şükela:  tümü | bugün
  • dün gece kendisi hakkında yazılmış uzun ve etraflıca bir yazı okuduğum rahmetli. kendisi hakkındaki en büyük yanılgıları açıklığa kavuşturan, insan üstü gücünü tasvir eden bu yazıyı can sıkıntısının vermiş olduğu boşluk hissiyatını doldurmak adına çevirdim ve biraz aşağıda ammenin hizmetine sundum.

    şayet çeviri, yazım hatası yakalarsanız belirtmekten çekinmeyin. isterseniz bu başlığın altında, isterseniz nick altında kamuya açık bir şekilde alenen ayar verebilir; isterseniz özel mesaj fasilitesi aracılığıyla doğrusunu iletebilirsiniz. tek ricam, yakaladığınız hatalarla üzerime gelmeden evvel bunun ilk çevirim olduğunu, okulda verilen tüm ingilizce derslerinden kaçtığımı ve ingilizce'yi altyazılı yabancı dizi-film izleyerek ve bilgisayar oyunlarıyla öğrendiğimi dikkate alınız. ingilizce'sine güvenenler orijinal halini okumaktan imtina etmesin.

    orijinali:

    http://bleacherreport.com/…-really-play-in-weak-era

    naçizane çevirisi:

    chamberlain'in döneminde şu ankinden daha büyük bir rekabet söz konusuydu. chamberlain hakkındaki en büyük yanılgı, karşısında adam akıllı rakibi olmadığı için bu denli ezici bir üstünlüğünün olduğudur. bu çok yanlış ve mantıksız bir iddialardan biridir.

    chamberlain hakkındaki hayal ürünü iddiaları çürütelim.

    “60'larda 24 saniye ve 3 saniye kuralı henüz yoktu”

    ilk olarak, 24 saniyelik hücum etme süresi 1954'te, 3 saniye kuralı 1936'da, defansif 3 saniye kuralı ise 1947'den beri nb'ade aktif olarak uygulanmaktadır. defansif goaltending 1950'lerin başlarında mikan'ın* kolej günlerinde, ofansif goaltending* russell'in* kolejdeki son yılında(1956) uygulamaya konulmuştur.

    chamberlain bu kuralların tamamının aktif olduğu dönemde oynamıştır. profesyonel kariyerine 1959'da başlamıştır.

    “chamberlain oyunu domine etti çünkü rakipleri 1.98 boyunda zayıf, beyaz pivotlardı.”

    chamberlain, rakipleri zayıf olduğundan değil; kendisi çok kuvvetli olduğundan dönemini kolaylıkla domine etmeyi başardı.

    nba tarihinin, herkesçe kabul gören, en kuvvetli iki oyuncusu shaq ve chamberlain'i karşılaştıralım.

    chamberlain bildiğim kadarıyla hiç pota kırmadı. tabi bu isteseydi yapamayacağı anlamına gelmiyor.

    shaq sportscenter'de gündem olmak maksadıyla smaçlarını bütün ağırlığını potaya vererek yaptı ve
    potayı kırmayı birkaç kez başardı.

    chamberlain, terminatör'ün* vücut geliştirmeci olarak abd'ye geldiği ilk vakitlerde, onunla birlikte antrenman yaptı. chamberlain bench press'te 226 kiloya kadar çıkabiliyordu; shaq ise 200 kilo civarında kaldırabiliyordu, muhtemelen şu anda daha azdır.

    chamberlain 59 yaşında hala 210 kilo kaldırabiliyordu, ki bu shaq'ın çıkabildiği en yüksek rakamından bile daha yüksek! chamberlain öldüğünde 63 yaşındaydı.

    charles barkley'i oynarken hiç izlediniz mi? izlemediyseniz de, eminim videolarını görmüşsünüzdür. barkley 1.98 boyunda, yaklaşık 115 kiloydu. inanılmaz kuvvetli, çok hızlıydı ve müthiş sıçrıyordu.

    60'larda ve 70'lerin başında nba'de gus johnson adında bir oyuncu vardı. (60'ların charles barkley'i denilebilir.) çok kuvvetli, hızlıydı ve müthiş sıçrardı. yaklaşık 2 metre ve 105 kiloydu(barkley kadar kilolu değildi)

    neyse, bir gün, 1967 sezonunun sonlarına doğru bir maçta(bu sezonu chamberlain'in 76ers'i şampiyon olarak bitirdi ve normal sezonda 68-13'lük bir istatistik tutturdu), gus johnson(o dönem bullets için oynuyordu) potaya gitti ve chamberlain'in üzerinden smacı vurmayı başardı, ki bunu yapabilen pek oyuncu yoktu. chamberlain haliyle durumdan pek memnun değildi.

    aynı maçın devamında, gus johnson hızlı hücum imkanı yakaladı, geride sadece chamberlain vardı. gus tekrar chamberlain'in üzerinden smaç vurmayı denedi. smacı vurabilmek için potaya 45 derecelik muhteşem bir açısı vardı.

    bu kez, gus smaç için yükseldiğinde chamberlain de yükseldi ve topu tek eliyle almayı başardı.

    chamberlain'in tek yaptığı topu eliyle çekip almaktı. gus'un potaya olan devinimi aniden durdu ve omzunda bir şey hissetti. parkeye serildi ve gus'u muayene ettiklerinde, yediği blok sonrasında omzu çıkan ilk ve son oyuncu olduğu fark edildi.

    chamberlain faul bile yapmamıştı; tek yaptığı smacı bloklamaktı. gus'a dokunmamıştı bile, çok temiz bir şekilde topa müdahale etmişti.

    chamberlain bugünkü oyuncular gibi orada kaderine razı bir şekilde üzerinden smaç vurulmasını beklemedi. chamberlain oyunun geometrisini çok iyi biliyordu, her zaman saldırgandı, hiç pasif taraf olmadı. pota hareket etmez, rakiplerin nereye hareketlendiğini hep bilirsin. biz o gün chamberlain'in üzerinden vurulan ender smaçlardan birine tanıklık etmiş olabiliriz fakat bu, oyuncuların potaya giderek günümüz aciz pivotlarının üzerinden kolaylıkla vurdukları smaçlara hiçbir şekilde benzemiyordu.

    gus her fırsatta fütursuzca potaya giderdi; tıpkı günümüzde lebron'un yaptığı gibi… chamberlain'in o gün gus'a yaptığı şey, bugün birinin lebron'un omzunu çıkarması gibi bir şeydi.

    başka bir zaman, chamberlain yaptığı smaçla rakibinin ayak parmağını kırmıştı. chamberlain smacı vurmuştu ve top efsane johnny kerr'in ayağına çarpmıştı. artık nasıl bir kuvvetle vurmuşsa kerr'in ayak parmağı kırılmıştı.

    chamberlain kesinlikle shaq'tan daha kuvvetliydi. (shaq çok daha kiloluydu fakat kilosu yağlarından dolayıydı.) shaq'ın kilosu kondisyonunu olumsuz yönde etkilemiştir.

    chamberlain kariyeri boyunca maç başına ortalama 46 dakika sahada kalmıştı. 1962'de, tüm sezon boyunca sadece 8 dakika benchte oturmuştu! bir maçta iki teknik faul aldıktan sonra, maçın bitimine 8 dakika kala oyundan atılmıştı. bu maçın dışındaki 79 maçın uzatmalar da dahil olmak üzere tamamında sahada kalmıştı. uzatmaların maç süresini uzatmasının sonucu olarak, chamberlain o yıl ortalama 48.5 dakika sahada kalmıştı. o sezonda bir maçın normal süresi 48 dakikaydı.

    shaq sadece bir sezon ortalama 40 dakika sahada kalmıştı. zaten hiçbir zaman çok iyi kondisyonuyla bilinen bir oyuncu değildi.

    shaq iyiydi, fakat bir chamberlain değildi.

    ikinci olarak, chamberlain'in oynadığı 60'lar döneminde basketbol, günümüzdekinden daha çok fiziğe dayalıydı. sportmenlik dışı faul o dönemde yoktu. hakemler bu tip fiziksel taktik faullere müsaade ederdi çünkü o dönemde kulüp sahipleri ve nba yönetimi, kan ve şiddetin insanları basketbol izlemeye sevk ettiğine inanıyorlardı.

    chamberlain gibi süperstarlar o dönemde hakemler tarafından kayırılmıyordu ve işin aslı, hakemler çoğu zaman chamberlain'in rakibinin lehine kararlar verme eğilimindeydi çünkü çok dominant olduğunu düşünüyorlardı. nba yönetimi chamberlain'i bir şekilde durdurmak için sürekli yeni kurallar getirdi.

    onu daha da inanılmaz yapan, topu her eline aldığına 3-4 oyuncu etrafına üşüşür ve ona sert fauller yaparlardı. şayet rakip bill russell değilse ve o gün kendini şanslı hissetmiyorsa asla chamberlain'i bire bir savunmazdı.

    celticsli clyde lovellette bir maçta chamberlain'in birkaç ön dişini kırmıştı. chamberlain ciddi bir enfeksiyon geçirmişti ve yapılan ameliyatta dişleri düzgün bir şekilde yerleştirilememişti. bu yüzden chamberlain hayatının geri kalanında çok şiddetli ağrılarla baş etmek durumunda kaldı.

    öldüğü yıl olan 1999'da chamberlain için ameliyat tarihi belirlenmişti. bu ameliyat sonrasında dişlerinin düzeltilmesi ve ağrılardan kurtulması umuluyordu ancak chamberlain ameliyat gerçekleşmeden önce hayatını kaybetti.

    chamberlain sakatlandığı yıldan sonra knicksli willie naulls'la girdiği ikili mücadele sonrasında aldığı darbe neticesinde sakatlığı nüksetti, ağrılarının şiddeti arttı. ayrıca celticsli tom heinson da benzer şekilde sakat bölgesine sert müdahalelerde bulunmuştu. (bkz: ameliyatlı yerine vurmak)

    chamberlain ne yazık ki bu çok sert müdahalelere karşılık verebilecek durumda değildi. iki tarafın da oyundan atılması chamberlain'in takımı için pek parlak bir sonuç değildi ve chamberlain bunu yapacak bir adam değildi.

    chamberlain'e karşı yapılan savunma çok sert ve acımasızdı. hatta chamberlain çaylak sezonunun ardından bu yüzden emekli olmuştu. emekli olduktan sonra look dergisi'nde nba'in zıvanadan çıktığıyla ilgili küçük bir yazı yazmıştı. sonrasında warriors'un sahibi onu geri dönmeye ikna etti.

    yıllar sonra birçok hakem, rakiplerinin chamberlain hücum ederken onu “dövmelerine” göz yumduklarını itiraf ettiler. lig gerçekten de chamberlain ile nasıl başa çıkacağını bilmiyordu ve hakemler cılız oyuncuların acımasız faullerini görmezden geldiler.

    ilk yıllarda hakemler bunu chamberlain çok uzun ve yetenekli olduğu için, şartları biraz olsun dengelemek adına yaptılar. sonraki yıllarda chamberlain serbest atış atamadığından, onun adına üzüldükleri için faulleri çalmamaya başladılar. bir hakem ona “serbest atış atamadığın için sana her seferinde kasıtlı olarak faul yapıldığının farkındayım. fakat bu faulleri çalarsam, tüm maç boyunca senin serbest atış çizgisinden 2'de 1 attığını izlemek çok sıkıcı olur.” demişti.

    üçüncü olarak, chamberlain'in döneminde nba'deki pivotların boy ortalaması 2.08'di. chamberlain rakiplerinden ortalama 8 cm daha uzundu. chamberlain'in 100 sayı attığı maçta rakip takımın pivotu darral imhoff'un boyu 2.08'di. ayrıca, nba tarihinin en iyi ikinci ribaundçusu olan ve bir maçta 55 ribaund alarak bu alandaki rekoru elinde bulunduran bill russell'in boyu 2.08'di.

    yao ming, günümüz pivotlarından ortalama 10 cm daha uzun olmasına rağmen bu rekorların hiçbirini kırma ihtimali bile söz konusu olmamıştır. bunun dışında walter dukes 2.15, swede halbrook 2.21 ve mel counts 2.13 boyundaydı. madem chamberlain boy avantajı sayesinde bu rakamlara ulaşabildi, nasıl oldu da bu saydığım 60'lar oyuncuları chamberlain'in istatistiklerini tutturamadı? chamberlain'in dominasyonunun sebebi boyu değildi. bu da bizi dördüncü maddeye götürüyor.

    dördüncü olarak, chamberlain'in ligi ve siyah-beyaz, uzun-kısa fark etmeksizin rakiplerini domine etmesinin temel sebebi, dönemin çok ötesinde antrenman metodları uygulaması ve beslenme alışkanlığıdır. sports illustrated chamberlain'i 1986'da gelmiş geçmiş en büyük atlet olarak tanımlamıştır.

    chamberlain gülle atıcısı, şampiyon yüksek atlamacı, koşucu ve üç adım atlamacıydı. kolej günlerinde bench press'te 250 kiloya kadar çıkabiliyordu. ayrıca 36 yaşından sonra başlamasına rağmen efsanevi bir voleybolcuydu.

    new yersey nets 80'li yıllarda 50 yaşındayken onu basketbola geri dönmesi için ikna etmeye çalıştı. chamberlain, 80'lerde lakers'in kendi arasında yaptığı idman maçında pivot oynamış ve magic johnson'un takımına sayı izni vermemişti.

    chamberlain'in kolej dönemindeki kayıtlarda belirtilen ağırlığı 125 kiloydu. sonraki yıllarda nba'de oynarken, ağırlığının 135 kilo civarında olduğunu itiraf etmişti.

    döneminde chamberlain'i zorlayabilen tek kişi eski koşucu ve olimpik seviyede yüksek atlamacı olan bill russell'di.

    “chamberlain şu anda oynuyor olsa ligi domine edemezdi”

    2.16 boyunda, 136 kilo, 140 cm zıplayabilen ve bench presste 230 kiloya kadar kaldırabilen bir adam şu anda lige gelse neler olurdu?

    ilk olarak, kesinlikle ribaund lideri olurdu. ortalama 18 ribaund çekerdi

    blok lideri olurdu, maç başına ortalama 6 veya 7 blok yapardı.

    maç başına 15'ten fazla sayı atan oyuncular arasında en yüksek saha içi isabetine sahip oyuncu olurdu

    maç başına ortalama şut yüzdesi 60'ın üzerinde olurdu

    maç başına en çok serbest atış kullanan oyuncu olurdu. ortalama 15-20 serbest atış kullanırdı.

    maç başına 45 dakika oynayarak ligin maç başına en çok süre alan oyuncusu olurdu.

    hiçbir pivot onun kadar hızlı koşamazdı.

    20'nin üzerinde sayı, 7'nin üzerinde asist ortalaması tuttururdu. yanında kim olursa olsun, oynadığı takım şampiyonluk yarışının içinde olurdu.

    ligde çok az sayıda elit pivot olduğundan ve 30 takımın yarısıyla sadece iki kez oynayacağından normal sezon onun için çocuk oyuncağı olurdu.

    rakipleri ona karşı nasıl oynayacağını çözmeye çalışırdı, rahatlıkla tüm zamanların en iyisi olurdu.

    günümüz nba'i chamberlain daha önceden oynayıp kariyerini sonlandırdığı için çok şanslı!

    chamberlain 59 yaşında bench press'te 210 kiloya kadar kaldırabiliyordu! terminatör ile birlikte antrenman yapıyordu ve arnold o dönemde 230 kiloya kadar çıkabiliyordu.

    kolej döneminde chamberlain 250 kiloya kadar kaldırabiliyordu. 45 yaşındayken conan the destroyer filminin setinde 205 kilo kaldırdığı ve ağırlık kaldırmada arnold'u* geçtiğiyle ilgili söylentiler vardı.

    chamberlain'in kolejde atletizmle ilgilendiği yıllardan kalma meşhur bir fotoğrafı vardır. dikey olarak zıpladığında neredeyse yüksek atlama barının seviyesine çıkmıştı. (bu fotoğraf, çekene ödül kazandırmıştır) chamberlain fotoğrafın çekildiği esnada hala yükselişte mi, yoksa düşüşe mi geçmiş olduğundan emin değildi. voleybol oynadığı dönemde bile, topu smaçlarken sıklıkla fotoğrafı çekilmişti ve bu fotoğraflarda beli filenin üzerindeydi.

    chamberlain kariyerinin sonunda 135 kilonun üzerindeydi, fakat vücudu tamamiyle kas'tı.

    kariyerinin son sezonu olan 1972-1973 sezonunda koçu onu ilk çeyreğin bitimine iki dakika kala kenara alıyor; ikinci çeyreğin ikinci dakikasından sonra oyuna sokuyordu ve bunun dışında maçın tamamında sahada kalıyordu. chamberlain her zaman formundaydı, sezon öncesi boyunca antrenman yapmıştı. kariyer ortalaması maç başına 46 dakikaydı. günümüz pivotları onu zorlayamazdı. günümüzün en iyi pivotu dwight howard ve onun alçak post oyunu yok. dalga mı geçiyorsunuz? (howard'ın low post oyunu nasıl yok diye celallenmeyin, yazı biraz eski)

    chamberlain kesinlikle nba'in ribaund lideri olurdu. nba'deki hiç kimse onun sahip olduğu kondisyona sahip değil.

    chamberlain'in pas yeteneği oyununun hakkı en az teslim edilen kısmıydı. hala, gard olmayanlar arasında nba tarihinin en yüksek asist ortalamasına sahip oyuncusudur. ayrıca nba tarihinde bir maçta 20 sayı, 20 ribaund ve 20 asist yapan tek oyuncu. ve onun top sürme yeteneği onu harlem globetrotters oyuncusu yapmaya yeterliydi. özellikle gençlik yıllarında topla birlikte takımı hızlı hücuma çıkarırdı.

    şüphesiz ki, nba'deki herkesten daha fazla serbest atış çizgisine gitti. kimse onu durduramazdı. bu yüzden hücumunu baltalamak için ona faul yaparlar ve 2'de 1 atmasını umarlardı.

    chamberlain son sezonunda yüzde 72,7 saha içi isabetiyle oynayarak bir sezonda tüm zamanların en iyi şut yüzdesi rekorunu kırdı. bu sezonda 13 sayı ortalamasıyla oynadı. 19 ribaund ortalamasıyla sezonun ribaund kralı oldu.

    şayet kwame brown nba'de 10 sezon sağlıklı bir şekilde oynasaydı, siz bana onu durdurmanın ne kadar zor olduğundan bahsederdiniz. fakat onun yapabilecekleri bile, chamberlain için çocuk oyuncağıydı.

    chamberlain'in zamanında tüm basketbol kariyerini rap kariyeri yapmak için boşvermesi pek muhtemeldi! basketbol dışında birçok alana ilgisi vardı.

    chamberlain'in korkunç kuvvetine ilişkin bazı alıntılar:

    “soyunma odasına giderdik ve istatistiklere baktığımızda wilt'in bir önceki gece 55-60 sayı attığını görürdük. bunun üzerine kimse iki kez düşünmezdi. 50 üzeri, hatta 60 üzeri sayı atmak, şayet atan kişi wilt ise hiçbirimiz için sürpriz değildi.”

    “wilt'i ilk kez savunduğumda, arkasına geçtim ve o o kadar genişti ki, sahanın geri kalanını göremiyordum. sonrasında onu topu smaçlarken gördüm. o kadar sert vurmuştu ki, top parkeye çarpmış ve tekrardan potanın içinden geçmişti.”

    “bizim en kuvvetli adamlarımızdan biri olan gene conley'in, wilt ile topa sahip olmak için giriştiği mücadeleyi hala hatırlarım. chamberlain'in elindeki topu yakalamış ve sıkıca kavramıştı. wilt topla birlikte onu da kaldırarak smacı vurdu.”

    “insanlar wilt'in "440 şampiyonu"** olduğunu ve muhteşem koordinasyonu olduğu gerçeğini gözden kaçırıyor. ayrıca o çok kuvvetliydi, bugünün savunmalarında uygulanan ikili sıkıştırmalar onu durduramazdı.”

    not: ffmvain'e teşekkürler. 440 şampiyonundan kasıt, ncaa'de yapılan 400 metrelik koşu yarışmasıymış. ve bu yaratık 49 saniyede koşarak şampiyon olmuş.

    not 2: bu yazıya kendim ekstra bir şey eklememiştim fakat 130 cm zıplamayı hayal olarak görenler olduğundan iki tane fotoğraf ekleyeyim. biri yüksek atlama barı, diğeri voleybol filesi. ikisinin de 2 metrenin bayağı üzerinde olduğu kesin.

    http://24.media.tumblr.com/…n3yrgf1qatjzso1_500.jpg

    http://www.answersfrommen.com/…s/2011/04/wilt-1.jpg
  • o meşhur 1962 yılında, new york knicks'e karşı oynadığı maçta 63 kez şut denemiş ve sadece 37'sinde başarılı olmuş. bunun yanında o maça kadar %50 serbest atış atarken o maçta 32 serbest atışın 28'ini sayıya çevirmiş -ki serbest atış stili bildiğimiz karpuzlama şeklinde-. o sezon hemen hemen her maç 48 dakika sahada kalmış, o da yetmezmiş gibi uzatmaları da hesaba katarsak 48.5 dakika ortalama süre almış. aynı zamanda 50.4 sayı ortalamasıyla oynamış ve nba tarihinde bir sezonda 4000 sayıyı geçen tek oyuncu olmuş.

    tekrar belirtmekte fayda var, hepsi 1961-62 sezonunda, ve ne gariptir ki sezonun mvp ödülü bill rusell'a verilmiş, ayıptır ulan.
  • 20 000 kadınla yattığını yazmış kitabında. bakın 20 000 kadın diyor 20 000 posta demiyor. her kadını 1 kere sikecek diye bir kural da yok. orada minimum 45 000 posta yatıyor bana kalırsa. bence seks bağımlısı falan olma ihtimali varmış rahmetlinin. lan insanın taşşağı kurur amk.
  • bu adam hakkında "tamam adam iyi süper ama, gücüyle ve boyuyla oynamış hep, tekniği klas hareketleri falan yok pek, mesela hakeem olajuwon gelse oyar bence" diyesim geliyor ama öyle istatistikler yapmış ki allah çarpar dilim bi tarafıma girer diye susuyorum.
  • kendisi kariyeri boyunca oynadığı maçların (uzatmalar da dahil edildiğinde) %95,4'ünde sahada kalmış!
    ve böylece tüm kariyeri boyunca maç başına oynadığı süre 45,8 dakika olmuş!

    100 sayı attığı maçın yer aldığı 1961/1962 sezonundaki maç başına dakika ortalaması 48,5 dakika imiş!
    bu sezonda takımı philedelphia warriors toplamda 3890 dakika maç yaparken kendisi bu dakikaların %99,8'ine denk gelen 3882 dakikasını oynamış.
    kenara geldiği toplam 8 dakikada ne yaptığını merak ettim ben en çok.

    kariyerinin en düşük süre ortalamasına sahip olduğu sezon 1969/1970 sezonuymuş ve sakatlıktan dolayı yalnızca 12 maç oynayabildiği bu dönemi 42,1 dakika ortalama ile kapamış.

    kariyerinin son senesi olan 1972/1973 sezonunda los angeles lakers forması altında, 36 yaşında iken 82 maça çıkmış ve bu maçlarda ortalama 43,2 dakika oynamış ki bu; gelmiş geçmiş tüm nba oyuncularının maç başına süre bazındaki kariyer ortalamasının üstündeymiş.

    (bkz: alın teri değil çeviri)

    kaynak: http://sports.yahoo.com/nba/news?slug=ycn-8247873

    8 yıl sonra gelen edit: o 8dakika mactan atilmasi yuzunden. bir macta iki teknik alip atilmis macin bitimine 8dakika kala o sezon. (jason cureklibatur bildirdi, sağolsun)
  • 1999 yılında yani 63 yaşındayken öldü. 15 yaşında bakirliğini kaybettiğini ve öldüğü güne kadar seks yaptığını düşünecek olursak;

    yılda 416 kız ile,
    ayda 34 kız ile,
    haftada 8.01,
    günde 1.14 kız ile yatmış oluyor.

    kırılamayacak rekorların adamı gerçekten de.
  • babam bana bu adam için, "her maçtan önce sakızını panyenin en üstüne yapıştırır, maçtan sonrada ordan alır çğnemeye devam eder" demişti. benim gözümde bu sebepten ilahi bir imajı vardır.
    bir maçta en çok sayı atan oyuncudur nba de. (100 sayı)
    bunu türkiye 'de gerçekleştiren isim ise...
    (bkz: erman kunter)
  • bu adami "weak era" argumaniyla kucumseyenler, oynasa tyson chandler olurdu derler, standarttir.
  • basketbolun bug'ıdır.

    20.000 kadın konusu eğer gerçek ise erkekliğin de bug'ıdır.
  • zamanında 210 kilo * ile bench press yapabildiği iddia edilen merhum, efsanevi basketbolcu.

    sam smith'in muhteşem kitabı the jordan rules'ta, 51.1% olan kariyer serbest atış yüzdesi hakkında yürekleri parçalayan, şöyle de enfes bir açıklaması yer almaktadır:

    "i went to a psychiatrist once about my free-throw shooting, after six months i was still all screwed up, but the psychiatrist could make ten of ten."