şükela:  tümü | bugün
  • kendisi için seçtiği nicki söylemekte güçlük çeken, "ğeğeğe" nickli yazar. nickin yazılımındaki yalınlık ve kolaylığa rağmen, yazarın kendisinin kendi nickini söylerken çektiği zorluklar mükemmel bir ironi yaratıyor. hoş geldin aramıza.
  • (bkz: ben kefalim)
  • şimdi biz bunu son zirvede konuşurken bırakmıştık. bu zirvede de konuşurken bulduk. bıraktığımızda da hala konuşuyordu. neşe hormonlarında bir sorundan şüpheleniyoruz.
  • nickini asla hakkini vererek söyleyemeyeceğim yazar.
  • kesinlikle hayatına dindar insanlar girdiğini tahmin ettiğim [bunu nereden tahmin ettiğimi bilemiyorum, açıklayabileceğimi de sanmıyorum], ama kendisi dindar mı mundar mı bilmediğim [eheh], kibar, efendi, arkadaş canlısı, neşeli, yaşamdan keyif alan, keyif veren, espriye tapan, taptıran, konuşmayı* seven, dinlemeyi sevdiren, sevgili eşiyle tencere kapak olan, her davranışıyla bana her şeyine kefil olabileceğimi hissettiren bal kardeşimdir.
  • frodo. ben inceledim bugün bu adamı. yüzü olsun tipi olsun buna gayet uygun (bir de bir köşede öyle sessiz sessiz oturuyor diyorlar benim için, ne sırlar çözüyorum, ne açmazlar açıyorum haberleri yok). "nerden çıkarıyosun manyak mısın paranoyak mısın" demeyin hemen. bakın daha ne gerçekler çıkacak ortaya.

    şimdi bunun eşi hanımefendi var bir tane, terelelli temcik. kendisi de shire'lı bir hobbit. bunu da gözlemlerimizden çıkarabiliriz rahat rahat. şöyle açıklayayım:

    bugün risk oynarken terelelli temcik hanımefendi görevleriyle zerre alakası olmadığı halde bir değil, birden fazla elde (her elde üstelik) afrika'yı ele geçirmeye çalıştı. afrika'nın doğusuna düşen tek çıkışında ne var? orta doğu var. yani orta dünya.

    üstelik dikkat çekmek istiyorum ki girilen yer başka bir yer değil, orta dünyanın batısından girilecek mutlaka. ne var orta dünyanın batısında bu kızı bu kadar çeken? shire tabii ki.

    sürekli orayı almaya çalışıyor. yani ne diyor? orta dünya benim diyor. peki neye güvenerek? öyle kolay mı orta dünyayı almak, oranın hakimi olmak? insanın, -şey pardon- hobbitin elinde muazzam bir güç olması lazım. buradan nereye ulaşıyoruz?

    yine köşemde sessiz sessiz uzun bir süredir içmeye ara verdiğim nargilemin marpucu elimde ciğerlerimde yayılan dumanı hissedip zevkimi almakla meşgulüm. o sırada bir şey dikkatimi çekiyor. bir khuzdul olsun, bir quasm olsun, bir ben olayım, hatta nargileyi eline alış sayısı belki de bir elin parmaklarından biraz daha az olan bir billy shears olsun, nargilelerinin marpuçlarını mümkün mertebe ağzımıza yakın yerinden tutan insanlarken çok saygıdeğer terelelli temcik hanımefendi marpucun "masanın altında kalacak" kısmını tercih ediyor. ve -nargile içsin içmesin- o el hep masanın altında. bir şey saklıyor gibi. ne olabilir acaba?

    arada telefon çaldıkça görebildiğimiz bu eldeki yüzüğe dikkat ediyorum. dışarıdan ne kadar da evlilik öncesinde belli ki özenle seçilmiş bir kuyumcudan özenle seçilip alınmış bir yüzüğe benziyor.

    oysa aylar yıllar değil, yüzyıllar öncesine ait bir yüzük bu. hem de sıradan bir yüzük değil, tek yüzük'ün ta kendisi. yoksa 8-10 yıllık bir gençlikte yaşanmış 80-100 yıllık bir anı birikimini başka nasıl açıklayabiliriz? elbette bu yüzüğün yaşlanmayı geciktiren kutsal büyüsüyle.

    sıradan bir tabu oyunu esnasında gülüp eğlenirken ahir zamanlara ait her türlü kişiyi, her türlü objeyi biliyor terelelli temcik hanımefendi. ancak garsona sipariş verirken görüyorum ki churchill'in ne olduğundan tamamen bihaber! yani bu kız bu zamana ait değil.

    ne demişti rrr? "evlenmeden önce yedi yıl çıktık". bu yedi yılın tam da frodonun tek yüzüğe sahip olduğu yedi yüz yıla denk gelmesi de hiç çekmeyecek miydi dikkatimizi?

    rrr'nin bir hinlik, bir cinlik yapıp gollumla beraber mordor ateşine gönderdiği yüzüğün aslında tek yüzük olmadığını anlıyoruz. belki de evliliği için aldığı biricik yüzüğüydü o? ancak en değerli hazinesi olan tek yüzüğü, en değerli varlığı olan terelelli temcik hanımefendiye sunmak için feda etmek zorunda kaldı onu.

    ha diyeceksiniz sauron'a ne oldu? o da gitti amerika'ya başkan oldu (mesajımı da ileteyim arada).

    köşede sessiz sessiz oturuyormuşum, bak bak bak. içinizi biliyorum.
  • anlatacak çok şeyi olan.
  • ben onu yıllarca hayal arkadaşım sandım. platonik ve sizofren bir aşk sandım. zira bu kadar kusursuz ve hayallerdeki gibi olamazdı. çevremdeki herkes alkollü tütünlü akşamlarda aşk acıları çekiyordu. bense kendimi koyvermiştim ellerine, kocaman gülücükler saçıyordum.

    tc kanunlarına göre reşit değildik henüz ilk tanıştığımızda, hukuk, kendi kararımızı kendimizin veremeyeceğini söylüyordu. oysa tüm duyu organlarım bırakma onu diye haykırıyordu.

    bana- bizim gibi olma- dedi ailem. -dünyada dürüstlük diye birşey kalmadı-. oysa dünyadaki en güzel dürüstlük okul bahçesinde elimi tutmuştu daha o sabah. yanaklarımdaki kırmızılık bundandı.

    matematik bana öğrettiği ilk şeydi ve bize özeldi. bizim yarıçapımız a ile gösteriliyordu formüllerde.
    sırtımızı dayadığımız ağacın kurumuş kabuklarına anlamlar ithaf ediyorduk.

    izmiri hiç bilmiyormuşum ben. öğrettiği ikinci şey bu şehrin tanrıçalığıydı. ben izmire onunla birlikte aşık oldum sanıyordum oysa ben onun olduğu her coğrafyaya aşık olurmuşum.

    istanbula otobüsle 9 satte varılır. bu yol onun omuzunda dünyanın en güzel uykularını barındırır. istediği kadar tırnaklarını geçirmeye çalışsın bana istanbul, istediği kadar en güzel yüzlerini saklamak istesin, 28 harfle beni istanbulun kalbine taşır.
    çengelköyde pazarlıkla yenen balıkta, rakıma buz atarken kahramanım, indirir omuzlarını istanbul, onun emeğine saygı durur.

    mesleği mühendisliktir. benim yerime siyasal tarih çalışıp bana özet aktarır. benim gibi babası resim ödevlerine asla yardım etmemiş bir kızçocuğu için eli kalem tutan bir kahramandır.
    eğer şu okul bitti gittiyse, geceleri bana sigara bulmak için uykusundan kalkıp cerrahpaşa sokakları arşınlaması, benim yerime kalın kitaplar okuması ve sol eliyle notlar tutması, her ağladığımda hiç azalmayan şevkatiyle gözlerimi silmesi sayesindedir.

    askerliğinde döktüğüm gözyaşı damacanalar doldururdu. o dönem her şarkıya küsmelerim, geceleri sesini duymalarım, haber bültenlerinde erzurumun eksilerde gezen hava durumunu duyup izmirde buz kesmelerimle öğrendim anne şevkati denen şeyi.
    kabuslarda nasıl haykırılır, tecrübelendim.

    45 kilo bir kadın nasıl kemiklerini kırarcasına sarılır sevdiğine, erzurum uçağı indiğinde yaşadım.

    ben onu hayal sanıyordum, kendimi şizofren bir deli. ne zaman ki babam kırmızı bir kudele bağladı gelinliğime, anladım;
    ben yedi sene gerçek gülleri kurutmuştum anısı için, evde atılan hiçbir kahkaha kendi kendime değildi, gerçekten maça götürmüştü beni, sabah ezanlarına kadar başımda beklemişti hastalığımda, trene binmiştik gerçekten; uyandığımız yerde inmek üzere, tatiller gerçekti, bodrum sokakları sarhoşluğum gerçek aşktandı, gerçekten sevmişti beni, ne kadar yenilirsem yenileyim hayatta, en büyük zafer hep benimleydi.

    benim tanıdığım en kocaman yürektir o, dünya tersine dönse gülüşünü esirgemeyen, bildiğim en güvenilir en kocaman sığınaktır, en kocaman kitaptır oku oku bitmeyecek olan, en kocaman ansiklopedidir hafızası, en kocaman penceremdir herkesi güzel görmemi sağlayan,
    en çok, kocamdır.

    hayatta ne romanını yazabilirim, ne şiirini, ne günlüğüme sığdırabilirim ne de özetleyebilirim.
    çünkü bizzat hayatımdır. aldığım her nefestir.
    ki bu sebeple hakkında söyleyeceğim herşey, tasviri için yetersizdir.
  • gezz izmire gelmis hosgelmis zirvesinde tanışma şerefine erdiğim, gittiğimiz her mekanda eşine de kendisine de mümkün olduğunca yakın oturmaya çalışıp, muhabbetlerine kulak misafiri olmam sonucunda katıla katıla güldürmüş kişilerdir bu ikisi.
    insan ilk tanıştığında nick alırken dikkat edilecek hususlariokumadın mı sen arkadaşım diyecek oluyor, ama sonradan bir nick bir insana bu kadar mi yakisir diyemeden geçemiyor.
    size tavsiyem, bu çift ile tabu ortamına girerseniz aynı takımdan olmanız, veya en iyisi seyirci kalıp seyretmeniz.
  • (#6364451 ) entrysinin gördükten sonra elimde olmadan tüm entry'lerini r yerine v koyarak okuduğumu farkettiğim yazar. sadece 200 küsür entry'siyle gençlerin sevgilisi olarak severek takip ettiğimiz esiyle ne kaddar uyumlu bir çift olduklarını göstermiştir bize. okumaya, sukela vermeye doyulmayanlardan....