şükela:  tümü | bugün
  • para toplayan,
    adam toplayip kanun koyan,
    maas baglayan,
    misyoner yollayan,
    okul acip beyin yikayan,
    kapi kapi gezen,
    yayilmaya calisan,
    cogunlugun gucunu kullanip azinligi ezen,
    savasan,
    olduren,
    maksadini asan,
    dogmatik dusunceyi orgutlerle kollayan,

    ozelliklerin bir ya da birden cogunu barindiran dinler butunudur.

    organize din o kadar kudretlidir ve oyle bir momentum ile buyumektedir ki iki satir yazi yazdin diye arabana bomba koyup, otelini yakip, ellerini arkadan baglayip diri diri gommelerine dur diyecek baska bir organizasyon yoktur.

    o yuzden amator bazi insiyatifler agnostik, ateist, humanist, cevreci, hayvansever, dinsiz vb. insanlari tek cati altinda toplamaya calismakta ama serbest dusunceye dayali yapilari geregi bu orgutler organize olamadan organize dinin karsisinde cozulup yok olmakta, dikte edilen kilise, diyanet gelenekli hayatlara mecbur edilmektedirler.
  • kendi sorularinin cevaplarini kendi icinde tanrisiyla arasina kimseyi sokmadan arayan, ruhani taraflari kuvvetli ve guzel fitratli insanlarin duygularini kullanarak orgutlenen; ayinli, kostumlu, sakalli, kilicli, mitli, cehennemli dinlerdir.
  • tarihin en büyük kötülük kaynağıdır aslında, biraz düşününce.
  • dalga geçildiği kadar var
    papacan
  • "maneviyat birey ve evren arasında kendine has bir ilişkiyi barındırır, doğası gereği mahrem ve kişiye özel bir ilişkiyi. karşılaştırma yapmak gerekirse, organize din belirli bir mekan, bir tapınak ya da bir kilisede yer alan kurumsallaşmış grup aktivitesidir ve spiritüel gerçekliğe ilişkin bizzat deneyimleri olan ya da olmayan atanmış bir görevliler kadrosunu içerir. din organize hale gelir gelmez, çoğu kez spiritüel kaynakla olan bağlantısını tamamen yitirir ve insanın manevi ihtiyaçlarını tatmin etmeden sömüren, seküler bir kurum haline dönüşür.

    organize dinler, güç, kontrol, politika, para, mülk edinme ve diğer dünyevi kaygılara odaklanan hiyerarşik sistemler yaratma eğiliminde olurlar. bu koşullar altında bir kural olarak dini hiyerarşi, üyelerinin doğrudan manevi deneyimlerinden hoşlanmaz ve engelleyici, cesaret kırıcı bir tavır sergiler, çünkü bu deneyimler bağımsızlığı teşvik ederler ve etkili bir şekilde kontrol edilebilir değildirler. durum bu olduğunda, hakiki manevi yaşam yalnızca söz konusu dine ait mistik oluşumlarda, manastır tarikatlarında ve vecdi cemaatlerde devam eder. içkin ya da aşkın kutsal deneyimleri yaşamış olanlar, büyük dünya dinlerinin mistik kollarında ya da içinde bulundukları manastır tarikatlarında buldukları maneviyata açılırlar, zorunlu olarak ana akım kuruluşlarında bulduklarına değil. derin bir mistik deneyim, dinler arasındaki sınırları eritip ortadan kaldırma ve aralarındaki derin bağlantıları açığa çıkarma eğilimi taşırken, organize dinlerin dogmatizmi mezhepler arası farklılıkları ön plana çıkarma eğiliminde olduğundan zıtlaşma, kin ve düşmanlığa sebep olur."*