arvo

  • 11323
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

missa salisburgensis

heinrich biber'in bir eseri. bir başyapıt birçoklarına göre. öncelikle böyle başlamalı hikâyesine. biber efendinin, yapabileceklerinin bir teminatı olarak bizlere 1682'de armağan olmuş; iyi ki olmuş...
biraz irdelemek boynumun borcu zira ruhum işiterek görüyor belki de etrafını. 1682 yılında salzburg, hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olarak 1100. yılını kutlamış. salzburg o zamanlar öyle bir yer ki, bütün civarı, komşuları habsburg boyunduruğundayken, papalığın kanatları altında. cuius regio, eius religio diye inim inim inletilen bir yer.
1100. yılın şerefine tabii önemli törenler düzenlenmiş şehirde. herkes sıraya girmiş adeta. besteciler notalara sarılmış, ressamlar tuvallere. hele bir de gravürcüler var ki. neyse efendim, işte bu koşullar altında adeta bir canavar yaratılmış notalarla. işte hikâyemiz burada başlıyor...
evet efendim salzburg katedrali'nde bulunan orijinal kopyasının üzerinde bir isim yok. belli ki işinin ehli birisi tarafından kaleme alınmış. bu müstensihin el yazısının ne kadar önemli olacağı yüzyıllar sonra ortaya çıkacaktı...
laurentius feininger, 1970 yılında brüksel'deki kraliyet kütüphanesinde bir missanın notalarına ulaştı. bulduğu yere hürmetten, missa bruxellensis dedi esere. o zamanlar orazio benevoli'nin katalogu ile uğraşıyordu. hemen ekledi brüksel lahanasını. bir sene evvel tıpkı basımı gerçekleştirilen missa salisburgensis ile ki benevoli'ye ait olduğunu düşünülmekte idi, brüksel'li kardeşini yan yana koydu. iki eser, kesinlikle aynı kalemden çıkmıştı...
ernst hintermaier ise doktora çalışmasını salzburg üzerine yapmış bir müzikologdu. feininger'in çalışmalarını takip ettikten sonra olaya müdahil olmuştu. evet, gerek salzburg, gerekse de brüksel missası aynı kalemden çıkmıştı. salzburg katedrali'nde onyedinci yüzyılda çalışmış, adı bilinmeyen lakin numarasından emin olunan üç numaralı kopyacı idi her iki eseri de kopyalayan. bu üç numaralı olan kopyacı özellikle de heinrich biber'in eserlerini kopyalamıştı. burada afalladı hintermaier zira feininger çuvallamıştı. eserin 1628'de bestelendiği düşünülmekte idi. fakat bu kopyacı 1628 yılında dünyada bile değildi. tarih tutmuyordu. hemen başka kanıtların peşine gitti hintermaier. bir zehir hafiye kesilmişti bu uğurda. kâğıdın filigranında salzburg yakınlarında yaşamış bir kâğıt imalatçısı olan franz wörz'ün isminin baş harflerine rastladı. bu f ile w, yine onun için önemli bir ipucuydu zira franz wörz, 1660larda kâğıt üretmeye başlamıştı; eser 1628'de bestelenmiş olamazdı.
dedik ya bunlar iki tane ve belli ki aynı kalemden çıkmış, missa bruxellensis'in notaya döküldüğü kâğıtların filigranından wörz'ün oğlu joseph wörz'in adının baş harfleri çıkmıştı. lakin oğul wörz'ün babasının yerine geçmesi, eserlerin izafe edildiği besteci benevoli'nin vefatından yirmibeş sene sonraydı. hâli ile bu iki eserin bestecisi benevoli olamazdı.
hintermaier, o devirde salzburg'da bulunan besteciler arasında yaptığı bir analizle ismini koydu; evet bu iki missa da biber'indi. fakat biber niye imzalamamıştı? battalia'sında pürneşe notaların arasına uzun uzun cümleler serpiştiren besteci, niye adını koyamamıştı bu eserlerine. bu sorunun cevabı tamamen farazi. zira salzburg'un 1100. yıldönümünde biber, sarayın besteciler takımında olmakla birlikte, kesinlikle on numaralı formayı giymemekte. o sıradan bir görev adamı iken, katedralde icra edilecek bir missanın altına imzasını atabilir miydi? malum hıyararşi gereği hayat dün de zordu, bugün de zor.
o zamanlar piri olan andreas hofer'in eseri sahiplenmek istemiş miydi? bunu da bilemiyoruz, tam olarak. lakin halef ile selefin ilişkisi vardır hofer ve biber arasında, eklemeden geçmeyelim. ama tarzı incelediğimizde, gerçek en azından bugün bütün çıplaklığı ile gözlerimizin önünde. eser biber'in.
peki eser ne derseniz, biber tam 53 ses için bestelemiş eserini. bir de yazı ile yazalım, elliüç! melchior küsel'in bir gravüründen hareketle eserin icrası için kafa da patlattığını anlıyoruz. mono dünyanın stereosu, yahut surround sistemin peşindeki isim, katedralde bulunan balkonları da kullanmış missalarında. dört balkon, bir de sahne, etti mi beş.
1682 imiş belki de salzburg'un annus mirabilisi. yalnız birşey biliyorsam, aynı tarih ve aynı olay bir opus magnumun tarihi. başkasına yamanmaya çalışan bir başyapıtın hikâyesi, ortaya çıkışından tam üç yüzyıl sonra açıklığa kavuşmuş. insanlık düşünülünce üç yüzyıl ne ki...
(bkz: was du erforschet hast du miterlebt)

devamını okuyayım »
16.03.2005 17:23