (mar.8:27-30; luk.9:18-21)

    13 isa, filipus sezariyesi bölgesine geldiğinde öğrencilerine şunu sordu: "halk, insanoğlu'nun kim olduğunu söylüyor?"

    14 öğrencileri şu karşılığı verdiler: "kimi vaftizci yahya, kimi ilyas, kimileri de yeremya ya da peygamberlerden biri olduğunu söylüyor."

    15 isa onlara, "ya siz" dedi, "ben kimim dersiniz?"

    16 simun petrus, "sen, yaşayan tanrı'nın oğlu mesih'sin" cevabını verdi.

    17 isa ona, "ne mutlu sana, yunus oğlu simun!" dedi. "bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki babamdır.

    18 ben de sana şunu söyleyeyim, sen petrus'sun ve ben topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım. ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek.

    19 göklerin egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak."

    20 bu sözlerden sonra isa, kendisinin mesih olduğunu kimseye söylememeleri için öğrencilerini uyardı.

    isa ölüp dirileceğini önceden bildiriyor

    (mar.8 :31-9 :1 ; luk.9 :22-27)

    21 bundan sonra isa, kendisinin kudüs'e gitmesi, ihtiyarlar, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.

    22 bunun üzerine petrus o'nu bir kenara çekip azarlamaya başladı. "tanrı korusun, ya rab! senin başına asla böyle bir şey gelmeyecek!" dedi.

    23 ama isa dönüp petrus'a şöyle dedi: "çekil önümden, şeytan! sen yolumda engelsin. senin düşüncelerin tanrı'nın değil, insan düşünceleridir."

    24 sonra isa, öğrencilerine şunları söyledi: "ardımdan gelmek isteyen, kendini inkâr etsin, çarmıhını yüklenip beni izlesin.

    25 canını kurtarmak isteyen, onu yitirecek; canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.

    26 insan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? insan, kendi canına karşılık ne verebilir?

    27 insanoğlu, babasının görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir.

    28 size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, insanoğlu'nun kendi egemenliği içinde geldiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var."

    isa’nın görünümü değişiyor

    (mar.9 :2-13 ; luk.9 :28-36)

    17altı gün sonra isa, yanına yalnız petrus, yakup ve yakub'un kardeşi yuhanna'yı alarak onları yüksek bir dağa çıkardı.

    2 orada, gözlerinin önünde isa'nın görünümü değişti. yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu.

    3 birden öğrencilere musa'yla ilyas göründü. isa ile konuşuyorlardı.

    4 petrus isa'ya, "ya rab" dedi, "burada bulunmamız ne iyi oldu! istersen burada üç çardak kurayım: biri sana, biri musa'ya, biri de ilyas'a."

    5 petrus hâlâ konuşurken, parlak bir bulut birden onları gölgeledi. buluttan gelen bir ses, "sevgili oğlum budur, o'ndan hoşnudum. o'nu dinleyin!" dedi.

    6 öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.

    7 isa gelip onlara dokundu, "kalkın, korkmayın!" dedi.

    8 başlarını kaldırıp bakınca isa'dan başka kimseyi göremediler.

    9 dağdan inerlerken isa onlara, "insanoğlu ölümden dirilmeden önce, gördüklerinizi kimseye söylemeyin" diye buyurdu.

    10 öğrencileri o'na şunu sordular: "peki, din bilginleri neden önce ilyas'ın gelmesi gerektiğini söylüyorlar?"

    11 isa, "ilyas gerçekten gelecek ve her şeyi yeniden düzene koyacak" diye cevap verdi.

    12 "size şunu söyleyeyim, ilyas zaten gelmiştir, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. aynı şekilde insanoğlu da, onların elinden acı çekecektir."

    13 o zaman öğrenciler isa'nın kendilerine vaftizci yahya'dan söz ettiğini anladılar.

    cinli çocuk iyileştiriliyor

    (mar.9 :14-32 ; luk.9 :37-45)

    14 kalabalığın yanına vardıklarında bir adam isa'ya yaklaşıp o'nun önünde diz çöktü.

    15 "ya rab" dedi, "oğlumun haline acı! çocuk saralı ve çok acı çekiyor. sık sık ateşin ya da suyun içine düşüyor.

    16 onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler."

    17 isa, "ey imansız ve sapmış kuşak!" dedi. "sizinle daha ne kadar kalacağım? size daha ne kadar katlanacağım? çocuğu buraya, bana getirin."

    18 isa cini azarlayınca, cin çocuktan çıktı, çocuk da o anda iyileşti.

    19 sonra öğrenciler tek başlarına isa'ya gelip, "biz cini neden kovamadık?" diye sordular.

    20-21 isa, "imanınız kıt olduğu için" karşılığını verdi. "size doğrusunu söyleyeyim, bir hardal tanesi kadar imanınız olsa şu dağa, 'buradan şuraya göç' derseniz, göçer. sizin için imkânsız bir şey kalmaz."

    22-23 celile'de bir araya geldiklerinde isa onlara, "insanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek" dedi. öğrenciler buna çok kederlendiler.

    tapınak vergisi

    24 kefernahum'a geldiklerinde, iki dirhemlik tapınak vergisini toplayanlar petrus'a gelip, "öğretmeniniz tapınak vergisini ödemiyor mu?" diye sordular.

    25 petrus, "ödüyor" dedi. petrus eve gelince, daha kendisi bir şey söylemeden isa ona, "simun, ne dersin?" dedi. "dünya kralları gümrük ya da vergiyi kimlerden alırlar? kendi oğullarından mı, yabancılardan mı?"

    26 petrus'un, "yabancılardan" demesi üzerine isa, "o halde oğullar özgürdür" dedi.

    27 "ama vergi toplayanları gücendirmeyelim. göle gidip oltanı at. tuttuğun ilk balığı çıkar, onun ağzını aç, dört dirhemlik bir akçe bulacaksın. parayı al, ikimizin vergisi olarak onlara ver."

    en büyük kim

    (mar.9:33-37,42-48; luk.9:46-48; 17:1-2)

    18bu sırada isa'nın öğrencileri o'na yaklaşıp, "göklerin egemenliğinde en büyük kim?" diye sordular.

    2-3 isa, yanına küçük bir çocuk çağırdı, onu orta yere dikip şöyle dedi: "size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, göklerin egemenliğine asla giremezsiniz.

    4 kim kendini bu çocuk gibi alçaltırsa, göklerin egemenliğinde en büyük odur.

    5 böyle bir çocuğu benim adım uğruna kabul eden, beni kabul etmiş olur.

    6 "ama kim bana iman eden bu küçüklerden birini günaha düşürürse, onun boynuna kocaman bir değirmen taşı asılıp denizin dibine atılması kendisi için daha iyi olur.

    7 insanı günaha düşüren tuzaklardan ötürü vay dünyanın haline! böyle tuzakların olması kaçınılmazdır. ama bu tuzaklara aracılık eden kişinin vay haline!

    8 "eğer elin ya da ayağın seni günaha sokarsa, onu kes, at. çolak ya da tek ayaklı olarak yaşama kavuşman, iki el iki ayak sahibi olarak sönmez ateşe atılmandan iyidir.

    9 eğer gözün seni günaha sokarsa, onu çıkar, at. tek gözle yaşama kavuşman, iki göz sahibi olarak cehennem ateşine atılmandan iyidir.

    10-11 "bu küçüklerden bir tekini bile hor görmekten sakının! size şunu söyleyeyim, onların göklerdeki melekleri, göklerde olan babamın yüzünü her zaman görürler.

    kaybolan koyun benzetmesi

    (luk.15:3-7)

    12 "siz ne dersiniz? bir adamın yüz koyunu olsa ve bunlardan biri yolunu şaşırsa, doksan dokuzunu dağlarda bırakıp yolunu şaşıranı aramaya gitmez mi?

    13 eğer onu bulacak olursa, size doğrusunu söyleyeyim, yolunu şaşırmamış olan doksan dokuzu için sevindiğinden daha çok onun için sevinir.

    14 bunun gibi, göklerdeki babanız da bu küçüklerden hiçbirinin kaybolmasını istemez.

    bir kardeş günah işlerse

    15 "eğer kardeşin sana karşı günah işlerse, ona git, suçunu kendisine göster. her şey yalnız ikinizin arasında kalsın. kardeşin seni dinlerse, onu kazanmış olursun.

    16 ama dinlemezse, yanına bir ya da iki kişi daha al ki, söylenen her şey iki ya da üç tanığın sözüyle doğrulansın.

    17 eğer kardeşin onları dinlemek istemezse, durumu inanlılar topluluğuna bildir. inanlılar topluluğunu da dinlemek istemezse, onu bir putperest ya da vergi görevlisi yerine koy.

    18 "size doğrusunu söyleyeyim, yeryüzünde bağlayacağınız her şey gökte de bağlanmış olacak. yeryüzünde çözeceğiniz her şey gökte de çözülmüş olacak.

    19 yine size şunu söyleyeyim, yeryüzünde aranızda iki kişi, dileyecekleri herhangi bir şey için uyuşurlarsa, göklerdeki babam dileklerini yerine getirir.

    20 nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada onların arasındayım."

    acımasız köle benzetmesi

    21 bunun üzerine petrus isa'ya gelip, "ya rab" dedi, "kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? yedi kez mi?"

    22 isa ona, "yedi kez değil" dedi. "yetmiş kere yedi kez derim sana.

    23 şöyle ki, göklerin egemenliği, köleleriyle hesaplaşmak isteyen bir krala benzer.

    24 kral hesap görmeye başladığında, kendisine on bin talant borcu olan bir köle getirilmiş.

    25 kölenin ödeme gücü olmadığından efendisi onun, karısının, çocuklarının ve bütün malının satılıp borcun ödenmesini buyurmuş.

    26 köle yere kapanıp efendisine, 'bana karşı sabırlı ol! sana bütün borcumu öderim' demiş.

    27 efendisi köleye acımış, borcunu bağışlayıp onu salıvermiş.

    28 "ama köle çıkıp gitmiş, kendisine yüz dinar borcu olan bir başka köleye rastlamış. onu yakalayıp, 'borcunu öde' diyerek boğazına sarılmış.

    29 bu köle yüzüstü yere kapanmış, 'bana karşı sabırlı ol! sana borcumu öderim' diye yalvarmış.

    30 ama ilk köle bunu reddetmiş. gitmiş, borcunu ödeyinceye dek kalmak üzere adamı zindana attırmış.

    31 öteki köleler, olanları görünce çok üzülmüşler. efendilerine gidip bütün olup bitenleri anlatmışlar.

    32 "bunun üzerine efendisi köleyi yanına çağırmış. 'ey kötü köle!' demiş. 'bana yalvardığın için bütün borcunu bağışladım.

    33 benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?'

    34 bu öfkeyle efendisi, tüm borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etmiş.

    35 "eğer her biriniz kardeşini yürekten bağışlamazsa, göksel babam da size öyle davranacaktır."

    boşanmayla ilgili soru

    (mar.10:1-12)

    19isa, bu konuşmasını bitirdikten sonra celile'den ayrılıp yahudiye sınırlarına, şeria nehrinin ötesine geldi.

    2 büyük halk toplulukları da o'nun ardından gitti. hasta olanlarını orada iyileştirdi.

    3 isa'nın yanına gelen bazı ferisiler, o'nu sınamak amacıyla şunu sordular: "bir adamın, herhangi bir nedenle karısını boşaması kutsal yasa'ya uygun mudur?"

    4-5 isa şu karşılığı verdi: "kutsal yazıları okumadınız mı? yaradan, ta başlangıçtan insanları 'erkek ve dişi olarak yarattı' ve şöyle dedi: 'bu nedenle adam annesini babasını bırakacak, karısına bağlanacak ve ikisi tek bir beden olacaklar.'

    6 şöyle ki, onlar artık iki değil, tek bedendir. o halde tanrı'nın birleştirdiğini, insan ayırmasın."

    7 ferisiler isa'ya, "öyleyse" dediler, "musa neden erkeğin, karısını, bir boş kâğıdı verip boşayabileceğini söyledi?"

    8 isa onlara, "musa, karılarınızı boşamanıza, yüreklerinizin katılığından ötürü izin verdi" dedi. "başlangıçta bu böyle değildi.

    9 ben size şunu söyleyeyim, karısını cinsel ahlaksızlıktan başka bir nedenle boşayıp başkasıyla evlenen, zina etmiş olur. boşanmış kadınla evlenen de zina etmiş olur."

    10 öğrenciler isa'ya, "eğer bir erkekle karısı arasındaki ilişki buysa, hiç evlenmemek daha iyi!" dediler.

    11 isa onlara, "herkes bu sözü kabul edemez" dedi. "ancak böyle bir tanrı vergisine sahip olanlar kabul edebilir.

    12 çünkü ana rahminden, doğuştan hadım olanlar bulunduğu gibi, insanlar tarafından hadım edilmiş olanlar ve kendilerini göklerin egemenliği uğruna hadım saymış olanlar da vardır. bunu kabul edebilen, kabul etsin!"

    isa küçük çocukları kutsuyor

    (mar.10:13-16; luk.18:15-17)

    13-14 o sırada bazıları isa'ya, üzerlerine ellerini koyup dua etmesi için küçük çocukları getirdiler. öğrenciler onları azarlayınca, isa, "bırakın çocukları" dedi. "bana gelmelerine engel olmayın! çünkü göklerin egemenliği böylelerinindir."

    15 ellerini onların üzerine koyduktan sonra oradan ayrıldı.

    zenginlik ve sonsuz yaşam

    (mar.10:17-31; luk.18:18-30)

    16 adamın biri isa'ya gelip, "öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için nasıl bir iyilik yapmalıyım?" diye sordu.

    17 isa ona, "iyilik konusunda neden bana soru soruyorsun?" dedi. "iyi olan tek biri var. yaşama kavuşmak istersen, o'nun buyruklarını yerine getir."

    18-19 "hangi buyrukları?" diye sordu adam. isa şu karşılığı verdi: "'adam öldürme, zina etme, hırsızlık yapma, yalan yere tanıklık etme, annene babana saygı göster'; ve 'komşunu kendin gibi sev.'"

    20 genç adam, "bunların hepsini yerine getirdim" dedi, "daha ne eksiğim var?"

    21 isa ona, "eğer eksiksiz olmak istersen, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. sonra gel, beni izle" dedi.

    22 genç adam bu sözleri işitince üzüntü içinde oradan uzaklaştı. çünkü çok malı vardı.

    23 isa öğrencilerine, "size doğrusunu söyleyeyim" dedi, "zengin bir kişinin göklerin egemenliğine girmesi güç olacak.

    24 yine şunu söyleyeyim ki, devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin tanrı egemenliğine girmesinden daha kolaydır."

    25 bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, "öyleyse kim kurtulabilir?" diye sordular.

    26 isa onlara bakarak, "insanlar için bu imkânsız, ama tanrı için her şey mümkün" dedi.

    27 bunun üzerine petrus o'na, "bak" dedi, "biz her şeyi bırakıp senin ardından geldik. neyimiz olacak?"

    28 isa onlara, "size doğrusunu söyleyeyim" dedi, "her şey yenilendiğinde, insanoğlu görkemli tahtına oturduğunda, siz, evet ardımdan gelmiş olan sizler, on iki tahta oturup israil'in on iki oymağını yargılayacaksınız.

    29 benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakmış olan herkes, bunların yüz katını elde edecek ve sonsuz yaşamı miras alacak.

    30 ne var ki, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak."

    bağcı benzetmesi

    20"göklerin egemenliği, bağında çalışacak işçiler tutmak için sabah erkenden dışarı çıkan toprak sahibine benzer.

    2 adam, işçilerle günlüğü bir dinara anlaşıp onları bağına göndermiş.

    3 "saat dokuza doğru tekrar dışarı çıkmış, çarşı meydanında boş duran başka adamlar görmüş.

    4-5 onlara, 'siz de bağa gidip çalışın. hakkınız ne ise, veririm' demiş, onlar da bağa gitmişler. "öğleyin ve saat üçe doğru yine çıkıp aynı şeyi yapmış.

    6 saat beşe doğru çıkınca, orada duran daha başkalarını görmüş. onlara, 'neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?' diye sormuş.

    7 "'kimse bize iş vermedi ki' demişler. "onlara, 'siz de bağa gidin, çalışın' demiş.

    8 "akşam olunca, bağın sahibi kâhyasına, 'işçileri çağır' demiş. 'sonunculardan başlayarak, birincilerine kadar, hepsine ücretlerini ver.'

    9 "saat beşe doğru işe başlamış olanlar gelip kâhyadan birer dinar almışlar.

    10 birinciler gelince daha çok alacaklarını sanmışlar, ama onlara da birer dinar verilmiş.

    11 paralarını alınca bağın sahibine karşı söylenmeye başlamışlar.

    12 'bu sonuncular yalnız bir saat çalıştılar' demişler. 'ama sen onları, günün yükünü ve sıcağını çeken bizlerle bir tuttun!'

    13 "bağın sahibi onlardan birine şöyle karşılık vermiş: 'arkadaş, sana haksızlık ettiğim yok! seninle bir dinara anlaşmadık mı?

    14 hakkını al, git! sana verdiğimi bu sonuncuya da vermek istiyorum.

    15 kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? yoksa elim açık diye kıskanıyor musun?'

    16 "işte böylece sonuncular birinci, birinciler de sonuncu olacak."

    isa ölüp dirileceğini üçün kez bildiriyor

    (mar.10:32-34; luk.18:31-34)

    17-18 isa kudüs'e giderken, yolda on iki öğrencisini bir yana çekip onlara özel olarak şunu söyledi: "şimdi kudüs'e gidiyoruz. insanoğlu, başkâhinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek, onlar da o'nu ölüm cezasına çarptıracaklar.

    19 o'nunla alay etmeleri, kamçılayıp çarmıha germeleri için o'nu diğer uluslara teslim edecekler. ne var ki o, üçüncü gün dirilecek."

    bir annenin isteği

    (mar.10:35-)

    20 o sırada zebedi oğullarının annesi oğullarıyla birlikte isa'ya yaklaştı. önünde yere kapanarak kendisinden bir dileği olduğunu söyledi.

    21 isa kadına, "ne istiyorsun?" diye sordu. kadın o'na, "buyruk ver de senin egemenliğinde bu iki oğlumdan biri senin sağında, biri de solunda otursun" dedi.

    22 "siz ne dilediğinizi bilmiyorsunuz" diye karşılık verdi isa. "benim içeceğim kâseden siz içebilir misiniz?" "evet, içebiliriz" dediler.

    23 isa onlara, "elbette benim kâsemden içeceksiniz" dedi, "ama sağımda ya da solumda oturmanıza izin vermek benim elimde değil. babam bu yerleri belirli kişiler için hazırlamıştır."

    24 bunu işiten diğer on öğrenci iki kardeşe kızdılar.

    25 ama isa onları yanına çağırıp şöyle dedi: "bilirsiniz ki, ulusların önderleri onları egemenlik hırsıyla yönetirler, ileri gelenleri de onlara ağırlıklarını hissettirirler.

    26 sizin aranızda böyle olmayacak. aranızda büyük olmak isteyen, diğerlerinin hizmetkârı olsun.

    27 aranızda birinci olmak isteyen, diğerlerinin kulu olsun.

    28 nitekim insanoğlu, hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları uğruna fidye olarak vermeye geldi."

    iki körün gözleri açılıyor

    (mar.10:46-52; luk.18:35-43)

    29 eriha'dan ayrılırlarken büyük bir kalabalık isa'nın ardından gitti.

    30 yol kenarında oturan iki kör adam, isa'nın oradan geçmekte olduğunu duyunca, "ya rab, ey davut oğlu, halimize acı!" diye bağırdılar.

    31 kalabalık onları azarlayarak susturmak istediyse de onlar, "ya rab, ey davut oğlu, halimize acı!" diyerek daha çok bağırdılar.

    32 isa durup onları çağırdı. "sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?"

    33 onlar da, "ya rab, gözlerimiz açılsın" dediler.

    34 onlara acıyan isa, gözlerine dokundu. o anda yeniden görmeye başladılar ve o'nun ardından gittiler.

    isa’nın yeruşalim’e girişi

    (mar.11:1-11; luk.19:28-40; yu.12:12-19)

    21kudüs'e yaklaşıp zeytin dağının yamacında bulunan beytfacı köyüne geldiklerinde isa, öğrencilerinden ikisini şu sözlerle köye gönderdi: "karşınızdaki köye gidin. hemen orada bağlı bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaksınız. onları çözüp bana getirin.

    3 size bir şey diyen olursa, 'rab'bin bunlara ihtiyacı var, hemen geri gönderecek' dersiniz."

    4-5 bu olay, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:

    "siyon kızına deyin ki,

    'bak, alçakgönüllü kralın,

    bir eşeğe, evet bir sıpaya,

    bir eşek yavrusuna binmiş sana geliyor.'"

    6 öğrenciler gittiler, isa'nın kendilerine buyurduğu gibi yaptılar.

    7 eşekle sıpayı getirip üzerlerine giysilerini yaydılar, isa da sıpanın üzerine bindi.

    8 halkın büyük bir bölümü giysilerini yolun üzerine serdi. bazıları da ağaçlardan dallar kesiyor, yola seriyorlardı.

    9 önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı: "davut oğluna hozana! rab'bin adıyla gelene övgüler olsun, en yücelerde hozana!"

    10 isa kudüs'e girdiği zaman bütün kent, "bu kimdir?" diyerek çalkandı.

    11 kalabalıklar, "bu, celile'nin nasıra kentinden isa peygamber" diyordu.

    isa satıcıları tapınaktan kovuyor

    (mar.11:15-19; luk.19:45-48; yu.2:13-22)

    12 isa, tapınağa girerek oradaki bütün satıcı ve alıcıları dışarı kovdu. para bozanların masalarını, güvercin satanların sehpalarını devirdi.

    13 onlara şöyle dedi: "'benim evime dua evi denecek' diye yazılmıştır. ama siz burayı haydut inine çevirdiniz!"

    14 isa tapınaktayken kendisine gelen kör ve kötürümleri iyileştirdi.

    15 ne var ki, başkâhinlerle din bilginleri, o'nun yaptığı harikaları ve tapınakta, "davut oğluna hozana!" diye bağıran çocukları görünce öfkelendiler.

    16 isa'ya, "bunların ne söylediğini duyuyor musun?" diye sordular. "duyuyorum" dedi isa. "siz şu sözü hiç okumadınız mı? 'küçük çocukların ve emzikte olanların dudaklarından kendine övgüler döktürdün.'"

    17 isa onları bırakıp kentten çıktı. beytanya'ya dönüp geceyi orada geçirdi.

    meyvesiz incir ağacı

    (mar.11:12-14,20-24)

    18 isa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.

    19 yol kenarında gördüğü bir incir ağacına yaklaştı. ağaçta yapraktan başka bir şey bulamayınca ağaca, "sonsuza dek artık meyve vermeyesin!" dedi. incir ağacı hemen o anda kurudu.

    20 öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. "incir ağacı birdenbire nasıl kurudu?" diye sordular.

    21 isa onlara şu karşılığı verdi: "size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, 'kalk, denize atıl' derseniz, dediğiniz olacaktır.

    22 iman edip duayla dilediğiniz her şeyi alacaksınız."

    isa’nın yetkisi

    (mar.11:27-33; luk.20:1-8)

    23 isa tapınağa girmiş ders veriyordu. bu sırada başkâhinler ve halkın ihtiyarları o'nun yanına gelerek, "bunları hangi yetkiyle yapıyorsun, bu yetkiyi sana kim verdi?" diye sordular.

    24 isa onlara şu karşılığı verdi: "ben de size bir soru soracağım. bana cevap verirseniz, ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylerim.

    25 yahya'nın vaftiz etme yetkisi nereden geldi, tanrı'dan mı, insanlardan mı?" bunu aralarında şöyle tartışmaya başladılar: "'tanrı'dan' dersek, bize, 'öyleyse ona niçin inanmadınız?' diyecek.

    26 yok eğer 'insanlardan' dersek, halkın tepkisinden korkuyoruz. çünkü herkes yahya'yı peygamber sayıyor."

    27 isa'ya, "bilmiyoruz" diye cevap verdiler. isa, "ben de size bunları hangi yetkiyle yaptığımı söylemeyeceğim" dedi.

    iki oğul benzetmesi

    28 "ama şuna ne dersiniz? bir adamın iki oğlu varmış. adam birincisine gidip, 'oğlum, git bugün bağda çalış' demiş.

    29 "o da, 'gitmem!' demiş. ama sonra pişman olup gitmiş.

    30 "adam ikinci oğluna gidip aynı şeyi söylemiş. o da, 'giderim, efendim' demiş, ama gitmemiş.

    31 "ikisinden hangisi babasının isteğini yerine getirmiş olur?" "birincisi" diye karşılık verdiler. isa da onlara, "size doğrusunu söyleyeyim, vergi görevlileriyle fahişeler, tanrı'nın egemenliğine sizden önce giriyorlar" dedi.

    32 "yahya size doğruluk yolunu göstermeye geldi, ona inanmadınız. oysa vergi görevlileriyle fahişeler ona inandılar. siz bunu gördükten sonra bile pişman olup ona inanmadınız.

    bağ kiracıları benzetmesi

    (mar.12:1-12; luk.20:9-19)

    33 "bir benzetme daha dinleyin: toprak sahibi bir adam, bağ dikmiş, çevresini çitle çevirmiş, üzüm sıkmak için bir çukur kazmış, bir de bekçi kulesi yapmış. sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıkmış.

    34 bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yollamış.

    35 bağcılar adamın kölelerini yakalamış, birini dövmüş, birini öldürmüş, diğerini de taşlamışlar.

    36 bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yollamış. bağcılar bunlara da aynı şeyi yapmışlar.

    37 sonunda bağ sahibi, 'oğlumu sayarlar' diyerek bağcılara onu yollamış.

    38 "ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, 'mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım' demişler.

    39 böylece onu yakalayıp bağdan dışarı atmış ve öldürmüşler.

    40 bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?"

    41 isa'ya şu karşılığı verdiler: "bu korkunç adamları korkunç bir şekilde yok edecek; bağı da, ürününü kendisine zamanında verecek olan başka bağcılara kiralayacak."

    42 isa onlara şunu sordu: "kutsal yazılarda şu sözleri hiç okumadınız mı?

    'yapıcıların reddettiği taş,

    işte köşenin baş taşı oldu.

    rab'bin işidir bu,

    gözümüzde harika bir iş!'

    43 "bu nedenle size şunu söyleyeyim, tanrı'nın egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştirecek bir ulusa verilecek.

    44 "bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek."

    45 başkâhinler ve ferisiler, isa'nın anlattığı benzetmeleri duyunca bunları kendileri için söylediğini anladılar.

    46 o'nu tutuklamak istedilerse de, halkın tepkisinden korktular. çünkü halk, o'nu peygamber sayıyordu.

    düğün şöleni benzetmesi

    (luk.12:15-24)

    22isa söz alıp onlara yine benzetmelerle şöyle seslendi: "göklerin egemenliği, oğlu için düğün şöleni hazırlayan bir krala benzer.

    3 kral, şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini göndermiş, ama davetliler gelmek istememiş.

    4 "kral yine başka kölelerini gönderirken onlara demiş ki, 'davetlilere şunu söyleyin: bakın, ben ziyafetimi hazırladım. sığırlarım, besili hayvanlarım kesildi. her şey hazır, gelin şölene!'

    5 "ama onlar aldırmamışlar. biri tarlasına, biri ticaretine gitmiş.

    6 öbürleri de kralın kölelerini yakalayıp hırpalamış ve öldürmüşler.

    7 kral öfkelenmiş. ordularını gönderip o katilleri yok etmiş, kentlerini ateşe vermiş.

    8 "sonra kölelerine şöyle demiş: 'düğün şöleni hazır, ama çağırdıklarım buna layık değilmiş.

    9 gidin yol kavşaklarına, kimi bulursanız düğüne çağırın.'

    10 böylece köleler yollara dökülmüş, iyi kötü kimi bulmuşlarsa, hepsini toplamışlar. düğün yeri konuklarla dolmuş.

    11 "kral konukları görmeye geldiğinde, orada düğün elbisesi giymemiş bir adam görmüş.

    12 ona, 'arkadaş, üzerinde düğün elbisesi olmadan buraya nasıl girdin?' diye sorunca, adamın dili tutulmuş.

    13 "o zaman kral, uşaklarına, 'şunun ellerini ayaklarını bağlayın, onu dışarıya, karanlığa atın!' demiş. 'orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.'

    14 "çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır."

    sezar’ın hakkı sezar’a

    (mar.12:13-17; luk.20:20-26)

    15 bunun üzerine ferisiler çıkıp gittiler. isa'yı, kendi söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla bir düzen kurdular.

    16 hirodes yanlılarıyla birlikte gönderdikleri kendi öğrencileri isa'ya gelip, "öğretmenimiz" dediler, "senin dürüst biri olduğunu, tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini, kimseyi kayırmadığını biliyoruz. çünkü insanlar arasında ayrım yapmazsın.

    17 peki ne dersin, söyle bize, sezar'a vergi vermek kutsal yasa'ya uygun mu, değil mi?"

    18 isa ise onların kötü niyetlerini bildiğinden, "ey ikiyüzlüler!" dedi. "beni neden sınıyorsunuz?

    19 vergi ödemekte kullandığınız parayı gösterin bana!" o'na bir dinar getirdiler.

    20 isa onlara, "bu resim, bu yazı kimin?" diye sordu.

    21 "sezar'ın" dediler. o zaman isa onlara, "öyleyse sezar'ın hakkını sezar'a, tanrı'nın hakkını da tanrı'ya verin" dedi.

    22 bu sözleri duyunca şaştılar, isa'yı bırakıp gittiler.

    dirilişle ilgili soru

    (mar.12:18-27; luk.20:27-40)

    23-24 ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen sadukiler, aynı gün isa'ya gelip şunu sordular: "öğretmenimiz, musa şöyle buyurmuştur: 'eğer bir adam çocuk sahibi olmadan ölürse, kardeşi onun karısını alsın, soyunu sürdürsün.'

    25 aramızda yedi kardeş vardı. ilki evlendi ve öldü. çocuğu olmadığından karısını kardeşine bıraktı.

    26 ikincisi, üçüncüsü, yedincisine kadar hepsine aynı şey oldu.

    27 hepsinden sonra kadın da öldü.

    28 buna göre diriliş günü kadın bu yedi kardeşten hangisinin karısı olacak? çünkü hepsi de onunla evlendi."

    29 isa onlara, "siz kutsal yazıları ve tanrı'nın gücünü bilmediğiniz için yanılıyorsunuz" diye karşılık verdi.

    30 "dirilişten sonra insanlar ne evlenir, ne de evlendirilir, gökteki melekler gibidirler.

    31 ölülerin dirilmesi konusuna gelince, tanrı'nın size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?

    32 'ben ibrahim'in tanrısı, ishak'ın tanrısı ve yakub'un tanrısıyım' diyor. tanrı ölülerin değil, yaşayanların tanrısıdır."

    33 bunları işiten halk, o'nun öğretişine şaşıp kaldı.

    en büyük buyruk

    (mar.12 :28-34 ; luk.10 :25-28)

    34 ferisiler, isa'nın sadukileri susturduğunu duyunca bir araya toplandılar.

    35-36 onlardan biri, bir kutsal yasa uzmanı, isa'yı sınamak amacıyla o'na şunu sordu: "öğretmenim, kutsal yasa'da en önemli buyruk hangisi?"

    37 isa ona şu karşılığı verdi: "'tanrın olan rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla sev.'

    38 işte ilk ve en önemli buyruk budur.

    39 ilkine benzeyen ikinci buyruk da şudur: 'komşunu kendin gibi sev.'

    40 kutsal yasa'nın tümü ve peygamberlerin sözleri bu iki buyruğa dayanır."

    mesih kimin oğlu ?

    (mar.12 :35-37 ; luk.20 :41-44)

    41-42 ferisiler toplu haldeyken isa onlara şunu sordu: "mesih'le ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? o, kimin oğludur?" onlar da, "davud'un oğlu" dediler.

    43 isa şöyle dedi: "o halde nasıl oluyor da davut, ruh'tan esinlenerek o'ndan 'rab' diye söz ediyor? şöyle diyor davut:

    44 'rab rabbime dedi ki,

    ben düşmanlarını

    senin ayaklarının altına serinceye dek

    sağımda otur.'

    45 davut o'ndan rab diye söz ettiğine göre, o nasıl davud'un oğlu olur?"

    46 isa'ya hiç kimse karşılık veremedi. o günden sonra artık kimse de o'na bir şey sormaya cesaret edemedi.

    vay halinize

    (mar.12 :38; luk.11 :39-51 ; 13 :34-35 ; 20 :45-47)

    23bundan sonra isa halka ve öğrencilerine şöyle seslendi: "din bilginleri ve ferisiler musa'nın kürsüsünde otururlar.

    3 bu nedenle size söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin, ama onların yaptıklarını yapmayın. çünkü söyledikleri şeyleri kendileri yapmazlar.

    4 ağır ve taşınması güç yükleri bağlayıp başkalarının omuzlarına koyarlar da, kendileri bu yükleri taşımak için parmaklarını bile kıpırdatmak istemezler.

    5 "yaptıklarının tümünü gösteriş için yaparlar. örneğin, muskalarını büyük, giysilerinin püsküllerini uzun yaparlar.

    6 şölenlerde baş köşeye, havralarda da en seçkin yerlere kurulmaya bayılırlar.

    7 meydanlarda selamlanmaktan ve insanların kendilerini 'rabbî' diye çağırmalarından zevk duyarlar.

    8 "kimse sizi 'rabbî' diye çağırmasın. çünkü sizin bir tek öğretmeniniz var ve hepiniz kardeşsiniz.

    9 yeryüzünde kimseye 'baba' demeyin. çünkü bir tek babanız var, o da göksel baba'dır.

    10 kimse sizi 'önder' diye çağırmasın. çünkü bir tek önderiniz var, o da mesih'tir.

    11 aranızda en üstün olan, diğerlerinin hizmetkârı olsun.

    12 kendini yücelten alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.

    13-14 "vay halinize ey din bilginleri ve ferisiler, ikiyüzlüler! göklerin egemenliğinin kapısını insanların yüzüne kapıyorsunuz; ne kendiniz içeri giriyorsunuz, ne de girmek isteyenleri bırakıyorsunuz!

    15 "vay halinize ey din bilginleri ve ferisiler, ikiyüzlüler! tek bir kişiyi dininize döndürmek için denizleri ve kıtaları dolaşırsınız. dininize döneni de kendinizden iki kat daha cehennemlik yaparsınız.

    16 "vay halinize kör kılavuzlar! diyorsunuz ki, 'tapınak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama tapınaktaki altın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.'

    17 budalalar, körler! hangisi daha önemli, altın mı, altını kutsal kılan tapınak mı?

    18 yine diyorsunuz ki, 'sunak üzerine ant içenin andı sayılmaz, ama sunaktaki adağın üzerine ant içen, andını yerine getirmek zorundadır.'

    19 ey körler! hangisi daha önemli, adak mı, adağı kutsal kılan sunak mı?

    20 öyleyse sunak üzerine ant içen, hem sunağın hem de sunaktaki her şeyin üzerine ant içmiş olur.

    21 tapınak üzerine ant içen de hem tapınak, hem de tapınakta yaşayan tanrı üzerine ant içmiş olur.

    22 gök üzerine ant içen, tanrı'nın tahtı ve tahtta oturanın üzerine ant içmiş olur.

    23 "vay halinize ey din bilginleri ve ferisiler, ikiyüzlüler! siz nanenin, anasonun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, kutsal yasa'nın daha önemli yönleri olan adalet, merhamet ve sadakati ihmal edersiniz. ondalık vermeyi ihmal etmeden esas bunları yerine getirmeniz gerekirdi.

    24 ey kör kılavuzlar! küçük sineği süzer ayırır, ama deveyi yutarsınız!

    25 "vay halinize ey din bilginleri ve ferisiler, ikiyüzlüler! bardağın ve çanağın dışını temizlersiniz, ama bunların içi açgözlülük ve taşkınlıkla doludur.

    26 ey kör ferisi! sen önce bardağın ve çanağın içini temizle ki, dıştan da temiz olsunlar.

    27 "vay halinize ey din bilginleri ve ferisiler, ikiyüzlüler! siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz.

    28 dıştan insanlara doğru kişilermiş gibi görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.

    29 "vay halinize ey din bilginleri ve ferisiler, ikiyüzlüler! peygamberlerin mezarlarını yaparsınız, doğru kişilerin türbelerini donatırsınız.

    30 'atalarımızın yaşadığı günlerde yaşasaydık, onlarla birlikte peygamberlerin kanına girmezdik' diyorsunuz.

    31 böylece, peygamberleri öldürenlerin torunları olduğunuza siz kendiniz tanıklık ediyorsunuz.

    32 haydi, atalarınızın başlattığı işi bitirin!

    33 "sizi yılanlar, engerekler soyu! cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız?

    34 işte bunun için size peygamberler, bilge kişiler ve din bilginleri gönderiyorum. bunlardan kimini öldürecek, çarmıha gereceksiniz. kimini havralarınızda kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız.

    35 böylelikle, doğru kişi olan habil'in kanından, tapınakla sunak arasında öldürdüğünüz berekya'nın oğlu zekeriya'nın kanına kadar, yeryüzünde akıtılan her doğru kişinin kanından sorumlu tutulacaksınız.

    36 size doğrusunu söyleyeyim, bunların hepsinden bu kuşak sorumlu tutulacaktır.

    37 "ey kudüs! peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan kudüs! bir tavuk, civcivlerini kanatları altına nasıl toplarsa, ben de kaç kez senin çocuklarını öylece toplamak istedim, ama siz istemediniz.

    38 işte, eviniz ıssız bırakılacak!

    39 size şunu söyleyeyim: 'rab'bin adıyla gelene övgüler olsun!' diyeceğiniz zamana dek beni bir daha görmeyeceksiniz."

    sonun belirtileri

    (mar.13:1-31; luk.21:5-33)

    24isa tapınaktan çıkıp giderken, öğrencileri, tapınağın binalarını o'na göstermek için yanına geldiler.

    2 isa onlara, "bütün bunları görüyor musunuz?" dedi. "size doğrusunu söyleyeyim, burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!"

    3 isa, zeytin dağında otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. "söyle bize" dediler, "bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?"

    4 isa onlara şu karşılığı verdi: "sakın kimse sizi saptırmasın!

    5 birçokları, 'mesih benim' diyerek benim adımla gelecek, birçok kişiyi saptıracaklar.

    6 savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. korkmayın sakın! bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir.

    7 ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak.

    8 bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.

    9 "o zaman sizi sıkıntıya sokacaklar, öldürecekler ve benim adımdan ötürü tüm uluslar sizden nefret edecek.

    10 o zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler.

    11 birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak.

    12 kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak.

    13 ama sona kadar dayanan kurtulacaktır.

    14 göksel egemenliğin bu müjdesi tüm uluslara bir tanıklık olmak üzere bütün dünyada duyurulacak, ve son o zaman gelecektir.

    15-16 "danyel peygamberin sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyin kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman (okuyan anlasın), yahudiye'de olanlar dağlara kaçsın.

    17 damda olan, evindeki eşyalarını almak üzere aşağı inmesin.

    18 tarlada olan, abasını almak için geri dönmesin.

    19 o günlerde gebe olan, çocuk emziren kadınların vay haline!

    20 dua edin ki, kaçışınız kışa ya da sept gününe rastlamasın.

    21 çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, ondan sonra da olmayacak.

    22 o günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. ama seçilmiş olanlar uğruna o günler kısaltılacak.

    23 eğer o zaman biri size, 'işte mesih burada', ya da 'işte şurada' derse, inanmayın.

    24 çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük mucizeler ve harikalar yaratacaklar. öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.

    25 işte size önceden söylemiş bulunuyorum.

    26 "bunun için size, 'işte mesih çölde' derlerse gitmeyin. 'bakın, iç odalarda' derlerse inanmayın.

    27 çünkü insanoğlu'nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.

    28 "leş neredeyse, akbabalar oraya üşüşecek.

    29 "o günlerin sıkıntısından hemen sonra,

    'güneş kararacak,

    ay ışığını vermez olacak,

    yıldızlar gökten düşecek

    ve göksel güçler sarsılacak.'

    30 "o zaman insanoğlu'nun belirtisi gökte görünecek. yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, insanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.

    31 kendisi, güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek ve onlar, o'nun seçtiklerini, göklerin bir ucundan öbür ucuna kadar dört yelden alıp bir araya toplayacaklar.

    32 "incir ağacından ders alın! dalları filizlenip yapraklarını sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.

    33 aynı şekilde, bütün bu olacakları görünce bilin ki, insanoğlu yakındır, kapıdadır.

    34 size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.

    35 gök ve yer ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.

    bilinmeyen gün ve saat

    (mar.13:32; luk.12:41-48;17:26-30,34-36)

    36 "o gün ve saati, ne gökteki melekler, ne de oğul bilir; baba'dan başka kimse bilmez.

    37 nuh'un günlerinde nasıl olduysa, insanoğlu'nun gelişinde de öyle olacak.

    38 nuh'un gemiye bindiği güne dek, tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı.

    39 tufan gelinceye, hepsini süpürüp götürünceye dek başlarına geleceklerden habersizdiler. insanoğlu'nun gelişi de öyle olacak.

    40 o gün tarlada bulunan iki kişiden biri alınacak, biri bırakılacak.

    41 değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.

    42 "bunun için uyanık kalın. çünkü rabbinizin geleceği günü bilemezsiniz.

    43 ama şunu bilin ki, ev sahibi, hırsızın gece hangi saatte geleceğini bilse, uyanık durur, evinin soyulmasına fırsat vermez.

    44 bunun için siz de hazır olun! çünkü insanoğlu, ummadığınız bir saatte gelecektir.

    45 "efendinin, hizmetkârlarına vaktinde yiyecek vermek için üzerlerinde yetkili kıldığı güvenilir ve akıllı köle kimdir?

    46 efendisi eve döndüğünde işinin başında bulacağı o köleye ne mutlu!

    47 size doğrusunu söyleyeyim, efendisi onu tüm malının üzerinde yetkili kılacak.

    48-49-50-51 ama o köle kötü olur da kendi kendine, 'efendim gecikiyor' der ve yoldaşlarını dövmeye başlarsa, sarhoşlarla birlikte yiyip içerse, efendisi, onun beklemediği bir günde, ummadığı bir saatte gelecek, onu şiddetle cezalandıracak ve ikiyüzlülerle bir tutacak. orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.

    on kız benzetmesi

    25"o zaman göklerin egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkmış olan on kıza benzeyecek.

    2 bunların beşi akılsız, beşi de akıllıymış.

    3 akılsızlar kandillerini almışlarsa da, yanlarına yağ almamışlar.

    4 akıllılar ise, kandilleriyle birlikte kaplar içinde yağ da almışlar.

    5 güvey gecikince hepsini uyku tutmuş ve dalıp uyumuşlar.

    6 "gece yarısı bir ses yankılanmış: 'işte güvey geliyor, onu karşılamaya çıkın!'

    7 bunun üzerine kızların hepsi kalkıp kandillerini tazelemişler.

    8 "akılsızlar akıllılara, 'kandillerimiz sönüyor, bize yağınızdan verin!' demişler.

    9 "akıllılar, 'olmaz! hem bize hem size yetmeyebilir. en iyisi satıcılara gidin, kendinize yağ alın' demişler.

    10 "ne var ki, onlar yağ satın almaya giderlerken güvey gelmiş. hazırlıklı olan kızlar, onunla birlikte düğün şölenine girmişler ve kapı kapanmış.

    11 "daha sonra gelen öbür kızlar, 'efendimiz, efendimiz, aç kapıyı bize!' demişler.

    12 "güvey ise, 'size doğrusunu söyleyeyim, sizi tanımıyorum' demiş.

    13 "bu nedenle uyanık durun. çünkü o günü ve o saati bilemezsiniz.

    emanet para benzetmesi

    (luk.19:11-27)

    14 "göksel egemenlik, yolculuğa çıkmak üzere olan bir adamın kölelerini çağırıp malını kendilerine emanet etmesine benzer.

    15 "adam, her birinin yeteneğine göre, birine beş, birine iki, birine de bir talant vererek yola çıkmış.

    16 beş talant alan, hemen gidip bu parayı işletmiş ve beş talant daha kazanmış.

    17 iki talant alan da iki talant daha kazanmış.

    18 bir talant alan ise gidip toprağı kazmış ve efendisinin bu parasını saklamış.

    19 "uzun zaman sonra bu kölelerin efendisi dönmüş, onlarla hesaplaşmaya oturmuş.

    20 beş talant almış olan gelip beş talant daha getirmiş, 'efendimiz' demiş, 'bana beş talant emanet etmiştin; bak, beş talant daha kazandım.'

    21 "efendisi ona, 'aferin, iyi ve güvenilir köle!' demiş. 'sen küçük işlerde güvenilir olduğunu gösterdin, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. gel, efendinin şenliğine katıl!'

    22 iki talant almış olan da gelmiş, 'efendimiz' demiş, 'bana iki talant emanet etmiştin; bak, iki talant daha kazandım.'

    23 "efendisi ona, 'aferin, iyi ve güvenilir köle!' demiş. 'sen küçük işlerde güvenilir olduğunu gösterdin, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. gel, efendinin şenliğine katıl!'

    24 "sonra bir talant almış olan gelmiş, 'efendimiz' demiş, 'senin sert bir adam olduğunu biliyordum. ekmediğin yerden biçer, harman savurmadığın yerden devşirirsin.

    25 bu nedenle korktum, gidip senin verdiğin talantı toprağa gömdüm. işte, al paranı!'

    26-27 "efendisi ona şu karşılığı vermiş: 'kötü ve tembel köle! ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi biliyordun ha? öyleyse paramı faizcilere vermeliydin. ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım...

    28 haydi, elindeki talantı alın, on talantı olana verin!

    29 çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak.

    30 o yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.'

    yargı günü

    31 "insanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak.

    32 ulusların hepsi o'nun önünde toplanacak, o da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, onları birbirinden ayıracak.

    33 koyunları sağına, keçileri soluna alacak.

    34 "o zaman kral, sağındaki kişilere, 'sizler, babamın kutsadıkları, gelin!' diyecek. 'dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!

    35 çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız.

    36 çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.'

    37 "o vakit doğru kişiler o'na şu karşılığı verecekler: 'ya rab, biz seni ne zaman aç görüp doyurduk, ya da susamış görüp içecek verdik?

    38 seni ne zaman yabancı gördük de içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik?

    39 seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?'

    40 "kral da onlara şöyle cevap verecek: 'size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.'

    41 "sonra solundakilere şöyle diyecek: 'ey lanetliler, çekilin önümden! iblis ile onun melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe yollanın!

    42-43 çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.

    44 "o vakit onlar da şöyle karşılık verecekler: 'ya rab, seni ne zaman aç, susamış, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de sana hizmet etmedik?'

    45 "kral da onlara şu cevabı verecek: 'size doğrusunu söyleyeyim, mademki bu en basit kardeşlerden biri için bunu yapmadınız, benim için de yapmamış oldunuz.'

    46 "bunlar sonsuz azaba uğrayacak, doğrular ise sonsuz yaşama kavuşacaklar."

    isa’yı öldürme tasarısı

    (mar.14:1-2; luk.22:1-2;yu.11:45-53)

    26isa bütün bunları anlattıktan sonra öğrencilerine şöyle dedi: "biliyorsunuz, iki gün sonra fısıh bayramıdır, ve insanoğlu çarmıha gerilmek üzere ele verilecek."

    3 bu sırada başkâhinler ve halkın ihtiyarları, kayafa adındaki başkâhinin sarayında toplandılar.

    4 isa'yı hileyle tutuklayıp öldürmek için düzen kurdular.

    5 ama, 'bayramda olmasın ki, halk arasında kargaşalık çıkmasın' diyorlardı.

    isa beytanya’da

    (mar.14:3-9;yu.12:1-8)

    6-7 isa beytanya'da cüzamlı simun'un evindeyken, yanına bir kadın geldi. kadın, kaymaktaşından bir kap içinde çok değerli, hoş kokulu bir yağ getirmişti. isa sofrada otururken, kadın yağı o'nun başından aşağı döktü.

    8 öğrenciler bunu görünce kızdılar. "nedir bu savurganlık?" dediler.

    9 "bu yağ pahalıya satılabilir, parası yoksullara verilebilirdi."

    10 söylenenlerin farkında olan isa, öğrencilerine, "kadını neden üzüyorsunuz?" dedi. "benim için güzel bir şey yaptı.

    11 yoksullar her zaman aranızdadır, ama ben her zaman aranızda olmayacağım.

    12 kadın bu hoş kokulu yağı, beni gömülmeye hazırlamak için bedenimin üzerine boşalttı.

    13 size doğrusunu söyleyeyim, bu müjde dünyanın her neresinde duyurulursa, bu kadının yaptığı da onun anılması için anlatılacak."

    yahuda’nın ihaneti

    (mar.14:10-11;luk.22:3-6)

    14-15 o sırada onikilerden biri – adı yahuda iskariyot olanı – başkâhinlere giderek, "o'nu ele verirsem bana ne verirsiniz?" dedi. otuz gümüş tartıp ona verdiler.

    16 yahuda o andan itibaren isa'yı ele vermek için fırsat kollamaya başladı.

    fısıh yemeği

    (mar.14:12-26;luk.22:7-23;yu.13:21-30;1.ko.11:23:25)

    17 mayasız ekmek bayramının ilk günü öğrenciler isa'nın yanına gelerek, "fısıh yemeğini yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin?" diye sordular.

    18 isa onlara, "kente varıp o adamın evine gidin" dedi. "ona şöyle deyin: 'öğretmen diyor ki, zamanım yaklaştı. fısıh bayramını, öğrencilerimle birlikte senin evinde kutlayacağım.'"

    19 öğrenciler, isa'nın buyruğunu yerine getirerek fısıh yemeği için hazırlık yaptılar.

    20 akşam olunca isa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.

    21 yemek yerlerken, "size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri beni ele verecek" dedi.

    22 bu söz onları kedere boğdu. teker teker, "yoksa beni mi demek istedin, ya rab?" diye sormaya başladılar.

    23 o da, "beni ele verecek olan" dedi, "elindeki ekmeği benimle birlikte sahana banmış olandır.

    24 insanoğlu, kendisi için yazılmış olduğu gibi gidiyor, ama insanoğlu'nu ele verenin vay haline! o adam hiç doğmamış olsaydı, kendisi için daha iyi olurdu."

    25 o'nu ele verecek olan yahuda, "rabbî, yoksa beni mi demek istedin?" diye sordu. isa ona, "söylediğin gibidir" karşılığını verdi.

    26 yemek sırasında isa eline ekmek aldı, şükran duasını yapıp ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. "alın, yiyin" dedi, "bu benim bedenimdir."

    27 sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, "hepiniz bundan için" dedi.

    28 "çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.

    29 size şunu söyleyeyim, babamın egemenliğinde sizinle birlikte tazesini içeceğim o güne dek, asmanın bu ürününden bir daha içmeyeceğim."

    30 bir ilahi söyledikten sonra dışarı çıkıp zeytin dağına doğru gittiler.

    petrus’un inkârı önceden bildiriliyor

    (mar.14:27-31;luk.22:31-34;yu.13:36-38)

    31 bu arada isa öğrencilerine, "bu gece hepiniz benden ötürü sendeleyip düşeceksiniz" dedi. "çünkü şöyle yazılmıştır:

    'çobanı vuracağım,

    sürüdeki koyunlar da

    darmadağın olacak.'

    32 ama ben dirildikten sonra sizden önce celile'ye gideceğim."

    33 petrus o'na, "herkes senden ötürü sendeleyip düşse de, ben asla düşmem" dedi.

    34 "sana doğrusunu söyleyeyim" dedi isa, "bu gece horoz ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin."

    35 petrus, "seninle birlikte ölmem bile gerekse, seni asla inkâr etmem" dedi. öğrencilerin hepsi de aynı şeyi söylediler.

    getsamani bahçesinde

    (mar.14:32-42;luk.22:39-46)

    36 sonra isa öğrencileriyle birlikte getsemani denen bir yere geldi. öğrencilerine, "ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun" dedi.

    37 petrus ile zebedi'nin iki oğlunu yanına aldı. kederlenmeye ve ağır bir sıkıntı duymaya başlamıştı.

    38 onlara, "canım ölüm derecesinde kederli" dedi. "burada kalın, benimle birlikte uyanık durun."

    39 biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı. "baba" dedi, "mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın. yine de benim değil, senin istediğin olsun."

    40 öğrencilerin yanına döndüğünde onları uyumuş buldu. petrus'a, "demek ki benimle birlikte bir saat uyanık kalamadınız!" dedi.

    41 "uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız. ruh isteklidir, ama beden güçsüzdür."

    42 isa ikinci kez uzaklaşıp dua etti. "baba" dedi, "eğer ben içmeden bu kâsenin uzaklaştırılması mümkün değilse, senin istediğin olsun."

    43 geri geldiğinde öğrencilerini yine uyumuş buldu. onların göz kapaklarına bir ağırlık çökmüştü.

    44 onları bırakıp tekrar uzaklaştı, yine aynı sözlerle üçüncü kez dua etti.

    45 sonra öğrencilerin yanına dönerek, "hâlâ uyuyor, dinleniyor musunuz?" dedi. "işte saat yaklaştı, insanoğlu günahkârların eline veriliyor.

    46 kalkın, gidelim. işte beni ele veren geldi!"

    isa tutuklanıyor

    (mar.14:43-50; luk.22:47-53;yu.18:3-12)

    47 isa daha konuşurken, onikilerden biri olan yahuda geldi. yanında, başkâhinlerle halkın ihtiyarları tarafından gönderilmiş kılıçlı sopalı büyük bir kalabalık vardı.

    48 isa'yı ele veren yahuda, "kimi öpersem, isa o'dur, o'nu tutuklayın" diye onlarla sözleşmişti.

    49 dosdoğru isa'ya gidip, "selam, rabbî!" diyerek o'nu öptü.

    50 isa ona, "arkadaş, bunun için mi geldin?" dedi. bunun üzerine adamlar yaklaştı, isa'yı yakalayıp tutukladılar.

    51 isa'yla birlikte olanlardan biri, ani bir hareketle kılıcını çekti, başkâhinin kölesine vurup kulağını uçurdu.

    52 o zaman isa ona, "kılıcını yerine koy!" dedi. "kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek.

    53 yoksa babamdan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? istesem, hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek gönderir.

    54 ama böyle olması gerektiğini bildiren kutsal yazılar o zaman nasıl yerine gelir?"

    55 bundan sonra isa kalabalığa dönüp şöyle seslendi: "bir haydudun peşindeymiş gibi beni kılıç ve sopalarla mı yakalamaya geldiniz? her gün tapınakta oturup ders veriyordum, beni tutuklamadınız.

    56 ama bütün bunlar, peygamberlerin yazdıkları yerine gelsin diye oldu." o zaman öğrencilerin hepsi o'nu bırakıp kaçtı.

    isa yüksek kurul’un önünde

    (mar.14:53-65; luk.24:54-55, 63-71; yu.18:13-14, 19-24)

    57 isa'yı tutuklayanlar, o'nu başkâhin kayafa'ya götürdüler. din bilginleriyle ihtiyarlar da orada toplanmışlardı.

    58 petrus, isa'yı uzaktan, ta başkâhinin avlusuna kadar izledi. sonucu görmek için içeri girip nöbetçilerin yanına oturdu.

    59 başkâhinlerle yüksek kurul'un tamamı, isa'yı ölüm cezasına çarptırmak için kendisine karşı yalancı tanıklar arıyorlardı.

    60 ortaya birçok yalancı tanık çıktığı halde, aradıklarını bulamadılar. sonunda iki tanık çıktı ortaya.

    61 "bu adam" dediler, "'ben tanrı'nın tapınağını yıkıp üç günde yeniden kurabilirim' dedi."

    62 başkâhin ayağa kalkıp isa'ya, "hiç cevap vermeyecek misin?" dedi. "nedir bunların sana karşı ettiği bu tanıklıklar?"

    63 ne var ki, isa susmaya devam etti. başkâhin ise o'na, "yaşayan tanrı hakkı için sana yemin ettiriyorum, söyle bize, tanrı'nın oğlu mesih sen misin?" dedi.

    64 isa, "söylediğin gibidir" karşılığını verdi. "üstelik size şunu söyleyeyim, bundan sonra insanoğlu'nun, kudretli olan'ın sağında oturduğunu ve göğün bulutları üzerinde geldiğini göreceksiniz."

    65 bunun üzerine başkâhin giysilerini yırtarak, "tanrı'ya küfretti!" dedi. "artık tanıklara ne ihtiyacımız kaldı? işte küfürü işittiniz.

    66 buna ne diyorsunuz?" "ölümü hak etti!" diye cevap verdiler.

    67-68 bunun üzerine isa'nın yüzüne tükürüp o'nu yumrukladılar. bazıları da o'nu tokatlayıp, "ey mesih, peygamberliğini göster bakalım, sana vuran kim?" dediler.

    petru isa’yı inkar ediyor

    (mar.14:66-72;luk.22:56-62;yu.18:15-18, 25-27)

    69 petrus ise dışarıda, avluda oturuyordu. bir hizmetçi kız yanına gelip, "sen de celileli isa'yla birlikteydin" dedi.

    70 ama petrus bunu herkesin önünde inkâr ederek şöyle dedi: "senin neden söz ettiğini anlamıyorum."

    71 sonra avlu kapısının önüne çıktı. onu gören başka bir hizmetçi kız orada bulunanlara, "bu adam nasıralı isa'yla birlikteydi" dedi.

    72 petrus yemin ederek, "ben o adamı tanımıyorum" diye yine inkâr etti.

    73 orada duranlar az sonra petrus'a yaklaşıp, "gerçekten sen de onlardansın. lehçen seni ele veriyor" dediler.

    74 petrus kendine lanet okuyup yemin ederek, "o adamı tanımıyorum!" dedi. tam o anda horoz öttü.

    75 petrus, isa'nın, "horoz ötmeden sen beni üç kez inkâr edeceksin" dediğini hatırladı ve dışarı çıkıp acı acı ağladı.

    yahuda kendini asıyor

    (elç.1:18-19)

    27sabah olunca başkâhinlerle halkın ihtiyarlarının hepsi, isa'yı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.

    2 o'nu bağladılar, götürüp vali pilatus'a teslim ettiler.

    3 isa'yı ele veren yahuda, o'nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. otuz gümüş parayı başkâhinlere ve ihtiyarlara geri götürdü.

    4 "ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim" dedi. onlar ise, "bundan bize ne? onu sen düşün" dediler.

    5 yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı.

    6 paraları toplayan başkâhinler, "kan pahası olan bu paraları tapınağın hazinesine koymak doğru olmaz" dediler.

    7 kendi aralarında anlaşarak bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere çömlekçi tarlasını satın aldılar.

    8 bunun için bu tarlaya bugüne dek 'kan tarlası' denilmektedir.

    9-10 böylece yeremya peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu:

    "israil oğullarından bazılarının o'na biçtikleri değerin karşılığı olan otuz gümüşü aldılar ve rab'bin bana buyurduğu gibi, çömlekçinin tarlasını satın almak için harcadılar."

    isa vali pilatus’un önünde

    (mar.15:2-15;luk.23:3-5, 13-25; yu.18:33-19:16)

    11 isa valinin önüne çıkarıldı. vali o'na, "sen yahudilerin kralı mısın?" diye sordu. isa, "söylediğin gibidir" dedi.

    12 başkâhinlerle ihtiyarlar o'nu suçlayınca hiç karşılık vermedi.

    13 pilatus o'na, "senin aleyhinde yaptıkları bunca tanıklığı duymuyor musun?" dedi.

    14 isa bir tek konuda bile ona cevap vermedi. vali buna çok şaştı.

    15 her fısıh bayramında vali, halkın istediği bir tutukluyu salıvermeyi adet edinmişti.

    16 o günlerde barabas adında ünlü bir tutuklu vardı.

    17 halk bir araya toplandığında, pilatus onlara, "sizin için kimi salıvereyim istersiniz, barabas'ı mı, mesih denilen isa'yı mı?" diye sordu.

    18 isa'yı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.

    19 pilatus yargıç kürsüsünde otururken karısı ona, "o doğru adama dokunma. dün gece rüyamda o'nun yüzünden çok sıkıntı çektim" diye haber gönderdi.

    20 başkâhinler ve ihtiyarlar ise, barabas'ın salıverilmesini ve isa'nın öldürülmesini istesinler diye halkı kışkırttılar.

    21 vali onlara şunu sordu: "sizin için ikisinden hangisini salıvereyim istersiniz?" "barabas'ı" dediler.

    22 pilatus, "öyleyse mesih denen isa'yı ne yapayım?" dedi. hep bir ağızdan, "çarmıha gerilsin!" dediler.

    23 pilatus, "o ne kötülük yaptı ki?" diye sordu. onlar ise daha yüksek sesle, "çarmıha gerilsin!" diye bağırıp durdular.

    24 pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: "bu adamın kanından ben sorumlu değilim. bu işe siz bakın!"

    25 bütün halk şu karşılığı verdi: "o'nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!"

    26 bunun üzerine pilatus onlar için barabas'ı salıverdi. isa'yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.

    askerlerin isa’yı aşagılaması

    (mar.15:16-20; yu.19:2-3)

    27 sonra valinin askerleri isa'yı vali konağına götürüp tüm taburu başına topladılar.

    28 o'nu soyup üzerine kırmızı bir kaftan geçirdiler.

    29 dikenlerden bir taç örüp başına koydular, sağ eline de bir kamış tutturdular. önünde diz çöküp, "yaşa, ey yahudilerin kralı!" diyerek o'nunla alay ettiler.

    30 üzerine tükürdüler, kamışı alıp başına vurdular.

    31 o'nunla böyle alay ettikten sonra kaftanı üzerinden çıkarıp o'na yine kendi giysilerini giydirdiler ve çarmıha germek üzere o'nu alıp götürdüler.

    isa çarmıha geriliyor

    (mar.15:21-32;luk.23:26-43;yu.19:17-27)

    32 dışarı çıktıklarında simun adında kireneli bir adama rastladılar. isa'nın çarmıhını ona zorla taşıttılar.

    33-34 golgota, yani kafatası denilen yere vardıklarında içmesi için isa'ya ödle karışık şarap verdiler. isa bunu tadınca içmek istemedi.

    35 askerler o'nu çarmıha gerdikten sonra kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar.

    36 sonra oturup yanında nöbet tuttular.

    37 başının üzerine,

    'bu, yahudilerin krali isa'dir'

    diye yazan bir suç yaftası astılar.

    38 isa'yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi.

    39-40 oradan geçenler başlarını sallayıp isa'ya sövüyor, "hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? haydi, kurtar kendini! tanrı'nın oğluysan, çarmıhtan in!" diyorlardı.

    41-42 başkâhinler, din bilginleri ve ihtiyarlar da aynı şekilde o'nunla alay ederek, "başkalarını kurtardı da kendini kurtaramıyor" diyorlardı. "israil'in kralı imiş! şimdi çarmıhtan aşağı insin de, o'na iman ederiz.

    43 tanrı'ya güveniyordu; tanrı o'nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! çünkü, 'ben tanrı'nın oğluyum' demişti."

    44 isa'yla birlikte çarmıha gerilmiş olan haydutlar da o'na aynı şekilde hakaret ettiler.

    isa’nın ölümü

    (mar.15:33-41; luk.23:44-49;yu.19:28-30)

    45 bütün ülkenin üzerine öğleyin saat on ikiden saat üçe kadar süren bir karanlık çöktü.

    46 saat üçe doğru isa yüksek sesle, "elî, elî, lema şevaktani?" yani, "tanrım, tanrım, beni niçin terkettin?" diye bağırdı.

    47 orada duranlardan bazıları bunu işitince, "bu adam ilyas'ı çağırıyor" dediler.

    48 içlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşimiş üzüm suyuna batırıp bir kamışın ucuna takarak isa'ya içirdi.

    49 diğerleri ise, "dur bakalım, ilyas gelip o'nu kurtaracak mı?" dediler.

    50 isa, yüksek sesle bir kez daha bağırdı ve ruhunu teslim etti.

    51 o anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya dek yırtılarak ikiye bölündü. yer sarsıldı, kayalar yarıldı.

    52 mezarlar açıldı, ölmüş olan birçok kutsal kişinin cesetleri dirildi.

    53 bunlar mezarlarından çıkıp isa'nın dirilişinden sonra kutsal kente girdiler ve birçok kimseye göründüler.

    54 isa'yı bekleyen yüzbaşı ve beraberindeki askerler, depremi ve öbür olayları görünce dehşete kapıldılar ve, "bu gerçekten tanrı'nın oğluydu!" dediler.

    55 orada, olup bitenleri uzaktan izleyen birçok kadın vardı. bunlar, celile'den isa'nın peşinden gelip o'na hizmet etmişlerdi.

    56 aralarında mecdelli meryem, yakup ile yusuf'un annesi meryem ve zebedi oğullarının annesi de vardı.

    isa’nın gömülmesi

    (mar.15:42-47; luk.23:50-56; yu.19:38-42)

    57 akşama doğru yusuf adında zengin bir aramatyalı geldi. o da isa'nın bir öğrencisiydi.

    58 pilatus'a gidip isa'nın cesedini istedi. pilatus da cesedin ona verilmesini buyurdu.

    59-60 yusuf cesedi aldı, temiz keten beze sardı, kayaya oydurmuş olduğu kendi yeni mezarına yatırdı. mezarın girişine büyük bir taş yuvarlayıp oradan ayrıldı.

    61 mecdelli meryem ile öteki meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı.

    62-63 ertesi gün, yani hazırlık gününden sonraki gün, başkâhinlerle ferisiler pilatus'un önünde toplanarak, "efendimiz" dediler, "kendisi daha yaşarken o aldatıcının, 'ben öldükten üç gün sonra dirileceğim' dediğini hatırlıyoruz.

    64 bunun için buyruk ver de üçüncü güne dek mezarı güvenlik altına alsınlar. yoksa öğrencileri gelir, cesedini çalar ve halka, 'ölümden dirildi' derler. bu sonuncu aldatmaca ilkinden beter olur."

    65 pilatus onlara, "bir manga asker alın, gidip mezarı dilediğiniz gibi güvenlik altına alın" dedi.

    66 onlar da askerlerle birlikte gittiler, taşı mühürleyip mezarı güvenlik altına aldılar.

    isa’nın dirilişi

    (mar.16:1-10;lukç24:1-12;yu.20:1-10)

    28sept gününü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, mecdelli meryem ile öbür meryem mezarı görmeye gittiler.
    2 ansızın büyük bir deprem oldu. rab'bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu.

    3 görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı.

    4 nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar.

    5 melek kadınlara şöyle seslendi: "korkmayın! çarmıha gerilmiş olan isa'yı aradığınızı biliyorum.

    6 o burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. gelin, o'nun yattığı yeri görün.

    7 hemen o'nun öğrencilerine gidip şöyle deyin: 'isa ölümden dirildi. sizden önce celile'ye gidiyor, kendisini orada göreceksiniz.' işte ben size söylemiş bulunuyorum."

    8 kadınlar, hem korku hem büyük sevinç içinde, çabucak mezardan uzaklaşıp koşa koşa isa'nın öğrencilerine haber vermeye gittiler.

    9 ansızın isa onların karşısına çıktı, "selam size!" dedi. onlar da yaklaşıp isa'nın ayaklarına sarıldılar, o'na tapınmaya başladılar.

    10 o zaman isa onlara, "korkmayın!" dedi. "gidip kardeşlerime haber verin, celile'ye gitsinler, beni orada görecekler."

    nöbetçilerin getirdiği haber

    11 kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olanların hepsini başkâhinlere bildirdiler.

    12-13 başkâhinler ihtiyarlarla birlikte toplanıp birbirlerine danıştıktan sonra askerlere çok miktarda para vererek dediler ki, "siz şöyle diyeceksiniz: 'öğrencileri geceleyin geldi, biz uyurken o'nun cesedini çalıp götürdüler.'

    14 eğer bu haber valinin kulağına gidecek olursa biz onu yatıştırır, size bir zarar gelmesini önleriz."

    15 böylece askerler parayı aldılar ve kendilerine söylendiği gibi yaptılar. bu söylenti bugüne dek yahudiler arasında tekrarlanagelmiştir.

    son buyruk

    (mar.16:14-18; luk.24:36-49;yu.20:19-23;elç.1:6-8)

    16 on bir öğrenci celile'ye, isa'nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

    17 isa'yı gördükleri zaman o'na tapındılar. ama bazıları kuşku içindeydi.

    18 isa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: "gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi.

    19 bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin. onları baba, oğul ve kutsal ruh'un adıyla vaftiz edin.

    20 size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. işte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim."
  • incil, tanrı'nın isa'yı günahları bağışlayan kurtarıcı olarak gönderildiğini müjdelemekle başlar. isa'nın kendisi "tanrı'nın sözü" başlı başına tanrı'nın bildirisidir. yaşamı, öğretisi ve mucizeleri incil'in ilk yarısını oluşturmaktadır.

    tanrı bildirisi tektir. tanrı, isa'nın dört izleyicisini bizim için isa'nın yaşamını kaleme almaya yöneltir. elbette ki dört yazar farklı görüş açılarından yazmaktadırlar. ama farklı görüş açılarından yazılan metinler, bir resmin parçaları gibi birbirini tamamlar. isa'nın yaşam ve öğretisini bir bütün olarak gözler önüne serer.

    matta incili'nin yazarı, levi diye bilinen matta'dır. isa'nın izleyicisi olmaya çağırıldığında vergi görevlisiydi. kitabı yazmaktaki amacı, isa'nın yaşamını, ölümünü ve dirilişini anlatmaktır. özellikle isa'nın peygamberlerce geleceği bildirilen ve yahudilerce uzun zamandır beklenen mesih olduğunu göstermek ister. bunun için isa'nın gelişiyle gerçekleşen peygamberlik sözlerinden alıntılara yer verir. isa'nın kurtuluş müjdesinin tüm uluslar için olduğunu ayrıca vurgular.

    matta, isa'nın soyağacına ilişkin bilgiler vermekle başlar. isa'nın vaftiz oluşunu ve şeytan tarafından nasıl sınandığını anlattıktan sonra, o'nun faaliyetlerine geçer. kendisine gelen hastaların tümünü iyileştirdiği bazı olayları kaydeder. belirli hastaları iyileştirmesinden ve diğer mucizelerinden de söz eder. bununla beraber ağırlık, isa'nın beş temel bölümde toplanan öğretisine veriliyor. bu öğretinin odağında göklerin egemenliği bulunuyor. göklerin egemenliği, incil'in diğer kısımlarında tanrı'nın egemenliği diye de geçer. isa'nın ilk gelişiyle başlayan bu egemenlik, o'nun kral olarak dönüşüyle tamamlanacak. günahlarından dönüp isa'yı izleyenler, 'egemenliğin çocukları' olurlar. bunlar isa'nın özellikle dağdaki konuşmada açıkladığı yeni yaşama çağırılıyorlar. örneğin ön planda bulunmak yerine başkalarına hizmet etmeyi amaç edinmeliler; gösterişe kapılmadan iyilik yapmalılar; bağışlayıcı olmalılar; canları pahasına da olsa isa'yı izlemeliler.

    isa, sözleri ve eylemleri arasında büyük uyumsuzluklar olan yahudi din önderlerini şiddetle eleştirir. onlar için diyor ki, "göklerin egemenliğinin kapısını insanların yüzüne kaparlar; ne kendileri içeri girerler, ne de girmek isteyenleri bırakırlar." buna karşılık isa, doğru kişileri değil, günahkarları çağırmaya geldi. isa ayrıca çağın sonu, kendisinin ikinci gelişi ve son yargı konusunda açıklamalarda bulunur; izleyicilerinin bütün bu olaylara hazırlıklı olmaları gerektiğini anlatır. isa'nın kimliğine gelince, matta imalı ama kesin konuşur.

    son bölümler isa'nın ölümünü ve dirilişini anlatır. ondan önce isa, nasıl öleceğini tekrar tekrar açıklar. son yemeğinde "kanım... günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır." der. uzun zamandan beri onu öldürmeyi tasarlayan yahudi önderlerin eline teslim edilir ve çarmıha gerilir. ölür ve üç gün sonra dirilir. kitap isa'nın izleyicilerine verdiği ünlü son buyruğuyla noktalanır: "gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin."
  • bu incili havari matta’nın yazdığı düşünülmektedir. matta aslında bir vergi memurudur ve isa’nın ilk havarilerinden biridir. matta incilinin 65 yılları dolaylarında yazıldığı sanılmaktadır. önce aramice yazılmıştır ve sonra yunanca’ya tercüme edilmiştir.

    matta incili'nin en büyük özelliği sık sık tevrat’a göndermeler yapması, onu kendisine kaynak olarak göstermesi, ona karşı haklı olma çabası içinde olması ve isa’nın şeriatı değiştirmek için değil de onu geliştirmek için geldiğini belirtmesidir.
  • yunus peygamberin annesinin veyahut babasının adı..(bkz: kim bilir bitirisi)