şükela:  tümü | bugün
  • bugün tanık olduğum rezalet.

    öncelikle, temsili bir resimle başlıyoruz:

    evet, ankara'da deniz bile yok.

    bugün akay hastanesine gitmek için metroya bindiğimde şu konfigürasyonla karşılaştım. ben toplu taşıma araçlarında oturmam. prensip meselesi. hem de ortalığı uzaktan bi yerden daha iyi süzüp rezalet yakalama şansı var.

    görüldüğü üzere iki boş koltuk, fena halde oturmak isteyen tutucu bir kadın, ve iki boş koltuğun her iki yanındaki erkekler mevcut.

    daha sonra olaylar şu şekilde gelişti. uzaktan gerilme sinyalleri alan soldaki erkek, inanılmaz bir öngörü ile yerinden kalktı. bunu gören tutucu kadın anında diğer tutucu kadının yanında boşalan koltuğa yöneldi. bunu da son derece süratli bir şekilde gerçekleştirdi. ben açıkçası bu kadar hızlı hareket etmedim hiç.

    gelelim bir sonraki kareye.... o anda metro vagonuna (?) iki insan daha bindi. biri tutucu olmayan bir kadın (bundan sonra ona "mutlu kadın" diyeceğiz) diğeri de kadersiz bir erkekti. bunu daha sonra açıklayacağım.

    mutlu kadın ve kadersiz erkek şu manevraları yaptılar. mutlu kız gitti, soldaki boş koltuğa oturdu. dikkat ederseniz tutucu kadının değil, kayda değmez erkeğin yanındaki boş koltuktu o. bu beklenmedik manevra, arkadaki kadersiz erkeği adeta paralize etti. eleman araba farı görmüş geyik gibi kaldı ortalarda. ama bozuntuya da vermedi. bunu hiç takmadığını, kendisinin aslında doğuştan yetenekli bir "ayakta durucu" olduğunu hiç bir yere tutunmayarak hepimize kanıtladı. en azından bir süre...

    ama bir yandan da boş koltuğu analiz ediyordu. vücut dillerinden çözdüğüm kadarıyla durum aynen şuydu...

    tutucu kadın yine gerilmişti, çünkü yanına bir erkeğin oturma ihtimali vardı. mutlu kız hiç oralı değildi. bu iki bölgeye yüksek ve düşük riskli bölgeler diyoruz. hedef bölgenin her iki yanında yer alan bu iki bölgeyi kapsayan dar açı "gamma" bizim kadersiz elemanın görüş açısı.

    olayı daha da açmak gerekirse, tutucu kadın ile mutlu kadının yanında oturanları da hesaba katmak lazım. onların halet-i ruhiyesi (?) de şu sekildeydi. ikinci tutucu kadın nötr bir bölge oluşturdu. daha önce kayda değmez erkek olarak adlandırdığımız koltuk sahibi ise bulutların üzerinde, yanında oturan mutlu kadın ile evlilik hayalleri kuruyordu.

    işte ne olduysa o uğursuz anda oldu... metro fren yaptı. o ana kadar bir yandan boş koltuğu kesip diğer yandan da spiderman gibi tutunmadan giden eleman newton'un birinci kanununa kayıtsız şartsız uydu ve havaya kalktı. ben rotasını az çok tahmin edebildim. yüzde 5 yanılsama payı vardı sanırım.

    sonuç şunun gibiydi.............

    tutuculuk ile modernlik arasında sıkışıp kalmış ülkemizin yetiştirdiği kadersiz eleman önüne çıkan ilk engele (duvar) takılarak durdu. olayın rezalet boyutu ise şu... gereksiz yere meydana gelen bu kazada en azından (tahminen) bir dişini kıran bu elemanın sağlık masrafları hepimizin (ya da hepinizin) cebinden çıkacak.

    bence bu sabahki metro ücretimin iade edilmesi lazım.
  • tamamını okuduğum için kendime madaly takılmasını istediğim rezalet.
  • hayırlı olsun kalemli, akıllı telefon falan almışsın kardeş dememe neden olan rezalet.
  • metroda fotoroman çizmek.

    (bkz: samsung galaxy note 4)

    edit: ama bişi dicem çok hoş anlatmamış mı yaa böyle yıldızlar kalpler falan olsa favori butonunun orda hepsine abancam.
  • (bkz: anlamadım)
  • her şerde bile bir hayır vardır, o uğursuz anda gelen frenle mutlu kız yanındaki erkeğin kollarının arasına düşmüştür aynı o romantik filmlerde olduğu gibi. ayrıntıya girmeyeyim, yiyişiyorlar hatta şu anda.
  • 2015 ekonomik krizi harbiden gelmiş dedirten rezalet. zaten sözlükte son günlerde anlamsız bi yığın saçma başlık, entry var.

    işsizlik zor.