şükela:  tümü | bugün
  • eğer türkiye önümüzdeki 2 yılı sağ salim geçebilir ve bu arada bir erken seçim kararı falan alınmazsa 2019 seçim yılı olacak. bir ucubeyi andıran "başkanlık" sistemimiz için başkan ve hiçbir etkisi kalmayan parlamento için vekil seçeceğiz. elbette ki bu seçim türkiye'nin geleceği açısından çok ama çok önemli. bu durumda akape'nin nasıl bu kadar yandaş topladığını kısaca analiz ederek, fazla uzatmadan muhalefetin yapması gerekeni yazalım.

    muhalif kesimin genel olarak "koyun" gibi benzetmelerle "eleştirdiği" akape seçmeni nasıl oldu da böyle bir partiye gönül verdi ve böylesi fanatik bir biçimde bağlılığını sürdürüyor? baktığımızda 15 yıllık akape iktidarının getirdiği çok çekici bir şey olmadığı gibi türkiye, ekonomisi kötü, suriye nedeniyle savaşın eşiğinde, soruların yanıtlanamadığı bir darbe girişimi atlatmış, teröre çözüm bulunamamış, her gün şehit haberleri gelen, ohal'le demokrasisi büyük yara almış bir ülke durumunda. peki nasıl oluyor da akape ve erdoğan bu insanları kendisine bu kadar bağlıyor?

    sorunun cevabı basit:

    akape ve erdoğan, bu insanlara "kimlik" veriyor. kim olduklarına, eğitim seviyelerine, zeka düzeylerine, kılıklarına kıyafetlerine bakmadan muhalif kesimin normal şartlarda "gariban" diye nitelediği ve nüfusta sayısal olarak da ciddi bir değer olan bu insanlara kimlik veriyor. sıradan hayatlarında en fazla "ahmet efendi, mehmet efendi, ayşe hanım, fatma hanım" olan ve kendilerini "hiçbir şey" hisseden bu insanları "bir şey" haline getiriyor. hatta bu insanlar kimliğe o kadar aç ki kendilerine bir kimlik verenin "kıç kılı" olmak bile onlar için bir "kimlik" özleminin yansıması. şaka yapmıyorum ya da aşağılamak için söylemiyorum. gerçekten bu insanların "insan sayılmaya" çok ihtiyacı var. işte bizim için olmasa da siyasi bir gözle bakıldığında "erdoğan mucizesi"nin temelinde bu yatıyor.

    her seçim öncesi muhalefet partilerinden, özellikle chp'den duyduğumuz bir söylem var. "köylere, mezralara kadar ulaşıp kendimizi anlatacağız!" işte bu söylem çok doğru görünse de işe yaramıyor. çünkü bu insanlar, köylerde, mezralarda ya da büyük kentlerin varoşlarında yaşayan insanlar bununla ilgilenmiyor. dinlemek değil istekleri, bir kimlik edinmek. yani sen bir parti olarak gidip istediğin kadar kendini anlat, bu "değerlerini" düşmüş hisseden insanlara kendilerini değerli hissetiremezsen hiçbir işe yaramaz. senin teorinin pratiğe dönmesi için sana oy vermezler. çünkü dinlemezler. aynı erdoğan'ı meydanlarda aslında dinlemedikleri gibi. meydanda kitleye hitaben sorduğu sorulara "evet" yerine "hayır" demeleri ya da tam tersini yapmaları gibi. ama o meydanlara onları götüren bir şey var. o da bir parti tarafından, o partinin tepesindeki "lider" tarafından, kendilerini adam yerine koyan bir parti ve lideri tarafından kendilerine verilen bir kimlik. işte buna çok daha kolay ve istekle teslim oluyorlar.

    bakın akape'nin örgütlenme şemalarına. hayatı boyunca kendini bir "şey" olarak bile hissedememiş insanların görevlendirildiğini görürsünüz. kadınıyla erkeğiyle bilgi seviyeleri, zekaları önemsenmeden, mesela erkeklere "dandik" de olsa takım elbiseler giydirerek bir kimlik sahibi olmaları, kendilerini "önemli" hissetmeleri sağlanıyor. onlara "biz şöyle yapacağız, böyle yapacağız" demeden önce "sen bizdensin, biz seni önemsiyoruz. biz senden farklı değiliz. biz seninle büyüyoruz. biz seninle varız, sen bizimle var olursun, olacaksın" mesajı veriliyor. bu durumda hayatı boyunca belki de özellikle akape seçmeni olmayan bir kitle tarafından toplumsal, ekonomik ve yaşamsal anlamda "ezilmiş" olan kişi bir anda konum değiştiriyor.

    işte şimdi zurnanın zırt dediği yere gelelim. türkiye'nin kaderinin belirleneceği seçime daha 2 yıl var ve hiçbir şey için geç değil. muhalefetin acilen en küçük köy ve mezraya ulaşmaya devam etmesi ancak ders verir gibi "anlatmayı" bırakması lazım. anlatmak ikincil iş olmalı. öncelikle bu insanlara üstten bakarak değil, onlardan biri olarak onlara sorumluluk yüklendirecek çalışmalar yapılmalı. kılığına kıyafetine, çarşafına türbanına bakılmadan, taban tarafından ötekileştirilmeden bu insanlar kimliklendirilerek "değerlendirilmeli" ve kendilerini önemli hissetmeleri sağlanmalıdır. eğer bir şey anlatılacaksa bu da tabana "ötekileştirmeme" dersi olmalıdır. bu yapılmazsa 2019'da hüsran yine kaçınılmaz olur!..