şükela:  tümü | bugün soru sor
  • gerekli seytan. hic arzulanmayan ama kacinilmaz olarak katlanilan durumlar, kisiler ya da kurumlar icin kullanilan ingilizce bir deyim.
  • garry wills'in bir kitabi. tam adi a necessary evil. bu tabiri amerikan devleti icin kullaniyor. amerikan ic savasina kadar abd eyaletleri kendi islerinde federal hukumete karsi onemli olcude serbest bir yapidaydilar. federal hukumetin eyaletler arasi koordinasyon ve ulkenin genel savunmasi ve yurtdisinda temsil edilmesi disinda cok fazla bi etkinligi yoktu ki bu zaten abd'nin kurucu babalarinin devleti kurarken tasarladiklari gevsek federasyon hatta bir yonuyle konfederal yapiya uygundu. zaten icsavas sirasindaki guneylilerin kendilerine konfederasyon gucleri, kuzeylilerin ise "birlik gucleri" demesi bosuna degildir. lincoln'un zaferi washington'daki merkezi hukumetin eyaletler uzerindeki hakimiyetini pekistirmis ve butcesiyle, ordusuyla, istihbaratiyla, baskaniyla bugunku guclu federal hukumetin olusmasina yol acmistir. ancak artik marjinal de olsalar bugun bile federal hukumetten hic hoslanmayan, federal kurumlari dusman goren, fbi'dan nefret eden hatta siddete bile bavurmaktan cekinmeyen yiginla antifederalist orgut var. (bkz: timothy mcveigh)
    iste wills'in inceledigi konu da bu arkaplanin neden oldugu bilincaltinin ozellikle gunumuzdeki yansimalaridir. bu tur amerikalilar icin amerika katlanilacak bir gerekli seytandir. devletin paraya cok ihtiyac duydugunu soylemesine ragmen vergilerin artirilmasina karsi cikan sagcilar(solcularin karsi cikmasi dogal) ya da silah tasima hakkinin kutsalligina inanan bunu celiski gibi gorunen bir sekilde devlete karsi ozgurluklerinin bir guvencesi sayan muhafazakar amerikalilarin oldugunu ogrenince abd'nin hic de gorundugu kadar basit bir ulke olmadigini, son derece karisik bir gelenek ve toplumsal yapiya sahip oldugunun farkina variriz.
  • bir bireyin, olumsuz sonuçlara yolaçabilecek veya doğasında olumsuzluk olduğuna inandığı bir hareketi, yapması sonucu oluşacak suçluluk duygusunu ortadan kaldırma amacıyla kullandığı söylem.
  • bir dresden dolls şarkısı:

    let's get lost
    fingers burst
    it is an ordinary evening, yeah-ah
    i am broadcasting are you receiving, yeah-ah

    sick sick sound
    all fall down

    it is a necessary evil, yeah-ah
    just like highway gas stations and people, yeah-ah

    i remember the golden days when all this was a mystery and
    you could write a letter then or god forbid come visit me.

    and if you find yourself without me?
    can you find yourself without me? (3x)

    hey i'm fine
    you say nothing but your tonuge is getting blacker all the time
    it is a measurable feeling, yeah-ah
    seven on a scale from dead to breathing, yeah-ah

    i've connected speakers to my suitors at the discotheques
    and they don't know the difference
    are they men or are they memorex?
    and if you find yourself without me
    if you find yourself without me
    c'mon find yourself without me
    c'mon c'mon c'mon
    and take your listerine (listerine)

    i remember the golden days when all this was a mystery and
    you could write a letter then or god forbid come visit me. (2x)

    and if you find yourself without me
    if you find yourself without me
    c'mon find yourself without me
    c'mon c'mon c'mon
    and take your listerine (listerine, listerine)
  • harika bir napalm death parçası. nazi punks fuck off cover olduğu için ondan sonraki en sevdiğim nd parçasıdır da aynı zamanda.

    i dissolve to a dream of the past
    terminate, to remove
    falling fast
    at the end of a chain thoughts collect
    execute. a degree. i defect.
    what's it worth?
    sacrifice the earth? it bleeds.
    meet your needs. devilish deeds
    reconcile. understood. contemplate.
    desecrate. to denounce. detonate.
    tentative. to reject. overdue.
    final stage. to complete. follow through.
    far too late.
    absolute hate? this hell
    an empty shell.
    desolate cells.
    a necessary evil? bargaining pleas
    held at ransom? or souls diseased
    a necessary evil? the dominant role?
    there's no escape? you crossed the solitary line.
  • karşılaştırınız: the lesser of two evils
  • 6 agustos 1945 yilinda hirosima'ya atilan atom bombasini tasiyan enola gay isimli ucaga eslik eden b-29 tipi bombardiman ucagidir. aslina bakilirsa the great atriste ile beraber eslik eden iki ucaktan birisidir. asil gorevi patlamanin ardindan ortaya cikacak olan etkiyi kameraya almak ve gozlem yapmaktir. george w. marquardt'in komutani olduğu ucagin murettebati toplam on kişiden olusmustur.
  • dark knight risesda bane'in kullandığı "i'm necessery evil" cümlesinden sonra kafada çalmaya başlayan şarkı.
  • başka bir çaresi olmadığından yapılmak zorunda kalınmış kötücül hareket için söylenir.
    tabii ki "başka bir çaresi olmamak" kısmı moral açıdan tartışmaya açık bir konu, çoğu zaman alternatifler vardır da işimize gelmez..
    her neyse, necessary evil dendiğinde kişiyi bir umarsız omuz silkmesi ile sorumluluktan kurtarabilecek bir manası da vardır.