şükela:  tümü | bugün
  • al jazeera türk, kendisinin muhteşem bir haberine imza atmış. kırmızılı kadın olarak biliniyor.
  • çok tatlıymış gerçekten ya ama ne öyle kömürlüğe atmalar falan ne biçim insanlar ailesi yahu, insanlık kalmamış. insan kardeşine böyle bir eziyet etmemeli.
  • tatlı olmasına tatlı da ben pek korkardım kendisinden. sana doğru gelen kıpkırmızı kadın. bi saldırsa bittin nerden bilcem kadının aşkın kırmızı hali olduğunu.
    burdur'a ananemlere giderdik sapsarı giyinen, sakalını, bastonunu da sarıya boyayan bir adam vardı. ondan da çok korkardım. belgeseli çeken bir de ona el atsın. onu da şirin görmeye ihtiyacım var sanırm. madem korkularımla yüzleşiyorum bu konuya da açıklık getirilsin.
  • imajı ve hikayesi tamamen ters köşe olan ablamız. gülerim diye izlediğim şeyin sonunda istemsizce gözlerim doldu.
  • eşinin tüm yaşattıklarına rağmen yaptığı aşk evliliğinden zerre pişman olmamış ve şu lafı edebilmiş; "aşık olarak evlenmeyeni ben hiç adam yerine koymam bak, esas diyorum. aşık olmayan adam bu dünyadan, saman gelmiş saman gider mesela değil mi?"

    çok güzel sözler. duyunca insanı mutlu eden sözler. bir nevi "dünyayı aşk kurtaracak" diyen sözler. ve ben, aşkın, hayatın merkezi olduğuna inananlardan olduğum için bu cümlelerin önünde eğiliyorum. ama sanırım insan az da olsa mantığını dinlemeli; ruh hastalığına varan kıskançlıklar ya da farklı sebepleri olan hastalıklı ilişkilerde. mesela bana göre insan, hayatının aşkını bulsa ve bir daha o derece bir aşk yaşayamayacağını düşünse dahi, en büyük aşkı kendine duymalı, ki hayatının aşkını ardında bırakabilsin... çünkü zaman bir şekilde her şeyi iyileştiriyor ve o olmadan manasız olacağını sandığınız hayat, üzerinden yıllaaar geçtikçe farklı manalar ile karşınıza çıkıyor.
  • vay be.hey gidi konya günlerim. poşeti dedeye sokrates, sultan ablaya lady in red, trafik ışıklarında sallanana (mustafamıydı neydi?) cemşit derdik.
    bir de genç kabadayı bi şey vardı, çarşıda herkese dayılanırdı. adını hatırlayamadım ama volkan diyesim geliyor.
    edit:sonuncu serkan'mış.
  • --- spoiler ---

    şimdi aşık olmayan adam bu dünyadan saman gelmiş saman gider mesela değil mi
    --- spoiler ---

    samanların dünyasında, çocuk doğuramadığı için aşık olduğu adam tarafından terkedilen bir deli.

    (bkz: kim deli kim akıllı)
  • mantık diyorsunuz ya, birbir sıralıyorsunuz gelecek sevgilinizden beklediklerinizi, eski sevgilinize duyduğunuz kızgınlığı, ucuz yemeklerin satıldığı fastfood restoranlardaki kaliteli bir yemeğin değerini bilmeyen aç insanlar gibi işte, mantık o açlığın sığınağı olmuş. akıl, mantık, hayatın gerçekleri, bu dünyada ne kadar bencillik varsa hep sığınağı akıl ve mantık olmuş. deli mi şimdi bu kadın, kendisine kötü davranandan bağımsız o kişiye duyduğu hissiyatı taşımayı tercih ettiği için, ya da yaşadığı travmanın altında ezildiği için, veyahut aynı anda kadın olmak, ve kadın olamamak gibi bir ikilemin baskısı altında ezildiği için.

    ben çok güzel bir kadın tanıyorum biliyor musunuz, babasının kıskançlıkla rujları, makyajı, boyayı çocuk yaştan yasakladığı. o baba da travma yaşamış, vaktinde ahlak nedir, namus nedir düşünmeden bir kadının toplumun gözü önünde değersiz bir orospuya dönüştürüldüğüne şahit olmuş. baba bu travmanın korkusuyla kızına kadın olmayı yasaklamış yani, bu kadına bakınca, o kırmızı rujlara, kırmızı rengine saldırmasını, küçücük 5 yaşında bir çocuk gibi bunları yorgan yapıp sarılmasını anlayabiliyorum, seviyorum da.

    sevemediğim şey, bu kadının içindeki yaşattığı insanın üzerine çöken toplumun ikiyüzlü aklıyla deli denmesi. ben çok deli gördüm kardeşim, çok arıza, çok ruhastası insan tanıdım, bu kadın deli falan değil, hasta olabilir, duygusal olarak sancılı olabilir ama bu insana deli demek, insanlığa, sevgiye, sadakate hakaret etmektir, benim inandığım her şeyin, tüm maneviyatın çöpe atılmasıdır. bu topraklarda sevdiğim bir şey varsa, tüm yozlaşmaya, tüm ahlaksızlğa rağmen, cehennemin içindeki cennet tohumları gibi böyle ince, narin ruhların dirayetle oldukları halden daha çirkin bir şeye dönüşmemek için kendilerini feda etmesi, artık adına anadolu ermişliği mi dersiniz, ne dersiniz bilemem.

    yüzünde aynı anda bir çocuğun masumiyetiyle, bir kadının ruhunu taşıyor, toplumun altında ezildiğinde şu anki haline bürünüyor. buradaki ikiyüzlülük, insanın yabancılaşmasının çilesine rağmen aşk diyor başka bir şey demiyorsa o insanın ayaklarını öperim, böyle bir şeyi izlediğim için de mutluyum, bok suratlı manasız ruhların evlilik hesaplarından, sidikli yarışlarından daha masum geliyor bana, o siktirolup giden adamların çocukları olmasın sevmediğimiz dünyanın insanları ? sevdiğimiz dünyayı inşa edecek insanlar da terkedilenler olmasın ? karma böyle bir şeyse her geçen gün cehennemi inşa ediliyor demektir, deli derken iki defa düşün. onun bulabildiği kadarıyla aşka tutunduğu kadar, senin ya da sana tutunan olmuş mudur bu dünyada hiç, akıllı insan ?
  • konya'nın efsanelerinden biri. şems'e duyduğu aşkla pişen mevlana gibi kocasına aşık bir kadın. her ne kadar şimdiki hali çoğu insana kötü gelse de bence kendisi çok mutlu. en azından uğruna ömrünü, aklını verebileceği bir aşkı bulmuş.