1. bir şarkıyı dinlerken insana geçebilen bütün hüzünleri nağmesinde, sözlerinde ve nefis yorumunda bulduğunuz güzel eser.
    bestesi yılların ötesinden şükrü tunar'a, sözleri ve yorumu günümüzden sıla'ya ait. sadece bu şarkı için bile arşive katılacak bir albümden*

    içimde bir sıkıntı var
    akşam çöktü ondan mı
    seni görmeseydim
    yoklar mıydı bilmem bu hasret ağrısı
    davetsiz bu hayatın mutlaktır oyunları
    kaybettik mi yoksa kazandık mı
    ben sustum cevabını
    seni görmeseydim
    yoklar mıydı bilmem bu hasret ağrısı
    zamanı vakti var derken o gün geldi çattı
    açtım gül kokan gül kurusu bakan o eski sandığı
    davetsiz bu hayatın mutlaktır oyunları
    kaybettik mi yoksa kazandık mı
    ben sustum cevabını
    evimde hem de baş köşede
    yerin var sakladığım
    sen gittikten sonra
    senden ala aşk var mı sormadım

    eserde serkan çağrı'nın klarnet sololarına da şapka çıkarttığımı belirtip, şarkıyı dinlemeye devam edeyim. bulun buluşturun siz de dinleyin efendim...
  2. "sen gittikten sonra
    senden ala aşk var mı sormadım ..." cümlesi ile eriten , bitap düşüren , gözleri yaşartan , efkarlardan efkar beğendiren arşivlik eser...
  3. "rakı iç,rakı iç,rakı iç" diye bağıran bir şarkı.
    serin bir havada,balkonda meze ve rakının yanına ideal bir üçüncü takım arkadaşı.
  4. dinlerken rakıdan başka bir şey içilmezmiş gibi geliyor.
    rakı bu şarkıya, bu şarkı rakıya yakışıyor.
    rakı içer gibi dinlemek lazım sanki, sakin, dağıtmadan ve bol hüzünle..

    "kaybettik mi yoksa kazandık mı,
    ben sustum cevabını."
  5. an itibariyle arka arkaya 8. kez dinlediğim şarkı.. yurt dışında yurt köşelerinde iyi arkadaşlık ediyor hüzünlü bir cuma akşamı.. cinide çıkardı lambadan.. gonul rakıyla içmek ister tabii, ama nevale yok nafile..
  6. hayatı güzel kılan tesadüflerdir zaman zaman. o tesadüfleri yaşamak ise her insana nasip olmaz. ya o kağıdı görmeseydi?

    rahmetli şükrü tunar'ın hayatı belgesel olarak çekiliyor... yeni nesil klarnet üstadlarından serkan çağrı, ustasına bağlılığı ve sevgisi nedeniyle bu görevi üstleniyor. görüntüler edremit şükrü tunar kültür merkezi'nde, büyük ustayı anma gecesinde gösterilecek.

    serkan çağrı, büyük üstad tunar'ın eşi güzide tunar ile sohbet eder. çekim yapar. anıları dinler. tarihe düşülen not niteliğindedir bu sohbet. yıllardır sandıkta, tozlu bir şekilde saklı duran, üstünde nice hatırlar, acılar, hüzünler, sevinçler barındıran klarnete gelir söz. şükrü tunar'ın zeki müren'e eşlik ettiği klarnet...

    sahnede öldüğü, oturduğu sandalyeden yere düşerken, elinden kayıp giden klarnet... şükrü tunar'ın yol arkadaşı olan klarnet, saklı duran sandıktan çıkarılır. şükrü beyin büyük kızı güneş hanım klarneti serkan çağrı'ya getirir. 49 yıldır sandıkta saklı duran klarnetin perdeleri oksitlenmiş, üzeri toz kaplamış...

    çağrı'nın gözleri dolar... yıllar önce nefesiyle nice esere can veren şükrü tunar'ın üflediği klarnet bu.

    http://www.youtube.com/watch?v=t7ql9vlmıdu

    klarnet uzun uzun incelenir, sohbetin sonuna geldiklerinde şükrü tunar'ın kızı güneş hanım sandıktan çıkardığı bir nota kağıdı ile serkan çağrı'nın yanına gelir... sararan kağıdın üst kısmında "seni görmeseydim" yazılı. bestelenmiş bir eser. büyük usta yıllar önce bestelemiş bunu. ancak söz yazmaya ömrü yetmemiş herhalde. ya da unutmuş... usta sadece eserine isim koymuş... seni görmeseydim...

    o nota kağıdı sandıktan çıkmasaydı, o kağıdı görmeselerdi, hayatı güzel kılan bu tesadüf yaşanmayacak, büyük ustanın 49 yıl önce kalan duyguları, eseri ortaya çıkmayacaktı... hayat tesadüflerle dolu...
  7. sıla'nın yine yarayı verdiği şarkıdır.

    şarkının dinlendiği yer acıyı daha da arttırıyor. mesela bozcaada'dasındır. güneşi batırmak için adanın en batı noktasına; polente feneri'ne gitmişsindir. telefon doğru dürüst çekmez. mini buzdolabı buzla doldurulmuş, içine bir şişe viski yatırılmıştır. çocukluk arkadaşınız çıkarır telefonunu ve bu şarkıyı açar. sonrasını kelimelere dökmek çok zor.