şükela:  tümü | bugün
  • tam ismi "the raven that refused to sing (and other stories)" olan steven wilson'ın üçüncü solo albümü. guthrie govan, nick beggs, marco minnemann, adam holzman, theo travis ve alan parsons gibi bir yıldızlar geçidini steven'ın bestelerinde dinleyeceğiz. grace for drowning ile çıtayı çok yükselten steven efendi bu sefer iyice kendimizi kaybetmemize sebep olacak gibi hissediyorum.
  • raven'ıyla, alan parsons'ıyla, hikayeleriyle poe ilham kaynaklı tales of mystery and imagination'a selam gönderen, esas kıyametin 21 aralık'ta değil, şubat 2013'te kopacak olduğunun habericisi müstakbel masterpiece.
  • malum yerlere düşmüştür...
  • ilk dinleyişten sonra gelen "bi siki de beğenmeyen sözlükçü" tripli lüzumsuz ve ileride sahibini utançların en kahredicisine sürükleyecek entray:

    "bu albümü yapmak için mi toplamış yani bu ekibi?"

    lol. emeğe saygısızlık rulz <3
  • daha yarısındayım albümün ama şunu söyletti bana lan direkt: "in the court of the crimson king!" yiss o albümün modern versiyonu gibi bir şeyler işte. eferim.

    edit: dinledim bitti. bu albümü 6 günde kaydetmişler falan diye duydum. hepsinin teker teker götünü sikeyim, sonra da yanaklarından öpeyim. nefis albüm.
  • bu albümü dinlemek noktasında beni de azdıran en mühim unsur gatri baba tabii. gatri babayı bu tarz bi konteks içerisinde dinlemek arzusu böyle antinli kuntinli musikiye gönül vermiş tüm dostların yüreklerinde yer etmiştir herhalde. gerçi gatri başbuğun daha evvelden gps gibi bi prog. projesi de vardı, onu da dinlemiş ve bi sike merhem bulmamıştım açıkçası. burada da gatri gatri değil bence. erimiş gitmiş atraksiyonların içerisinde. drive home var tamam da işte albümünde gatriye çaldırıyosan illa öyle bi şarkı vericen adama ki yardırsın yoksa niye para veriyon o kadar di mi dsfsdf.

    grace for drowning iyiydi. steven'ın modern sound'la retro prog. sound'unu güzelce harmanladığı, "king crimson miksledim babu$ :)))" kafasından hönkürenlerin sağına soluna güzelce angaje olduğu, tat veren, keyif veren, ecnebinin deyimiyle pretentious lakin naif bi samimiyet de barındırdığından kelli bünyeyi germeyen, kısaca "nays" bi işti. the raven that refused to sing adından başlayıp kapağına, oradan kompozisyonlarına, her yerine kadar steven wilson'dan çok roine stolt'a falan yakışacak bi iş olmuş ehe.

    albümde her şey var, ama çok sıkıcı birader. daha yüz milyon kere dinleriz belki de işte ne bileyim, bence olmamış. en az heritage kadar olmamış yani. hani ondan çok daha profesyonel bi sonuç çıkmış ortaya tabii, sağında solunda kulak verilecek, hatim edilecek de çok şey var, onlara da okeeeey... ama bunu açıp dinlemek eziyet amk. tales from topographic oceans dinlerim daha iyi dsfs.

    yanisi: "nabıyon be sitiv? kendine gel."
  • şarkı listesi:

    1- luminol (12:10)
    2- drive home (7:37)
    3- the holy drinker (10:13)
    4- the pin drop (5:03)
    5- the watchmaker (11:42)
    6- the raven that refused to sing (7:57)
  • çok ağlatacağa benziyor. çok. esas yorumlarımı daha sonra yazacağım. ayrıca belki 2013 yazında türkiye semalarından da geçerse bu albüm şaşırmayalım.
  • (bkz: prog porn)
  • grace for drowning'in hic de altinda kalmayan bir album. "bu aksam donus yolunda dinlemeyecegim bunu, riverside'i merak ediyorum lan" diye kendi kendime psikolojik baski kuruyorum ama olmuyor iste. bilen bilir, ulkedeki en azili (hatta belki de ilk) riverside fanlarindan biri olarak son albumlerini daha bastan sona dinleyemedim. hepsi bu album yuzunden!

    albumde kimlerin caldigini saymaya gerek yok. bu kadar harika bir kadroyu toplamak zaten buyuk olay, ama daha da zoru bence bu kadar okuz adami sov olaylarindan uzak tutabilmek ve bir studyo albumunde bile grup icindeki o kimyayi hissettirebilmek. produksiyon departmaninda ise isler yardirilmis. wilson bu konularda zaten cok basarili, parsons etkisi ile beraber albumdeki her enstrumanin caldigi her notayi dandik bir mp3 formatinda dahi duyabiliyorsunuz. rock tabanli ve bu kadar alengirli mevzularin dondugu bir albumde bu denli net bir kayit uzun bir zamandir duymadim ve inanin cok fazla album dinliyorum. siparis ettigim bluray formatindaki album gelince olacaklari dusunemiyorum.

    ama soyle bir sikintim var, her ne kadar album mukemmel olsa da 70'lere oykunmenin boku cikacak bu gidisle. grace for drowning'de de fripp tadlari vardi ama steven wilson imzasi her an hissediliyordu. bu albumde ben wilson kokusunu drive home, otmeyi reddeden kus ve the watchmaker adli parcalar disinda cok seyrek duydum. donemsel bir hadisedir diyerek gecistiriyoruz bunu simdilik, zira bu da cok guzel. ancak porcupine tree'nin askida oldugu bir donemde steven wilson da ne kadar basarili olursa olsun baskasi gibi olacaksa neyleriz biz...