şükela:  tümü | bugün
  • dunyanin en zor meziyetlerinden biridir. lakin seker hastasi baba s.ö.* zamanlarinda despot biri ise s.s. * zamanlarinda iki kat despot olur ve olur olmaz konularda kurallar koymaya baslar. kisinin ayni zamanda baska hastaliklari da varsa tepki verme - ölüme sebep olma ikilisinin basiniza gelme sansi arttigindan butun tepkileriniz icinizde patlar*. hayatinizi cekilmez bir hale gelir evden ayrilmak için sebep ararken insani ayrilmaya teşvik eden bir durumdur*.
  • buzdolabını tıka basa dolsursanız da ertesi gün bomboş olcağını bilirsiniz. eğer ertesi güne misafiriniz gelecekse yaptığınız yemekleri balkonda ya karşı komşuda saklamanız gerekir.
  • tatlandırıcılar ile çeşit çeşit tatlı yapma becerisi kazandırır.
  • bende bunun hem baba hem de kayınpeder versiyonu var. babam olması gereken gibi yer içer ama kayın peder maalesef öyle değil. kendisi şu an takriben 120kg kütleye sahip. yemeye ve içmeye de meraklı ve kendini durduramayan bir kişilik olmasından mutevellit, insülin kullanmasına rağmen kan şekerini kesinlikle 190 altında görmedim desem yeridir. bu dediğim de en düşük seviyeler. bir gün kötü bir haber gelecek diye korkuyla bekliyoruz allah korusun.
  • zordur çok zordur.
  • bir felçli babayla yaşamak değildir.

    sekiz sene boyunca yatakta yatan ve annem tarafından bebek formatında bakılan babama hayatının son üç senesi boyunca günde iki iğne yapmam gerekti. iğne fobisi olan, iğneyi limona bile batırırken eli gevşeyen ben, fraxiparine (heparin) gibi hassas bir iğneyi babama saplarken her gün "lütfen benim yüzümden bir şey olmasın" diye dualar ettim. üstelik bunun için belirli saatlerde evde olmam ve tabii sekiz yıl boyunca bakım sorumluluğunu paylaşmak için ailemle yaşamam gerekti. öyle ki, sekiz yıl boyunca tatile bile gitmedim. hayatımın sekiz yılı belirli bir disiplinle, özgürlükten yoksun geçti.

    ve fakat o baba gençliğinde patlayan bir öfkeye sahip olan, mantığından çok duygularını izleyen ve dördüncü çocuğuna vardığında artık babalıktan istifa etmiş biriyse, o evlat ailesinden biraz olsun takdiri hak etmeliydi aslında derim.
  • insanı mahveder. eve abur cubur alır. poşette küçük kardeş için göstermelik çikolata ve gofretlerin olduğunu görürsünüz ama aslında altta yatan pestilleri, cevizli sucukları kapamak için bir kamuflajdır o. allahın her günü spor yapar ama önüne ne gelirse yer, iradesine hakim olamaz. siz ne kadar üzüntünüzü ve korkunuzu yansıtmamaya çalışarak uyarsanız da her defasında artık dikkatli olucam sözü verir. doktor kızacak diye rutin kontrollerine gitmemeye başlar. siz de gün be gün erimesini izlersiniz. içten içe siz de erirsiniz.
  • als hastası babayla yaşayın da şeker hastalığına dua edin. keşke şeker hastası babam olsa.
  • anadolu'nun ücra yerlerinde hayatta kalmak için yıllarca kendine kurallar koymuş babayla kolaydır. azmine de hayran olur kalırsınız: hala sizi mutlu etmek için helvalar püskevitler almaya çalışır, poşetlerin altında görürsünüz, ama yanında tatlı yiyesiniz bile gelmez bir süre sonra, onunla beraber az yemeye, tuzu azaltmaya, çayı şekersiz içmeye, yanında sayıyla kuruyemiş yemeye alışırsınız.
  • ılk maasinizla baklava ismarlamayi hedefliyorduysaniz bu haber uzucudur. pilavi cok sevdigini biliyorsaniz uzucudur. o hep duydugunuz seker hastaligi yasli halanizda vardi. vefat etmistir halaniz. yine koydeki bilmem kimlerin bilmem kim de gece yogurtlu makarnayi yedigi icin vefat etmistir. ama bu sanki yasli hastaligi gibi geliyordur size. simdi bu hastalik babanizda da varsa uzucudur. yani babaniz hastalanmayacak zannediyorduysaniz cocukca bir inancla... ne bileyim saci dokulmeyecek saniyorduysaniz... beyazlamayacak sakallari... hepsi bir anda basladiysa.. uzucudur.

    dikkatsiz bir anneye sahipseniz üzücüdür. babanın öğünleri unutuluyorsa üzücüdür. ben babam için her şeyi yemeye razıyım, onunla o diyeti yaparım. canı çekmesin diye pilav yemem, kızarmış tavuk yemem. ama o sofrada oluyor ya bunlar, uyulmuyor. istiyor canı işte. üzülüyor insan.