şükela:  tümü | bugün
  • knight online başlığında hareket görünce aklıma gelen oyun. bizim neyimiz eksik lan az mı kestiler beni gz dışında. evet itiraf ediyorum tam bir app idim.

    edit: gerçi gz içinde de iki kişi aynı anda kalvas çakıp gate'den kaçtıkları da oldu.
  • sol framede görülmemesi gerekendir. özlenendir.
  • gene aklıma gelen.

    bünyeden hiç gitmeyen zehir.
  • yıllarımı harcadığım illet. geçen sene niyetlendim tekrar oynamaya fakat aynı tadı vermiyor artık.
  • orjinal osi server'ında oynamak artık ücretsiz olmuş. sanırım tekrar başlıyorum.

    https://accounts.eamythic.com/uo/trial
  • yılda bir kaç defa heveslenerek uo oynayacak server arayışına giriyorum. 1-2 saat bakındıktan sonra 2002 lerdeki tadı alamayacağıma ikna olarak vazgeçiyorum..
  • bence şimdiye kadar çıkarılmış en detaylı mmorpg.
    en basitinden para lazım olunca sırasıyla;
    - yew'e gidip koyunları kırpıp* bıçakla yününü alıyoruz.
    - daha sonra tailor dükkanında o yünleri ipliğe,
    - ipliği kumaşa,
    - kumaşı bandaja,
    - bandajı da healer a satıp parasını alıyoruz. sanırım 2g idi tanesi.

    yolda birine yakalanma ihtimaline karşı hep bir tedirginlik mevcuttu. o nedenle üst baş dolunca direk bankaya depar atmalar başlardı. bankaya gidip üstünüzdekileri koyunca bi rahatlama gelirdi.

    bu işleri yaparken binek olarak beetle en iyi alternatifti. tabi biri gelip keserse kaybolur. o nedenle pet bonding bu iş için en elzemiydi. yedi gün boyunca hayvanı besleyip koruduğunuzda bonded oluyordu. biri kesse bile yeniden diriltilebiliniyordu.

    oyunda bazı çakallıklar da mevcuttu. durduğun yerden skill kazanamadığınız bir sunucuda iseniz, brit içerisindeki lağımlarda fare eğitip ufak bir gemiyle denizlere açılıyorsun, yanınıza bol bol kalkan ve bandaj alıyorsunuz. elinizde sadece kalkan kalacak şekilde fareleri kendinize saldırtıyorsunuz. parry ve heal fullemenin en kolay yolu buydu.

    oyun tamamen parası olan konuşur mantığında. paran varsa kralsın. benim de ufak bir evim vardı, arda bir gm gelir makroya bırakıp bırakmadığıma bakar, 2 sohbet eder giderdi. iyi bir klana üyeydim. brit dışında pk avlardık.

    tek sorun ölünce tüm setlerin gitmesi. world of warcraft gibi değil. ölünce hayalet olursun ve eşyaların (eğer birisi çantandan alırsa) gider. en garantisi insurance parayı ver sigortalat. ama o da para. her ölünce banka boşalıyor.

    oyunda deli gibi meslek çeşidi var, hırsızından hayvan terbiyecisine, iksircisinden oduncusuna her türlü meslek var. resmen yeni bir dünya gibi.

    gemi ile hazine avına çıkıyorsun, hazine sandığı buluyorsun, ölmeme ihtimaline karşı bunu tuzaklardan anlayan birine okutuyorsun, tuzaği iptal ediyor, açıyorsun, harita çıkıyor, haritacı kiralıyorsun, okuyor, gemi ile gösterdiği yere gidiyorsun, kazıyorsun hazine buluyorsun... gibi her meslek aslında diğerine muhtaç.

    çok kişi bilmez ama şu vardır savage kin paint az biraz yemek yapma becerin varsa vücut boyası ile beyaza boyayabilirdin kendini.

    iksir yapan birisin diyelim (alchemist), yaptığın iksirleri ya şişede, yada fıçılarda tutacaksın. peki fıçı lazım nasıl yapılır?

    barrel staves lazım mesela. ağacı kes*, odunları parçala*, şekil ver ve 3 gerekli malzemeden biri hazır oluyor. daha lid ve hoops yapılması gerekiyor.

    benim favorim swordmanship ve chivalry idi. yanında parry, heal, poisoning vardı.

    turnuvalar olurdu 1vs1, stadda oturan diğer oyuncular izlerdi.

    bu oyunla lise zamanında tanışmıştım ve evden oynardım. tatile gittiğimizde internet cafeye girmiştim ve oradaki çocukların uo oynadığını görmüştüm. ben de girince oyuna başıma geldiler, bir tanesi abi sen "o" musun, seninle şurada savaşmıştık vs demişti. birbirini tanımayan insanları dostça buluşturan bir başka oyun oldu mu bilmiyorum.

    keşke yeniden elini yüzünü düzeltseler ve piyasaya sunsalar.
  • başlıklarını okurken bile, heyecanlandıran oyun. fakat, yaş gelmiş 32'ye çoluk çocuk derken; her ne kadar özlem duysam da başlamaya cesaret edemiyorum. bu oyun kadar, beni çok etkileyen başka oyun yoktur. belki bir tane daha örnek verebilirim (bkz: dofus) iki oyun da ömrümden ve yazlarımdan çok zaman yemiştir. sanane serverları zamanında, başlamıştım uo2'ya; günde 4-5 saat uyku ile yetiniyordum. adsl yoktu, 56k ding dong sesli bağlantılar vardı. sene 2001 fln'dı galiba tam hatırlayamıyorum, 250tl 'lik telefon faturası getirmiştim, eve. müthiş zamanlardı, güzel anılar bırakmıştır bende. sonra bir anda nebula diye; başka bir server açıldı. herkes, oraya transfer olmuştu. fakat, ben akıllıca davranamayıp, sanane'de kalmıştım. işte sonun başlagıcı oydu. neyse, çok geçmeden yeni ve daha uzun soluklu bir diğer göz ağrımı keşfetmiştim.(bkz: dofus)
  • 1998 yılında başladığım, onunla birlikte büyüdüğüm oyunum. hiç bir oyun senin gibi olmadı, olamaz da.

    sabah sabah gereksizce aklıma geldi, en iyi mottomuzdu.

    `bizi hafife alanların, şimdi bir mezar taşı bile yok!`