şükela:  tümü | bugün
  • almanlarin futbol efsanelerinden biri, koln'de oynadi uzun yillar, kisa boyluydu ve ayaginin biri kisaydi, super teknikti, kucukken onluk arkasina tebesirle futbolcu ismi yazma gunlerinde littbarski de yazardim ben* . bayer leverkusen'de antrenorluk yapmisligi vardir...
  • bugun mobilet ense diye bir sac modeli hala mevcutsa bunu littbarski'ye borcluyuz, tur genci ilk onda gorup sevmistir bu sac tipini. hafif rasitik yuruyusu de bugunku bitirim yuruyus sekillerine esin kaynagi olmustur.
  • ka$ yapisi geregi her daim aglarmi$ gibi gorunen futbolcu idi. gol atip sevinirken bile yuz ifadesi aglardi.
  • adini soylemek buyuleci bir etki birakirdi 80'lerin sonunda cocuk olanlara. zaten german soccer manager'da da 6'lik olan 3 oyuncudan biriydi koca ligde.
  • ismini telaffuz etmek, insanı uzak mesafeden zımba bir şut çekmişe döndüren fidbolcü.
  • alman milli takımında oynadığı dönemde 7 numaralı formayı giyen futbolcu.
  • 1 fc koeln dendiğinde birçoklarının aklına gelen ilk isimlerden biri olan unutulmaz futbolcu, nam-ı diğer litti. almanların pierparesi, bu satırların yazarının canparesi, futbol yaşamının neredeyse tamamını köln'de geçirmiştir; veteranlığı döneminde bir süre japonya'da top koştursa da biz onu 14 sene kadar ıslattığı forma ile yad ederiz, birkaç seneliğine gidip üç çocuğunun ve kendisinin isitikbalini kotardığı suşi macerası ile değil. en büyük idolü allan simonsen imiş, okuduğum kadarıyla. 20 yaşında kadronun değişmez ismi olmuştu pierre. başta üstad-ı muhterem rinus michels, kalede biricik tonimiz, orta sahada alman futbolunun bir devrine damgasını vurmuş rainer bonhof ve damgasını vurmaya hazırlanan bir sarı çiyan bernd schuster, ileride kazma dieter müller ile hatırlanır hemen. sonrasında ise kimler geldi kimler geçti yanından. klaus fischer, klaus allofs, uwe rahn, flemming povlsen, morten olsen, falco götz, thomas hassler, jürgen kohler... bir ara herr daum'un kaptanlığını yaptığını da vurgulayalım. köln'de bir efsaneydi pierre. uğursuz muydu bilemem ama kulübü ile sadece bir kere dfb pokale uzanabilmişti. tabii söylemeye gerek yok, finalde golün adı pierre idi...
    bazı büyük oyuncular vardır, kulüplerinde bir kere şampiyonluk kazanmasalar bile, taraftarın sevgilisi olmuşlardır. aradan yıllar geçer hâlâ bu isimler hatırlanır durur. pierre bunlardan şüphesiz biridir. millî takım kariyerinde ise toplam 73 maçta 18 gol kaydetmiştir. belki de litti'nin uğursuzluğu deutschland über alles nidalarının ancak 1990 yılında yükselmesine sebep olmuştur. malum gerek 1982 ispanya dünya kupası, gerek meksika 86 sonrasında hep hüznü tatmıştı almanlar. pierre ve diğer panzerlerin talihi ise ancak italya 90'da dönecekti...
    ufacık boyu, iki tarafa da atabildiği çalımları ve hemen bu çalımların akabinde uzak köşeye vurduğu kavisli şutlarla hatırlarım onu. pek sıkılgan bir hâli vardı canparemin. bir takımı hep sırtladıysa da, şampiyonlukları fazla tatması nasip olmamıştı. antrenörlük kariyeri ise duisburg'da pek bir tatsız geçmişti. röportajlarında yer yer yabancı kelimeleri bulamayıp, araya bir iki küfür yerleştirerek canlığa terfi etmiştir, sormadan söyleyeyim. onun her iki taraftan da yaptığı işi, sonralarda en güzel yapan marc overmars olmuştur onu da eklemeden bitirmeyeyim, her ne kadar marc'ın soldan littbarski standartlarını tutturabildiği itiraz şerhi ile...
  • adidas adına ayakkabı çıkarmıştır bu abimizin.
  • japonya'da futbol bu kadar sevildiyse, arkasındaki en önemli yüzlerden biridir. her iki kanattan gelip içe kat ettikten sonra, her iki ayağı ile de vurduğu kesmelerin piri, gözümüzün bebeğiydi...
  • kaşları sürekli çatıktı ve üzgün ya da isyankar adam modunda olurdu. sürekli kaşları çatık ve mahcup bir görüntü... bir de bilekleri o kadar kıvraktı ki, yaptığı bilek hareketinden sonra tüm vücudu şiir gibi yaylanırdı o harekete kafiyeli olarak. meksika dalgası gibi....