şükela:  tümü | bugün
  • önce iki grubu da kulağınızla dinlemenizi gerektirecek karşılaştırma.
  • (bkz: bir pink floyd fanıyla aldatılmak)
    (bkz: fan)
    (bkz: bir pink floyd aspiratörüyle aldatılmak)

    ayrıca ikisini toplasan bir ajdar etmez.
  • pink floyd kendi sound'unu 1970 civarı oturtabilmiş, 1971-1983 boyunca çizgisinden ödün vermeden bildiğini okumuş değişen dönem sound'larından etkilenmemiş ve özellikle waters'lı dönemiyle türünün tek örneğiyken, camel her döneme ayak uydurmuş, jazz fusion popüler olunca jazz fusion'a, new wave popüler olunca da new wave'e göz kırpmıştır. 1981'de progressive köklerinden tamamiyle uzaklaşıp 1980'ler ve 1990'ları daha singer/songrwriter türü albümlerle geçirmiştir. animals sonrası 1979-1983 için de waters'ın ağırlığında singer/songwriter misali bir floyd döneminden bahsedilebilir belki ama ama floyd hiç bir zaman günün trendlerine ayak uydurmamıştır. camel da uydurmuştur diye kötü işlere imza atmamıştır, ama hayranları dar görüşlü prog dinleyicileri olunca 1977-1979 albümleri de çoğunlukla bunlar tarafından göz ardı edilmiştir ki bu büyük bir hatadır. bir remote romance camel kimliğiyle uyuşmayabilir ama bir prog grubunun günün trendlerinde ayakta kalmaya çabalaması veya sadece şakasına bile böyle bir parça yapması çok anlamlı ve güzel bir özgüveni gösterir ki bu da camel'ın nude şahaeserindeki 1981'in konsept albümleri piyasada artık başarı kazanaması durumunu karşı bile nude'u çıkarma cesaretini göstermelerine sebep olmuştur belki de.

    ikisi de gerçekten harika ve birbiriyle aynı müzik türü içerisinde ele alınmasının dışında pek bir ortak yönü olmayan karşılaştırma aslında. ikisi de iyi ki varolmuş ve 70'lerin en harika albümlerine imza atmışlardır neyse ki. camel daha az bilinir ve sevilir belki evet ama tanınmışlık hele ki prog'sa söz konusu olan daha kaliteli veya daha iyi olduğunu gösteren bir ölçüt asla olmamıştır, olamaz da.
  • camel'ın rahat sikeceği karşılaşma.
  • (bkz: dark side of the moon)
    (bkz: animals)
    (bkz: wish you were here)
    (bkz: atom heart mother)
    (bkz: the wall)

    bu şaheserlerle

    (bkz: mirage)
    (bkz: the snow goose)
    (bkz: rain dances)
    (bkz: breathless)
    (bkz: rajaz)

    bu şaheserleri karşılaştırmaya çalışmaktır. bünyede hazımsızlık yapar. mavi ekran yedirtir. bellek read olunamaz. yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim!
  • camel'ı çok sevdiğimi tanıyanlar bilir(böyle bir karşılaştırmada tarafım elbette belli). bence camel, pink floyd'tan çok farklı bir iş yaptı. ki benim sevmemi sağlayan özellikleri de tam bu. neydi bu özellikleri; camel kelimenin tam anlamı ile gayet günün trendlerine uyarak, progressive rock'a uzak kitlenin de dinleyebileceği, karmaşık olmayan bir müzik yaptılar. camel için pop bile denilebilir ve latimer müridi biri olarak buna hiç kızmam. hani çocuk resimleri güzeldir ya, hani basit olana ulaşmak zordur ya, işte camel'ın yaptığı müzik tam da böyle bir şey. basit, hüzünlü, benden.

    bir de naçizane, camel için şunu söyleyebilirim, camel, türe yeni başlayan birini, king crimsonlu, peter hammilli, le ormeli bir yola sokar. pink floyd ise tam tersi istikamete...
  • hakkinda su cok net siker bu cok net koyar vs. gibi yorum yapabilen insanlari gorunce cok net olarak mal turunsolu oldugunu düşünmeye basladigim luzumsuz karsilastirma.
  • her iki grubun da kafalarını açan maddeler aynıdır.
  • pink floyd'un sırf popüler olmasının getirdiği "iticilik" duygusu nedeniyle camel ve onun kalibresinde nispeten az tanınmış gurupları araştırıp onlara gönül vermeyi seçen -farklı olma egosuna sahip- kişiler, müzik serüvenlerini daha zengin, heyecanlı ve şaşırtıcı dehlizler içerisinde geçirtecek talihli bir karar vermiş olurlar.

    ha birebir karşılaştıracak olursak da camel (latimer baba) siker atar orası ayrı.