şükela:  tümü | bugün
  • nizamülmülk'ün anayasa kavramının adının bile geçmediği bir dönemde sultanın otoritesinin ahiret inancıyla da olsa kısıtlanması gerektiğini savunmasıyla önem kazanan eseri.
  • nizam-ül mülk'ü çok çarpıcı konulara da değindiği kitaptır:

    "her zaman kendi iradeleri ile haraket eden padişah ve erkekler kalplerindeki sırları kadınlara açmadan yaşayarak doğru yolu bulmuşlardır. iskenderin yaptığı gibi hayatlarını onların arzu ve emirlerine boyun eğmeden devam ettirmişlerdir."

    "işlerinizde kadınlara meşveret ediniz. onlar bir iş hakkında 'böyle olmalı' dedikleri zaman, doğru olması için aksini yapınız"

    sanırım yazarın kadınlara garezi varmış..
  • ismail bin ahmed'in bir âdeti vardı. çetin, karlı kış günlerinde çok defa yalnız olarak at biner, meydana çıkardı. sabah namazına kadar at sırtında olurdu. "belki bir şikâyetçi dergâhımıza gelir, bir ihtiyacı vardır; ihtiyacını karşılayamayacak derecede zavallıdır. karda kışta gelmeye zorlanır. ama bizim burada olduğumuzu bilirse gelir, işini görür, selametle gider..." diye düşünürdü.

    büyüklerin, padişahların gösterdiği bu ihtiyat, öbür dünya içindi.
    sonuç olarak, dünya fanidir ve bütün insanlar burada geçicidir...

    allah doğrusunu bilir.

    [nizamülmülk, siyâsetnâme'den][farsçadan çev. mehmet kanar]
  • nizamulmulk'un tecrubelerini ve bilgilerini anlattigi eserdir. nizamulmulk alparslandan "sehit sultan alparslan", meliksahtan ise "alemlerin efendisi" diye bahseder. prens'e gore farkedilir bir ozelligi; buyuk olmayi degil, buyuk kalmayi anlatiyor olmasidir. fikirler, oneriler tarihsel ornekler ve hikayeler icermektedir.
  • yaklaşık 800yıl önce kaleme aldıgı,bi devlet adamının izlemesi gereken politikayı anlatan,her devlet adamının baş ucunda bulunması gereken eser
  • arapça’da at bakmak, memleket idare etmek, bir nesneyi dikkatle gözetmek anlamlarına gelen siyâset kelimesiyle farsça mektup anlamındaki “name” kelimelerinden oluşan siyâsetnâme, devlet adamlarına ülke yönetiminde adaleti nasıl sağlayabilecekleri yolunda öğütler veren eserler anlamına gelmektedir.

    siyâsetnâmeler adalet, cesaret, cömertlik gibi siyasetçinin akla ilk gelen özelliklerini anlatmaları yanında dinî kurallara göre yaşamanın gereğini vurgulayan yapılarıyla ahlak kitabı özellikleri de gösterdikleri için aynı zamanda nasihatname kitabı olarak da kabul edilirler. siyâsetnâmeler genelde hükümdarlar için kaleme alınmış eserler olmakla birlikte vezirler için yazılmış siyâsetnâmelere de rastlanmaktadır.

    siyâsetnâme yazma geleneğinin bilinen ve elimizde bulunan ilk örneği m.s. 300 yılında beydeba tarafından yazılan pançatantra olarak kabul edilmektedir. ibn mukaffa tarafından kelile ve dimne adıyla arapçaya tercüme edilen bu eser, zamanla diğer müslüman ülkelerin dillerine de çevrilmiş ve islam siyaset geleneğini derinden etkilemiştir. köklü bir siyâsetnâme geleneğine sahip olan sasanîler döneminde en dikkat çeken siyâsetnâmeler, i. hüsrev nûşirevân zamanında yazılmış olan tansar’ın mektubu ile osmanlı türkçesine de çevrilmiş olan büzürcmihr risalesi’dir. antik yunan’da ise özellikle eflatun’un devlet’i ile aristo’nun politika’sı ve nikomakhos’a etik’i siyaset felsefesine dair yazılmış önemli eserler olup sadece batıyı değil islam dünyasını da önemli oranda etkilemişlerdir.

    islam’dan önceki türk siyaset geleneğinin de yansımalarını bulduğumuz kutadgu bilig, türkçe kaleme alınmış önemli bir islâmî siyâsetnâme olması yanında kaleme alındığı coğrafyadaki siyaset nazariye ve gelenekleri hakkında da önemli bilgiler sunmakta ve eski iran ve hind kaynaklarındaki kavramları kullanmaktadır. aynı şekilde nizamü’l-mülk’ün siyâsetnâme’si de hem selçuklu devleti'nin hem de türk ve fars milletlerinin genel siyaset anlayışlarını yansıtması yönüyle önemli bir eserdir.

    kendisinden önceki imparatorlukların siyasî geleneklerine de varislik yapan osmanlı, siyaset konusunda mirasçısı olduğu geleneğe yaslanmış ve bu siyasî birikimi islâmî ahlakla taçlandırarak devam ettirmiştir. ahmedî’nin iskendername’si ve tursun bey’in tarih-i ebu’l-feth’i, osmanlı’nın bu birikiminin yansıdığı temel eserlerdir. 17. yüzyıldan sonra yazılan osmanlı siyâsetnâmelerinde ise daha çok osmanlı’nın o dönemde yaşamış olduğu çözülmenin sebepleri ve çözüm yolları üzerinde durulmuştur. bu dönemde yazılan eserlerin en önemlileri, koçi bey’in risale’si, veysi’nin habnamesi, kâtip çelebi’nin düstûrü’l-amel li islahi’l-halel’i ve defterdar sarı mehmed paşa’nın nesayihü’l-vüzerâsı’dır. bu döneme söz konusu siyâsetnâme literatürü, hem osmanlı yönetim biçimini anlamlandırmakta hem de dönemin siyasi şartlarını gözlemlemekte birinci el kaynak durumundadırlar.

    siyâsetnâmelerde bazı temel ilke ve kavramların sürekli tekrarlandığı, daha doğrusu bu eserlerin belli konular üzerine kurgulandığı görülmektedir. islâmî anlayışa göre kaleme alınmış siyâsetnâmelerde yer alan konular, insanlar üzerinde bir yönetici bulunmasının gerekliliği; bu yöneticinin sahip olması gereken ahlakî özellikler; sultanın allah’a ve halkına karşı görev ve sorumlulukları; vezirlerin ve diğer yöneticilerin sultana ve halka karşı vazifeleri ve genel ahlâk kurallarının nasihat üslubuyla verilmesi şeklinde genel başlıklar haline getirilebilir. agâh sırrı levend, siyâsetnâmelerde yer alan temel ilke ve kavramları uzun bir liste halinde sıralamıştır. bunlar içinde özellikle adalet kavramı ön plana çıkmakta ve diğer konular adaletin sağlanması için yapılacak şeyler olarak takdim edilmektedir.
  • henüz bitirdiğim ve sıcağı sıcağına hakkında bir iki şey yazmak istediğim nizamülmülk'ün kaleme aldığı kitaptır.

    52 bölümden(fasıl) oluşan kitap açıkçası beni yordu. didaktik bir eser olmasının yanında bunu destekleyen ilginç kıssalara da yer veriyor. bir yönetici ya da o zamanın deyimiyle hükümdarın terfilerden savaş zamanlarında ne yapacağına kadar kapsamlı rehberlik ediyor diyebiliriz. bu öneriler günümüzde geçerliliğini yitirmiş midir denirse cevabım 900 yılın beklendiği kadar yıpratamadığı olacaktır. machiavelli, 100 sayfada özetlerken; nizamülmülk 350 sayfada yapmış bunu. gıbben de olsa kopukluklar var keza yorucu da bir kitap lakin okunmaya değecek alanındaki az sayıda kitaplardan da biri.
  • kitabın sekizinci faslında, lokman hekim‘e ait şöyle bir cümle geçmekte: “dünyada ilimden iyi dostum yok. ilim hazineden üstündür. çünkü hazineyi koruman gerekirken, ilim seni korur.”
  • nizam-ul mulk'un kaleme aldigi eserde bolca tavsiye hikayelerle aciklanmis ve hukumet yoneticilerinin cogunlukla halka karsi izlemesi gerektigi politika ele alinmistir.

    donemin geregi olarak olaylari islami bir cervede anlatan eser gunumuz yonetimleriyle bagdastirildiginda cokca olayla iliskilendirilebilir.

    --- spoiler ---

    "sultanlarin en iyisi ilim ehli ile oturup kalkandir. alimlerin en kotusu sultanlariyla oturup kalkandir."

    "padisahlar ve din adamlari bugun bir dinara karsilik yuz bin dinarlik mali batirmayi, helal saymayi hos gorurler ve akibletlerini akillarina getirmezler."

    --- spoiler ---
  • müslüman türk idareciliğinin ince noktalarına değinen bir vezirin kitabı.

    selçuklu sultanı alparslan ve melikşah'ın veziri olan nizamülmük tarafından yazılmış olan siyasetname, devlet birimlerinin nasıl olması gerektiğinden ve nasıl idare edilmesi gerektiğinden bahsediyor. devletin devamlılığı için "adalet" sistemini konusuna vurgu yapıyor. adalet olmazsa, devlet payidar olmaz diyor.
    bu büyük vezir, nizamım adaletle sağlanacağını, halkın, yöneticilerine kolay ulaşmasını gerektiğini öğütlüyor.

    devlet kadrosundaki yönetici/amir sınıfının okuması gereken kitaplardan.

    ve bu muhteşem vezir, bir fedai tarafından suikaste kurban gidiyor.
hesabın var mı? giriş yap