şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bu tip başlıklar genellikle istanbul taksicileri hakkında açılır.

    hayır.

    istanbul taksicilerinin kıymetini bilin. ya da benim gibi umursamaz olmayın. az sonra yazacaklarım öz be öz bir norveç taksicisi ile ilgili.

    o gün aslında güzel başlamıştı. nefis bir pazar sabahıydı. vip transferci niğdeli ali abi beni beşiktaş w otel’den alıp atatürk havalimanına götürmüş, hatta neredeyse güvenliğe kadar eşlik edip bir de sımsıkı sarıldıktan sonra yanaktan öpme hamlesini yapmaya hazırlanırken benim bir adım geri atmamla bana bir kez daha iyi yolculuklar dileyerek el sallamıştı.

    yakın mesafeden el sallamak bana hep tuhaf gelmiştir. güvensiz bir durum. karşınızdaki insanı çok sevmenize rağmen henüz yeterli ilişkisel yakınlığa sahip olmadığınızda ortaya çıkar bu. aslında iki erkek arasında el sıkışmak daha oturaklı. ama niğdeli ali abi süper bir insan. o el salladı. ben de el salladım :)) biraz daha samimi.

    bir erkek ve bir kadın olsa, aslında direk sarılıp değişik öpme modelleri uygulamak gerekli. simülasyon öpme var mesela. temassız, ya da kulağınız onun yanağına filan değecek şekilde bir öpme tarzı bu. ciddi bir öpücük olmadığından ses de genelde simüle edilir cuk cuk diye.

    diğeri ise tek yanaktan öpücük ama gerçek. burada daha çok önem verdiğiniz, daha iyi bi ilişkiye sahip olduğunuz bellidir.

    tabii bunun french’e kadar yolu var.

    ama ben zaten niğdeli ali abi ile o düzeye yakın bile değilim. olamam da. not that there is anything wrong with that.

    neyse...

    güzel bir uçuş sonrası oslo’ya indik. benim gitmem gereken yer ise sandefjord adında ve oslo havalimanına iki saat kadar uzaklıkta nefis bir kasabaydı. oradaki ofisimden bir kaç kişiyi işten çıkarmam gerekliydi. o yüzden gittim.

    tabii ki uçaktan iner inmez telefonlar başladı. pasaport kontrolünden filan nasıl geçtim hatırlamıyorum. elimde hep telefon. aynı şekilde elde telefonla hiç düşünmeden kapının önündeki ilk taksiye bindim... basiretim bağlandı galiba. “sandefjord” dedim.

    taksici önce bir afalladı. ama renk vermedi. ben belki bu da niğdelidir diye düşündüm ama benzemiyordu. hemen bavulumu aldı, mercedes e class taksinin bagajına attı... ben de o esnada arka koltuğa oturdum ve telefon trafiğine devam ettim.

    yine de bilincim açıktı. araba hareket etmeden tahmini ücret ne kadar, onu sordum. taksici kem küm yaptı. net bir şey söylemedi. zaten hep nok (norveç kronu) üzerinden konuşuyordu. ben fahrenheit’ten celsius’a çevirim yapmayı abd’deki 20. senemde öğrendiğimden nok-usd çevirimine hiç girmedim bile.

    norveç gibi süper zengin bir ülke taksicisinin biraz doygun olacağını düşünmüştüm.

    ben yeniden telefonlara daldım.

    hollanda insan kaynakları, almanya, ingiltere derken... telefon hiç susmadı.

    biraz da dışarı baktım....

    ortam eskişehir - ankara yolu gibiydi. enterese etmedi.

    sandefjord’a yaklaştığımızda kalacağım otelin adını verdim. bu otel 60’larda çok zengin üç norveçli tarafından yaptırılmış. sebebi de barda oturup viski içmek için limandan biraz daha içeride olan başka bir otele yürümek istememeleriymiş. bu insanların düşünce tarzını kendime yakın bulduğumdan bu oteli ayarladım.

    otele yaklaşırken gözüm taksimetreye ilişti.

    artış temposu bee gees’in stayin’ alive parçası ile aynıydı. ah ah ah ah stayin’ alive stayin’ alive...

    ben o anda norveç kronunun belki de çok zayıf olabileceğini düşündüm. zira 150km’lik yolculuk sonunda göstergede 6,000 küsür nok yazıyordu.

    demek ki o kadar zengin de olsan paran zayıf olabiliyormuş.

    değil tabii.

    google’a sordum.

    google, dedim, nok-usd nedir?

    karşıma çıkan rakamı teyit etmek için google’da vp’lik yapan bir arkadaşımı aradım. arkadaşım teyit etti.

    aslında rezalet yok. suç bende.

    2 saat süren bir taksi yolculuğuna tam 750 dolar verdim. hayatımda bahşiş vermediğim nadir durumlardan biridir bu. zaten taksici de sorun yapmadı bu durumu. biraz utandı sanırım.

    ertesi sabah işten çıkarma toplantısı başlamadan havalimanından taksi ile geldiğimi söylediğimde konferans salonunda soğuk bir rüzgar esti. ekmek yoksa pasta yeme üzerine nasihat veren marie antoinette gibi hissettim kendimi. aslında bence orada bahsedilen pasta kek türü bir şey değil; makarna. yüzyıllardır marie’ye haksızlık edildiğini düşünüyorum.

    iki gün sonunda yeniden istanbul’a dönmek için sandefjord’dan oslo’ya gitmem gerekti.

    otelin hemen yakınında tren istasyonu varmış. 50 dolara aldığım business biletimle havalimanı terminaline kadar trenle gittim. süperdi.

    bana bu tavsiyeyi vermeyip büyük bir istekle bavulumu bagaja atan taksici abiyi de hasretle anıyorum.

    niğdeli ali abi olsa “evladım manyak mısın, bak şurdan trene bin” derdi. sonra da kocaman sırıtarak arkamdan el sallardı. bir kap su bile dökebilirdi.

    beni türk taksicilerine emanet edin.

    amin.
  • who cares

    madem o kadar zenginsin donusu niye taksiyle yapmadin ?
  • sandefjord ekonomisine yaptığı katkılardan ötürü taksiciler tarafından itfaiye müdürlüğü karşısında bulunan döner kavşağa heykelinin dikilme kararının alındığı yazar. rivayete göre heykelin etrafına laleler dikilebilirmiş.

    ayrıca stayin alive dinlerken denk geldiğim entry. yazar kişi edit çakıp entry'nin stayin’ alive dinlenirken okunmasını sağlarsa serinliği bir kat daha artıyor.
  • durumu olmayıp okuyamayanlar için özet: adam istanbul-san francisco uçak bileti fiyatına, çankırı-nevşehir muadili yerler arası taksiyle yolculuk yapmış. rezalet falan yok; kerizlik var, zenginlik var.
  • ''istanbul taksicilerinin kıymetini bilin. ''den sonrasını okumadım.taksiciler odasından kaç para aldın ?
  • 3000 kronluk yolu 6000 krona götürmek göt ister. somalili taksicinin işidir.
  • taksici kendisine söylenen yere götürmüş işte, "aman abi orası uzak sen in trenle git" mi diyecekti? kaldı ki yazar taksiye binerken havalimanına iki saat uzaklıkta bir yer olduğunu biliyormuş, neye şaşırmış anlamadım. oslo'da marketen alınan küçük su bile 20 tl civarı zaten.

    tanım: rezalet olmayan, (bkz: rich kids of istanbul) tipi görgü seviyesine sahip bir yazar tarafından kaleme alınan durum.
  • "istanbul taksicilerinin kıymetini bilin" den sonrasını okumadım.

    sarhoş müşterisine tecavüz eden taksicinin mi kıymetini bilelim !? lhaber1 haber2 haber3 haber4
  • ben size ne diyeyim bilemedim ki patron!
    yazının sonun şirketimizi afişe edeceksiniz diye tüm ofis çalışanları olarak tedirgin olduk, kaldı ki biz sizleri her cemiyette “şöyle bonkör, böyle cömert patron” diye lanse ederiz. abes kaçtı bu $750 beyanınız. şuan aldığımız kararla bu hafta ek mesai ücretimizden feragat ediyoruz, güzel uykunuz kaçmasın dileğimizle
    regards,
    en gözde çaycınız
    hüseyin
  • taksicide de hata var. parayı aldıktan sonra sana norveçli balıkçıların elleri için kullandığı nemlendirici kremi verseydi daha rahat hazmederdin.